ÇEKİN KARŞILIĞINI ÖDEMEYENE ADLİ PARA CEZASI GELİYOR…PARAYI DEVLETE YATIRAN HAPİSTEN KURTULUYOR !

%C3%A7ekhapsiÇekte garabet hapis cezası geri dönüyor…Piyasayı canlandırmak için (!) eskisi gibi çek bedeli kadar adli para cezası uygulaması geliyor ve yine eskisi gibi karşılıksız çekin bedelini çekin hamili yerine devletin kasasına yatıran hapis cezasından kurtuluyor.Yatıramayan günlüğü 100 T.L den hapis yatacak…Bu düzenleme kimin işine yarayacak ? Bu kanunla piyasa nasıl canlanacak ? İleri vadeli keşide edilen çekte suç nasıl oluşur ? Kasıtsız suç olamayacağına göre  ileri vadeli kasıtla suç nasıl oluşur ? Suçun vadesi olabilirmi ? Her çek kesen potansiyel suçlumudur ?  Kasıt aranamaz ise suç kimin objektif sorumluluğu altında işlenmiştir ?  Sırf böyle bir kanun maddesi eklendi diye esnaflar birbirine ileri vadeli ürün satıp çekle piyasayımı canlandıracak ? Çekte eskiden hapis cezası varken mahkemelerde 1,5 milyon yargıtayda 800 bin karşılıksız çek  dosyası birikmemişmiydi ? O zaman hapis cezası neden çözüm olamamıştı ?

Yoksa amaç bankaları ve faktoringleri piyasaya karşılıksız para satmaları için cesaretlendirmek mi ? 

ÇEK KANUNUNDAKİ DEĞİŞİKLİKER

MADDE 61- 14/12/2009 tarihli ve 5941 sayılı Çek Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bankası kayıtlarını,” ibaresi “Bankası kayıtları ile adli sicil kayıtlarını ve” şeklinde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiş, dördüncü fıkrasında yer alan “yaptığı, temsilcisi veya imza” ibaresi “yaptığı veya ticaret siciline tescil edilen” şeklinde değiştirilmiş ve yedinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.
“Muhatap banka; gerçek veya tüzel kişi adına açılması talep olunan çek hesaplarında bunların, sermaye şirketlerinde ayrıca yönetim organında görev yapanlar ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkililerinin çek hesabı açma yasağının bulunmadığı hususunu kontrol ederek, yasağın bulunmadığına ilişkin sorgulama sonucunu muhafaza eder. Bankalar çek hesabı açtıkları kişiler ile çek hesabı sahibi tüzel kişi ise hesap açılış tarihi itibarıyla tüzel kişi tarafından bildirilen işlem yetkililerini 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 780 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen sisteme kaydeder.”
“e) Çek hesabı sahibi gerçek kişi ise Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası; tüzel kişilerde ise varsa MERSlS numarası,
f) Çek hesabı sahibi ile düzenleyenin farklı kişiler olması halinde, ayrıca düzenleyenin Türkiye Cumhuriyeti Kimlik numarası,”

MADDE 62- 5941 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “talepte” ibaresi “şikâyette” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(10) Lehine karekodlu çek düzenlenen lehdar, teslim aldığı çeki Türk Ticaret Kanununun 780 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen sisteme kaydeder. Sisteme kaydedilmeyen çekler için muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona erer. Karekodlu çekin sisteme kaydedildiği tarihten sonra çek düzenleyen tüzel kişinin temsilcilerinde meydana gelen değişiklikler, çek hesabı sahibi tüzel kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.”

MADDE 63- 5941 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin madde başlığı “Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı” şeklinde, birinci ve onuncu fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, ikinci ve dokuzuncu fıkraları aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiş, üçüncü fıkrasında yer alan “sorumluluk ile idari yaptırım sorumluluğu” ibaresi “ve cezai sorumluluk” şeklinde değiştirilmiş, sekizinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Bankasına” ibaresi “Bankası ve MERSİS ile Risk Merkezine” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(1) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Yargılama sırasında da resen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır. Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından îcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabımn açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikayetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.
Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığım ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması halinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür. Birinci fıkra uyarınca hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilenler, yasaklılıkları süresince sermaye şirketlerinin yönetim organlarında görev alamazlar. Ancak, hakkında yasaklama kararı verilenlerin mevcut organ üyelikleri görev sürelerinin sonuna kadar devam eder.”
“Hakkında çek hesabı açma yasağı verilen kişiler, Risk Merkezi tarafından bankalara bildirilir. Bu kişiler ayrıca Risk Merkezi ve/veya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi internet sitesinde ilan edilir.”
“(9) Karşılıksız kalan bir çekle ilgili olarak yapılan yargılama neticesinde mahkeme tarafından, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi veya davanın reddine karar verilmesi halinde, aynı kararda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına ilişkin kararların kesinleşmesi üzerine, bu kararlar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve MERSİS ile Risk Merkezine sekizinci fıkradaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.
Birinci fıkrada tanımlanan suç nedeniyle, ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler uygulanmaz.
Birinci fıkra uyarınca verilen adli para cezalarının ödenmemesi durumunda, bu ceza, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı verilmeksizin doğrudan hapis cezasına çevrilir.”

MADDE 64- 5941 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Etkin pişmanlık ve çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılması
MADDE 6- (1) Karşılıksız kalan çek bedelinin, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında,
Yargılama aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine,
Mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına,
karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırıldığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve MERSİS ile Risk Merkezine 5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilân olunur.
Şikâyetten vazgeçme halinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.
Kişi, mahkum olduğu cezanın tamamen infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl ve her halde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, hükmü veren mahkemeden çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasını isteyebilir; mahkemenin vereceği karara itiraz edebilir. Bu itiraz bakımından İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına ilişkin karar kesinleştiğinde, yasağın kaldırıldığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve MERSİS ile Risk Merkezine 5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.

MADDE 65- 5941 sayılı Kanuna aşağıdaki madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 4- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına ilişkin kayıtlar, bu Kanun gereğince silinmesini gerektiren şartlar oluşuncaya kadar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında tutulmaya devam olunur.”

Yargıtay İçtihad Kararı : ”Varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz.”

 12. Hukuk Dairesi, Esas: 2012/27279, Karar: 2013/11536 İçtihat

yargitayBorçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için “lüzumlu” olan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, koltuk takımı, ütü, fırın, halı, bulaşık makinesi gibi insan onuruna yakışan hayatın sürdürülmesi için varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz.”

T.C
YARGITAY
12.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2012/27279
KARAR NO: 2013/11536
KARAR TARİHİ: 26.03.2013

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr.Şanver Keleş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

İİK’nun 6352 Sayılı Kanun’un 16. maddesi ile değişik 82. maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu veya aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya; aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri haczedilemez.”

Aynı maddeye 6352 Sayılı Kanun’un 16. maddesi ile eklenen son fıkraya göre; “İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.” Bu hüküm icra memurunun mal ve hakların haczi konusunda değerlendirme ve takdir yetkisine sahip olduğunu belirtmektedir. İcra müdürü hangi malların haczedileceği konusunda takdir yetkisini kullanırken uyacağı ilkeler anılan maddenin gerekçesinde yazılmıştır. Gerekçede; “Maddeyle alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesinin sağlanması, temel hak ve özgürlüklerinin korunması, hacizde ekonomik yarar bulunmayan ya da muhafazasında ve satışında güçlük çekilen eşyaların hacizlerinin önlenmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeye göre, …. borçlu ile aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için gerekli her türlü eşyanın … haczedilemeyeceği hükme bağlanmaktadır” ifadesi yer almaktadır.

İcra müdürü yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde takip alacağına yetecek miktarda haciz yaparken yokluğu borçlunun günlük hayatını devam ettirmesinde en az sıkıntı verecek ve haczi muhafaza ve satışı en kolay olan mallara öncelik vermek zorundadır. Borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için “lüzumlu” olan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, koltuk takımı, ütü, fırın, halı, bulaşık makinesi gibi insan onuruna yakışan hayatın sürdürülmesi için varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz. Bu konuda, haciz konusu malın borçlunun haline uygun olup olmadığı ölçütü değerlendirmeye alınamaz. İİK’nun 6352 Sayılı Kanunla değişik 82. maddesinin üçüncü fıkrasında lüzumlu eşya da olsa aynı amaçla kullanılan birden fazla eşya olması halinde bunlardan biri dışında diğerlerinin haczedilebileceğini öngörmektedir. Bu halde diğerine oranla daha düşük değerli ve satılması ve paraya çevrilmesi zor olan mal, haciz dışında bırakılıp diğer malların haczi gereklidir.
Somut olayda 10.07.2012 tarihinde borçlunun evinde yapılan haciz sırasında bir kısım ev eşyaları haczedilmiş, borçlunun haczedilmezlik şikayeti üzerine haciz tarihi itibariyle uygulanması gereken 6352 Sayılı Kanunla değişik İİK’nun 82/3. fıkrasına göre; şikayetin kısmen kabul kısmen reddedilerek borçlu ve aile bireyleri için gerekli olan ütü ve fırın üzerindeki haczin kaldırılmasına, diğer mallara yönelik haczedilmezlik şikayetinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Haciz tutanağının incelenmesinde haczedilen ……. marka tüplü televizyonun borçluya bırakılıp aynı amaca hizmet eden değeri daha yüksek olup satışı kolay olacak olan “….” marka LCD televizyonun haczedilmesi, yine aynı gerekçe ile …… marka tüplü bilgisayarın ve kasasının borçluya bırakılıp “…..” marka bilgisayar kasası ve LCD bilgisayar monitörü ile …..marka tablet bilgisayarın ve …… marka dizüstü bilgisayarın haczi gereklidir. Ayrıca yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca lüzumlu eşya sayılmayan ….. marka koşu bandı, ….. marka yazıcı, ….. marka fotokopi makinesinin haczi isabetlidir.

Şu duruma göre mahkemece, lüzumlu eşyalardan olan …… marka tüplü televizyon ve …… marka tüplü bilgisayar ile kasasının haciz dışı bırakılması gerekirken haczedildiği için bu mahcuzlar üzerindeki hacizlerin de kaldırılması yerine, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.

KARAR : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

SOMA FACİASINDA ÖLEN MADENCİNİN AİLESİNİ İCRAYA VERDİLER !

manisaaMANİSA’nın Soma İlçesi’nde iki yıl önce meydana gelen ve ülkeyi yasa boğan faciada yaşamını yitiren 301 madenciden Özay Eren’in anne, baba ve 7 kardeşine, 395 bin lira tazminat ödemeye mahkum olan ancak parayı ödemeyen Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin avukatları vicdan yaralayan bir girişime imza attı.

Şirket avukatları, madencinin ailesinin istediği tazminatın kabul edilmeyen bölümü için alacakları 8 bin 300 lira vekalet ücretinin tahsili için acılı aileye icra takibi başlattı.

Soma’da 13 Mayıs 2014 tarihinde, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye bağlı maden ocağında yaşanan kazada 301 işçi hayatını kaybetti. Türkiye’ye derinden sarsan facia sonrasında, adli soruşturmada suçları olduğu gerekçesiyle, 6’sı tutuklu 46 sanık hakkında, ’olası kastla öldürme’, ’bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma’, ’neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama’ suçlarından 301 kez, 2 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Bir yandan da 301 madencinin aileleri de, Soma 2’nci Asliye Hukuk Mahkemesi’ne, tazminat davaları açtı. Ailelerin istekleri üzerine şirketini mal varlığına ihtiyati haciz kararı uygulandı.

13-mayis-2014-soma-maden-ocagi-kazasi_629824ŞİRKET ÖDEMEDİ, AVUKATLARI AİLEYİ İCRAYA VERDİ   
Soma İş Mahkemesi, geçen Aralık ayında, ailelerin açtığı ilk tazminat davasını sonuçlandırdı. Mahkeme, ölen Özay Eren’in, anne ve babası için 75’er bin TL, 7 kardeş için de 35’er bin lira tazminat ödenmesi istendi. Özay Eren’in eş ve çocukları için de, ayrıca mahkemenin devam ettiği öğrenildi.

Ailelerin tazminat alacaklarına karşı geliştirdiği yöntem sonrasında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş., ödemelerini yapmadı. Ancak şirketin avukatları kazandıkları tazminatı alamayan Özay Eren’in ailesine karşı, vicdan yaralayan bir yöntemle icra takibi başlattı. Şirket avukatları, madencinin kardeşlerinin istediği 40 bin lira tazminat yerine Soma İş Mahkemesi’nin 35 bin liraya hükmetmesi üzerine, arada kalan 5 bin liralık fark için vekalet ücreti almaya hak kazandı. Yedi kardeş için toplam 8 bin 300 lira tutan bu vekalet ücreti için şirketin avukatları, Bakırköy 5’inci İcra Müdürlüğü’ne başvurup ölen madencinin kardeşlerinden tahsilat yapılmasını talep etti.

AİLELERİ YARALADI 
Karar sonrasında yaşananlara tepki gösteren CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Bu girişim, Soma A.Ş.’nin ölmüş madencinin ailesine karşı ne kadar acımasız ve duygusuz olduğunu gösteriyor. Şirket dirisine sahip çıkmadığı maden şehitlerinden geriye kalan ailelerine de bırak sahip çıkmayı, onları da daha da yaralayan bir tavırla hareket ediyorlar. Kendisi 395 bin lirayı ödememek için her yola başvuruyor. Beş parası olmayan aileden ise karardan hemen sonra icrayla parasını istiyor. Avukat da olsa şirkete bağlılar. Bu kabul edilemez, vicdan yaralayan bir durumdur. İşçisini öldürdü, şimdi ailelerine sahip çıkmak bir yana para istiyor. Ölmüş şehitlere saygısızlık yapıyor.Ben üzüldüm ama hiç şaşırmadım. Geleneksel tavırlarını sürdürüyorlar. Madenciler onlar için ölü diri fark etmiyor. Para almaya devam ediyor” dedi.

ŞİRKETİN OYUNU, SAYIŞTAY RAPORUNDA ORTAYA ÇIKMIŞTI
Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin ölen madencilerinin ailelerinin dava açıp kazanacağı tazminatları ödememek için şirketin uyguladığı yöntem ise Sayıştay raporunda ortaya çıkmıştı.

Sayıştay raporuna göre, ocağı işleten Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin, faciadan 36 gün sonra, işçi ailelerinin tazminat alacaklarına karşı hileli (muvazaalı) bir yönteme başvurdu. Şirketin TKİ’den gelecekte çıkartacağı kömür için aldığı 182 milyon 134 bin 867 lirayı, bir bankaya temlik gösterdiği, bankanın da buna istinaden başlattığı icra takibiyle, ailelere göre öncelikli alacaklı durumuna geldiği saptanmıştı. Taylan YILDIRIM/İZMİR, (DHA)

kefaletHer nekadar borçlu tüzel yada özel kişi için verilen kefalet hukuken oldukça sıkıntılı gözüksede 2012 yılında yürürlüğe giren 6098 sayılı yeni borçlar kanunu, herhangi bir borca süresiz kefil olmuş birçok kişiyi rahatlatacak çok önemli yeni bir yasal düzenleme getirmiştir. Bu düzenlemenin aslında amacı hukuk devleti ilkesi ve devletin bireyi kendisinden bile koruma güdüsü için bazı ek yasal düzenlemeleri yapmaktır.

Sözleşmeler hususunda her ne kadar sözleşme serbestîsi söz konusu olsa da kişilik haklarına aykırı hükümler kanunun emredici düzenlemesi karşısında bertaraf edilmektedir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 598/2.3 ve 4. Fıkrası;

Madde 598  :Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.

Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.

Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir.

diyerek, kefalet sözleşmesinin 10 yıllık azami süreyi geçemeyeceğini 10 yılın üzerinde kararlaştırılan sorumluluğun 10 yılla sınırlı olduğunu belirtmiştir. Yalnız bu durum sadece gerçek kişilerin kefil olması hali için geçerlidir. Tüzel kişilerin kefalet sözleşmesindeki sorumluluk süresi 10 yıldan fazla olabilecek, süresi taraflarca serbestçe belirlenecektir.

 

adliyeler doldu taştı
Avrupa Birliği ile Adalet Bakanlığı’nın birlikte yürüttüğü “İcra Dairelerinin Etkinliğinin Arttırılması” projesi kapsamında yapılacak köklü sistem değişikliği ile icra daireleri kapatılıp, tek bir çatı altında birleştirilerek tüm işlemler uzmanlaşmış bürolar aracılığıyla elektronik ortamda yapılacak.
Ayrıca daha hızlı hizmet verilecek yeni sistemle, mali işlemler banka hesapları üzerinden, elektronik tebligat ve UYAP sistemi üzerinden de e-haciz yapılabilecek.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, mevcut icra uygulamalarında yaşanan sıkıntıların ve şikayetlerin önüne geçmek amacıyla Türkiye genelinde 12 bölgede uygulamaya konulan ‘Pilot İcra Uygulaması’ sisteminin Adana’da da faaliyete geçirilmesi için çalışma başlatıldı.

YENİ SİSTEMLE DAHA HIZLI, ŞEFFAF VE GÜVENLİ HİZMET VERİLECEK

Bu kapsamında, çalışmaların değerlendirilmesi ve görüş alışverişinde bulunmak amacıyla Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan’ın öncülüğünde, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Ramazan Yılmaz, Cumhuriyet Başsavcı Vekili Cumali Tülü ve Adana’da hizmet veren icra dairelerini müdürlerinin katılımıyla toplantı düzenlendi. Toplantının açılışında konuşan Başsavcı Ali Yeldan, icra dairelerinin birçok sorunu olduğunu belirterek, “İcra müdürlerimiz, kurumun temsili ile alacaklı borçlu dengesinde adaleti temsil ediyor. Pilot icra uygulamaları kapsamında, burada görüş alışverişinde bulunarak sorunlarımızı tespit edip bunların çözümüyle ilgili çalışmalar yapacağız. Adana’da pilot icra uygulamasına geçerek vatandaşlarımıza daha hızlı, daha güvenli, daha şeffaf, daha kaliteli ve daha adil hizmet vermeyi amaçlıyoruz. Bu sistemle hem vatandaşlar, hem avukatlar hem de çalışan personelin işi kolaylaşacak” dedi.
İCRA DAİRELERİ KAPATILIP UZMAN BÜROLAR KURULACAK

Karataş İcra Müdürü Önder Şahin, ‘İcra Dairelerinin Etkinliğinin Arttırılması’ projesi kapsamında kurulan ‘Pilot İcra Uygulaması’ hakkında bilgi verdi. Pilot uygulama ile icra dairelerinin kapatılıp tek bir çatı altında toplanacağını söyleyen Önder Şahin, “Pilot uygulamaya geçilmesiyle tüm icra daireleri ‘İcra Müdürlüğü’ altında toplanacak. Bununla birlikte alanında uzmanlaşmış personelin görev yapacağı 6 büro oluşturulacak. Bu birimler ‘Müracaat ve Kalite Yönetim Bürosu, Esas ve Aile Bürosu, Haciz Bürosu, Satış Bürosu, Mali İşlemler Bürosu, Dosya ve Arşiv Bürosu’ olarak hizmet verecek. Projesinin hayata geçirilmesi ile her icra çalışanın başında onlarca kişinin yığılmasının önüne geçilecek, tüm işlemler elektronik ortamda gerçekleştirilerek ve fiziki evrak kullanımı son bulacak” diye konuştu.

‘E-TEBLİGAT’ VE ‘E-HACİZ’ DÖNEMİ

icra daireleriMevcut sistemin terk edilerek yepyeni bir icra sisteminin kurulacağını, böylece hizmet kalitesinin artacağını ve yapılan hizmetlerin daha hızlı olacağını kaydeden Önder, şunları söyledi:

“Yeni sistemle tüm kurum ve kuruluşlarla entegrasyon sağlanacak. Şu an UYAP sistemi üzerinden trafik ekranı ile haciz koyma ve kaldırma işlemleri yapılabiliyor. Aralık ayı itibariyle de tapu ekranından tapu kayıtları üzerine haciz kaldırma ve koyma işlemleri yapılabilecek. Ayrıca, eskiden fiziki evrak olarak posta yoluyla gönderilen tebligatlar, yazışmalar artık ‘E-tebligat’ uygulaması ile avukat, şirketler ve bankalar elektronik posta ile gönderilecek. Şu an itibariyle anlaşma yapılan 40 bankayla sistem tanımlı ve elektronik ortamda karşılıklı yazışmalar yapılıyor. Bu sayede, ilgili kişilerin banka hesapları üzerinde haciz koyma veya kaldırma işlemleri, hızlı ve seri bir şekilde yapılabilecek. Bunun yanı sıra avukatlar, elektronik olarak yine UYAP sistemi üzerinden başvuru, talep ve işlemlerini gerçekleştirebilecek. Mali işlemler de banka hesapları üzerinden yapılacak.”

yargitayEv haczi konusunda Yargıtay 12.Hukuk Dairesi son noktayı 26.03.2013 tarihinde koymuştur. Yurt genelindeki tüm icra müdürlükleri ve çalışanları hukuk devletinin temel esasları çerçevesinde  KANUN KOYUCUNUN YÜKSEK İRADESİNE UYGUN davranmak ve yine yüksek mahkemenin bu bağlamda almış olduğu içtihad kararlarını vatandaş lehine uygulamak ve bu kararlara uygun işlemler yapmak zorundadır. Aksi davranış sergilemek hem hukuk dışı olacak hemde mevcut kanunlar çerçevesinde görevi kötüye kullanmak anlamı taşıyacaktır. 

”Borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için “lüzumlu” olan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, koltuk takımı, ütü, fırın, halı, bulaşık makinesi gibi insan onuruna yakışan hayatın sürdürülmesi için varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz. Bu konuda, haciz konusu malın borçlunun haline uygun olup olmadığı ölçütü değerlendirmeye alınamaz.” 

12. Hukuk Dairesi, Esas: 2012/27279,

Karar: 2013/11536 İçtihat

Denizli 1. İcra Hukuk Mahkesmesi haczedilen televizyonun lüzumlu eşya sıfatı taşıması nedeni yapılan haczi kaldırdı. Kesin kararın orjinal resmi:

Mahkeme Kararı (1)

Mahkeme Kararı 2

Bankadan 2 kuruşluk borca 1.476 TL fatura

Semiha SeçkinerSemiha Tin Seçkiner, 84 yaşında emekli kadın doğum uzmanı. Devlet bursu ile Almanya ve İsveç’te Tıp okudu. 55 yıl önce İsveç’in başkenti Stockholm’e yerleşti ve orada doktorluk yaptı. 4 çocuk annesi. Birikimlerinin bir kısmını tatillerde geldiği Türkiye’de değerlendirdi. Şaşkınbakkal’da oturduğu evine yakın bir banka şubesinde döviz hesabı açtı. Parasının bir kısmını buraya yatırdı. 2012 yılında “Hizmetinden memnun kalmadım” dediği şubedeki hesaplarını kapattı.

2 KURUŞ OLDU 1.476 TL
Banka, 7 Haziran 2013 tarihinde İstanbul 18. İcra Müdürlüğü’ne başvurarak Semiha Tin Seçkiner aleyhine 2 kuruşluk alacağı için 1.476 liralık ilamsız icra takibi başlattı. Seçkiner’e gönderilen ödeme emrinde görünen asıl borç miktarı bölümünde 2 kuruş yazıyor. Ödeme emrinde yüzde 26.16 akdi / gecikme faizi işletildiği görülüyor. İşletilen akdi /gecikme faizi ise tamı tamına 1.476 lira. Ödeme emrinde, Seçkiner’in toplamda bankaya 1.476 lira ve 2 kuruş borcu olduğu görülüyor.

MUHTARA TEBLİĞ EDİLDİ
Doktor Seçkiner, evinin kapısına asılan bu ödeme emrini alıp çantasına koymuş. Avukatı görene kadar aleyhine icra takibi başlatıldığını, muhtara tebliğ edilerek kesinleştiğini anlamamış. Aslında banka avukatından borcu olduğuna dair SMS mesajları da almış. “Bankanın avukatından mesajlar alıyordum ama bir anlam vermiyordum, siliyordum. Ne bileyim böyle olduğunu” sözleri ile aldığı mesajlara anlam veremediğini söyledi.

‘BORCUM YOK’
Aleyhine takip yapan bankanın hesabının bulunduğu şubesinin yıldız müşterisi olduğunu söyleyen Seçkiner, “Buna hayret ediyorum. Memnun kalmadım, ilişkimi kestim. Hiç borcum kalmamıştı. O bankadan kredi de kullanmadım. Anlayamadığım şeyler oluyordu, ben de onlarla çalışmamayı tercih ettim” dedi.

“BORÇ 2 BİN 500 LİRAYA ULUŞACAK”
Doktor Seçkiner’in Avukatı Muharrem Özay, takip masrafları ve avukatlık ücreti ile birlikte müvekkilinin toplam borcunun 2.500 lira civarında bir rakama ulaşacağını belirterek, “Semiha hanım eğer 2 kuruş aslı olan bu borcu ödemez ise oturduğu konutun kapısı çilingir marifetiyle icra memurlarınca açılabilir, eşyaları haczedilebilir. Semiha hanım yine ödemezse bu eşyalar satılarak para karşılanabilir” dedi.

Müvekkilinin uzun yıllar yurt dışında yaşayan bir kadın doğum uzmanı olduğunu hatırlatan Avukat Özay, şu açıklamayı yaptı,
“Şimdi 2 kuruşluk bir alacak için icra takibi yapılabilir mi? Bankanın 2 kuruşluk bir alacağı için bir doktor hanımı 2.500 liralık bir borçla karşı karşıya bırakması hukuken korunacak, kabul görecek bir durum değildir. Ben buna kaza demek istiyorum. Olayın içindeki aktörlerin bir ihmali olduğunu düşünüyorum. Varsayalım ki bankanın 2 kuruş alacağı var. Banka 2 kuruş tahsil etmek için bir avukat görevlendiremez, icra dairesini meşgul edemez, icra memurunu 2 kuruşluk borcu olan vatandaşın kapısına gönderemez. Semiha hanım borçtan yeni haberdar oldu. İsveç’te yaşadığını biliyor, ancak İstanbul’daki geçici konutuna icra emrini gönderdi. Bu ödeme emri muhtara tebliğ edilerek kesinleştirilmiş durumda. Borcun ödenmemesini teminen bir takım hukuki yollar mevcut.” (DHA)