‘Ev Haczi’ Kategorisi için Arşiv

icra-dairesi-ru%cc%88s%cc%a7vetİstanbul Mali Suçlarla Şube Müdürlüğü ekipleri düzenlediği operasyon ile rüşvet aldığı iddia edilen 18 personeli gözaltına aldı. Çağlayan Adliyesi’nde bulunan 14 farklı icra müdürlüğüne rüşvet operasyonu düzenlendi. Hukuk büroları ve işyeri sahiplerinden dosya başı 100 lira 10 bin lira arasında değişen rakamlarda rüşvet aldığı iddia edilen personel gözaltına alındı

Çağlayan Adliyesi’nde bulunan 14 ayrı icra müdürlüğüne rüşvet operasyonu düzenlendi. Hukuk büroları ve işyerleri sahiplerinden dosya başı 100 TL ile 10 bin TL arasında rüşvet aldığı iddia edilen 18 icra müdürü, yardımcısı ve katip gözaltına alındı.

İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, “Hukuk bürolarının Çağalayan Adliyesi’nde bulunan icra müdürlüklerinde rüşvet alınıyor. Rüşvetsiz işlem yaptıramıyoruz” şikayetleri üzerine çalışma başlattı. Habertürk’ten Nihat Uludağ’ın haberine göre mali polis, Çağlayan Adliyesi’nde bulunan 14 ayrı icra müdürlüğünde teknik ve fiziki takip çalışması başlattı. Gizli kameralarla yapılan teknik takipler sırasında, icra müdürlüğünde işlem yapan kişilerin 100 TL ile 10 bin TL arasındaki parayı zarfın içerisinde dosyaya koyduğu belirlendi. İcra müdürlüklerinde yıllık dönen rüşvet çarkının en az 1 milyon TL olduğu öğrenildi.

icra-ru%cc%88s%cc%a7veticra-ru%cc%88s%cc%a7vet-operasyonuicra

İCRA MÜDÜRÜ VE YARDIMCILARI GÖZALTINA ALINDI

Mali polis, akşam saatlerinde mesai bitimine az bir süre kala Çağlayan Adliyesi’nde bulunan 14 ayrı icra müdürlüğüne eş zamanlı baskın düzenledi. 3’ü katip 15’i İcra Müdürü ve yardımcısı olmak üzere 18 kişi gözaltına alındı.

İCRA DOSYALARINI RÜŞVETLE ÖNE ÇEKMİŞLER

Gözaltına alınan zanlıların, rüşvet karşılığında icra dosyalarını öne aldıkları, dosyaların 1 aylık ilam süresini doldurmadan 1 günde dolmuş gibi gösterdikleri rüşvet vermeyen kişilerin işlemlerini geciktirdikleri belirlendi.

Hürriyet 03.03.2017

Reklamlar

Tüm yeni konular ve yorumlar bu sayfada devam edecektir…

Ev haczi konusunda Yargıtay 12.Hukuk Dairesi son noktayı 26.03.2013 tarihinde koymuştur. Yurt genelindeki tüm icra müdürlükleri ve çalışanları hukuk devletinin temel esasları çerçevesinde  KANUN KOYUCUNUN YÜKSEK İRADESİNE UYGUN davranmak ve yine yüksek mahkemenin bu bağlamda almış olduğu içtihad kararlarını vatandaş lehine uygulamak ve bu kararlara uygun işlemler yapmak zorundadır. Aksi davranış sergilemek hem hukuk dışı olacak hemde mevcut kanunlar çerçevesinde görevi kötüye kullanmak anlamı taşıyacaktır. 

”Borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için “lüzumlu” olan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, koltuk takımı, ütü, fırın, halı, bulaşık makinesi gibi insan onuruna yakışan hayatın sürdürülmesi için varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz. Bu konuda, haciz konusu malın borçlunun haline uygun olup olmadığı ölçütü değerlendirmeye alınamaz.” 

12. Hukuk Dairesi, Esas: 2012/27279,

Karar: 2013/11536 İçtihat

kefaletHer nekadar borçlu tüzel yada özel kişi için verilen kefalet hukuken oldukça sıkıntılı gözüksede 2012 yılında yürürlüğe giren 6098 sayılı yeni borçlar kanunu, herhangi bir borca süresiz kefil olmuş birçok kişiyi rahatlatacak çok önemli yeni bir yasal düzenleme getirmiştir. Bu düzenlemenin aslında amacı hukuk devleti ilkesi ve devletin bireyi kendisinden bile koruma güdüsü için bazı ek yasal düzenlemeleri yapmaktır.

Sözleşmeler hususunda her ne kadar sözleşme serbestîsi söz konusu olsa da kişilik haklarına aykırı hükümler kanunun emredici düzenlemesi karşısında bertaraf edilmektedir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 598/2.3 ve 4. Fıkrası;

Madde 598  :Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.

Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.

Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir.

diyerek, kefalet sözleşmesinin 10 yıllık azami süreyi geçemeyeceğini 10 yılın üzerinde kararlaştırılan sorumluluğun 10 yılla sınırlı olduğunu belirtmiştir. Yalnız bu durum sadece gerçek kişilerin kefil olması hali için geçerlidir. Tüzel kişilerin kefalet sözleşmesindeki sorumluluk süresi 10 yıldan fazla olabilecek, süresi taraflarca serbestçe belirlenecektir.

 

adliyeler doldu taştı
Avrupa Birliği ile Adalet Bakanlığı’nın birlikte yürüttüğü “İcra Dairelerinin Etkinliğinin Arttırılması” projesi kapsamında yapılacak köklü sistem değişikliği ile icra daireleri kapatılıp, tek bir çatı altında birleştirilerek tüm işlemler uzmanlaşmış bürolar aracılığıyla elektronik ortamda yapılacak.
Ayrıca daha hızlı hizmet verilecek yeni sistemle, mali işlemler banka hesapları üzerinden, elektronik tebligat ve UYAP sistemi üzerinden de e-haciz yapılabilecek.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, mevcut icra uygulamalarında yaşanan sıkıntıların ve şikayetlerin önüne geçmek amacıyla Türkiye genelinde 12 bölgede uygulamaya konulan ‘Pilot İcra Uygulaması’ sisteminin Adana’da da faaliyete geçirilmesi için çalışma başlatıldı.

YENİ SİSTEMLE DAHA HIZLI, ŞEFFAF VE GÜVENLİ HİZMET VERİLECEK

Bu kapsamında, çalışmaların değerlendirilmesi ve görüş alışverişinde bulunmak amacıyla Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan’ın öncülüğünde, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Ramazan Yılmaz, Cumhuriyet Başsavcı Vekili Cumali Tülü ve Adana’da hizmet veren icra dairelerini müdürlerinin katılımıyla toplantı düzenlendi. Toplantının açılışında konuşan Başsavcı Ali Yeldan, icra dairelerinin birçok sorunu olduğunu belirterek, “İcra müdürlerimiz, kurumun temsili ile alacaklı borçlu dengesinde adaleti temsil ediyor. Pilot icra uygulamaları kapsamında, burada görüş alışverişinde bulunarak sorunlarımızı tespit edip bunların çözümüyle ilgili çalışmalar yapacağız. Adana’da pilot icra uygulamasına geçerek vatandaşlarımıza daha hızlı, daha güvenli, daha şeffaf, daha kaliteli ve daha adil hizmet vermeyi amaçlıyoruz. Bu sistemle hem vatandaşlar, hem avukatlar hem de çalışan personelin işi kolaylaşacak” dedi.
İCRA DAİRELERİ KAPATILIP UZMAN BÜROLAR KURULACAK

Karataş İcra Müdürü Önder Şahin, ‘İcra Dairelerinin Etkinliğinin Arttırılması’ projesi kapsamında kurulan ‘Pilot İcra Uygulaması’ hakkında bilgi verdi. Pilot uygulama ile icra dairelerinin kapatılıp tek bir çatı altında toplanacağını söyleyen Önder Şahin, “Pilot uygulamaya geçilmesiyle tüm icra daireleri ‘İcra Müdürlüğü’ altında toplanacak. Bununla birlikte alanında uzmanlaşmış personelin görev yapacağı 6 büro oluşturulacak. Bu birimler ‘Müracaat ve Kalite Yönetim Bürosu, Esas ve Aile Bürosu, Haciz Bürosu, Satış Bürosu, Mali İşlemler Bürosu, Dosya ve Arşiv Bürosu’ olarak hizmet verecek. Projesinin hayata geçirilmesi ile her icra çalışanın başında onlarca kişinin yığılmasının önüne geçilecek, tüm işlemler elektronik ortamda gerçekleştirilerek ve fiziki evrak kullanımı son bulacak” diye konuştu.

‘E-TEBLİGAT’ VE ‘E-HACİZ’ DÖNEMİ

icra daireleriMevcut sistemin terk edilerek yepyeni bir icra sisteminin kurulacağını, böylece hizmet kalitesinin artacağını ve yapılan hizmetlerin daha hızlı olacağını kaydeden Önder, şunları söyledi:

“Yeni sistemle tüm kurum ve kuruluşlarla entegrasyon sağlanacak. Şu an UYAP sistemi üzerinden trafik ekranı ile haciz koyma ve kaldırma işlemleri yapılabiliyor. Aralık ayı itibariyle de tapu ekranından tapu kayıtları üzerine haciz kaldırma ve koyma işlemleri yapılabilecek. Ayrıca, eskiden fiziki evrak olarak posta yoluyla gönderilen tebligatlar, yazışmalar artık ‘E-tebligat’ uygulaması ile avukat, şirketler ve bankalar elektronik posta ile gönderilecek. Şu an itibariyle anlaşma yapılan 40 bankayla sistem tanımlı ve elektronik ortamda karşılıklı yazışmalar yapılıyor. Bu sayede, ilgili kişilerin banka hesapları üzerinde haciz koyma veya kaldırma işlemleri, hızlı ve seri bir şekilde yapılabilecek. Bunun yanı sıra avukatlar, elektronik olarak yine UYAP sistemi üzerinden başvuru, talep ve işlemlerini gerçekleştirebilecek. Mali işlemler de banka hesapları üzerinden yapılacak.”

yargitayEv haczi konusunda Yargıtay 12.Hukuk Dairesi son noktayı 26.03.2013 tarihinde koymuştur. Yurt genelindeki tüm icra müdürlükleri ve çalışanları hukuk devletinin temel esasları çerçevesinde  KANUN KOYUCUNUN YÜKSEK İRADESİNE UYGUN davranmak ve yine yüksek mahkemenin bu bağlamda almış olduğu içtihad kararlarını vatandaş lehine uygulamak ve bu kararlara uygun işlemler yapmak zorundadır. Aksi davranış sergilemek hem hukuk dışı olacak hemde mevcut kanunlar çerçevesinde görevi kötüye kullanmak anlamı taşıyacaktır. 

”Borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için “lüzumlu” olan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, koltuk takımı, ütü, fırın, halı, bulaşık makinesi gibi insan onuruna yakışan hayatın sürdürülmesi için varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz. Bu konuda, haciz konusu malın borçlunun haline uygun olup olmadığı ölçütü değerlendirmeye alınamaz.” 

12. Hukuk Dairesi, Esas: 2012/27279,

Karar: 2013/11536 İçtihat

Denizli 1. İcra Hukuk Mahkesmesi haczedilen televizyonun lüzumlu eşya sıfatı taşıması nedeni yapılan haczi kaldırdı. Kesin kararın orjinal resmi:

Mahkeme Kararı (1)

Mahkeme Kararı 2

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, lüzumlu ev eşyası oldukları gerekçesiyle bilgisayar ve dikiş makinesinin haczedilmesine izin vermedi.

yargitayAnkara’da ikamet eden bir vatandaşın evine 2013 yılında gelen haciz memurları, bilgisayarı haczetmek istedi. Borçlu vatandaş, haciz işlemini Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi’ne taşıdı. Mahkeme, evde bulunan bilgisayarın da haczedilebileceğine hükmedince, borçlu vatandaş yerel mahkemenin kararını temyiz etti. Dosyayı değerlendiren Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bilgisayarın günümüz koşullarında lüzumlu ev eşyası olduğuna dikkat çekti. Yargıtay kararında şu ifadelere yer verdi: “Kural olarak ev eşyasının haczedilemeyeceği, ancak aynı amaca hizmet eden birden fazla eşya var ise ve birisinin haczedilebileceği kabul edilmelidir. Böyle bir durumda pek tabidir ki muhafazası ve satışı zahmetsiz olan, taliplisi fazla olan eşyalar haczedilmelidir. Ancak lüzumlu olmayan ev eşyaları için de haczedilmezlik kuralı uygulanmamalıdır. Burada lüzumlu olan eşyadan ne anlaşılması gerektiğinin üzerinde de durulması gerekir. Mütevazi bir hayat standardının sürdürülebilmesi ve içinde bulunulan sosyal statünün asgari koşullarının muhafazasını temine yarayan, borçlunun yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya lüzumlu eşya olarak kabul edilmelidir. Lüzumlu eşyanın değeri ise pek fahiş olmadığı sürece haczedilmezlik şikayetinin dinlenmesine engel oluşturmayacaktır. Somut olayda haczedilmezlik şikayetine konu edilen bilgisayar günümüz koşullarında lüzumlu ev eşyası olup; bir adet olduğu ve değeri de pek fahiş olmadığına göre yukarıda açıklanan ilkeler ve yasal düzenlemeler karşısında haczedilemeyeceğinin kabulü gerekir. O halde, mahkemece bilgisayar yönünden şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının bozulmasına oybirliği ile karar verildi.”


DİKİŞ MAKİNESİ VE TELEVİZYON DA HACZEDİLEMEZ

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Kastamonu’da yargıya taşınan televizyon ve dikiş makinesi haczine de ‘dur’ dedi. Kastamonu 2. İcra Hukuk Mahkemesi’ne dava açan borçlu, evindeki haciz işlemine itiraz etti. Borçlu vatandaş, yerel mahkemenin haciz işlemine yeşil ışık yakma kararını temyiz etti. Dosyayı değerlendiren Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, kural olarak borçlunun her türlü mal ve haklarının haczinin mümkün olduğuna dikkat çekti. Kararda, “Haczedilmezlik iddiasında bulunabilmek için İcra İflas Kanunu’nda ya da özel kanunlarda hüküm bulunması gerekir. Asıl olan borcun ödenmesi, bir diğer ifade ile alacaklının alacağına kavuşması olup, haczedilmezliğe ilişkin düzenlemelerin bu bağlamda dar yorumlanması gerekir. Haczin amacı, borcun tahsilinin sağlanması olup borçluyu taciz etmek ya da baskı kurarak ödemeye zorlama maksadıyla haciz yapılmamalıdır. Aksine davranış yasa hükmüne açıkça aykırılık teşkil edeceği gibi, temel hak ve özgürlüklerin korunması ilkesine de ters düşer. Nitekim ev eşyasının haczi halinde bu eşyanın muhafazası güç olup çoğu zaman satılamamakta, satılmaları halinde ise satış bedeli haciz ve muhafaza masraflarını dahi karşılamamakta ve dolayısıyla alacağın tahsiline müspet yönde herhangi bir katkısı da bulunmamaktadır. Bu halde yapılan haciz işleminde ekonomik yarar bulunmadığı, gibi, haczin yalnızca borçluyu ve doğal sonucu olarak aile bireylerini taciz etmekten öte bir yarar sağlamadığı da görülmektedir. Somut olayda haczedilmezlik şikayetine konu edilen televizyon ve dikiş makinesi günümüz koşullarında lüzumlu ev eşyası olup; bir adet olduğu ve değeri de pek fahiş olmadığına göre yukarıda açıklanan ilkeler ve yasal düzenlemeler karşısında haczedilemeyeceğinin kabulü gerekir. O halde, mahkemece anılan televizyon ve dikiş makinesi yönünden, şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının bozulmasına oybirliği ile karar verildi.” denildi.

BİRDEN FAZLA EŞYADA DEĞERİ DÜŞÜK OLAN BORÇLUYA BIRAKILIR

Öte yandan Edirne İcra Hukuk Mahkemesi’nin evde bulunan bazı eşyaların haczine izin verilmeyen kararı alacaklı vatandaş tarafından temyiz edildi. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, evde ikincisi bulunan lüzumlu eşyaların haczedilebileceğine hükmetti. Kararda, “Somut olayda; mahkemece şikayete konu 24 Mayıs 2013 tarihli haciz tutanağına konu haciz işlemi değil, bu hacizden sonra yapılan 3 Haziran 2013 tarihli haciz işlemi inceleme konusu yapılmış ve karara esas alınmıştır. Şikayete konu 24 Mayıs 2013 tarihli haciz tutanağında, haczedilen eşyaların ikincisi olduğu belirtilmiş olup haczedilen eşyaların bir kısmının lüzumlu ev eşyası niteliğinde değil lüks eşya niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Haczi istenen aynı eşyalardan birden fazla bulunması durumunda bunlardan değerinin düşük olanının borçluya bırakılması, diğerinin ise haczedilmesi gerekir. O halde mahkemece, şikayete konu 24 Mayıs 2013 tarihli haciz işlemi yönüyle inceleme yapılarak, istemin birden fazla bulunan eşyalar ve mütevazi bir hayat standardının sürdürülebilmesi ve içinde bulunulan sosyal statünün asgari koşullarının muhafazasını temine yarayan, borçlunun yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü lüzumlu eşya dışında kalan lüks eşya yönüyle reddine karar verilmesi gerekirken, istem konusu dışında kalan 3 Haziran 2013 tarihli haciz işlemi yönünden eksik inceleme ile yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetsizdir. Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının bozulmasına karar verildi.” ifadeleri yer aldı.

Avukat Mustafa Akıncı da “Borçlunun haline münasip olmaktan çok uzak bir şekilde lüks eşya olması durumunda haciz yapılır. Satış sonrası elde edilen paradan , borçluya aynı eşyadan haline münasip az değerli eşya alması için bir kısım para iadesi yapılır” dedi.

(CİHAN)