Archive for the ‘Ev Haczi’ Category

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, lüzumlu ev eşyası oldukları gerekçesiyle bilgisayar ve dikiş makinesinin haczedilmesine izin vermedi.

yargitayAnkara’da ikamet eden bir vatandaşın evine 2013 yılında gelen haciz memurları, bilgisayarı haczetmek istedi. Borçlu vatandaş, haciz işlemini Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi’ne taşıdı. Mahkeme, evde bulunan bilgisayarın da haczedilebileceğine hükmedince, borçlu vatandaş yerel mahkemenin kararını temyiz etti. Dosyayı değerlendiren Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bilgisayarın günümüz koşullarında lüzumlu ev eşyası olduğuna dikkat çekti. Yargıtay kararında şu ifadelere yer verdi: “Kural olarak ev eşyasının haczedilemeyeceği, ancak aynı amaca hizmet eden birden fazla eşya var ise ve birisinin haczedilebileceği kabul edilmelidir. Böyle bir durumda pek tabidir ki muhafazası ve satışı zahmetsiz olan, taliplisi fazla olan eşyalar haczedilmelidir. Ancak lüzumlu olmayan ev eşyaları için de haczedilmezlik kuralı uygulanmamalıdır. Burada lüzumlu olan eşyadan ne anlaşılması gerektiğinin üzerinde de durulması gerekir. Mütevazi bir hayat standardının sürdürülebilmesi ve içinde bulunulan sosyal statünün asgari koşullarının muhafazasını temine yarayan, borçlunun yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya lüzumlu eşya olarak kabul edilmelidir. Lüzumlu eşyanın değeri ise pek fahiş olmadığı sürece haczedilmezlik şikayetinin dinlenmesine engel oluşturmayacaktır. Somut olayda haczedilmezlik şikayetine konu edilen bilgisayar günümüz koşullarında lüzumlu ev eşyası olup; bir adet olduğu ve değeri de pek fahiş olmadığına göre yukarıda açıklanan ilkeler ve yasal düzenlemeler karşısında haczedilemeyeceğinin kabulü gerekir. O halde, mahkemece bilgisayar yönünden şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının bozulmasına oybirliği ile karar verildi.”


DİKİŞ MAKİNESİ VE TELEVİZYON DA HACZEDİLEMEZ

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Kastamonu’da yargıya taşınan televizyon ve dikiş makinesi haczine de ‘dur’ dedi. Kastamonu 2. İcra Hukuk Mahkemesi’ne dava açan borçlu, evindeki haciz işlemine itiraz etti. Borçlu vatandaş, yerel mahkemenin haciz işlemine yeşil ışık yakma kararını temyiz etti. Dosyayı değerlendiren Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, kural olarak borçlunun her türlü mal ve haklarının haczinin mümkün olduğuna dikkat çekti. Kararda, “Haczedilmezlik iddiasında bulunabilmek için İcra İflas Kanunu’nda ya da özel kanunlarda hüküm bulunması gerekir. Asıl olan borcun ödenmesi, bir diğer ifade ile alacaklının alacağına kavuşması olup, haczedilmezliğe ilişkin düzenlemelerin bu bağlamda dar yorumlanması gerekir. Haczin amacı, borcun tahsilinin sağlanması olup borçluyu taciz etmek ya da baskı kurarak ödemeye zorlama maksadıyla haciz yapılmamalıdır. Aksine davranış yasa hükmüne açıkça aykırılık teşkil edeceği gibi, temel hak ve özgürlüklerin korunması ilkesine de ters düşer. Nitekim ev eşyasının haczi halinde bu eşyanın muhafazası güç olup çoğu zaman satılamamakta, satılmaları halinde ise satış bedeli haciz ve muhafaza masraflarını dahi karşılamamakta ve dolayısıyla alacağın tahsiline müspet yönde herhangi bir katkısı da bulunmamaktadır. Bu halde yapılan haciz işleminde ekonomik yarar bulunmadığı, gibi, haczin yalnızca borçluyu ve doğal sonucu olarak aile bireylerini taciz etmekten öte bir yarar sağlamadığı da görülmektedir. Somut olayda haczedilmezlik şikayetine konu edilen televizyon ve dikiş makinesi günümüz koşullarında lüzumlu ev eşyası olup; bir adet olduğu ve değeri de pek fahiş olmadığına göre yukarıda açıklanan ilkeler ve yasal düzenlemeler karşısında haczedilemeyeceğinin kabulü gerekir. O halde, mahkemece anılan televizyon ve dikiş makinesi yönünden, şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının bozulmasına oybirliği ile karar verildi.” denildi.

BİRDEN FAZLA EŞYADA DEĞERİ DÜŞÜK OLAN BORÇLUYA BIRAKILIR

Öte yandan Edirne İcra Hukuk Mahkemesi’nin evde bulunan bazı eşyaların haczine izin verilmeyen kararı alacaklı vatandaş tarafından temyiz edildi. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, evde ikincisi bulunan lüzumlu eşyaların haczedilebileceğine hükmetti. Kararda, “Somut olayda; mahkemece şikayete konu 24 Mayıs 2013 tarihli haciz tutanağına konu haciz işlemi değil, bu hacizden sonra yapılan 3 Haziran 2013 tarihli haciz işlemi inceleme konusu yapılmış ve karara esas alınmıştır. Şikayete konu 24 Mayıs 2013 tarihli haciz tutanağında, haczedilen eşyaların ikincisi olduğu belirtilmiş olup haczedilen eşyaların bir kısmının lüzumlu ev eşyası niteliğinde değil lüks eşya niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Haczi istenen aynı eşyalardan birden fazla bulunması durumunda bunlardan değerinin düşük olanının borçluya bırakılması, diğerinin ise haczedilmesi gerekir. O halde mahkemece, şikayete konu 24 Mayıs 2013 tarihli haciz işlemi yönüyle inceleme yapılarak, istemin birden fazla bulunan eşyalar ve mütevazi bir hayat standardının sürdürülebilmesi ve içinde bulunulan sosyal statünün asgari koşullarının muhafazasını temine yarayan, borçlunun yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü lüzumlu eşya dışında kalan lüks eşya yönüyle reddine karar verilmesi gerekirken, istem konusu dışında kalan 3 Haziran 2013 tarihli haciz işlemi yönünden eksik inceleme ile yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetsizdir. Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının bozulmasına karar verildi.” ifadeleri yer aldı.

Avukat Mustafa Akıncı da “Borçlunun haline münasip olmaktan çok uzak bir şekilde lüks eşya olması durumunda haciz yapılır. Satış sonrası elde edilen paradan , borçluya aynı eşyadan haline münasip az değerli eşya alması için bir kısım para iadesi yapılır” dedi.

(CİHAN)

Yargıtay İçtihad Kararı : ”Varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz.”

 12. Hukuk Dairesi, Esas: 2012/27279, Karar: 2013/11536 İçtihat

yargitayBorçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için “lüzumlu” olan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, koltuk takımı, ütü, fırın, halı, bulaşık makinesi gibi insan onuruna yakışan hayatın sürdürülmesi için varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz.”

T.C
YARGITAY
12.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2012/27279
KARAR NO: 2013/11536
KARAR TARİHİ: 26.03.2013

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr.Şanver Keleş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

İİK’nun 6352 Sayılı Kanun’un 16. maddesi ile değişik 82. maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu veya aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya; aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri haczedilemez.”

Aynı maddeye 6352 Sayılı Kanun’un 16. maddesi ile eklenen son fıkraya göre; “İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.” Bu hüküm icra memurunun mal ve hakların haczi konusunda değerlendirme ve takdir yetkisine sahip olduğunu belirtmektedir. İcra müdürü hangi malların haczedileceği konusunda takdir yetkisini kullanırken uyacağı ilkeler anılan maddenin gerekçesinde yazılmıştır. Gerekçede; “Maddeyle alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesinin sağlanması, temel hak ve özgürlüklerinin korunması, hacizde ekonomik yarar bulunmayan ya da muhafazasında ve satışında güçlük çekilen eşyaların hacizlerinin önlenmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeye göre, …. borçlu ile aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için gerekli her türlü eşyanın … haczedilemeyeceği hükme bağlanmaktadır” ifadesi yer almaktadır.

İcra müdürü yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde takip alacağına yetecek miktarda haciz yaparken yokluğu borçlunun günlük hayatını devam ettirmesinde en az sıkıntı verecek ve haczi muhafaza ve satışı en kolay olan mallara öncelik vermek zorundadır. Borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için “lüzumlu” olan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, koltuk takımı, ütü, fırın, halı, bulaşık makinesi gibi insan onuruna yakışan hayatın sürdürülmesi için varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz. Bu konuda, haciz konusu malın borçlunun haline uygun olup olmadığı ölçütü değerlendirmeye alınamaz. İİK’nun 6352 Sayılı Kanunla değişik 82. maddesinin üçüncü fıkrasında lüzumlu eşya da olsa aynı amaçla kullanılan birden fazla eşya olması halinde bunlardan biri dışında diğerlerinin haczedilebileceğini öngörmektedir. Bu halde diğerine oranla daha düşük değerli ve satılması ve paraya çevrilmesi zor olan mal, haciz dışında bırakılıp diğer malların haczi gereklidir.
Somut olayda 10.07.2012 tarihinde borçlunun evinde yapılan haciz sırasında bir kısım ev eşyaları haczedilmiş, borçlunun haczedilmezlik şikayeti üzerine haciz tarihi itibariyle uygulanması gereken 6352 Sayılı Kanunla değişik İİK’nun 82/3. fıkrasına göre; şikayetin kısmen kabul kısmen reddedilerek borçlu ve aile bireyleri için gerekli olan ütü ve fırın üzerindeki haczin kaldırılmasına, diğer mallara yönelik haczedilmezlik şikayetinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Haciz tutanağının incelenmesinde haczedilen ……. marka tüplü televizyonun borçluya bırakılıp aynı amaca hizmet eden değeri daha yüksek olup satışı kolay olacak olan “….” marka LCD televizyonun haczedilmesi, yine aynı gerekçe ile …… marka tüplü bilgisayarın ve kasasının borçluya bırakılıp “…..” marka bilgisayar kasası ve LCD bilgisayar monitörü ile …..marka tablet bilgisayarın ve …… marka dizüstü bilgisayarın haczi gereklidir. Ayrıca yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca lüzumlu eşya sayılmayan ….. marka koşu bandı, ….. marka yazıcı, ….. marka fotokopi makinesinin haczi isabetlidir.

Şu duruma göre mahkemece, lüzumlu eşyalardan olan …… marka tüplü televizyon ve …… marka tüplü bilgisayar ile kasasının haciz dışı bırakılması gerekirken haczedildiği için bu mahcuzlar üzerindeki hacizlerin de kaldırılması yerine, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.

KARAR : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Esas: 2013/3365, Karar: 2013/12821 İçtihat

(Karar Tarihi : 04.04.2013)
yargitayKoltuk takımı, buzdolabı, çamaşır makinası, bulaşık makinası, fırın, halı vb. gibi ev eşyaları lüzumlu eşya olup, haczedilmeleri mümkün değildir.
Yargıtay Kararının Tam Metni:
“Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Nezihe Deniz Güner tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:İİK’nun 82/3. (Değişik: 6352 Sayılı Kanun madde 16) maddesi gereğince para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya; aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri haczedilemez.Takip hukukunda, asıl olan borcun ödenmesi olup, alacaklının alacağına kavuşması için gerekli takip işlemleri yapılırken borçlunun ve birlikte yaşadığı diğer aile fertlerinin yaşamlarını sürdürebilmesi için zorunlu olan eşyaların haczedilmeyerek kendilerine bırakılması gerekir. Anılan madde ile amaçlanan; alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesinin sağlanarak, temel hak ve özgürlüklerin korunması, haczinde ekonomik yarar bulunmayan ya da muhafazasında ve satışında güçlük çekilen eşyaların hacizlerinin önlenmesidir. Bu bağlamda; borçlu ve aile bireyleri için gerekli olan eşyaların lüzumlu olup olmadığı tespit edilirken, alacaklının da alacağına fiilen kavuşmasını engelleyecek amacı aşan uygulamalardan kaçınılarak taraflar arasındaki menfaatler dengesini de hukuk düzeni içinde korumak gerekir.

Öte yandan her ne kadar İİK’nun 82. maddesine 6352 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile eklenen son fıkrasında, icra memuruna haczi talep edilen malların haczinin caiz olup olmadığı konusunda değerlendirme yapma yetkisi verilmiş ise de; verilen bu takdir yetkisi keyfiliğe de yol açmamalıdır.

Somut olayda; borçlunun evinde 06.12.2012 tarihinde yapılan haciz sırasında, 5 adet klima, 2 adet masaüstü bilgisayar, iki adet televizyon ve birer adet bulaşık makinası ve kurutma makinasının haczedilmesi istenilmiş, icra müdürünce talep reddedilmiştir. Koltuk takımı, buzdolabı, çamaşır makinası, bulaşık makinası, fırın, halı vb. gibi ev eşyaları lüzumlu eşya olup, haczedilmeleri mümkün değil ise de; fiyatı yüksek, muhafaza ve paraya çevrilmesi kolay, alıcısı bulunabilecek olan LCD, Plazma TV, kurutma makinası gibi eşyalar, maddede öngörülen amacın dışında borçlu ve ailesi için gerekli, zorunlu mallardan değildir. Ayrıca haczi istenen aynı nitelikte olan eşyalardan birden fazla bulunması durumunda bunlardan değeri daha düşük, satılması ve muhafazası zor olanın borçluya bırakılması, diğerlerinin haczedilmesi gerekir. Kaldı ki, borçlu vekili de haciz sırasında; diğer eşyaların haczine karşı çıkılsa da “…bir adet televizyonun dışındaki eşyaların haczedilebilirliği söz konusudur” şeklinde beyanda bulunmak suretiyle haciz yapılmasına karşı çıkmamıştır.

Diğer taraftan, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde “Hukuki dinlenilme hakkı” düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama yapma ve ispat hakkı bulunmaktadır. Şikayetin mahiyeti dikkate alındığında da borçlunun hukuki durumu etkileneceğinden öncelikle taraf teşkilinin sağlanması gerekir.

O halde mahkemece istemin kısmen kabulü ile yukarıda belirtilen esaslar dahilinde taraf teşkili ile değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin tümü ile reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.

KARAR : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 04.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

Geçici 10. madde eski dosyalar demiyor,” takip işlemleri” diyor

2004 sayılı İİK’da yapılan değişikliklerle icra işlemlerinin şekli ve içeriği değişmiştir. Yeni değişiklikler hem icra işlemlerinin şeklini  hem içeriğini hemde özünü değiştirmiştir.

Kararların gerekçeli olması

8. maddede yapılan değişiklikle icra ve iflas dairelerinin verecekleri kararların gerekçeli olması öngörülmüş. Gerekçesiz  verilen kararlar şikayet konusu olabilecek, ancak bu kararlar bu değişikliğin yürürlük tarihinden önce verilmiş ise geçerliliğini koruyacaktır.

UYAP VE ELEKTORONİK İMZA

8. maddeye eklenen 8/a maddesi bütün icra işlemlerinin UYAP sistemi üzerinden yapılmasını öngörmekte ve elektronik imza için yeni düzenlemeler getirmektedir.

Geçici 10. Madde uyarınca bu yasanın yürürlük tarihinden önce yapılan icra işlemleri için bu düzenlemeler geçerli olmayacaktır.

PARANIN ÖDENMESİ VE DEĞERLİ EŞYANIN MUHAFAZASI

İcra dairelerine yapılacak ödemeler ve değerli eşyanın muhafazası 9. Madde ile yeniden düzenlenmiştir. Değişik 9. Maddeye göre ödemeler Adalet Bakanlığının göstereceği bankaya yapılacaktır.

İcra dışında, hacizde borçlu veya 3. Kişiler tarafından yapılacak ödemeler takip eden iş günü mesai sonuna kadar bankaya yatırılmak zorundadır.

Avukata veya alacaklıya ödenecek paralar vekil veya alacaklının banka hesabına gönderilir.

Geçici 10. Madde ile bu madde birlikte değerlendirildiğinde varılacak sonuçlar:

Geçici 10. Maddeye göre  yürürlük tarihinden önce yapılan takipler için hangi yasa yürürlükte olacaktır?

Takip, kanunun yürürlük tarihinden önce yapılmış, ödeme ise bu kanunun yürürlük tarihinden sonra yapılmış ise icra memurluğu parayı alacaklı veya vekilinin banka hesabına mı gönderecek, doğrudan icrada alacaklı vekiline veya alacaklıya mı ödeyecektir?

Kanun dar yorumlandığında icra memurluğu parayı doğrudan alacaklı veya vekiline ödeyebilecektir. Bu durum ise yasa koyucunun amacına, yasanın özüne ve sözüne aykırıdır. Yasa koyucu bu düzenleme ile icra memurlarının para ile ilişkisini asgariye indirmek istemiştir.  Yasanın yürürlük tarihinden sonra paranın doğrudan alacaklı veya vekiline ödenmesi yasaya aykırı olacaktır.

58. ve 60. Madde, Takibin şekli, içeriği

58 ve 60. maddede yapılan değişiklikle takibin içeriği ve şekli değişmiştir. İcra takipleri icra memurluğuna sözlü veya yazılı başvuru ile yapılabileceği gibi elektronik ortamda da yapılabilecektir.

Değişiklik ile takip talebinin içeriği değiştirilmiş, icra memuruna takip talebinin geçerli olup olmadığına karar verme yetkisi verilmiştir.

Kanunun yürürlük tarihinden önce yapılan takipler ve ödeme emirleri için 58. Ve 60. Maddede yapılan değişiklikler geçerli değildir. Eski takiplerin şekli ve içeriği maddelerin eski haline tabi olacaktır.

82. Madde Haczedilmezdik

82. madde ile haczedilemeyen malların sınırı genişletilmiş, eski yasadaki haczedilmezlik tanımları daha net hale getirilmiştir.

Yeni düzenlemeye göre borçlu veya birlikte oturanlar için lüzumlu olan eşyaları haczedilemez.  Yasa koyucu burada uygulayıcıların dar yorumlarını engellemek için istisnaları saymış ve para, altın ve gümüş gibi şeyleri hariç tutmuştur. Burada yasa koyucu borçlunun yaşam hakkını garanti altına almayı hedeflemektedir.

Borçlunun ekonomik faaliyeti sermayesinden çok emeğine dayanıyorsa mesleğini devam ettirmesi için gerekli olan her türlü eşya haczedilemeyecek.

YASANIN YÜRÜRLÜK TARİHİNDEN ÖNCE YAPILAN TAKİP İŞLEMLERİ

Geçici 10. Madde yasanın yürürlük tarihinden önce yapılan takip işlemlerinin eski yasaya tabi olduğunu söylüyor.

TAKİP İŞLEMLERİ
Bir icra takibinde birden fazla işlem vardır; takip talebi farklı işlemdir, ödeme emri farklı işlemdir, ödeme farklı işlemdir, haciz farklı işlemdir. Şimdi takip eski diye icra memuru banka üzerinden ödeme yapma yerine icradan ödeme yapmaya devam edebilir mi? Bu yasanın amacına aykırıdır.
HACİZ İŞLEMİ
Haciz sözcüğünün sözlük anlamı zapt etmek, zorla almaktır. Haciz işlemi ya fiili olarak yapılır, yada kaydı olarak.. Takip talebi ve ödeme emri haciz işlemini kapsamaz. Haciz işlemlerinin başlaması için takibin kesinleşmesi gerekir. Haczin yapılması ise fiili veya kaydı bir işlemdir. Yasanın yürürlük tarihinden önce böyle fiili veya kaydı bir haciz yapılmamış ise bu işlem yeni bir işlem olacaktır ve yeni yasaya tabidir.

YASA KOYUCUNUN AMACI KİŞİNİ YAŞAM HAKKINI KORUMAKTIR

82. Maddede yapılan değişikliklerin amacı kişinin temel insan haklarından olan yaşam hakkını garanti altına almaktır.  Bu amaç Uluslararası sözleşmelerin ve Anayasanın buyurucu hükmüdür.
Bunun aksi, yani eski takip işlemleri için ev eşyalarının, mesleki eşyaların, borçlunun haline münasip evinin, öğrenci burslarının haczi yasa koyucunun amacına, yasanın özüne ve sözüne aykırıdır.

20 MİLYON HACİZ DOSYASI

Bugün işlemde 20 milyon haciz dosyası mevcuttur, bu dosyalar için haczin devam etmesi demek daha yıllarca kişilerin yaşamları için gerekli olan ev eşyalarının haczine devam edilmesi demektir, bu durum ise yasanın  özüne ve sözüne, yasa koyucunun amacına ters düşecektir.

YENİ BORÇLULAR İÇİN FARKLI ESKİ BORÇLULAR İÇİN FARKLI UYGULAMA

Yeni borçluların ev eşyaları, mesleki eşyaları, bursları v.s haczedilemezken eski borçluların haczedilmesi Anayasanın eşitlik ilkesine,  Uluslararası sözleşmelere ve hepsinden önemlisi adalet duygusuna aykırıdır.

ZAMAN AŞIMLARI

Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda eski işlemler eski, yenileri ise yeni yasaya tabi olacaktır. Burada ayırt edilmesi gereken işlem kavramıdır. Takip işlemleri ile dosya kavramını karıştırmamak gerekir. Yasa koyucu yasanın yürürlük tarihinden önceki dosyalar demiş olsaydı durum farklı olurdu.

Bu durumda eski haczedilen eşyaların muhafaza usulleri, satış usulleri yeni yasaya tabi olacaktır. Aksi halde yedieminler  eşya mezarlığı olmaya devam eder.

AÇIK ARTIRMAYA KATILMA

Dosya yasadan önce de açılmış olsa satış işlemleri yeni yasaya tabi olacaktır.

Takip eski de olsa haczedilen taşınır veya taşınmazların satışına online teklif vermek mümkün olacaktır.

Kısaca yeni düzenlemelerin uygulanmasında uygulanacak yasayı tayin etmek için dosyanın açılış tarihine değil yapılacak işleme bakmak gerekecektir.  Geçici 10. Madde yasanın yürürlük tarihinden önceki takipler veya dosyalar demiyor, “takip işlemleri diyor.

Yasa uygulanırken yasanın bütünü, gerekçesi ve sevk amacı gözönünde bulundurulmalı. Bazı işlemler için eski,  bazıları için yeni yasayı uygulamak yasanın bütünlüğüne ve amacına ters düşecektir.

Kaynak: adalet.biz, Av.Rahmi Ofluoğlu

 HACİZ MAHALLİNDE AVUKAT İŞLEVSİZ

6352 sayılı yasa icra ve haciz işlemlerinde reform sayılacak değişiklikler içeriyor. Bu değişikliklerden en önemlileri:

1-      Haczedilecek mala icra memurunun karar vermesi; ” İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.” 16.maddenin 3.fıkrasının son paragrafı

2-      İcra memurlarının yapacakları bütün işlemlerin gerekçeli olması zorunluluğu;” “İcra ve iflas dairelerince verilen kararlar gerekçeli olarak tutanaklara yazılır.” Madde 2

Bu iki düzenleme avukatı haciz işlemlerinde etkisiz duruma getirmiştir. Bu kanundan önceki uygulamada İİK’da böyle bir düzenleme olmamasına rağmen de facto olarak avukatlar bütün haciz işlemlerinde aktif olarak yer almaktaydı, hacze ve muhafazaya avukatlar karar vermekteydi. Yeni değişiklik bu uygulamayı yoruma yer bırakmayacak şekilde düzenlemiştir.

YENİ DÜZENLEMELER İCRA MEMURLARINA SINIRLAMALAR GETİRMEKTEDİR.

İcra memurlarına getirilen bu sınırlamalar aynı zamanda avukata getirilen sınırlamalardır. İİK 99.madde icra memuruna haczedilen malın muhafazası konusunda geniş yetki veriyordu. İİK’da yapılan yeni değişiklikle icra memurlarının bu takdir yetkisi kaldırıldı. Değişik 99. Maddeye göre artık haczedilen malın borçluya ya da üçüncü şahsa aidiyeti konusunda icra memuru karar veremeyecek. Maddenin yeni haline göre haczedilen şey üzerinde üçüncü şahıs hak iddiasında bulunduğunda mal muhafaza altına alınamayacak, alacaklıya istihkak davası açmak için yedi günlük süre verilecektir. Oysa maddenin eski halinde taşınır malın borçlunun veya üçüncü şahsın yedinde olup olmadığına icra memuru karar vermekteydi. Maddenin yeni halinde ise üçüncü şahsın her hangi bir hak iddiası yeterli görülmektedir.

AVUKAT HACİZDE GÖREVLİ DEĞİL

İİK’da yapılan bu köklü değişiklikler; eski, yanlış uygulamaların devamının engellenmesine yöneliktir. İİK’da bu değişiklikler yapılmadan önce, 14.03.2011 tarihinde Yargıtay 4. Ceza Dairesi avukatın hacizde görevli olmadığına karar vermişti (2009/3133esas,2011/3082karar,14.03.2011tarihli).

Düzenleme öncesi uygulamada haczedilmezliğe, muhafazaya de facto olarak avukatlar karar vermekteydi. Oysa bu uygulama 2004 sayılı İİK’nun özüne ve sözüne (lafzına ve ruhuna) aykırıydı. Yeni düzenlemeyle açık bir şekilde haczedilmezliğin sınırları çizildi ve bu yeni kurallar doğrultusunda hangi malların haczedileceği doğrudan icra memuruna bırakıldı. Bu konuda avukatın talebinin bir önemi  kalmadı. Bunun gibi hangi durumlarda muhafaza kararı verilebileceğine de yeni düzenlemelerle açıklık getirildi.

AVUKATLARIN HACİZ MAHALLİNDEKİ DURUMU

Değişiklik öncesi uygulamada yasanın özüne ve sözüne aykırı olarak avukatlar işyerlerinde, evlerde hiçbir kural tanımaksızın hareket edebilmekteydiler. Evlerin en mahrem yerlerine kadar girmekte, işyerlerinde işyerine ait evrakları alt üst etmekteydiler. Artık Yargıtay 4. Ceza Dairesinin kararı ve İİK’da yapılan yeni düzenlemelerden sonra avukatın haciz mahallin de dileği gibi hareket etmesi imkânsız hale gelmiştir. 4. Ceza Dairesinin kararı gözönünde bulundurulduğunda avukatın haciz mahalline alınmaması artık suç değildir. İİK’da yapılan yeni değişiklikler hacizde avukatı işlevsiz hale getirmiştir.

AÇIKLIK

6102 sayılı yeni TTK’nun genel gerekçesinde yasanın amacı;  açıklık (şeffaflık), denetlenebilirlik, hesap verilebilirlik, adillik olarak tanımlanmaktadır. Çağımızda demokratik toplumlarda açıklık büyük önem kazanmaktadır. Artık çağımızda kayıt dışına, mafyaya, çeteye tolerans gösterilmemektedir. Her türlü derin ilişki Uluslararası küresel yapı tarafından yakın takibe alınmıştır. Türkiye’de bu süreç kısmen 90’lı yıllarda Milli Güvenlik Kurulu kararlarıyla başladı. Etkin uygulama ise son yıllarda ivme kazandı. Bunun ilk uygulaması ünlü mafya liderlerinin tutuklanmasıyla başladı. Daha sonra Ergenekon ve Balyoz davaları ile de mafyanın derin devletle ilişkileri gündeme geldi. Türkiye’de yaşanan süreç büyük küresel güçlerin ve bölgesel düzeyde AB’nin iradesi doğrultusunda gelişmektedir. Yeni TTK ile birlikte iş dünyasına getirilen yeni düzenlemelere paralel olarak İİK’da da açıklık, denetlenebilirlik, kişinin yaşam hakkına saygı, insan onuruna saygı, adillik, hesap verilebilirlik yeni düzenlemelerin esasını oluşturmaktadır.

İCRA MEMURLARININ PARA İLİŞKİSİNİN SINIRLANDIRILMASI

Açıklık ve denetlenebilirliğin İİK daki yeni düzenlemelere yansıyan en önemli hali artık icra dairelerine nakit ödeme yapılamamasıdır. Yasanın yürürlük tarihinden itibaren ödemeler Adalet Bakanlığı tarafından gösterilecek bankalara yapılabilecektir. İcra memurları haciz sırasında haczettikleri veya borçlular tarafından yapılan ödemeleri en geç takip eden iş günü mesai saati sonuna kadar bankaya yatırmak zorundadırlar. Bu hesaplarda biriken paralar alacaklıların takip taleplerinde bildirdikleri veya daha sonra bildirecekleri banka hesaplarına aktarılacaktır.

Bu düzenleme diğer düzenlemelerle birlikte dosya arası, masa altı ilişkileri zorlaştırmaktadır.

BORÇLUYU KORKUTMAK, BORÇLUYU TACİZ ETMEK

İİK’daki yeni düzenlemelere rağmen sırf borçluyu korkutmak, borçluyu sıkıntıya sokmak, taciz etmek için haciz yapılması zorlaşmaktadır.

Bazı baro başkanlarının İİK’da yapılan değişiklikleri eleştirmek amacıyla kullandıkları “korkutma” gibi ifadeler bir hukukçuya yakışmayacak ifadelerdir. Hukuk kişilerin psikolojisini olumsuz etkilemeyi, korkutmayı kabul etmez. Bu ifadeler hukukçulara yakışmaz. Hukukçular herkesten daha çok kişinin vücut bütünlüğüne ve yaşama hakkına saygı göstermek zorundadırlar.

SATIŞ İSTEME SÜRESİ

Muhafazanın ilk koşulu alacaklının muhafaza masrafını peşinen karşılamasıdır.

Eğer alacaklı muhafaza masrafını peşin olarak depo etmezse muhafaza yapılamayacaktır, Madde 17.

Alacaklının satış isteme süresi taşınırlarda altı ay, taşınmazlarda bir yıldır. Bu süre içerisinde satış istenmez ise alacaklı yeniden muhafaza giderlerini yatırmak zorundadır. 6352 sayılı yasanın 22.maddesi ile 2004 sayılı yasanın 110.maddesinde yapılan değişikliğe göre bir malın yasal süresi içerisinde satışı istenmez veya icra müdürünün vereceği 15 günlük süre içerisinde gerekli gider alacaklı tarafından karşılanmaz ise mal üzerindeki haciz kalkar.

İCRA MAFYASI

Yeni düzenleme icralarda oluşan ihale mafyasına da ciddi bir darbe indirmiştir. Yeni düzenlemelere göre taşınır veya taşınmaz malların ihalelerine elektronik ortamda katılmak mümkün olacaktır. İhaleye girmek isteyenler elektronik ortamda teklif verebileceklerdir.

İİK’daki yeni düzenlemeler eksik olmasına rağmen reform niteliğindedirler.

Bundan sonraki uygulamalarda İİK’da yapılan bu değişiklikleri yeterince anlayamayan icra memurları veya avukatlar ceza davalarının muhatabı olabileceklerdir.

kaynak: adalet.biz, av.rahmi ofluoğlu

Hukukçu Gözüyle

Bir an için ev eşyalarının haczinin hukuka, adalete aykırı olduğunu bir tarafa bırakarak soralım:

Ev hacizleri cebri icranın başarılı olması için geçerli bir yöntemdi de neden yedi eminler ağzına kadar ev eşyaları ile dolu, neden yüzbinlerce dosyada tahsilat yok? Neden bu insanlar yaşamsal ev eşyalarının haczine rağmen borçlarını ödemezler?

Çünkü bu insanlar iflas etmişler, bitmişler…

Uygar ülkelerde bu ilkel uygulamalar yoktur..

Zaten hükümetin bu çağdışı uygulamalara karşı yasal düzenlemelere gitmesinin baş nedeni AB mevzuatına uyum ve sosyal barışı sağlamaktır. Bu düzenlemeler keyfi düzenlemeler değildir.

Borç, alacak bir haklılık, haksızlık sorunu değildir..Alacaklının alacağını borçlunun mal varlığından cebri icra ile almak yasal bir haktır.. Bu hakkı borçlunun haksızlığı ile karıştırmak bir kavram kargaşasıdır, çünkü bu zihniyetin devamı borçlular suçludur gibi bir sonuca varır.. Bugün işini kaybettiği için borcunu ödeyemeyen bir kişi neden haksız olsun, neden suçlu olsun? Ya da serbest rekabet düzeninin doğal bir sonucu olarak iflas eden firmaların sahipleri neden haksız olsunlar, neden suçlu olsunlar? Rekabet düzeni içerisinde batan insanlar veya küresel krizlerde iflas eden firma sahipleri haksız ve suçlu olabilirler mi? Bu anlayış bilgi toplumu ile trampa dönemini ayırt edememektedir. Hukukun temel görevi suçlu ile suçsuzu ayırt etmektedir.. Böylesine toptancı bir yaklaşımla bütün borçlulara suçlu gözü ile bakmak hukuk ve adalet anlayışı ile bağdaşmaz

Hiçbir Avrupa ülkesinde ev eşyaları, emekli maaşları haczedilemez, hiçbir Avrupa ülkesinde taahhüdü ihlal diye saçma sapan bir ceza yoktur..

Avukatlar değişimi görmeli ve kendilerini değişime hazırlamalı. Ya değişeceğiz, ya da değiştirileceğiz.. Tercih sizin..

Türkiye’nin istikameti ortaçağa dönük olamaz, buna küresel güçler izin vermeler..

Av.Rahmi OFLUOĞLU/ Hukukçu

9 Temmuz Pazartesi Star Gazetesi

Yasanın ilk günü haciz memurları eli boş döndü, borçlular nefes aldı

Hüseyin Özay / ANKARA

Haciz memurları, 3’üncü Yargı Paketi’nin yürürlüğe girmesinin ardından ilk mesai gününde neredeyse iş ya-pamadı. Ev eşyalarının haczini sınırlayan yeni yasa nedeniyle memurlar eli boş dönünce borçlular sevindi.

Kamuoyunda 3’üncü Yargı Paketi olarak bilinen Yargı Hizmetlerinin Etkinleştiril-mesine İlişkin Yasa’da yer alan, evlerde bulunan tek eşyaların haczedilememesine ilişkin hükümler, haciz kıskacındaki binlerce borçluyu sevindirdi. Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından 6 Temmuz tarihinde, evlere hacze giden memurlar,  konutlarda çift eşya aradı. Çift eşya bulamayan haciz memurları ise borçlulara ‘Borcunuzu en kısa sürede ödeyin’ diyerek, konutlardan eli boş ayrıldı.

Memurlar evlerde çift eşya aradı

Binlerce kişinin hapisten çıkmasını sağlayan 3. Yargı Paketi, borçlulara adeta bayram yaptırdı. ‘Çek Mağdurları’, ‘Haciz Mağdurları’, ‘Banka Mağdurları’ adları ile sanal alemde örgütlenen bir çok borçlu, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından, haciz işlemlerinde yaşananları üyeleriyle paylaştı. Mağdurların oluşturduğu sitelerde yer alan bilgilere göre, yasanın ilk günü olan 6 Temmuz’da haciz memurları evlerde sadece çift eşya aradı. Eğer, bir evde iki televizyon varsa bunun sadece birisi haczedildi. Evde bulunan tek eşyalarda ise haciz işlemi uygulanmadı. Yine işyerlerindeki haciz işlemleri ise yasada yer alan ‘Meslek ve işleri aksatacak makinelere haciz uygulanamaz’ hükmüne takıldı.

MEMUR ODALARI GEZDİ BİRŞEY ALMADAN ÇIKTI

3’üncü Yargı Paketi’nin yasalaşmasıyla birlikte, borç yüzünden eve haciz gelmesi ve ev eşyalarının haczedilmesi artık tarihe karıştı. Vatandaşlar için drama dönüşen ev eşyalarını haczetme olayına son verecek uygulama 6 Temmuz’da başladı. Buna göre icra memurları artık evlerden TV, koltuk, buzdolabı alamıyor. Eğer bu eşyaların herhangi birinden iki tane varsa birini haczedebiliyor. 6 Temmuz’da başlayan uygulamanın ilk gününde yaşananlar şöyle:

-E.Ş: “35 senelik icra takipçisiyim. Dün haciz günümüzdü. Borçlu kapıyı açtı. Durumu anlattık. Borçlu ‘buyurun’ dedi. Memur odaları gezdi. Çift eşya aradı, bulamadı. Borçluya, borcunu ne zaman ödeyeceksin, dedik. ‘Durumum yok’ dedi. Evden bir şey almadan çıktık.”

-M.T: “Müjde yasa yürürlüğe girmiş. Dün haciz için geldiler. Evde, çift eşya, antika eşya ve altın mücevher aradılar. Bir şey olmadığı için, tutanak tutup ayrıldılar.”