VARLIK YÖNETİM ŞİRKETLERİ

Posted: 09/01/2013 in Güncel Ekonomik Sorunlar, İcra İflas
Etiketler:, ,

I- VARLIK YÖNETİM ŞİRKETİ NEDİR?

5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. maddesinde bankalar ve fon dâhil diğer malî kurumların alacakları(3) ile diğer varlıklarının satın alınması, tahsili, yeniden yapılandırılması ve satılması amacıyla, kuruluş ve faaliyet esasları Kurul(4) tarafından belirlenen varlık yönetim şirketleri de kurulabileceği hüküm altına alınmıştır.

Nitekim varlık yönetim şirketi adı geçen Yönetmeliğin 2. maddesinde aşağıdaki gibi tanımlanmıştır:

“Varlık yönetim şirketleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, bankalar ve diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıklarının satın alınması, tahsili, yeniden yapılandırılması ve satılması amacına yönelik olarak faaliyet göstermek üzere bu Yönetmelik hükümlerine göre izin alarak kurulan şirketlerdir.”

Valık Yöetim 1Görüldüğü gibi varlık yönetim şirketleri mali kurumların alacakları ile diğer varlıklarının satın alınması, tahsili, yeniden yapılandırılması ve satılması amacıyla kurulabilirler.

Varlık yönetim şirketleri bankacılık sistemindeki sorunlu alacakları teminatları ile birlikte iskontolu olarak satın alarak; bunları belli bir süreç içerisinde tahsil eden şirketlerdir. Bu nedenle varlık yönetim şirketleri için “bankacılık sisteminin çöpçü balıkları” ifadesi kullanılmaktadır. Türkiye’de şu anda faal olarak çalışan 6 varlık yönetim şirketi bulunmaktadır.

 II- VARLIK YÖNETİM ŞİRKETLERİNİN FAALİYET KONUSU NEDİR?

5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. maddesinde varlık yönetim şirketlerinin faaliyet konularının sınırı aşağıdaki gibi çizilmiştir:

“Varlık yönetim şirketleri alacaklarının tahsili ve alacakların ve/veya diğer varlıkların yeniden yapılandırılması kapsamında alacak tahsili amacıyla edindiği gayrimenkul veya sair mal, hak ve varlıkların işletilmesi, kiralanması ve bunlara yatırım yapılması ve yine alacaklarını tahsil etmek amacıyla borçlularına ilâve finansman sağlamak veya sermayelerine iştirak etmek dâhil olmak üzere her türlü faaliyeti gerçekleştirmeye yetkilidir.”

Varlık yönetim şirketlerinin faaliyet alanları ile genel belirleme 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda yer alan yukarıdaki hükümle yapılmış olmakla birlikte, ayrıntılı düzenlenmeler Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde yapılmıştır. Söz konusu maddeye göre varlık yönetim şirketlerinin faaliyet konuları aşağıdaki gibidir:

“a) Varlık yönetim şirketleri, banka, TMSF ve diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıklarını satın alabilir, satabilir, satın aldığı alacakları tahsil edebilir, varlıkları nakde çevirebilir veya bunları yeniden yapılandırarak satabilir.

b) Varlık yönetim şirketleri alacakların tahsili amacıyla edindiği gayrimenkul veya sair mal, hak ve varlıkları işletebilir, kiralayabilir ve bunlara yatırım yapabilir.

c) Varlık yönetim şirketleri alacaklarını tahsil etmek amacıyla borçlularına ilave finansman sağlayabilir.

ç) Varlık yönetim şirketleri banka, TMSF ve diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıklarının yeniden yapılandırılması veya üçüncü kişilere satışında danışmanlık ve aracılık hizmeti verebilir.

d) Varlık yönetim şirketleri ana faaliyetlerini gerçekleştirmek üzere sermaye piyasası mevzuatı dâhilinde ve gerekli izinleri almak kaydıyla faaliyette bulunabilir ve menkul kıymet ihraç edebilir.

e) Varlık yönetim şirketleri faaliyetlerini gerçekleştirmek amacıyla iştirak edinebilir(6)

f) Varlık yönetim şirketleri diğer varlık yönetimi şirketlerinin satışına aracılık ettiği veya ihraç ettiği finansal ürünlere yatırım yapabilir.

g) Varlık yönetim şirketleri Şirketlere kurumsal ve finansal yeniden yapılandırma alanlarında danışmanlık hizmeti verebilir.”

Görüldüğü gibi varlık yönetim şirketlerinin faaliyet konuları Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde tahdidi olarak sayılmıştır. Mezkur maddenin 2. fıkrasında ise Varlık yönetim şirketlerinin, bu maddede belirlenen konular dışında faaliyette bulunamayacağı belirtilmiştir.

Ayrıca aynı fıkra uyarınca varlık yönetim şirketleri banka ve diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıklarının satın alınmasına münhasır olarak, alacağını veya diğer varlığını satın aldığı banka veya diğer mali kurumlardan kredi kullanamazlar.

Yukarıda yer alan kanun hükmünden ve yönetmelik düzenlemelerinden anlaşılacağı üzere varlık yönetim şirketlerinin esas faaliyet konusu mali kurumların sorunlu alacaklarını iskontolu olarak satın alarak, bunları tahsil etmektir. Varlık yönetim şirketleri satın aldığı alacakları yeniden yapılandırabilir. Bu alacakları karşılığında edindiği, gayrimenkul ve diğer varlıkları işletebilir, kiralaya verebilirler.

Varlık yönetim şirketleri; iskontolu olarak satın alarak tahsil ettikleri alacak tutarı; bu alacaklar için ödedikleri bedel, bu bedelin zaman değeri, tahsil masrafları ve yönetim masrafları toplamından büyükse kar, küçükse zarar ederler.

Uygulamada varlık yönetim şirketleri, bankalar başta olmak üzere mali kuruluşlardan alacaklarını toplu olarak satın almaktadırlar.

Böylece bankaların aktiflerinde yer alan sorunlu alacaklar varlık yönetim şirketlerine geçmekte, bu şirketler de tahsilat alanındaki uzmanlıklarını kullanarak sorunlu alacakları tahsil etmeye çalışmaktadırlar.

Bankalar takipteki alacak portföylerini neden satarlar?

III – BANKALAR TAKİPTEKİ ALACAKLARI NEDEN   SATARLAR ?

KrediVarlık Yönetim Şirketlerine ilişkin ilk satışların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından Fon bünyesindeki bankalara ait alacaklara çözüm üretilmesi aşamasında yapıldığını görmekteyiz

Sonraki yıllarda zaman zaman yapılan satışların özellikle 2008 yılından sonra tekrar artmaya başladığını görmekteyiz.Bu noktada 2 önemli soru karşımıza çıkmaktadır.

1- Bankalar takipteki alacak portföylerini neden satarlar?
2- Bankalar bu satışı yaparken satılacak portföyde yer alan alacaklarından acaba kaç liraya kadarlık bir bedel teklif edildiğinde vazgeçebilirler yani satabilirler?

Her ne kadar takipteki alacakların bir kısmı süreç içinde tahsil edilse de, bu süreç içinde bankayı kayba uğratan bazı etkilerde bulunduğu husus dikkate alınmalıdır. Banka bilançolarının aktif bölümünde yer alan takipteki alacaklar (brüt) rakamı, bir bankanın aktif kalitesi ve ana faaliyet alanına ilişkin performans ölçünümde en önemli kriterler arasında yer almaktadır. Takipteki alacak (brüt) / toplam alacak rasyosu yüksek olan bankaların mevduat hariç diğer borçlanma faaliyetlerinde kaynak maliyetleri doğal olarak yüksek risk primi nedeni ile artacaktır. Banka karının düşmesi demen özkaynakların azalmasına yol açar ki, bu da bankalar için ciddi sorunlara neden olur. Çünkü, bankaların bir çok alana ilişkin faaliyetleri yasal olarak doğrudan özkaynak ile ilişkilendirilmiş bulunmaktadır. Örneğin: bir banka bir gerçek veya tüzel kişiye maksimum özkaynaklarının % 25’ine kadar kredi verebilir. Bir bankanın kısa veya uzun pozisyonu özkaynaklarının % 20’sini geçemez. Bir banka özkaynaklarının yarısından fazla duran varlıklara sahip olamaz, Bir bana ne kadar karlı da görse finans sektörü dışında bir şirkete koyacağı sermaye miktarı özkaynaklarının % 15’ini geçemez, birden fazla bu tür yatırım yapması durumunda bu yatırımların toplam tutarı da özkaynaklarının % 60’ını geçemez. Bir bankanın üstlenebileceği riskler sermaye yeterliliği rasyosunda özkaynaklar ile sınırlandırılmış olup, daha az risk üstlenmek demek müşteri olsa bile kredi verememek anlamına gelmektedir. Bu da kaynak toplama olanağınız var, kredi müşteriniz hazır, sadece özkaynak seviyesinin yeterli olmaması sonucunda bu faaliyetleri yetine getirmeme durumu ile karşı karşıya kalınacak demektir. Bu durum hazır bir kazancı elde edememeye de sebep olur. Özkaynaklara endeksli çok sayıda başka konular da bulunmaktadır. Dolayısı ile özkaynak rakamını aşağıya çekecek yani düşürecek her türlü faaliyetin minimum düzeyde olması konusunda bankalar büyük özen gösterirler.

Geçtiğimiz yıllarda sektörde yapılan satışlardan verileri elde edilebilenlere bakıldığında, yapılan satışların portföy değer ile arasındaki ilişkinin % 2,5 – % 34,2 aralığında olduğu, ortalamanın ise % 10,4 civarında bulunduğu dikkati çekmektedir. Başka bir veri, bankanın her 100 TL’lik takipteki kredi için yaptığı ortalama işletme gideri (çalışan, noter, avukat vb. giderler) tutarıdır. Bankanın satmayı düşündüğü portföy için ayırdığı karşılık tutarı nedeni ile özkaynaklardaki azalış sonucu üstlenemediği riskin hesaplanarak, net kar marjı ile bu tutarın ilişkilendirilmesi ve kaybedilen kazancın bulunması gerekmektedir. Bir diğer konu satışı düşünülen takipteki alacak portföyü ve teminatları nedeni ile bozulan bilanço yapısı ve pasifte borçlanma yapacağı tarafların bunu risk primi olarak borçlanma maliyetine ilave etmeleri nedeni ile oluşan maliyet artışıdır. Konunun diğer tarafında yer alan Varlık yönetim şirketleri ise, belli bir iskonto ile banka, özel finans kurumu ve diğer mali kurumlardan aldıkları alacakları, satabilme, satın aldığı alacakları borçlusundan tahsil edebilme, varlıkları nakde çevirebilme veya bunları yeniden yapılandırarak satabilme gibi opsiyonları değerlendirerek, faaliyetlerini bu kapsamda sürdürmektedir.

IV – VARLIK YÖNETİM VE SOSYAL SORUNLAR

Kredi sorunlarıBankalar artık sorunlu alacaklarını ihaleyle varlık yönetim şirketlerine satıyor.

Bu durumdan habersiz banka müşterileri ise soluğu mahkemede alıyor. Vatandaşın kafası karışık. Uzmanlar, ‘Bankalar bilgi vermeli’ derken, varlık yönetim şirketlerine başvuranlar çoğu zaman hiç ummadıkları indirimler elde ediyorlar.
Türkiye’de yaklaşık 5 milyon kredi ve kredi kartı borcu dosyası varlık şirketlerine devredildi. Nedeni ise avukatlık masraflarından kurtulmak… Varlık şirketleri, bankalardan ihale ile satın aldıkları borçları süresi ne kadar geçerse geçsin ya yapılandırıyor ya da borcun tamamını istiyor. Durumdan habersiz vatandaşlar şirketlerden gelen borç talebini görünce soluğu savcılıkta alıyor. ‘Biz tahsil edemedik siz uğraşın’ diyen bankalar 2009 yılında 300 bin, 2010 1 milyon 300 bin, 2011 yılı Eylül ayı itibarıyla da yaklaşık 5 milyon kredi ve kredi kartı borcu varlık yönetim şirketlerine sattı.
2003’TE KURULDU 
Şu anda Türkiye’de Anadolu, Bebek, Girişim, LBT, RCT, Final, Efes ve Standart Varlık Yönetim adlı 8 şirket var. 2003 yılında çıkan kanunla kurulan bu şirketler, sorunlu dosyaları ihale ile toplam borçtan daha düşük fiyatla satın alıyor. Borçlu kişi de artık bankaya değil dosyayı ihale ile bankadan alan varlık yönetim şirketine borçlu hale geliyor. Varlık Yönetim şirketlerinin bir bölümü borç yapılandırmayı devam ettirirken, bir bölümü de ‘Bizi banka ilgilendirmez’ diyerek borcun tamamını talep ediyor. Milyonlarca vatandaş, borçlu olduğu banka tarafından dosyasının satıldığından haberi bile olmuyor.
İkna olmayan icraya veriliyor
VARLIK Yönetim Şirketleri, borçluları önce ikna yolunu sonra hukuki yolu seçiyor. Kredizedelere ‘borcunuzu ödemek için her türlü kolaylığı sağlayayım’ deniliyor. Sonuç alınamadığı taktirde hukukçular devreye giriyor. Son çare ise icra… Bankaların sorunlu dosyaları satmasına tepki gösteren Avukat Mustafa Tekin, bankaların 1.300 bin dosyayı varlık yönetim şirketlerine sattığını belirterek ‘Bankalar şimdi ellerindeki tüm dosyaları satmak istiyor. Borçlu olan vatandaş, bu durum karşısında savunmasız kalıyor’ dedi.
TükoDer: Bankalar vatandaşı bilgilendirmeli
TÜKODER İzmir Şubesi Başkanı Gülçin Tonguç, ‘Yapılandırma olayından sonra birçok kişiye bankaya gittiğinde ‘bize borcunuz yok’ denildi. Bir kısmına dosyalarının devredildiği söylenirken, bir kısmına hiçbir bilgi verilmemiş. Banka herhangi bir işlemde borçluya ulaşıp bilgi veriyorsa, dosyanın satışı öncesi borçlusuna bilgi vermeli. Hatta belirli süre içinde borcunu ödemediği takdirde borç dosyasının varlık yönetim şirketlerine satılacağını bildirmeli’ dedi.
Bankaların devrettiği aktif toplamı 6.6 milyar TL
TEMERRÜT hali gerçekleşmiş, nakde dönmesi güçleşmiş ve hukuki takip süreci başlamış varlıklara sorunlu varlık deniyor. 2002 yılında yaşanan ekonomik krizin ardından Türkiye’nin gündemine giren ve BDDK izniyle kurulan varlık yönetim şirketleri, bu sorunlu alacakları bankalardan ucuza satın alarak tahsilatını üstleniyor. Böylece bankalar takipteki alacaklar yükünden kurtulurken reel sektöre yeniden kredi verme imkanına kavuşuyor. Girişim Varlık Yönetim A.Ş. Genel Müdürü Hasan Tengiz, bankalar tarafından bugüne kadar varlık yönetimi şirketlerine devredilen sorunlu aktiflerin toplamının yaklaşık 6.6 milyar lira olduğunu açıkladı. Tengiz, devredilen sorunlu alacakların yaklaşık yüzde 52’sinin bireysel ve kredi kartı alacakları, yüzde 48’inin kurumsal, ticari ve kobi alacaklarından oluştuğunu söyledi. Tengiz, bankacılık sektörünün 2011 Haziran sonu itibarıyla takipteki alacak tutarının ise 18.6 Milyar lira olduğunu ifade etti. Tengiz, sürecin işleyişine ilişkin ise şu bilgileri verdi: ‘Bankalar satmak istedikleri alacaklardan oluşan bir portföy hazırlayıp bir tanıtım dokümanı ile tüm Varlık Yönetimi Şirketlerini satış sürecine davet ediyor. Daha sonra şirketler bunu inceliyor ve fiyat belirliyor. Son aşamada teklifler toplanarak ihale ile en iyi teklifi yapan Varlık Yönetimi Şirketine portföy temlik ediliyor. Bu aşamadan sonra portföyde bulunan borçlular için alacaklı Varlık Yönetim Şirketi oluyor, tahsilat ve hukuki süreç Varlık Yönetimi Şirketi tarafından yürütülüyor.’
Sistem nasıl işliyor?
VARLIK yönetim şirketlerinin, Bankalar Kanunu çerçevesinde faaliyet alanlarının başında tahsili gecikmiş alacakların finansal kurumlardan (banka, katılım bankaları ve diğer mali kurumlar) satın alınması gelmektedir.
VARLIK yönetim şirketleri, bankaların tahsil etmekten umudunu kestiği alacaklarını, bir ihale ile kendileri tahsil etmek üzere, düşük fiyattan satın alıyor.
ÖRNEĞİN, bir banka 100 milyon liralık bir borcunu yüzde 50 iskonto ederek, 50 milyon liraya varlık yönetim şirketine satıyor. Bundan sonraki süreçte artık kişiler bu şirketlere borçlu hale geliyor. Eğer şirket satın aldığı 100 liralık borcun 70 lirasını tahsil ederse bu işten, (70-50) 20 TL kazanç sağlamış oluyor.
About these ads
Yorumlar
  1. Umut Ufuk diyor ki:

    Yorumlarıma asagıdakı baslıklı sayfada devam etmekdeyım.

    Yargıtay İçtihad Kararı: Varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz.”

    • okan diyor ki:

      slm yeni yorum sayfasını bulamıyorum bilginiz varmı

      • umut ufuk diyor ki:

        En ustte solkosede anasayfa yazisi var orayi tikladiginizda karsiniza sayfa basliklari gelecek.orada gorebilirsiniz.ilk baslik olan yer.

  2. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    İCRA AVUKATLARINA KARŞI MAHKEMENİN ÇARPICI TESBİTİ.HALK NE YAPSIN.
    Yüksek ‘cep’ faturası mağduru hakimin davasına bakan hakimden ilginç tespit.

    DAVA VARKEN HACİZ

    Yargıtay Ticaret Dairesi hakimi, yüksek cep faturasına Tüketici Mahkemesi’nde itiraz davası açtı. Dava sürerken evine, aracına haciz gelince GSM şirketinin avukatını mahkemeye verdi.

    GEREKÇELİ KARAR

    Söz konusu dava, Yargıtay Hakiminin, cep telefonu faturasına itiraz etmesiyle başladı. Borcuyla ilgili GSM faturasının itiraz etmediği miktarını banka havalesi ile ödedi. Bu arada GSM şirketi hattı görüşmelere kapatınca Yargıtay Hakimi Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurdu ve İtirazı kısmen kabul edilen Yargıtay hakimi, Ankara Tüketici Mahkemesinde dava açtı. Hukuki süreç tamamlanmadan, GSM firmasının avukatı icra takibi başlattı ve hakimin aracına haciz koydurttu, ardından da evine hacze gitti. Bu olay üzerine Yargıtay Hakimi, GSM avukatı hakkında “görevini kötüye kullandığı” gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.
    HUKUKÇULAR BİLE BAŞ EDEMİYORSA…
    Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi hakimi haklı buldu, GSM Avukatını, Hukuki süreç tamamlanmadan, şikayetçi aleyhine icra takibi başlatarak aracına haciz koydurduğu, GSM faturasının itiraz edilmeyen kısmına ilişkin borç ödendiği halde evine hacze gidilmesini hukuka aykırı bularak 5 ay hapse mahkum etti.

    Mahkeme, GSM şirketi ile mahkemelik olan Yargıtay hakimini haklı bulurken, gerekçesinde dikkat çekici bir tespitte bulundu: ”Hukukçunun dahi baş edememesi karşısında, hukukçu olmayan vatandaşların durumunun daha cı olduğunu düşünmemek mümkün değildir.”

    Mahkeme, dava sonrasında Y.’yi haklı bulurken gerekçesinde dikkat çekici bir ”sosyolojik” tespitte bulundu.

    Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi, ”Bir ticaret hukukçusunun dahi baş edememesi karşısında, hukukçu olmayan vatandaşların durumunun daha acı olduğunu düşünmemek mümkün değildir” dedi

  3. tugay diyor ki:

    Sn.Site İlgilileri,

    Benim şahsen ciddi bir sıkıntım var. 2008 yılındaki ekonomik krizde çeklerin arkası önceden yazılmasın diye ödemeden men talimatı olan 711 verdiğim bir çek ile ilgili karşılıksız çekten bir ceza davası açılmış idi. Önce ceza aldım sonra çıkan yeni kanun ile bu davadan beraat ettim. Ancak berrat kararını veren ilgili asliye ceza mahkemesi hakkımda asılsız 711 vermekten suç duyurusunda bulunmuş ve ağır ceza mahkemesinde dolandırıcılıktan ceza davası açıldı. İlk duruşmaya yalnız girdim, epey sert ve sıkıntılı geçti. Mahkeme başkanı 3 yıl hapis cezası vermek istedi ancak savcı mütala için dosyanın kendisine iletilmesini istedi. Şimdi şubat ayında duruşmada büyük ihtimalle ceza verecekler. Sorularım aşağıdadır:

    1. Çeke 711 vermek dolandırıcılık suçunu oluştururmu ?

    2. Ortada ne şikayetçi banka nede çeki verdiğim ara ciranta var. Ben tek başıma yargılanıyorum. Benim çeki verdiğim firma bu çeki kredide kullanmış ancak son durum belli değil. Sonuçta benim çeki elinde bulunduran banka ile direk bir bağım yok. Kredide almadım. Kimi nasıl dolandırdım ?

    3.Ben bu çekle ilgili yargılandım ve beraat ettim. Aynı suçtan 2 kez yargılanılabilirmi ?

    4.Çekte sahtecilik yok, 711 verildikten sonra alınan bir mahkeme tedbir kararıda yok. Çek icraya verilmiş ve icra taibi yapılmış. Hesapta zaten ödemeden men edecek parada yok. Ceza davasıda açılmış ve imza kabul edilmiş, ceza verilmiş sonra kaldırılmış. Kısaca olayın normal bir karşılıksız çekten farkı yokken nasıl dolandırıcılık suçuna giriyor ?

    Yardımcı olursanız (varsa yargıtay kararları ile) minnettar olurum.

    • tugay diyor ki:

      Sayın Umut Ufuk ve Celal Bey,

      Yukarıda yazdığım dava konusu yorumla ilgili yardımınızı rica ediyorum. Konuyla iligili bilgi sahibi olan başka birisde yardımcı olabilir.

      • M.Celal Toparlaklı diyor ki:

        Kusura bakmayın ama bu profesyonel işin içinde olan ve konusuna hakim icra iflas avukatlarının işidir.Bence siz profesyonel yardım almalısınız.

  4. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    TAAHHÜDÜ İHLAL İLE İLGİLİ BİR YAZI VE ALTINDA BENİM KISA CEVABIM.

    Tokat Barosu AVUKAT HAKLARI KOMİSYON’u taahhüdü ihlalden verilen hapis cezalarının kaldırılması yönünde bazı çevrelerin yaptıkları kulislere ve hükümete baskı yapma yönünde oluşan kamuoyunun sessiz bir çoğunluk olarak kalan alacaklı durumdaki milyonları nasıl perişen edebileceğini, devlete olan güvenin sıfırlanacağını gözler önüne sermek için yaptığı çalışmayı yayınlıyoruz.

    “TOKAT BAROSU AVUKAT HAKLARI KOMİSYON ÇALIŞMASI İCRA VE İFLAS KANUNDA DÜZENLENEN “TAAHHÜDÜ İHLAL SUÇU”NUN SUÇ OLMAKTAN ÇIKARILMASININ SONUÇLARI:

    Son zamanlarda bir kesim sosyal medyada kamuoyu oluşturmak suretiyle “Taahhüdü İhlal Mağdurları” açılımlarıyla paylaşım siteleri kurmuşlar, bu durumu son dönemde ise siyasi arenaya, parlamentoya kadar sürüklemişlerdir. Oysa sesi çıkan bu kesimin yanında sesiz kalan ve sayısı milyonları bulan alacaklılar da bulunmaktadır. Devletin en yetkin gücü veya otoritesinin eylemli organı olan icra dairelerinin fonksiyonelliğinin tamamen ortadan kaldırılması adaletin ve hukukun amacı olamaz. Taahhüt edilen borcun ödenmesi bir yana, borçtan ve cezadan kurtulma amacından başka amacı olmayan bu baskı gruplarının haksız ve manasız taleplerinin dinlenmesi, sessiz kalan ama sayısı kat be kat fazla olan masum alacaklı vatandaşların devlet otoritesine olan güvencini sarsacaktır.
    Bu konu ile ilgili olarak bir milletvekilinin TİS kaldırılması için bir kanun tasarısı hazırlayarak meclise sunduğu haberleri bizleri icranın son kalesi olarak kalan bu yaptırımın kaldırılması ihtimali karşısında endişelendirmektedir. Bu kısa açıklamadan sonra, bu suçun kanun maddesine bakılacak olur ise;

    * 2004 sayılı İİK.nun 340. maddesinde ödeme şartını ihlal eden borçlunun 3 aya kadar tazyik hapsine karar verileceği düzenlenmektedir. Madde hükmü “ Borçlunun ödeme şartını ihlali halinde ceza:

    Madde 340 – (DEĞİŞİK MADDE RGT: 01.06.2005 RG NO: 25832 KANUN NO: 5358/11) 111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.”şeklindedir.

    Anayasa Mahkemesine taahhüdü ihlal suçu nedeniyle; adil yargılanma hakkının ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün yerine getirilememesinden dolayı özgürlüğü kısıtlama yasağının ihlal edildiği ileri sürülerek başvuruda bulunulmuş, Yüksek mahkeme tarafından ise özeti aşağıda belirlendiği şekilde 12.02.2013 tarihinde şöyle karar verilmiştir.

    A. ADİL YARGILANMA HAKKININ İHLALİ İDDİASI’NA KARŞI:

    1. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkeseAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların değerlendirmeye tâbi tutulamayacağı, 48. maddenin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar
    verilebileceği belirtilmiştir.

    2. Bu kapsamda, ilke olarak bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ya da açıkça keyfilik içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru kapsamında ele alınamaz. Bu durumda, derece mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz bir şekilde keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz.

    3. Başvuru konusu olayda başvurucu tarafından, ilk derece mahkemesince kendisine tazyik hapsi verilmesine rağmen aynı dosyada yargılanan ve kendisiyle aynı durumda olduğunu iddia ettiği bazı kişilere cezaya hükmedilmemesinin anayasal haklarının ihlaline yol açtığı belirtilmektedir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının özü, derece mahkemesinin delilleri değerlendirme ve yorumlamada isabet edemediğine ve esas itibariyle yargılamanın sonucuna ilişkindir.

    4. Açıklanan nedenlerle, başvurunun kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının açıkça keyfilik içermediği anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin, “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
    B. Sözleşmeden Doğan Bir Yükümlülüğün Yerine Getirilememesinden Dolayı Özgürlüğü Kısıtlama Yasağının İhlali İddiasına KARŞI:

    5. Anayasa’nın 38. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

    “Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.”

    6. 2004 sayılı Kanun’un 340. maddesinde icra dairesinde kararlaştırılan ödeme şartının borçlu tarafından ihlali düzenlenmektedir. Maddede yaptırıma bağlanan sözleşmeye dayalı bir borcun ödenmemesi olmayıp, borçlunun haczedilen malının satışının taksitle ödeme teklif ve taahhüdü gerçekleşene kadar ertelenmesine ilişkin, resmî makamlar huzurunda verilen taahhüdün makbul bir sebep olmaksızın yerine getirilmemesidir. Burada korunan hukuki yarar, kişilerce devlet kurumlarına verilen sözlerin tutulması ve kamu otoritesine olan itimadın sarsılmamasıdır. (Anayasa Mahkemesinin 21/11/2002 tarih ve E.2000/415, K.2002/166 sayılı kararı).

    TAAHHÜDÜ İHLAL SUÇUNUN OLUŞABİLMESİ İÇİN, ÖDENECEK TOPLAM MİKTARIN RAKAMSAL OLARAK BELİRLENMESİ, TARAFLARIN BELİRLENEN BU MİKTAR ÜZERİNDE İCAP VE KABULDE BULUNMASI ZORUNLUDUR. TAAHHÜT ESNASINDA ÖDENECEK MİKTARIN HİÇBİR KUŞKUYA YER VERMEKSİZİN BELİRLENMESİNDE ZORUNLULUK BULUNMAMAKTADIR;

    Borçlunun ödeme şartını ihlal etmesi halinde icra ceza mahkemelerinde hemen cezalar verilmemektedir.Öncelikle,taahhüt edilen borcun küsuratına kadar doğru hesaplanıp-hesaplanmadığı, alacak kalemlerinin açıkça yetmez, ayrıca tek tek gösterilip-gösterilmediği, taksitler arasında işlemiş faizin net ne kadar olduğunun yazılıp-yazılmadığı, ihtarın usulüne göre yapılıp yapılmadığı, tebligatın yapılıp-yapılmadığı, yapılsa bile takibin kesinleşip-kesinleşmediğinin hatasız olarak belirlenmesi gerekir. Borçlunun hesap özetini veya tablosunu gördüm, itirazım yoktur, lehime işleyecek sürelerde feragat ediyorum şeklinde ki beyanları da mahkeme tarafından borçlu lehine yorumlanmaktadır. BİR VE İKİ YILLIK ZAMAN AŞIMI SÜRÜLERİ DE DİKKATE ALINDIĞINDA İŞ BU YASAL DÜZENLEMELER ZATEN BORÇLU LEHİNEDİR. Uzayan yargı süreci ve verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesini takip eden yargı bürokrasisi de düşünüldüğünde bu suçun mağduru borçlu değil aksine hakkını arayan birde kamu otoritesi ve adalet dağıtan yargıyı verdiği söz ile aldatılan alacaklıdır. Hukuk haklının yanında onun hakkını korumak için vardır.

    Türkiye’nin, icra uygulamalarında gelinen son durumu dikkate alındığında karnesi zayıflar ile doludur. Öncelikle telefon hattı hacizlerinin kaldırılmasından başlamak suretiyle, emekli maaş hacizlerinin kaldırılması, yılan hikâyesine dönen çek cezalarının kaldırılması ve en son 2012 yılında yapılan değişiklikle ev eşyalarının hacizlerinin kaldırılması karşısında vatandaşın alacaklarını tahsil edebilmek için kamu otoritesini kullanabilmesinin önü ciddi biçimde tıkanmıştır.

    Şimdi de ödeme şartını ihlal suçunun kaldırılmaya çalışılmasıyla birlikte, tahsilât için son bir fırsat daha alacaklıların elinden alınmaya çalışılmaktadır. Bu durum çok ağır sonuçlar doğurabilir. Basiretli bir siyasetçinin bunun sonucunda, artık devlete güvenemeyen bir halde bulunan alacaklının durumunu da düşünmesi gereklidir. Şayet devlet, kurduğu hukuk düzeni ile insanlar arasındaki ihtilafları çözmekten acziyete düşerse, durumdan vazife çıkaracak illegal oluşumların devreye gireceğini söylemek kehanet olmasa gerek. Bu durumda hangi mantıkla yapıldığı bilinmez ama sürekli olarak “BORÇLUNUN YANINDA, BORÇLUNUN HAMİSİ” konumunda olan devlet, acaba bu seferde bu illegal oluşumlardan “BORÇLULARI” koruyabilecek mi?

    İnsanlar “maşa varken ben elimi ateşe sürmeyeyim” diye düşündüğü için devlet otoritesine sığınarak alacaklarının tahsil edilmesini beklemektedir. Sosyal hukuk devletinin amacı bireylerin haklarını güvence altına almak değil de nedir? Şayet bu yollar kapanırsa, AVUKATLAR olarak bizler icra takibi almayacağız ya da alamayacağız. Zira kimse sonuç alamayacağı işi almaz.

    Devlet kendi alacağını almak için emeklinin maaşından doğrudan kesinti yaparken gerçekten “adil” mi davranmaktadır. O zaman neden bir sade vatandaş olan alacaklı emekli maaşından alacağını alamamaktadır.

    Yapılan değişikliklerle belki toplumdaki bazı kişiler “mutlu ve memnun” edilebilir. Peki, alınterini, emeğini, dişinden tırnağından artırarak yaptığı birikimini kanunlar ve uygulamalardaki boşluklardan da yararlanan o “mutlu ve memnun” kesime kaptıranlar ne olacak? Onlar ne zaman “mutlu ve memnun” edilecek???

    Yasal düzenleme yaptığı sırada kanun koyucuda var olması gereken tek amaç, hukuku ve adaleti temin etmek suretiyle bireylerin haklarını güvence altına almaktır.Bu nedenle, kanun koyucunun sözde merhamet duygusu içerisinde hareket ederek hacizleri önemli boyutta sınırlandırması ve şimdi de taahhüdü ihlal cezalarını kaldırmaya çalışması, kanunen hak sahibi olan alacaklının alacağına kavuşmasına haksız olarak engel olmaktan başka bir şey değildir. Bu durum hukuk ve adalet anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Yasal olarak hak sahibi olduğu alacağına yasal yollarla kavuşamayacağı yönünde kanaate varan vatandaşın ticarette daha temkinli davranacağı, vadeli alış veriş yapmaktan kaçınacağı düşünüldüğünde, yasa koyucunun bu yanlış tutumu karşısında ticari hayatın da oldukça olumsuz etkileyeceği ortadadır. Ama tüm bunlar karşısında bile kanun koyucu duyarsız kalmakta, gerçekleri göz
    ardı etmektedir.

    T.C. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2001/8-151 Esas- 2001/169 Karar ve 25.09.2001 tarihli ilamına göre; “Taahhüdü ihlal suçunun müeyyide altına alınmasının amacı, borçlunun rızası ile ödemenin ne zaman yapılacağı sözünün verilmesi bu sözün yerine getirilmemesi halinde cezalandırılacağını borçlunun bilmesidir. Müeyyide altına alınan husus verilen sözde durulmamasıdır. Borcun miktarının az veya çok olması önemli değildir.”

    Bunun yanında İİK. nun 354. maddesinde belirtildiği üzere, borçluya borcunu ödenmesi halinde ceza verilemeyeceği daha doğrusu davanın bütün neticeleri ile düşeceği konusunda kanun bir hak vermiştir. Bu nedenle sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün yerine getirilememesinden dolayı özgürlüğü kısıtlandığına ilişkin iddia tamamıyla yersizdir.

    Peki ya biz avukatlar yıllarca emek vererek, hakarete, tehdide, şiddete maruz kalarak sonuca yaklaştırdığımız her işte neden yeni bir yasal düzenlemeye maruz kalıyoruz. Bizler devlet ile vatandaş arasında köprü vazifesi görmekteyiz. Vatandaşın yasal haklarını kullanabilmek için yegane vasıta bizleriz. Bizim ekmeğimizle, emeğimizle oynanırsa hiç kimse bizden bu görevi yerine getirmemizi bekleyemez. Bizlerin yokluğunda ise ortada nehukuk kalır ne de demokrasi.
    Ekmeğimizle,emeğimizle oynamayın…

    Biz Avukatlar olarak artık müvekkillerimize yapılan bu değişiklikleri söylemeye UTANIR hale geldik. Hiçbir mantıklı açıklaması olmayan ve vicdanlarda hiçbir zaman yerini bulmayacak bu uygulamaların derhal sona erdirilmesi, alacaklılara haklarının avukatlara da yetkilerinin iade edilmesi gerekir. “ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR” sözünde geçen mülk kelimesi devleti temsil eder. Adalet olmazsa devlette olmaz.

    SONUÇ : Taahhüt ihlal suçu, adil yargılanma hakkının ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün yerine getirilememesinden dolayı özgürlüğün kısıtlanması sonucunu doğurmaz. İcra suçları, özellikle taahhüt ihlal suçu; devlet otoritesi olan icra organına karşı verilen sözün tutulmaması sonucu kamu otoritesine olan itimadın sarsılmasıdır. Birde sessiz kalıp hakkını yasal yollardan arayarak devlete güvenen alacaklıların durumunu hiçe saymak hukuka uygun davranış olmaz.Taahhüdü ihlal suçunun işlevsel hale getirilmesi yargı bürokrasisinin azaltılıp, yargının bu tür şekli suçlarda hareket alanın zenginleştirilmesi için çalışma yapılması yerine, bu suçun cezasız bırakılması ADALETSİZLİK olur. Bu yönlü düzenlemelerin karşısında olacağımızı, her platformda daha geniş çalışmalar ile mücadele edeceğimizin bilinmesini bilgilerinize rica ederim. 18/06/2013

    Av. Faruk BOSTANCI / TOKAT BARO BAŞKANI”

    CEVAPLAYAN.
    Celal Toparlaklı • Üst Düzey Yorumcu • Vefa Lisesi
    Faizi seven düşmüşe tekme atmaktan hoşlanan ve hukukçu olduğu halde hukuktan ve Avrupa insan haklarından nasibini almamış icra ve hacizi seven bir baro başkanı ancak böyle konuşur.Zaten Başbakanın karşı çıktığı zihniyet bu.Hem Avrupa birliğini savunacaksın ama insan haklarını ayak altına alacaksın.Yazıklar olsun böyle düşünen hukukçulara.Milleti içerde 3 ay görmek pek hoşunuza gidiyor.Siz gerçek anlamda dolandırıcı vasfı taşıyanlar ile uğraşın.

  5. murat tez diyor ki:

    Slm hocam.annem adına 6 tane kredi kartı ve kredi borcu var 10 yıldır kullanıyordu malesef işleri iyi gitmeyince herşeyi Kaybeder oldu.kredi kartları borçlarını bir birine aktardı artık çıkılmaz bir hal haldı.Annem dedemden bağkur dul maaşı 500 alıyor.toplam şuan borcu 150 bin tl oldu.bir banka anneme 40 bin tl ihtiyaç kredisi verdi bu maaşa bu şekilde yüksek limit verilirmi.annem kirada oturuyor üzerinde hiçbir mal varlığı yok borçları sanırım 3 ayı geçti.annem 500 tl maaşıyla faizini bile Ödeyemez.annem ayrı yaşıyor.ben asgari ücretle çalışıyorum bankalar annemin borcundan dolayı maaşıma haciz koyarmı yada benim eve haciz gelirmi.annem için çok tedirginim bizimde durumumuz yok bu borcu ödemeye bankalar annem için hangi yaptırımlar uygular.hapis cezası veya icra gelirmi.annemin evinde öyle para edecek eşyaları yok hapis falan olurmu bu borcu kesinlikle kesinlikle ödeyecek imkanı yok.annem banka yetkilileriyle nasıl bir muamele olur.sizden ricam bu süreç te annem ne yapmalı bu soruma cevap olursanız çok sevinirim

    • M.Celal Toparlaklı diyor ki:

      1.Öncelikle annenizin borcundan dolayı Allah uzun ömürler versin sağken size hiçbirşekilde borç intikal etmez ve siz zarar görmezsiniz.Vefatı halindede miras kalmayacağına göre reddimiras yaparsınız ve borçlardan kurtukursunuz.
      2.Annenizin herhangibir varlığı olmadığına göre ve emekli olması nedeniyle ne maaşı kesilir ve haciz olanağıda yoktur.
      3.Anneniz ile sizin ikamet adresleriniz mutlaka ayrı olmalıdır.
      4.İcradan tebligatlar gelmeye başlayınca mutlaka her tebligatdan internetdede bulabileceğiniz mal beyanı dilekçelerini 7 gün içinde ilgili icra memurluğuna vermesi gerekir.
      5.Eve gelinmesi halinde kesinlikle ama kesinlikle ne icra zabtını ve nede taahhütnameyi imzalamasın.Aksi halde taahhüdü yerine getiremezse 3 ay hapis yatar.Gelen icra memuruna imzadan imtina ediyorum desin.Avukat çok zorlayacaktır imza için ama hiçbirşekilde imzalamasın.Kimsenin zorla imzalatma gibi bir yetkisi yoktur..
      6.Evde eşyasının olmadığından bahsetmişsiniz.Evde kullanımda olan ikinci eşyalar yok ise 6352 sayılı yasaya istinaden haczedilecek eşya yoktur diye zabıt tutulur ve gidilir.Yani 2.tv.veya 2.kurutma makinesi vb.eşyalardan bahsediyorum.
      7.Geçmiş olsun ve avukatların rencide edici konuşmalarına karşı sıkı durun.Terbiyesizlik ve hukuk dışu davranış ve söz sarfederlerse derhal savcılığa şikayetde bulunun.
      8.Ayrıca bu sitenin sayfalarında bulunan 6352 sayılı yasayı elinizde bulundurun.Yargıtay içtihadlarını mutlaka okuyun ve kopileyin.Kısacası bu sitedeki icra ce haciz ile ilgili bilgilendirmelerini mutlak suretde okuyun.Sanırım bunları bilmeniz size nasıl davranacağınızı gösterecektir.

  6. Umut Ufuk diyor ki:

    TAAHHÜT TUTANAĞINDA TAHSİL HARCININ GÖSTERİLMEMESİ…

    YARGITAY 11. Ceza Dairesi
    Esas: 2012/31077
    Karar: 2013/1896

    TAAHHÜT TUTANAĞINDA TAHSİL HARCININ GÖSTERİLMEMESİ
    GEÇERSİZ TAAHHÜT
    BORÇLUNUN ÖDEME ŞARTINI İHLAL SUÇU

    Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 04/12/2012 gün ve 2012/17682/68471 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/12/2012 gün ve KYB.2012/307982 sayılı ihbarnamesiyle;

    Taahhüdü ihlâl suçundan sanık R… hakkında yapılan yargılama sonucunda beraatine dair Mersin 1. İcra Ceza Mahkemesinin 13/04/2012 tarihli ve 2012/169 esas, 2012/392 sayılı kararına yönelik müşteki vekilinin yaptığı itirazın kabulü ile sanığın 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin Mersin 2. İcra Ceza Mahkemesinin 07/06/2012 tarihli ve 2012/146 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;

    Borçlu sanık hakkındaki Mersin 6. İcra Müdürlüğünün 2010/9953 esas sayılı takip dosyasında, sanığın ödeme taahhüdünü içeren 14/04/2011 tarihli taahhüt tutanağında borçlu tarafından ödenmesi gereken tahsil harcının gösterilmediği dolayısıyla ödenecek toplam borç miktarının bütün fer’ileri ile birlikte hesaplanıp açıkça gösterilmemiş olması nedeniyle sanığın taahhüdünün hukuken geçersiz bulunduğu anlaşılmakla itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istemiyle dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
    İncelenen dosya içeriğine göre kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden Mersin 2. İcra Ceza Mahkemesinin 07/06/2012 tarihli ve 2012/146 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu konuda CMK’nun 309/4-d maddesi gereğince karar verilmesi mümkün olduğundan, borçlu R…hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsi cezasının çektirilmemesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

  7. sayın yetkılıler.abım memur.maasında üstünde haciz varken.kamu alacagında öncelık olurmu.devletın alacagı yada hacz edecegının oncelıgı varmı.tesekkurler

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Maasinizin uzerinde haciz varken devlet ve nafaka alacaklari icin haciz yapilir ve ilk siraya girer

  8. vedat diyor ki:

    iyi akşamlar
    avukat tarafından 6/1 hissesi bana ait olan daireye haciz işlemi başlattı.Süresi içerisinde meskeniyet iddiasında bulunamadım.İcra hakimliğinden gayrimenkulün satış şeklini beliremek için karar aldırdı.Sormak istediğim tekrardan satış şeklini belirlemek için yeni bir dava açması gerekmez mi ayrıca açılacak olan davada bilirkişi isteme hakkım varmı. Bu.Bu konuda ne yapabilirim.Hisseme düşen borcu karşılayacak durumda değil.

  9. musa diyor ki:

    iyi günler.maaşımda icra kesintisi var ve kesiliyor.ve açılan icra dosyalarımda var.mal beyanında bulunmadım.icra dosyası için evime kaç kere haciz için gelebilir icra dairesi.maaşıma kesinti için yazı yazılmış ve sıra cetveline koyulmuş.ama avukat sıra beklememek için evime haciz için geldi.icra evime gelince hacze kabil malı yoktur diyerek tutanak tuttu ve borcu maaşından başka ödeyecek durumu yoktur diye yazdı ve imzaladım gittiler.birdaha evime haciz için gelirlermi ve bu dosyalarım için mal beyanında bulunursam (maaşımdan başka ödeyecek durumum yok) haciz için gelmeleri dururmu veya icra dairesi sıklıkla haciz için gelirmi?.her hacize gelindiğinde dosya borcumuz artıyor ve ödenemeyecek duruma geliyor biz borcumuzu ödemeye çalışıyoruz ama dahada borç altına giriyoruz.teşekkürler.

    • M.Celal Toparlaklı diyor ki:

      Tekrar evinize gelme ihtimalleri zayıf.Zira evde haczedilecek eşya yoktur diye yazmaları yeterlidir.Ancak 1 veya 2 sene sonra borcunuz kesintilerden dolayı bitmemişse tekrar gelme ihtimalleri olur ama yinede ben geldiklerini görmedim.

  10. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    6352 SAYILI YASANIN ÇIKTIĞI ZAMANKİ HUKUKÇULARIN YORUMLARINI TEKRAR HATIRLATMAK İSTİYORUM.

    HACİZDE AVUKAT İŞLEVSİZ

    6352 sayılı yasa icra ve haciz işlemlerinde reform sayılacak değişiklikler içeriyor. Bu değişikliklerden en önemlileri:

    1- Haczedilecek mala icra memurunun karar vermesi; ” İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.” 16.maddenin 3.fıkrasının son paragrafı

    2- İcra memurlarının yapacakları bütün işlemlerin gerekçeli olması zorunluluğu;” “İcra ve iflas dairelerince verilen kararlar gerekçeli olarak tutanaklara yazılır.” Madde 2

    Bu iki düzenleme avukatı haciz işlemlerinde etkisiz duruma getirmiştir. Bu kanundan önceki uygulamada İİK’da böyle bir düzenleme olmamasına rağmen de facto olarak avukatlar bütün haciz işlemlerinde aktif olarak yer almaktaydı, hacze ve muhafazaya avukatlar karar vermekteydi. Yeni değişiklik bu uygulamayı yoruma yer bırakmayacak şekilde düzenlemiştir.

    YENİ DÜZENLEMELER İCRA MEMURLARINA SINIRLAMALAR GETİRMEKTEDİR.

    İcra memurlarına getirilen bu sınırlamalar aynı zamanda avukata getirilen sınırlamalardır. İİK 99.madde icra memuruna haczedilen malın muhafazası konusunda geniş yetki veriyordu. İİK’da yapılan yeni değişiklikle icra memurlarının bu takdir yetkisi kaldırıldı. Değişik 99. Maddeye göre artık haczedilen malın borçluya ya da üçüncü şahsa aidiyeti konusunda icra memuru karar veremeyecek. Maddenin yeni haline göre haczedilen şey üzerinde üçüncü şahıs hak iddiasında bulunduğunda mal muhafaza altına alınamayacak, alacaklıya istihkak davası açmak için yedi günlük süre verilecektir. Oysa maddenin eski halinde taşınır malın borçlunun veya üçüncü şahsın yedinde olup olmadığına icra memuru karar vermekteydi. Maddenin yeni halinde ise üçüncü şahsın her hangi bir hak iddiası yeterli görülmektedir.

    AVUKAT HACİZDE GÖREVLİ DEĞİL

    İİK’da yapılan bu köklü değişiklikler; eski, yanlış uygulamaların devamının engellenmesine yöneliktir. İİK’da bu değişiklikler yapılmadan önce, 14.03.2011 tarihinde Yargıtay 4. Ceza Dairesi avukatın hacizde görevli olmadığına karar vermişti (2009/3133esas,2011/3082karar,14.03.2011tarihli).

    Düzenleme öncesi uygulamada haczedilmezliğe, muhafazaya de facto olarak avukatlar karar vermekteydi. Oysa bu uygulama 2004 sayılı İİK’nun özüne ve sözüne (lafzına ve ruhuna) aykırıydı. Yeni düzenlemeyle açık bir şekilde haczedilmezliğin sınırları çizildi ve bu yeni kurallar doğrultusunda hangi malların haczedileceği doğrudan icra memuruna bırakıldı. Bu konuda avukatın talebinin bir önemi kalmadı. Bunun gibi hangi durumlarda muhafaza kararı verilebileceğine de yeni düzenlemelerle açıklık getirildi.

    AVUKATLARIN HACİZ MAHALLİNDEKİ DURUMU

    Değişiklik öncesi uygulamada yasanın özüne ve sözüne aykırı olarak avukatlar işyerlerinde, evlerde hiçbir kural tanımaksızın hareket edebilmekteydiler. Evlerin en mahrem yerlerine kadar girmekte, işyerlerinde işyerine ait evrakları alt üst etmekteydiler. Artık Yargıtay 4. Ceza Dairesinin kararı ve İİK’da yapılan yeni düzenlemelerden sonra avukatın haciz mahallin de dileği gibi hareket etmesi imkânsız hale gelmiştir. 4. Ceza Dairesinin kararı gözönünde bulundurulduğunda avukatın haciz mahalline alınmaması artık suç değildir. İİK’da yapılan yeni değişiklikler hacizde avukatı işlevsiz hale getirmiştir.

    AÇIKLIK

    6102 sayılı yeni TTK’nun genel gerekçesinde yasanın amacı; açıklık (şeffaflık), denetlenebilirlik, hesap verilebilirlik, adillik olarak tanımlanmaktadır. Çağımızda demokratik toplumlarda açıklık büyük önem kazanmaktadır. Artık çağımızda kayıt dışına, mafyaya, çeteye tolerans gösterilmemektedir. Her türlü derin ilişki Uluslararası küresel yapı tarafından yakın takibe alınmıştır. Türkiye’de bu süreç kısmen 90’lı yıllarda Milli Güvenlik Kurulu kararlarıyla başladı. Etkin uygulama ise son yıllarda ivme kazandı. Bunun ilk uygulaması ünlü mafya liderlerinin tutuklanmasıyla başladı. Daha sonra Ergenekon ve Balyoz davaları ile de mafyanın derin devletle ilişkileri gündeme geldi. Türkiye’de yaşanan süreç büyük küresel güçlerin ve bölgesel düzeyde AB’nin iradesi doğrultusunda gelişmektedir. Yeni TTK ile birlikte iş dünyasına getirilen yeni düzenlemelere paralel olarak İİK’da da açıklık, denetlenebilirlik, kişinin yaşam hakkına saygı, insan onuruna saygı, adillik, hesap verilebilirlik yeni düzenlemelerin esasını oluşturmaktadır.

    İCRA MEMURLARININ PARA İLİŞKİSİNİN SINIRLANDIRILMASI

    Açıklık ve denetlenebilirliğin İİK daki yeni düzenlemelere yansıyan en önemli hali artık icra dairelerine nakit ödeme yapılamamasıdır. Yasanın yürürlük tarihinden itibaren ödemeler Adalet Bakanlığı tarafından gösterilecek bankalara yapılabilecektir. İcra memurları haciz sırasında haczettikleri veya borçlular tarafından yapılan ödemeleri en geç takip eden iş günü mesai saati sonuna kadar bankaya yatırmak zorundadırlar. Bu hesaplarda biriken paralar alacaklıların takip taleplerinde bildirdikleri veya daha sonra bildirecekleri banka hesaplarına aktarılacaktır.

    Bu düzenleme diğer düzenlemelerle birlikte dosya arası, masa altı ilişkileri zorlaştırmaktadır.

    BORÇLUYU KORKUTMAK, BORÇLUYU TACİZ ETMEK

    İİK’daki yeni düzenlemelere rağmen sırf borçluyu korkutmak, borçluyu sıkıntıya sokmak, taciz etmek için haciz yapılması zorlaşmaktadır.

    Bazı baro başkanlarının İİK’da yapılan değişiklikleri eleştirmek amacıyla kullandıkları “korkutma” gibi ifadeler bir hukukçuya yakışmayacak ifadelerdir. Hukuk kişilerin psikolojisini olumsuz etkilemeyi, korkutmayı kabul etmez. Bu ifadeler hukukçulara yakışmaz. Hukukçular herkesten daha çok kişinin vücut bütünlüğüne ve yaşama hakkına saygı göstermek zorundadırlar.

    SATIŞ İSTEME SÜRESİ

    Muhafazanın ilk koşulu alacaklının muhafaza masrafını peşinen karşılamasıdır.

    Eğer alacaklı muhafaza masrafını peşin olarak depo etmezse muhafaza yapılamayacaktır, Madde 17.

    Alacaklının satış isteme süresi taşınırlarda altı ay, taşınmazlarda bir yıldır. Bu süre içerisinde satış istenmez ise alacaklı yeniden muhafaza giderlerini yatırmak zorundadır. 6352 sayılı yasanın 22.maddesi ile 2004 sayılı yasanın 110.maddesinde yapılan değişikliğe göre bir malın yasal süresi içerisinde satışı istenmez veya icra müdürünün vereceği 15 günlük süre içerisinde gerekli gider alacaklı tarafından karşılanmaz ise mal üzerindeki haciz kalkar.

    İCRA MAFYASI

    Yeni düzenleme icralarda oluşan ihale mafyasına da ciddi bir darbe indirmiştir. Yeni düzenlemelere göre taşınır veya taşınmaz malların ihalelerine elektronik ortamda katılmak mümkün olacaktır. İhaleye girmek isteyenler elektronik ortamda teklif verebileceklerdir.

    İİK’daki yeni düzenlemeler eksik olmasına rağmen reform niteliğindedirler.

    Bundan sonraki uygulamalarda İİK’da yapılan bu değişiklikleri yeterince anlayamayan icra memurları veya avukatlar ceza davalarının muhatabı olabileceklerdir.

  11. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    Merhabalar.
    Aşağıda bazı yorumlarda başbakanın bugünkü konuşmasından etkilenen ve yeni yasaya rağmen evlerinden eşyalarının kaldırıldığını anlatan arkadaşların yorumlarını okudum.
    Olay bu arkadaşların taahhüdü ihlal den dolayı içeride olmalarından kaynaklanmakta olup yasa çerçevesinde gerekli şikayetleride yapabilirsiniz, olmazsa savcılık şikayetinizi,kabul etmezse bir üst mahkemeye ve o da olmazsa anayasa mahkemesine ve avrupa insan hakları mahkemesinede başvurabilirsiniz.
    Başbakanın sözleri olayın iyi algılnması için sarfettiği vurucu sözlerdir.Bugün evinde yıkama ve kurutma makinesi olanlar veya 3 tv.si olanlar az değil.
    Onlara seslenerek dikkatli olmalarını istiyor.Elbetteki çıkardığı yasayı gayetiyi biliyor ve üstelik yargıtay kararları var.
    Bir kanun çıkıp yargıtay tarafındanda işleyiş şekli belirlenmişse bunun tersi hareket eden icra memuru kanunsuz hareket etmekten dolayı ceza alır.Kaldıki eşya kaldırma olayı da bitirilmiş ve sanal ortamda satış getirilmiştir.
    Kisacası yasayı ve içtihadları iyi bilin ve icra memurunun önüne sağlam çıkın.Zira avukatın zaten hacizde bir hükmü kalmadı.Herşey icra memuru ve md.lerinde bitiyor.
    İçerdeyken evi boşaltılan arkadaşlar ilgili icra memurunun karşısına çıkıp sorsunlar ve netice alamazlarsa savcılığa o icra memuru ve müdürünü şikayet etsinler.
    6352 sayılı yasa ve 12.yargıtay dairesi kararları ortak kullanımdaki tek eşyaların haczini ortadan kaldırmıştır.Ben şahsen İstanbul’da bulunan her iki adalet sarayındaki icra md.tanıdıklarım ve ilgili icra hakimi ve bazı savcılar ile yaptığım görüşmelerde bana evlere gidildiğini ve yasanın çizgileri dahilindeki evlere bakıldığında 6352 sayılı yasaya istinaden hacze değer eşya yoktur diye zabıt tutarak gittiklerini ve böyle binlerce tutanak yapıldığını anlattılar.Ayrıca ikinciler var ise onlarında yasa gereği kaldırılmadığını evdeki başka bir kişiye yeddiemin olarak bırakıldığını anlattılar.
    Kısacası siz rahat olun ve taahhüdü ihlale odaklanın.Ne başbakan ve nede kanunu uygulayanlar çıkmış kanunu ters olarak yorumlayamaz ve uygulayamazlar.
    Hepinize sevgiler.

  12. mrs carolina bruce diyor ki:

    está usted en necesidad de ayuda financiera no necesita un préstamo para poner en marcha un negocio o Navidad préstamo si nos contacten con este email:carolinabruceloanfirm@live.com

  13. Umut Ufuk diyor ki:

    YENI TÜKETICI YASASİ KÖŞK ONAYLADİ
    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”u onayladı.
    Kanun, tüketici kredileri ve kredi kartları ile ilgili sözleşmeler, kart üyelik aidatları, ön ödemeli konut satış sözleşmeleri, ayıplı malların iadesi, abonelik sözleşmeleri, reklamlar gibi birçok alanda, tüketici haklarını ve kanuna uymayanlar hakkında uygulanacak yaptırımları düzenliyor.
    Ankara-milliyet.com.tr
    Yarın Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecek olan yasa ile 21 milyar lira ticaret hacmine ulaşmış olan ve pazardaki payını her geçen gün artıran, internet, telefon, katalog gibi yollarla kurulan mesafeli sözleşmeler ayrıntılı olarak düzenleme altına alınacak.
    Cumhurbaşkanlığı’ndan bugün yapılan açıklamada, “6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Anayasanın 89. maddesinin birinci fıkrası ile 104. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderilmiştir” denildi. Yasa onayı duyurularının Köşk’ten genelde akşam saatlerinde yapılmasına rağmen bugünkü onay duyurusunun öğlen saatinde yapılması dikkat çekti.
    Aidatsız kredi kartı
    Yarın yüyürlüğe girecek yasayla tüketici ve konut kredileri, kredi kartları, ayıplı malların iadesi, reklamlar gibi pek çok alanda uygulanacak yaptırımlar belirlendi, yeni düzenlemeler yapıldı.
    – Yasaya göre tüketiciler “aidatsız kredi kartı” alabilecek.
    – Konut kredisini erken ödeyene tazminat indirimi yapılması zorunlu olacak.
    Karmaşık sözleşmeler son bulacak
    -Yasaya göre; küçük puntolarla ve karmaşık olarak düzenlenen sözleşmelere son verilecek. Tüketicinin taraf olduğu sözleşme ve bilgilendirmeler “en az on iki punto” büyüklüğünde, anlaşılabilir dilde, açık, sade ve okunabilir olacak.
    – Sözleşmede öngörülen koşullar, keyfi şekilde sözleşme süresi içinde, tek taraflı olarak, tüketici aleyhine değiştirilemeyecek. Tüketiciden haksız olarak talep edilen ücret, masraf ve komisyonların alınmasının önüne geçilecek.
    -Temerrüt hali de dahil olmak üzere, tüketici işlemlerinde bileşik faiz uygulanmasına son verilecek.
    Cayma hakkı 14 gün
    -Eski kanunda 7 gün olan cayma hakkı süresi 14 güne çıkarıldı.
    -Tüketici, sipariş vermediği bir ürünün kendisine gönderilmesi durumunda bundan sorumlu olmayacak.
    -Tüketici kredisi ve konut finansmanı (yani mortgage) sözleşmelerinde, tüketicinin isteği dışında sigorta yaptırılması uygulamasına son verilecek.
    Tazminatlar düzenlendi
    -Tüketici kredi borcunun vadesinden önce kapatılması halinde, erken ödeme tazminatı talep edilemeyecek.
    – Konut kredisi erken ödeme tazminatında kalan vade sayısı 36 ayı aşmayan kredilerde, ödenen tutarın yüzde 1’ini geçemeyecek.
    – Erken ödenen tutar, kalan vade sayısı 36’yı aşmayan kredilerde kredinin yüzde birini, vade sayısı 36 ayı aşan kredilerde ise yüzde 2’yi geçemeyecek.
    – Oranların değişken olarak belirlenmesi halinde tüketiciden erken ödeme tazminatı talep edilemeyecek.
    Devre mülk satışında cayma yok
    – Devre mülk satışları 643 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca resmi şekilde yapılmak zorunda olduğundan bu işlemlerde “tüketici için cayma hakkı” geçerli olmayacak. 14 günlük cayma süreci dolmadan tüketiciden ödeme yapılmasının istenmesi veya tüketiciyi borç altına sokan belge verilmesinin yasaklanmasının satışlarda sorunlara yol açabileceği kaydedildi. Bu nedenle devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç cayma süresi dolmadan satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belge verilmesini isteyemeyecek.
    Aidatsız kredi kartı olacak
    -Bankacılık işlemlerinde faiz dışında alınacak ücret, komisyon ve masaflar, bakanlığın görüşü alınarak BDDK tarafından belirlenecek.
    -Bankaların, yıllık aidat ücreti olmayan kredi kartları da olacak.
    -Her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili mesafeli sözleşme kurulmadan önce tüketici sözleşme şartları hakkında bilgilendirilecek.
    -Tüketici, finansal hizmetlere ilişkin sözleşmelerden 14 gün içinde cayma hakkına sahip olacak.
    Maketten satışta sözleşme yok
    -İnşaat firmaları, inşaat ruhsatı almadan maketten satış olarak da bilinen ön ödemeli konut satışı yapamayacak.
    – Tüketicilerin yaşayabileceği mağduriyetlerin önlenmesi amacıyla bina tamamlama sigortası zorunlu hale getirilecek.
    – Mağduriyetlerin en çok yaşandığı “kapıdan satışlarda” tüketicilerin hakları genişletilecek. Kapıdan satış yapacakların Bakanlıktan izin alması zorunlu olacak.
    Ayıplı mala ispat
    -Taşınır mallarda 2, taşınmazlarda 5 yıl olan zaman aşımı süresi içinde kalmak kaydıyda, ilk 6 ayda ortaya çıkan ayıplarda, malın ayıplı olmadığını satıcı ispat edecek.
    -Tüketicinin ayıplı malda sözleşmeden dönme, ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, ücretsiz onarım, ürünün değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilecek.
    -Yapı ruhsatı alınmadan, tüketicilerle ön ödemeli konut satışı sözleşmesi yapılamayacak. Tüketici, 14 gün içinde ön ödemeli konut satış sözleşmesinden cayma hakkına sahip olacak.
    İnternetten alışverişe düzenleme
    -21 milyar lira ticaret hacmine ulaşmış olan ve pazardaki payını her geçen gün artıran, internet, telefon, katalog gibi yollarla kurulan mesafeli sözleşmeler ayrıntılı olarak düzenleme altına alınacak.
    -Finansal hizmetlerin mesafeli satışı yeniden düzenlenecek. Böylece Avrupa Birliği yönergesi, ilk defa iç hukuka aktarılacak.
    -Elektrik, su, doğalgaz, internet, telefon gibi tüm aboneliklerde tüketiciler, istediği zaman abonelik sözleşmesini feshetme hakkına sahip oldu. Abonelik sözleşmesinin feshi, sözleşmenin kurulmasından daha ağır şartlara bağlanması yasaklandı.
    Ders kitapları değişecek
    -Gazete ve dergi gibi süreli yayın kuruluşlarınca düzenlenen promosyon kampanyaları daha sıkı kurallara bağlanacak. Gerçeği yansıtmayan indirimli satış kampanyaları yasaklanacak.
    -Ders kitaplarına tüketici haklarına ilişkin bölümler konulacak.
    -Yayın kuruluşlarına, tüketiciyi bilinçlendirici program yayınlama zorunluluğu getirilecek.
    – Tüketicilerin ticari reklam yoluyla yanıltılmasını engelleyecek tedbirler etkinleştirilecek. Saldırgan ve aldatıcı nitelikte olan her türlü haksız ticari uygulama yasaklanacak.
    Saadet zinciri yasaklanacak
    -Halk arasında “saadet zinciri” veya “çok katmanlı satış” olarak bilinen; gerçekçi olmayan para veya malvarlığı kazanma ümidi vererek, birçok tüketicinin mağdur edilmesi yasaklanıyor .

  14. Umut Ufuk diyor ki:

    TAAHHÜT İHLALİ,

    icra mah. kararından önce tutuklama söz konusu olmaz ve taahüdü ihlal suçun unsurları oluşmuşsa 2004/340 maddesine göre.. ödeme şartını makul bir sebeb olmaksızın ihlal halinde alacaklının şikayeti üzerine 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilir ve hapsin tatbikine başladıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda oldugu meglagı öderse tahliye olunur. borçlu tarafından yapılan ve alacaklının onayına tabi olan taahhüdler uygulamada ev ve iş yeri hacizleriyle oluşturulan baskı sonucu yapılan taahhüdlerdir. Hakim ortada geçerli bir taahhüd varsa ve taahhüde uymamanın makul bir sebebi yoksa cezaya hükmedecektir.

    Yanı savunmanızı çok ıyı şekılde yapmanız gerekmektedır.Taahhüdü ihlal tam anlamıyla bir sözleşmedir ve anayasanın 38. Maddesine, AİH Sözleşmesi ek 4 nolu protokolün 1. Maddesine aykırıdır. Bunda şüphemiz yoktur.Ancak,Ceza Genel Kurul Kararında; EsasNo:2001/17HD-294
    Karar No 2002/1
    Bugün İcra Ceza mahkemelerinin verdiği taahhüdü ihlal cezalarının büyük bir bölümü Yargıtay Ceza Kurulunun yukarıda eklenen kararına aykırıdır.BİR YASANIN ANAYASAYA AYKIRI OLMASI VEYA MAHKEME KARARLARININ YCG KURULUNUN KARARLARINA AYKIRI OLMASI CEZANIN VERİLMESİNE ENGEL OLUŞTURMAZ.Ceza yasaları Anayasaya aykırı olsalar bile mahkemeler o yasaları uygulamak zorundadır, ayrıca Yargıtay ceza daireleri ve Ceza Genel Kurulu kararları mahkemeler için bağlayıcı değillerdir, yani mahkemeler Ceza Genel Kurulu kararlarına ve ceza dairelerinin kararlarına aykırı kararlar verebilirler.Malesef durum böyle.

    Yalnız aşagıdaki hususları bilmekte ve göz önunde bulundurmakta fayda varda.
    Bir yada birden fazla icra dosyanız mevcut ve her dosya için ödeme Taahhütünde bulundunuz ise,hangi dosya için verdiğiniz taahhüt üzerindeki taksidi ödemediniz ise işlem o dosya üzerinde başlar.Yani 1. 2. taksidi ödediniz 3. taksidi ödeyemediğiniz zaman alacaklı vekili hakkınızda dava açar ve makemeye çıkarsınız.borçlunun hapsen tazyik ile cezalandırılmasından sonra bu cezanın infazı sırasında söz konusu taksiti ödemesi halinde tahliye edilir.

    Yargıtay 11. C.D. 2010/9318 E. 2011/3860 K. 27.06.2011 Tarih
    Dosya kapsamına göre, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Yasa ile değişik 340.maddesi hükmünü içermektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.09.2009 gün ve 188-205 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ilk taksitin ödenmemesi üzerine, borçlunun hapsen tazyik ile cezalandırılmasından sonra bu cezanın infazı sırasında söz konusu taksiti ödemesi halinde tahliye edilecek, ancak sonraki taksiti ödememesi durumunda eylemi yeniden yaptırımı gerektirecektir. ilk taksitin ödenmemesi nedeniyle maddede öngörülen cezanın tamamının infazı halinde, yaptırım uygulama olanağı kalmadığından, diğer taksitlerin ödenmemesi ayrıca bir taahhüdü ihlal kabahatini oluşturmayacaktır.

    İcra Ceza Mahkemeleri birden fazla mahkumiyet kararı vermiyor. Tek taksitten mahkumiyet kararı verip , diğerlerinden beraat kararı verebiliyor.Yada, taksit ödendikten sonra kararı veren mahkeme cezayı kaldırır. Ancak; kalan taksitlerin ödenmemesi halinde infaza devam edileceği ihtarıyla…diyede karar verebilir,
    Duruşmalara katılın, kendinizi savunun.. Mümkünse davalarınız işin uzmanı bir avukatla takip edin, durumunuz uygun değilse kendiniz takip edin, ama mutlaka takip edin..
    HER TAAHHÜDÜ İHLAL DAVASINDA CEZA VERİLİR DİYE BİR KURAL YOK.
    Dosyanızı iyi inceleyin.Dosyada sizin göremediğiniz eksiklikler olabilir.Aşagıdaki sıralanan maddelere dikkat edelim.

    1.Borç ferilerinin icra haciz tutanağına tek tek yazılması gerekmektedir.
    2.Ödeme tarih ve miktarları açık ve anlaşılır olmalı
    3.Alacaklının veya vekilinin onaylaması ve imzası gerekli
    4.Eğer taahhüt avukat katibi tarafından alınmıssa “ taahhüt muhturası” ilk ödeme tarihinden önce tebli olmalı.
    5.Alacaklıya veya avukata yapılan ödemelerin belgesi icra dosyasına tahsilat bildirimi yapılmalı
    6.İcra dosyasındaki asıl alacak asgeri ücretin üstünde olmalı
    7.Borçlu taahhütü kabul ettiğini elle yamalı ve kabul edyorum diye imzalamalı
    8.Hesaplamalarda,taksitler belirtilirken aradaki faiz hesaplamaları düzgün yapılmalı
    9.Taahhüt tutanağı icra dosyasında ıslak imzalı olmalı
    10.Taksidin ödenmediği günden 90 gün içinde taahhüt cezası açılmış olmalı.
    Taahhütün geçerliliği için bunların net bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir.

  15. bir soru diyor ki:

    Sayın arkadaşlar,
    Bir bankadan kullandığım 18 adet çek yaprağı karşılıksız. Ancak çek hamilleri bankanın ödemekle yükümlü olduğu 1.000 tl lik ödemeyi 3 yıldır talep etmiyor. Çek hamilleri firmalar muhtemelen bunları tahsil edilemeyen alacak şeklinde bilançolarına işlediler.Belki de bu sebeple edemiyor. Buna rağmen banka hesaptaki yaklaşık 10.000,- tl yi kullandırmıyor, ya isteyen olursa diye bloke ediyor. Benim ”bu parayı verin, talep eden olursa anında her çek için 1.000,- tl öderim” şeklindeki yorumumu kabul etmediği gibi bu parayı bankaya olan yaklaşık 7.000,- tl lik borcuma da kapatmayarak, bunu ayrıca istiyor. Bu durumda ne yapabilirim. Bir açıklama yaparsanız minnettar kalırım. Saygılarımla

  16. Umut Ufuk diyor ki:

    54 bYargıtay, fakirlerin oturduğu ve ailenin ihtiyacına cevap verebilecek “normal” bir evin, fiyatından daha düşük değerle haciz yoluyla satılamayacağına karar verdi

    Yargıtay, borçlu vatandaşın “hâline uygun” evine el konarak satılamayacağına hükmetti. Artık, ihtiyaçtan fazla değeri olmayan evlere haciz konamayacak. Yargıtay’ın gerekçeli kararında, “Somut olayda, mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda, davaya konu taşınmazın borçlunun haline münasip olduğu, belirlenen 53 bin 900 TL, taşınmaz bedelinin borçlu ve ailesinin ihtiyaçlarına cevap verebilecek normal bir evin değerinden düşük olduğu tespit edilmiştir. Dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilirkişi raporuna göre İİK’nun 82/12 maddesi gözetilerek, meskeniyet iddiasının kabulü ile davaya konu taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasına dair yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup verilen hükmün onanması gerekir” denildi.

    Taraf gazetesinden Adnan Keskin’in haberine göre Yargıtay, fakirlerin oturduğu ve ailenin ihtiyacına cevap verebilecek “normal” bir evin, fiyatından daha düşük değerle haciz yoluyla satılamayacağına karar verdi. “Borçlunun hâline münasip ev haczedilemez” kararıyla icra mahkemelerine de uyarılarda bulunan Yargıtay, icralık olan borçluların “meskeniyet” şikayetlerinin dikkate alınmasını istedi. Sözkonusu karar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ndan (YHGK) çıktığı için tüm icra hakimlikleriyle, mahkemeleri ve Yargıtay’ın diğer dairelerini bağlayıcı nitelik taşıyor.

    Kararın çıkmasına yol açan dosyaya göre; bir alacaklı, borçlarını ödemekte güçlüğe düşen vatandaşın üzerine kayıtlı evinin icra yoluyla satılması için haciz koydurdu. Bunun üzerine kendisi ve ailesinin tek varlığı bu ev olan vatandaş “meskeniyet” şikayetiyle İcra Hukuk Mahkemesi’ne başvurdu. Borçlu, “Hâline ve sosyal durumuna münasip meskeninin haczedildiğini” belirtip, evinin haciz yoluyla satış kararının kaldırılmasını istedi.

    Meskeniyet varsa

    Alacaklı vatandaş ise borçlusunun “meskeniyet” iddiasını kabul etmediklerini, borçlu kişinin sözkonusu taşınmazda oturmadığını belirterek, mahkemeden davanın reddini talep etti. Tarafları dinledikten sonra, borçlunun meskeniyet şikayetini incelemeye alan İcra mahkemesi, haciz yoluyla satılması istenen evin, piyasa değeri ile borçlunun ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesi için bilirkişi heyeti görevlendirdi. Bilirkişiler, icrayla satılmak istenen evin değerini 53 bin 900 lira olarak belirledi. Mahkeme, bu değerdeki evin “borçlunun hâline ve sosyal durumuna münasip mesken” olduğunu, yani ihtiyacından fazla değerde olmadığı sonucuna ulaştı. Ve mahkeme, eve konulan haciz kararını kaldırdı.

    Daire kararı bozdu

    Alacaklı vatandaş bu kararı Yargıtay’da temyiz etti. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, mahkemenin düşük değerdeki evin haciz yoluyla satışına karşı çıkan yerel mahkeme kararını bozdu. Daire, boçlunun daha mütevazı bir semtte, daha mütevazı koşullarda yaşayabileceği kararını verdi. Ancak, borçlu vatandaşın düşük değerdeki evinin satılmasına karşı çıkan yerel mahkeme, 12. Hukuk Dairesi’nin bozma kararına karşı eski kararında direndi. Dosya da alacaklının temyizi üzerine bu kez en üst kurul sıfatıyla Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na (YHGK) gitti.

    Ve HGK, bu tartışmada Yargıtay’daki daireden değil, eve haciz konulmasına direnen mahkemeden yana tutum aldı ve yerel mahkemenin “bu ev haczedilip satılamaz” diyen mahkeme kararını onayladı. YHGK, şu gerekçeleri kullandı:

    “Bilindiği üzere; İ.İ.K.’nun 82. maddesinde haczolunamaz şeyler sayılmış, 12. bendinde de ‘Borçlunun haline münasip evi (Ancak evin kıymeti fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır)’ şeklinde düzenleme yapılmıştır. Somut olayda, mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda, davaya konu taşınmazın borçlunun haline münasip olduğu, belirlenen 53 bin 900 TL, taşınmaz bedelinin borçlu ve ailesinin ihtiyaçlarına cevap verebilecek normal bir evin değerinden düşük olduğu tespit edilmiştir. Dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilirkişi raporuna göre İİK’nun 82/12 maddesi gözetilerek, meskeniyet iddiasının kabulü ile davaya konu taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasına dair yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup verilen hükmün onanması gerekir.”in TL’den ucuz eve haciz konulamayacak

    • okan diyor ki:

      sayın umut bey kredi kartı ve kredi borçlarında zaman aşımı varmı ? teşekkürler

    • Adnan oğuz diyor ki:

      Sayın Umut bey tüketici sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde bankanın kanunsuzca emekli maaşına koyduğu blokenin kaldırılması icin acdığım dava son aşamasına geldi mahkeme masraflarını ve bilirkişi masrafların talebini mahkeme sonucunda nasıl yapılacak.ve tazminat davası aynı mahkemeyemi acılacak.saygılar

      • Umut Ufuk diyor ki:

        Sn.Okan,

        İcra dosyasının zaman asımı yokdur.Ancak greklı harçlar yatırılmaz ıse dosya kapanır.

        • okan diyor ki:

          TEŞEKKÜRLER SÖZLEŞMEYE BAĞLI KREDİ KARTLARI GİBİ BORÇLARIN 10 YIL DEĞİLMİ? ZAMAN AŞIMI SÜRESİ DOSYA TAZELEMİŞ OLSADA DÜŞMÜYORMU MENFİ TESPİT DAVASI AÇILDĞINDA BUNU ÖĞRENMEK İSTEMİŞTİM İLGİNİZE TEŞEKKÜRLER

        • Adnan oğuz diyor ki:

          Sayın Umut bey 27/11/2013 tarihli mahkeme masrafları hakkında yazımı dikkate almadınız cevaplamadınız canınız sağolsun

  17. Sedat diyor ki:

    Bu şirket Türkiyedekilerede kredi veriyormu ne şartlarda veriyor başvuru nasıl bu konudada bilgi verirseniz iyi olur teşekkürler

    • sargoz diyor ki:

      Sedat bey,

      Bu tip kredi veriyoruz yazılarına itibar etmeyiniz. Dolandırıcılık amaçlı yazılyorlar, sizden komisyon-dosya masrafı adı altında para alıp sonra olmadı diyeekler. Zaten bu tip tüm yorumlar siteden derhal kaldırılıyor.

  18. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    Sevgili Dostlarım.

    Belediyeler yapması gerekenleri lütuf olarak görüp halka vaat ediyorlar ve açılışlar yapıyorlar.
    Peki asıl yapacaklarını neden unutuyorlar.

    Vaatlere dikkat edin.Açılışlarından bahsederlerse demekki asıl görevlerini unutmuşlar demektir.
    Akıl dışı vaatler verirlerse geçmişteki yaptıklarını hatırlayın.

    Kısacası önce genç,dinamik,akıllı,Allah korkusu olan,doğayı ve insanı seven,şehrinizin altyapısını bugüne kadar yapanlardan ve yöneticilerinden hesap soran,yapacağı önemli projelerde halkın nabzını tutan,partili olmaktan çok kendine güvenen bir hanım veya beyi seçin.

    Çokmu özellik istedim yoksa olunması gereken bumudur.
    Siz ne dersiniz ?

    M.Celal Toparlaklı

  19. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    31.OCAK.2014 tarihine kadar bankalardaki kullanılmayan hesapların kapatıIması gerekmekte.Aksi halde yıllık işletim bedeIleri olan 60,-TL ye yakın tutar hesaplarınıza borç kaydedilecektir.
    Tabiki bunu ödemediğiniz takdirde bankaya olan borcunuzdan dolayı hukuki sürece girilecektir.BDDK.nın almış olduğu yeni bir karardır.

    • yasin diyor ki:

      Celal merhaba
      Yokmudur bizim gibi kredi kartı kredi borcu icralik olanlara kredi verecek banka kurum haciz olayı kalktı ama korkuyoruz cunki borcumuz var taksitle oduyoeuz elimize geçeni avukata ama yine bunaltiyolar eve geliyolar bi yol gösterin ne yapabiliriz.

      • yasin diyor ki:

        Özür dilerim celal bey yazicakken celal yazmışım :-(

        • M.Celal Toparlaklı diyor ki:

          İcra konusunda bütün bilgileri verdik.Avukat sizi rahatsız ediyorsa savcılığa suç duyurusunda bulunun ve manevi tazminat isteyin.Kendinizde söylüyorsunz artık evden birşey alamıyorlar diye.Ama gelerek ve telefon ederek rahatsız ediyorlarsa hemen şikayetde bulunun.Zira mafia laşıyorlar demektir.Ben sizin yerinizde olsam çoktan şikayet ettirip içeri attırmıştım.

      • M.Celal Toparlaklı diyor ki:

        Artık sicilinde icralık olduğun göründüğü için ve emeklide olmadığın için kredi kartı ve kredi alman imkansız.Emeklilere sadece emekli maaşını aldıkları banka kredi kartı veriyor ve kredi açabiliyor.O da maaşını aldığın bankayı değiştirmeme yazısı verirsen olabiliyor.

        • Mesut Kaya diyor ki:

          Sayın Celal Bey,
          Ben emekliyim fakat sicilim bozuk şimdi birşeyler yapmak istiyorum fakat malum bankalar kredi vermiyorlar.Sizden ricam şu:Emekli maaşıma karşılık kredi kullanma imkanım varmı?Siz böyle bir uygulamaya tanık oldunuzmu?Eğer varise hangi banka veriyor acil cevap verirseniz sevinirim.Teşekkür ederim.

    • okan diyor ki:

      merheba celal bey bir konu hakkında bilgi verebilirmisiniz sesimizi duyurmak için ne yapmalıyız bir şaya çıkardılar askerlik boçlanmasını devlet karşılayacak diye arkası gelmedi etik olanda budur çünkü en verimli çağlar askerde ve devamlı askerlik engel o yaşlarda kız bile vermiyorlar .bunu gündeme nasıl getirebiliriz ne yapmalıyız bilginiz varsa yol gösterebilirseniz memnun olurum teşekkürler

      • M.Celal Toparlaklı diyor ki:

        Siz bence bu konuda sosyal medyada askerlik problemi olanlar ile yazışın.Ben bu işi yapalı 40 sene oldu.

  20. vedat diyor ki:

    Umut bey iyi akşamlar,
    varlık şirketleri ile olarak, emekli olsa bile icradaki dosyanın varlık şirketine devredilebildiğini yazmışsınız.Sormak istediğim devredilen borç için varlık şirketi emekli maaşlarına her hangi bir kıstlama veya tekrar maaş haczi uygulatabilir mi.Ayrıca zaten icrada olan bir dosya olduğu için ev haczi tekrarlanır mı.

  21. Umut Ufuk diyor ki:

    Garanti Bankası’nın kredi kartları ve bireysel kredilerden oluşan Tahsili Gecikmiş Alacak portföyünün 314.2 Milyon TL tutarındaki bölümü 14 Haziran 2013 tarihinde LBT varlık şirketi tarafından satın alınmıştır. Banka, toplam anapara bakiyesi 314.157.760 TL olan kredi kartı, bireysel destek kredisi ve kredili mevduat hesabı türündeki kredilere
    ilişkin tahsili gecikmiş alacakları 58.400.000 TL bedel karşılığında
    LBT Varlık Yönetim A.Ş.´ne sattı.

    ING Bank’ın ticari kredilerden oluşan Tahsili Gecikmiş Alacak portföyünün 5,1 Milyon TLtutarındaki bölümü 29 Mart 2013 tarihinde LBT varlık şirketi tarafından satın alınmıştır.

    Türk Ekonomi Bankası’nın bireysel, KOBİ ve kurumsal kredilerden oluşan Tahsili Gecikmiş Alacak portföyünün 117 Milyon TL tutarındaki bölümü 27 Haziran 2013 tarihinde LBT varlık şirketi tarafından satın alınmıştır.

    EMEKLIDE OLSANIZ ICRA DOSYANIZ VARLIK ŞİRKETLERİNE DEVROLUNUR….

    Emekli aylıkları : 5510 sayılı kanunun 93. maddesinde 5754 sayılı kanunla yapılan değişiklik Madde93.”Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez

    Ancak emeklide olsanız hakkınızda ıcra dosyası açılmıs ıse bu dosyanız varlık şirketlerıne devrolunur,

    Bankacalık yasası 143/6 Varlık yönetim şirketi tarafından, bu borçların,taahhütlerin yüklenilmesi veya alacakların,varlıkların devralınması halinde, bu borç, taahhüt,…alacak ve varlıklarla ilgili olarak, takibi şikayete bağlı suçlar dahil olmak üzere açılmış veya açılacak her türlü ceza davalarında, alacağın devralındığı veya borcun, taahhüdün yüklenildiği tarihten
    itibaren, suçtan zarar gören olarak, varlık yönetim şirketi kendiliğinden müdahil sıfatını kazanır.Bu Kanunun yayımı tarihinden önce kurulmuş olan varlık yönetim şirketleri bu Kanun hükümlerine tabi olarak faaliyetlerini yürütürler. bu hak yasa ile yalnızca varlık yönetim şirketlerine verilmişdir.

  22. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    Evlere yapılan haciz uygulamaları ile bilgileri defalarca buraya bilhassa Umut Ufuk arkadaşım yazdı.

    Bu bilgiler Işığında avukatın eve alınmaması,evden birer adet eşyaların haczedilemeyeceği konuları artık kesinlik kazanmıştır.

    Bunun aksi davranan icra memuru olursa hapis ve manevi tazminat davası açabilirsiniz.

    Bu konuda ben yaparım diyen avukatlarıda polisi çağırıp bana manevi baskı yapıyor ve tehdit ediyor diye tutuklatabilirsiniz.

    Bu ülkede artık herkes haddini bilecek ve bilmeyenlere kanunen hadleri bildirilecektir.
    Kısacası 6352 sayılı kanunu yargıtay kararı da onamış olup alacaklıda,borçluda, avukatıda avukat yamağı da,icra memuru da hadlerini bilerek saygı çerçevesinde gerekenleri yapacaklar.

    Yani evden 2.veya 3.leri olmamak kaydı ile birer eşyanın haczi mümkün değildir. Aksi halde suç unsurudur.

  23. Umut Ufuk diyor ki:

    LÜTFEN DIKKATLICE OKUYALIM !!!!!!

    Ev eşyaları ile ilgili çıkan Yargıtay kararında ; borçlunun evinde birden fazla TV bulunmaktaydı. Böylece maddi açıdan degeri fazla olan TV ( Plazma) haczedildi ve tüplü TV borçluya yaşamını sürdürmesi için bırakılır.Bu demek değildir tekde olsa Plazma TV haczedılebılır.
    Burada sonuç olarak ne çıkıyor ,demekki 1 adet olan TV haczedilemez.Markası,modeli ne olursa olsun.

    Örenkeleyecekolursak.

    Borçlunun evinde 2 adet TV var (Tüplü) birtanesini haczediyorlar ve diğer TV borçlunun yaşamını sürdürmesi için bırakılır..Böyle yapıldı dıye her tüplü TV tekte olsa hacizmi olacak. HAYIR

    Borçlunun evinde 2 adet bulaşık makınası var.Bunlardan değerli olan haczedilir diğeri borçlunun yaşamını sürdürmesi için bırakılır.Bu demek değildir tekde olsa haczedilir.HAYIR.

    KANUN NEDİYOR :
    Aynı amaçta kullanılan ev eşyalarının 2.sı haczedılebılır.

    VE YARGITAY KARAI SON NOKTAYI KOYDU:
    6352 sayili yasa dogrultusunda Borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için “lüzumlu” olan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, koltuk takımı, ütü, fırın, halı, bulaşık makinesi gibi insan onuruna yakışan hayatın sürdürülmesi için varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz. Bu konuda, haciz konusu malın borçlunun haline uygun olup olmadığı ölçütü değerlendirmeye alınamaz

    • Umut Ufuk diyor ki:

      YARGITAY KARARINDA;
      AYNI AMAÇ İÇİN KULLANILAN EŞYALARDAN İKİNCİSİ YADA ÜÇÜNCÜSÜNÜN HACZİNE
      KARAR VERİLMİŞ OLUP,TEK OLAN EV EŞYALARININ HACZININ OLMADIGI KARARI ÇIKMIŞDIR.
      (ör. 2 ADET TV, 2 ADET BILGISAYAR BUNLARDAN BİRERTANESINI BIRAKIP 2.SINI
      HACZETMEKTELER)
      TEK OLMAK KOSULU ILE HACZEDILEMIYECEGINI ACIKCA BELIRTMIS.

      • Umut Ufuk diyor ki:

        Yargıtay, Mernis adresine yapılan tebligatları geçersiz
        Yargıtay, özellikle bankalarla vatandaşlar arasında sorun yaşanmasına neden olan “Bilinen adrese tebligat yapmaksızın MERNİS adresine tebligatın yeterli olduğu” uygulamasının Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetti.

        Yargıtay 12’nci Hukuk Dairesi, sayıları 15 milyonu bulan icra dosyasının taraflarını yakından ilgilendiren bir karar aldı.

        Karar, İstanbul’da yaşayan bir vatandaşın özel bir bankadan çektiği kredinin geri ödemesinde yaşanan sorunlar sonucunda alındı.

        Banka, kredi ödemesini yapmayan vatandaşa 7 kez ödeme emri gönderdi. Vatandaş bankaya tebligat için geçerli bir adres bildirmişti ancak banka vatandaşın bildirdiği adrese değil, vatandaşın adrese dayalı kayıt sistemindeki yani MERNİS’teki adresine tebligat gönderdi.

        KARARI BOZDU

        Banka böylelikle tebligatın yapılmış sayıldığını kabul ederek icra takibi başlattı. İcra dairesi itirazı reddetti. Vatandaşın dosyasını inceleyen Yargıtay 12’nci Hukuk Dairesi Mernis adresine yapılan tebligatları geçersiz bularak kararı bozdu.

    • iast777 diyor ki:

      İyi günler

      klima ile bilgisi olan var mı yardımcı olursanız sevinirim.
      Akdeniz bölgesi için bir kere bir şey duymuştum klima sayısı birden fazla olsa da alamıyorlarmış çünkü sıcak bir bölge olduğu için (kışında soğuk).
      Mesela bir klima çocuk odasında bir klima salonda. Salondaki alınırsa orada herkes üşür çocuk odasındaki ise orada o zaman. İşte enteresan bir durum..
      Bildiğim kadarı ile hala avukatlar ve memurlar alırım ederim hareketleri yapıyorlar ne yazık ki. Ben alırım diyorlar sende sonra uğraş dava aç bir sene bekle … Bir sürü da masraf oluyor bu işler.
      Birde bilgisayar konusunda lüzümlü bir eşya değil öyle mi? Ama ben ailemi sadece bilgisayarın sayesinde görüyorum ne yazık ki..

    • iast777 diyor ki:

      bu yargıtay kararının numarası var mı?

      • iast777 diyor ki:

        aşağıda numarasını gördüm 26.03.2013 tarihli.

        • Umut Ufuk diyor ki:

          6352 sayili yasada ayni amcda kullanilan esyalardan birtanesi borcluya birakilir digerleri haciz olunur.sizin durumunuzda diger klimalarin haczi haciz memurunun degerlendirmesine kalmisdir.

  24. Umut Ufuk diyor ki:

    Yargitay karari son noktayi koydu.

    6352 sayili yasa dogrultusunda Borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için “lüzumlu” olan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, koltuk takımı, ütü, fırın, halı, bulaşık makinesi gibi insan onuruna yakışan hayatın sürdürülmesi için varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz. Bu konuda, haciz konusu malın borçlunun haline uygun olup olmadığı ölçütü değerlendirmeye alınamaz

    • aybars diyor ki:

      Diğer yargıtay kararına dayanarak alıp gitmişler tvmi.yazdım işte yarın hukuk mahkemesine başvuruyorum.ayrıca BİMERE yazdım vede savcılığa suç duyurunda bulunacağım

      • Umut Ufuk diyor ki:

        Diger yargıtay kararına dayanarak almıslar dye bırsey olamaz.En son verilen yargıtay kararı gecerlıdır.

  25. Umut Ufuk diyor ki:

    Sn.Aybars,

    Gerıye donuk tum yorumlarınızı her sayfada okudum.Yazdıklarınız hep aynı seyler sadece yenı bır karar varsa yada yenıbır gundemde olan herhangı bırsey bunu ekleyerek yazıyorsunuz.
    Diğer sitedekı yorumlarınızıda ınceledım.Yargıtay kararı oncesı neredeyse hacız durmusdu,nadıren yasanan bır kac olay bu yargıtay kararı ıle artık durum ortada.
    Sizin basvurularınızda eksıklık var yada baska bırsey.
    Yaklasık 2 ay once bır eve ve ısyerıne hacız geldı gelen memur arkadaslara yapılan sozlesme gosterıldı ve karsılıklı tesekkur edılerek herkez ısını yaptı.
    Size geçmişolsun.

  26. aybars diyor ki:

    12 kasım 2013 tarihinde garanti bankasına borcumdan dolayı icra işlemi için eskişehir 6. icra müdürlüğünden 1 memur ve avukat evime haciz için geldiler.İcra memuru hiç konuşmazken yanındaki avukat çalışanı evi dolaştı ve evde tek olan televizyonu almak istedi.Bunun üzerine ben kendisine 2012 yılında aynı şekilde evimden aynı tek olan televizyonun eskişehir 7. icra müdürlüğü tarafından alındığını ve benimde eskişehir 3. icra hukuk mahkemesine haczedilmezlik davası açtığımı söyledim.ayrıca mahkemenin evde tek olan televizyona olan haczi 2012/— karar nolu kararıyla kaldırdığını ve bana teslim edildiğini söyledim ve mahkeme kararını gösterdim.Bunun üzerine avukat çalışanı sinirli ve saygısız şekilde mahkeme kararı falan beni ilgilendirmez ben televizyonu alırım.Yargıtay televizyonun lüzumlu eşya olmadığı kararı aldı dedi.Bende alma hakkınız yok evde aynı eşyadan 2 tane varsa değerli olanı alır diğerini bırakırsınız diye söylediğimde yine sinirli bir şekil ve üslupla mahkemede görüşürüz o zaman bakalım alabilirmiymişim dedi.Yine başamı döndük anlamadım.Bu avukat ve memur bu gücü nereden buluyor anlamadım.

    • Sedat diyor ki:

      Evde lüzumlu olan beyaz eşya ve televizyon gibi eşyalar tek ise haczedilemez avukatın yaptığı mağdur duruma düşürmek göz korkutmak rencide etmek siz sakin olun haciz işlemini yaptırın eğer almaya kalkarsalar hangi kanuna göre aldığını sorun ve yazılı imzalı evrak alın kafalarına göre haciz yapamazlar ikk 83 de herşey açık

    • sargoz diyor ki:

      T.C
      YARGITAY
      12.HUKUK DAİRESİ
      ESAS NO: 2012/27279
      KARAR NO: 2013/11536
      KARAR TARİHİ: 26.03.2013

      ”Borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için “lüzumlu” olan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, koltuk takımı, ütü, fırın, halı, bulaşık makinesi gibi insan onuruna yakışan hayatın sürdürülmesi için varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz. Bu konuda, haciz konusu malın borçlunun haline uygun olup olmadığı ölçütü değerlendirmeye alınamaz. İİK’nun 6352 Sayılı Kanunla değişik 82. maddesinin üçüncü fıkrasında lüzumlu eşya da olsa aynı amaçla kullanılan birden fazla eşya olması halinde bunlardan biri dışında diğerlerinin haczedilebileceğini öngörmektedir. Bu halde diğerine oranla daha düşük değerli ve satılması ve paraya çevrilmesi zor olan mal, haciz dışında bırakılıp diğer malların haczi gereklidir.”

  27. musa diyor ki:

    5-6 yıl esnaflık yaptım işlerim iyiydi sonradan bozuldu icralık oldum.bi firmada işe başladım maaşımdan 1/4 oranında kesinti yapılıyor.vergi dairesine de borcum olduğundan(borcum 20000 bin lira civarı) geçen ay maaşımdan başka dosya borcuma kesinti yapıldığı halde vergi dairesi maaş hesabıma 2000 bin liralık bloke koymuş e hacizle.1 kuruş maaş alamadım.yakında evlenecem bu böyle olursa nasıl evimi geçindirecem bilemiyorum.bununla ilgili vergi dairesi alacağı sıraya girmesi gerekmiyormu?bununla ilgili ne yapabilirim?

  28. musa diyor ki:

    icra memuru eve haciz için geldiğinde borçlunun eşinin kolundaki altınları ve takılarını haciz yapabilirmi?

  29. Umut Ufuk diyor ki:

    Yargitay karari son noktayi koydu.
    6352 sayili yasa dogrultusunda Borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için “lüzumlu” olan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, koltuk takımı, ütü, fırın, halı, bulaşık makinesi gibi insan onuruna yakışan hayatın sürdürülmesi için varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz. Bu konuda, haciz konusu malın borçlunun haline uygun olup olmadığı ölçütü değerlendirmeye alınamaz.  

    asagadiki yargitay kararinda yapilan haciz islemini incelersek.borcluda bulan ayni amcla kullanilan esyalarin ikincisinin Ve ucuncusunun haczine ve diger tek olan esyalarin haczinin reddine karar verilmisdir. Somut olayda 10.07.2012 tarihinde borçlunun evinde yapılan haciz sırasında bir kısım ev eşyaları haczedilmiş, borçlunun haczedilmezlik şikayeti üzerine haciz tarihi itibariyle uygulanması gereken 6352 Sayılı Kanunla değişik İİK’nun 82/3. fıkrasına göre; şikayetin kısmen kabul kısmen reddedilerek borçlu ve aile bireyleri için gerekli olan ev esyalirindaki haciz kalkmisdir. Kismen red ayni amacda kullanilan esyanin2.si icin kismen kabul ise itirazin kabulu. tek olan ev esyalarindaki haczin iptalidir. Isde esyalar : Haciz tutanağının incelenmesinde haczedilen ……. marka tüplü televizyonun borçluya bırakılıp aynı amaca hizmet eden değeri daha yüksek olup satışı kolay olacak olan “….” marka LCD televizyonun haczedilmesi, yine aynı gerekçe ile …… marka tüplü bilgisayarın ve kasasının borçluya bırakılıp “…..” marka bilgisayar kasası ve LCD bilgisayar monitörü ile …..marka tablet bilgisayarın ve …… marka dizüstü bilgisayarın haczi gereklidir.
    BURADA IKI YADA UC ADET OLAN ESYALARIN 1 TANESINI BIRAKIYOR.TV nin BILGISAYARIN TEK OLMAK KOSULU ILE HACZEDILEMIYECEGINI ACIKCA BELIRTMIS.   Simdi dikkat gerekli ev esyalari olan ve tek olmak kosulu ile haczi mumkun olmayan ev esyalari (tv bulasik makinasi camasir makinasi hali koltuk takimi buzdolabi) disinda iki adet olanlar ve ihtayac olmayan kosubandi.yazici.fotokopi makinasi luzumlu esya olarak gorulmemisdir.

    • sultan diyor ki:

      sn umut merhaba benim bir sorum olacak eşim bu haciz durumlarından istikrarlı birişte çalışamıyor ve sigortası da malum ödenemiyor abisi isteğe bağlı ödemek istiyor bunada haciz uygulanırmı teşekkürler

      • Umut Ufuk diyor ki:

        Sn.Sultan,
        İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinden doğan haklar saklı kalmak kaydıyla, Türkiye’de yasal olarak ikamet edenler ile Türkiye’de ikamet etmekte iken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde bulunan Türk vatandaşlarından;
        a) 18 yaşını doldurmuş olmak,

        b) Kanuna tabi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmamak veya Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olarak çalışmakla birlikte, ay içinde 30 günden az çalışmak ya da tam gün çalışmamak,

        c) Kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olmak,

        ç) İsteğe bağlı sigorta giriş bildirgesiyle Kuruma başvuruda bulunmak,

        şartları aranır.5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (a), (b) ve (e) bentlerine tabi olan sigortalılık hali isteğe bağlı sigortalılık için engel teşkil etmez.

        Ayrıca siz sigorta ıcın para yatıracaksınız almıyacaksınız.Bunun haczı olmaz.Kıdem Tazmınatlar haczedılebılır.

        • Sultan diyor ki:

          Sn.Umut,
          Çok teşekkür ederim verdiğiniz bilgiler için yani açıkcası şöyle eşimin bu olaylardan önce bir sgk girişi var bu olaylar itibariyle dediğim gibi çalışamıyor buna istinaden devam ettirmek istiyoruz isteğe bağlı sigortaya geçerek.

    • Adnan oğuz diyor ki:

      Sayın Umut bey evde kullanılan diz üstü bilgisayar haczedilebilirmi,yoksa evde haciz edilemez insan hayatında ihtiyac listesine girermi.saygılar

  30. Kısacası aşağıdaki karar şunu söylüyor.
    Evdeki ortak kullanım eşyalarının birden fazla olması durumunda 2 ci veya 3.leri haczedilebilir.Ortak kullanım eşyaları 1 rer tane ise 6352 sayılı yasa gereği evde haczedilecek eşya yoktur diye zabıt tutulr ve bitirilir.
    Ayrıca evdeki eşyalar 3.kişiler üzerine faturalı ise ibraz edildiğinde haciz işlemi yapılamaz ve alacaklının isterse dava açması gerekir ve buda genellikle yapılmaz.

  31. T.C
    YARGITAY
    12.HUKUK DAİRESİ
    ESAS NO: 2013/3365
    KARAR NO: 2013/12821
    KARAR TARİHİ:04.04.2013

    Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Nezihe Deniz Güner tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
    İİK’nun 82/3. (Değişik: 6352 Sayılı Kanun madde 16) maddesi gereğince para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya; aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri haczedilemez.

    Takip hukukunda, asıl olan borcun ödenmesi olup, alacaklının alacağına kavuşması için gerekli takip işlemleri yapılırken borçlunun ve birlikte yaşadığı diğer aile fertlerinin yaşamlarını sürdürebilmesi için zorunlu olan eşyaların haczedilmeyerek kendilerine bırakılması gerekir. Anılan madde ile amaçlanan; alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesinin sağlanarak, temel hak ve özgürlüklerin korunması, haczinde ekonomik yarar bulunmayan ya da muhafazasında ve satışında güçlük çekilen eşyaların hacizlerinin önlenmesidir. Bu bağlamda; borçlu ve aile bireyleri için gerekli olan eşyaların lüzumlu olup olmadığı tespit edilirken, alacaklının da alacağına fiilen kavuşmasını engelleyecek amacı aşan uygulamalardan kaçınılarak taraflar arasındaki menfaatler dengesini de hukuk düzeni içinde korumak gerekir.

    Öte yandan her ne kadar İİK’nun 82. maddesine 6352 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile eklenen son fıkrasında, icra memuruna haczi talep edilen malların haczinin caiz olup olmadığı konusunda değerlendirme yapma yetkisi verilmiş ise de; verilen bu takdir yetkisi keyfiliğe de yol açmamalıdır.

    Somut olayda; borçlunun evinde 06.12.2012 tarihinde yapılan haciz sırasında, 5 adet klima, 2 adet masaüstü bilgisayar, iki adet televizyon ve birer adet bulaşık makinası ve kurutma makinasının haczedilmesi istenilmiş, icra müdürünce talep reddedilmiştir. Koltuk takımı, buzdolabı, çamaşır makinası, bulaşık makinası, fırın, halı vb. gibi ev eşyaları lüzumlu eşya olup, haczedilmeleri mümkün değil ise de; fiyatı yüksek, muhafaza ve paraya çevrilmesi kolay,alıcısı bulunabilecek olan LCD, Plazma TV, kurutma makinası gibi eşyalar, maddede öngörülen amacın dışında borçlu ve ailesi için gerekli, zorunlu mallardan değildir. Ayrıca haczi istenen aynı nitelikte olan eşyalardan birden fazla bulunması durumunda bunlardan değeri daha düşük, satılması ve muhafazası zor olanın borçluya bırakılması, diğerlerinin haczedilmesi gerekir. Kaldı ki, borçlu vekili de haciz sırasında; diğer eşyaların haczine karşı çıkılsa da “…bir adet televizyonun dışındaki eşyaların haczedilebilirliği söz konusudur” şeklinde beyanda bulunmak suretiyle haciz yapılmasına karşı çıkmamıştır.

    Diğer taraftan, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde “Hukuki dinlenilme hakkı” düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama yapma ve ispat hakkı bulunmaktadır. Şikayetin mahiyeti dikkate alındığında da borçlunun hukuki durumu etkileneceğinden öncelikle taraf teşkilinin sağlanması gerekir.

    O halde mahkemece istemin kısmen kabulü ile yukarıda belirtilen esaslar dahilinde taraf teşkili ile değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin tümü ile reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.

    KARAR : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 04.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    T.C
    YARGITAY
    12.HUKUK DAİRESİ
    ESAS NO: 2012/27279
    KARAR NO: 2013/11536
    KARAR TARİHİ: 26.03.2013

    Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr.Şanver Keleş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

    Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

    İİK’nun 6352 Sayılı Kanun’un 16. maddesi ile değişik 82. maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu veya aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya; aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri haczedilemez.”

    Aynı maddeye 6352 Sayılı Kanun’un 16. maddesi ile eklenen son fıkraya göre; “İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.” Bu hüküm icra memurunun mal ve hakların haczi konusunda değerlendirme ve takdir yetkisine sahip olduğunu belirtmektedir. İcra müdürü hangi malların haczedileceği konusunda takdir yetkisini kullanırken uyacağı ilkeler anılan maddenin gerekçesinde yazılmıştır. Gerekçede; “Maddeyle alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesinin sağlanması, temel hak ve özgürlüklerinin korunması, hacizde ekonomik yarar bulunmayan ya da muhafazasında ve satışında güçlük çekilen eşyaların hacizlerinin önlenmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeye göre, …. borçlu ile aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için gerekli her türlü eşyanın … haczedilemeyeceği hükme bağlanmaktadır” ifadesi yer almaktadır.

    İcra müdürü yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde takip alacağına yetecek miktarda haciz yaparken yokluğu borçlunun günlük hayatını devam ettirmesinde en az sıkıntı verecek ve haczi muhafaza ve satışı en kolay olan mallara öncelik vermek zorundadır. Borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için “lüzumlu” olan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, koltuk takımı, ütü, fırın, halı, bulaşık makinesi gibi insan onuruna yakışan hayatın sürdürülmesi için varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz. Bu konuda, haciz konusu malın borçlunun haline uygun olup olmadığı ölçütü değerlendirmeye alınamaz. İİK’nun 6352 Sayılı Kanunla değişik 82. maddesinin üçüncü fıkrasında lüzumlu eşya da olsa aynı amaçla kullanılan birden fazla eşya olması halinde bunlardan biri dışında diğerlerinin haczedilebileceğini öngörmektedir. Bu halde diğerine oranla daha düşük değerli ve satılması ve paraya çevrilmesi zor olan mal, haciz dışında bırakılıp diğer malların haczi gereklidir.
    Somut olayda 10.07.2012 tarihinde borçlunun evinde yapılan haciz sırasında bir kısım ev eşyaları haczedilmiş, borçlunun haczedilmezlik şikayeti üzerine haciz tarihi itibariyle uygulanması gereken 6352 Sayılı Kanunla değişik İİK’nun 82/3. fıkrasına göre; şikayetin kısmen kabul kısmen reddedilerek borçlu ve aile bireyleri için gerekli olan ütü ve fırın üzerindeki haczin kaldırılmasına, diğer mallara yönelik haczedilmezlik şikayetinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

    Haciz tutanağının incelenmesinde haczedilen ……. marka tüplü televizyonun borçluya bırakılıp aynı amaca hizmet eden değeri daha yüksek olup satışı kolay olacak olan “….” marka LCD televizyonun haczedilmesi, yine aynı gerekçe ile …… marka tüplü bilgisayarın ve kasasının borçluya bırakılıp “…..” marka bilgisayar kasası ve LCD bilgisayar monitörü ile …..marka tablet bilgisayarın ve …… marka dizüstü bilgisayarın haczi gereklidir. Ayrıca yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca lüzumlu eşya sayılmayan ….. marka koşu bandı, ….. marka yazıcı, ….. marka fotokopi makinesinin haczi isabetlidir.

    Şu duruma göre mahkemece, lüzumlu eşyalardan olan …… marka tüplü televizyon ve …… marka tüplü bilgisayar ile kasasının haciz dışı bırakılması gerekirken haczedildiği için bu mahcuzlar üzerindeki hacizlerin de kaldırılması yerine, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.

    KARAR : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

  32. atakan diyor ki:

    CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören, kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırılması ve anapara borcunun faizsiz olarak 120 aya kadar taksitlendirilmesi için kanun teklifi verdi.

    CHP’li Ören, Kredi Kartı Borçlarının Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Teklifi’ni TBMM Başkanlığına sundu.

    Teklifin gerekçesinde, 2 milyon kişinin kredi kartı nedeniyle icralık olduğu ifade edildi.

    Gerekçede, teklifin kredi kartı anapara borçlarının üzerine bindirilen faiz, gecikme cezası, icra ve avukatlık masraflarından vatandaşın kurtulması sağlanacağı ve ana borçlarının makul sürede 120 ay taksitle ödenmesinin sağlanacağı belirtildi.

    “ANAPARA BORÇLARI FAİZSİZ OLARAK 120 AYA KADAR TAKSİTLENDİRİLECEK”

    Teklif kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırılarak uzun vadede ödenmesine ilişkin usul ve esasları düzenliyor.
    Teklife göre; kanunun çıktığı tarih itibarıyla, haklarında icra takibi başlatılmış kredi kartı borcu bulunan kart hamilleri, kanunun yayımı tarihinden itibaren altmış gün içerisinde ilgili kredi kartını çıkaran kuruluşa veya Bankacılık Kanunu kapsamında faaliyet gösteren varlık yönetim şirketine yazılı olarak, müracaat ederek, borçlarını ödemek istediklerini beyan etmeleri halinde anapara borçları faizsiz olarak 120 aya kadar taksitlendirilecek.

    Borç icra takibine konu olmuş ise takip, dava masraf ve harçları ve nispi kanuni vekalet ücreti ile anapara borcuna uygulanan faiz, ücret, harç, işlem bedelleri ve gecikme cezalarının tamamı silinecek. Ödeme uyarınca son taksitin de vadesinde ödenmesi üzerine icra takibi sona erecek.

  33. Umut Ufuk diyor ki:

    HACZEDİLMEZLİK ŞİKAYETİ,MESKENİYET İDDİASI,İPOTEK

    T.C
    YARGITAY
    12. Hukuk Dairesi
    ESAS NO:2013/12171
    KARAR NO:2013/17284
    KARAR TARİHİ:06.05.2013

    > HACZEDİLMEZLİK ŞİKAYETİ

    > HALİNE MÜNASİP EV (Meskeniyet Şikâyeti)

    > İPOTEĞE BAĞLI KONUT FİNANSMAN KREDİSİ

    > ZORUNLU KURULAN İPOTİK

    Özet: Borçlunun daha önce ipotek koydurduğu taşınmazı hakkında, sonradan haczedilmezlik şikâyetinde bulunabilmesi için ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerektiği, zorunlu olarak kurulan ipoteğin meskeniyet şikâyetine engel teşkil etmeyeceği ilkesinin, bu ipoteğin sosyal amaçlı olarak verilen kredinin teminatını oluşturmasından kaynaklandığı, bunun dışında, borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipoteklerin, adı geçenin daha sonra bu yerle ilgili olarak meskeniyet iddiasında bulunmasını engelleyeceği gözetilmelidir.

    (2004 s. İİK m.16,82/1-12)

    Mahalli mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için tetkik hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

    Alacaklı tarafından genel haciz yolu ile başlatılan üç ayrı takipte borçlunun, haczedilen taşınmazın haline münasip evi olduğundan bahisle haczin kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece borçlunun taşınmazı kendi rızası ile konut finansman kredisi kullanmak için ipotek ettiği, bu nedenle meskeniyet şikâyetinde bulunamayacağı gerekçesi ile şikâyetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

    Borçlunun daha önce ipotek koydurduğu taşınmazı hakkında, sonradan haczedilmezlik şikâyetinde bulunabilmesi için ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir. Zira zorunlu olarak kurulan ipoteğin meskeniyet şikâyetine engel teşkil etmeyeceği ilkesi, bu ipoteğin sosyal amaçlı olarak verilen kredinin teminatını oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Bunun dışında, borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipotekler, adı geçenin daha sonra bu yerle ilgili olarak meskeniyet iddiasında bulunulmasını engeller.

    Somut olayda, taşınmaz üzerinde taciz tarihlerinden daha önce tesis edilen 09.05.2011 tarihli ipoteğin mevcut olduğu görülmektedir. Taşınmaza ipotek koyduran Y…K… Bankası’nın mahkemeye hitaben yazdığı 30.11.2012 tarihli yazıda, borçlunun taşınmazına konulan ipoteğin konut finansman kredisi ve teminat sözleşmesinden kaynaklanan limit ipoteği olarak tesis edildiği belirtilmiş olup, konut kredisi zorunlu ipoteklerden olduğundan şikayetin esası incelenerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

    SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK . 366 ve HUMK’nın 428.maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

  34. aydin diyor ki:

    öncelikle herkese selamlar..benimde burda bulunan arkadaslar gibi bankalara borcum bulunmakta..benide ayarıp telefonla taciz ediyorlar..bir defasında bir avukat burasu calısanı şu saate kadar borcunuzu ödemezseniz evine gelinelecek haciz yapılacak denildi bende bu işin böyle olmayacagını söyledgimde siz haciz yokmu sanıyorsunuz denilerek suratıma telefon kapatıldı bir saat sonra o avukat bürosunun diger bir çalışanı beni arayıp hakınıda icra işlemi yapıcagız evdemisiniz dedi bende buyrun evdeyim bekliyorum dedim tamam bir saat sonra evinizdeyiz denildi beni korkutmak için telefonu biraz agzından uzaklaştırıp herhalde orda bulunan bir güvenlik görevlisinin telsiz sesini dinletti ve arkadaşlar toplanın gidiyoruz nakliyeyi hazırlayın diye bagrınarak teelfonu kapattı ve bende beklemey başkadım ve arada 2 ay gecti gelen giden yok yani anlıcanız eski taktikleri uygulamaya çalışıyorlar korkutma taktitgi ama yemiyor en sonda gecen cuma günü 2 sene önce çalıştıgım iş yerini arayıp hakkımda tutuklama kararı cıkaracagız denilerek bana ulaşılması için telefon numarası bırakılmış bende eski iştyerindeki arakadasa dedim hayırdı adammı öldürmüşüz tutuklama cıkaracaklarmış dedim ve güldüm..neyse sözün özü arkadaslar durular bundan ibaret siz kendinizi bilin ve korkma yın bir sey olmaz.. yasa acık ve net anlamayan olursa savcılıga gerekli şikayet yapılarak durumu düzeltirsiniz..kendinize iyi bakınn ve borcsuz günler diliyorum..

  35. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    Sevgili Dostlar.
    Aşağıdaki yazılara bakılacak olursa hala icra memuru eve gelince nelerin yapılacağına dair bilgileri tekrarlamak zorunlu hale geldi.Ayrıca diğer bilgilerdende bazılarını tekrar altda kopyalıyorum.
    Sevgilerimle.

    HACİZ MEMURU GELİNCE YAPILACAKLAR.

    1. SADECE İCRA MEMURU EVE ALINACAK VE AVUKAT VEYA YARDIMCISI DIŞARIDA KALACAK.YANİ EVE ALINMAYACAK.

    2. İCRA MEMURU EVDE HACİZE DEĞER EŞYA BULUNAMAMIŞTIR DİYE YAZIP ÇIKINCA KENDİSİNE YEŞEKKÜR EDİLECEK VE HOŞÇAKALIN DENİLECEK.

    3. İCRA MEMURU EVDEN EŞYA KALDIRACAĞIZ DERSE ‘’6352 SAYILI YENİ İCRA YASASI BENİM ŞARTLARIMDAKİ EVDEN EŞYA KALDIRILMASINI YASAKLIYOR’’ DİYE KENDİSİNE CEVAP VERİLECEK.

    4. SİZİN DOSYANIZ KANUNDAN ÖNCEDİR DİYE DİRETİRSE KENDİSİNE ‘’GEÇİCİ 10.MADDEDEN BAHSEDİYORSUNUZ AMA O MADDE PARASAL İŞLEMLERDEN BAHSETMEKTEDİR’’ DEYİP DAHA FAZLA ZORLAMAYIN DİYECEKSİNİZ.

    5. HALA BEN HACİZ YAPARIM VE EŞYAYI KALDIRIRIM DİYORSA’’ BEN EŞYALARI KALDIRMANIZA İZİN VERMİYORUM.BANA ZOR KOŞMAYIN.YASAYA AYKIRI HAREKET ETMEYİN ZİRA DEVLET MEMURUSUNUZ.MEMURİYETİNİZİ KÖTÜYE KULLANMANIZDAN DOLAYI AYRICA HAPİS CEZASI İLE YARGILANIRSINIZ.BEN EŞYAYI VERMİYORUM GİDİN BENİ ŞİKAYET EDİN’’ DİYECEKSİNİZ VE KENDİSİNİ UĞURLAYACAKSINIZ.

    6. BÜTÜN BUNLAR OLUŞURKEN MUTLAKA 6352 SAYILI YASA VE İLGİLİ MADDELERİ ELİNİZ ALTINDA BULUNSUN.

    7. KİM VE NE OLURSA OLSUN İCRA MEMURUNUN TUTANAĞINI HİÇBİRSURETDE İMZALAMAYIN.ŞAYET TUTANAK TUTMUŞ VE SİZE VERMEMİŞSE ERTSİ GÜN GİDİP İLGİLİ İCRA MÜDÜRLÜĞÜNDEN ALABİLİRSİNİZ.

    HACİZ İŞLEMLERİ YENİ YASAYA TABİ OLACAKTIR
    Yeni yasanın yürürlüğe girmesi ile uygulamalar yeni yasaya göre yapılacakdır. Ayrıca bakanlığımız bu konu üzerinde gerekli denetimleri yapmaktadır.İcra daireleri kanun çerçevesinde hareket etmektedirler.Avukatların yorumları değil kanunlar uygulanmaktadır.Tatil döneminde olmasından dolayı uygulamalarda bazı aksaklıklar yaşanmaktadır.
    AVUKAT HACİZDE GÖREVLİ DEĞİLDİR,
    Evde yapılacak hertürlü haciz işleminde icra memurları sorumlu olacaklardır. Artık Yargıtay 4. Ceza Dairesinin kararı ve İİK’da yapılan yeni düzenlemelerden sonra avukatın haciz mahallin de dileği gibi hareket etmesi imkânsız hale gelmiştir. 4. Ceza Dairesinin kararı gözönünde bulundurulduğunda avukatın haciz mahalline alınmaması artık suç değildir
    İCRA MEMURU,HEM ALACAKLININ HEM DE BORÇLUNUN MENFAATLERINI KORUMAKLA YÜKÜMLÜ VE YASALARI UYGULAMAKLA GÖREVLİ BİR DEVLET MEMURUDUR.
    icra ve iflas dairelerince verilen kararların gerekçeli olarak tutanaklara yazılması hükmü getirilmiştir. Bu hüküm gereğince, icra memurunun yapacağı değerlendirme sonucu bir şeyin haczedilip haczedilemeyeceği konusundaki kararını gerekçeli olarak verecektir. Böylece icra memurunun keyfi kararlar vermesinin önlenmesi ve denetim kolaylığının sağlanması amaçlanmaktadır.” İcra ve iflas dairelerince verilen kararlar gerekçeli olarak tutanaklara yazılır.”
    GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANAN KAMU GÖREVLİLERİNE VERİLECEK CEZADA 6352 SAYILI KANUNDA YENİDEN DÜZENLEMİŞTİR
    MADDE 86 – 5237 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
    “(1) Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmişolması halinde, icbarın varlığı kabul edilir.”
    YENİ DÜZENLEMEDE AÇIK BİR ŞEKİLDE HACZEDİLEMEZLİĞİN SINIRI ÇİZİLMİŞDİR.
    – Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya,
    – borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşyalar haczedilemez (Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç ve aynı amaçla kullanılan birden fazla eşya hariç )
    – Borçlunun haline münasip evi
    HACİZ İŞLEMLERİ YENİ YASAYA TABİ OLACAKTIR
    TBMM.KANUNLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 3652 SAYILI YASA GEREKÇELERİ HACİZ İŞLEMLERİ YENİ YASAYA TABİ OLACAKTIR
    YASANIN YÜRÜRLÜK TARİHİNDEN ÖNCE YAPILAN TAKİP İŞLEMLERİ
    Geçici 10. Madde yasanın yürürlük tarihinden önce yapılan takip işlemlerinin eski yasaya tabi olduğunu söylüyor.
    TAKİP İŞLEMLERİ
    Bir icra takibinde birden faz işlem vardır; takip talebi farklı işlemdir, ödeme emri farklı işlemdir, ödeme farklı işlemdir, haciz farklı işlemdir. Şimdi takip eski diye icra memuru banka üzerinden ödeme yapma yerine icradan ödeme yapmaya devam edebilir mi? Bu yasanın amacına aykırıdır.
    HACİZ İŞLEMİ
    Haciz sözcüğünün sözlük anlamı zapt etmek, zorla almaktır. Haciz işlemi ya fiili olarak yapılır, yada kaydı olarak.. Takip talebi ve ödeme emri haciz işlemini kapsamaz. Haciz işlemlerinin başlaması için takibin kesinleşmesi gerekir. Haczin yapılması ise fiili veya kaydı bir işlemdir. Yasanın yürürlük tarihinden önce böyle fiili veya kaydı bir haciz yapılmamış ise bu işlem yeni bir işlem olacaktır ve yeni yasaya tabidir.
    GEÇİCİ MADDE 11’e göre
    “Mevcut depo ve garajlarda muhafaza edilen ancak hukuken muhafazasına gerek kalmayan malların, anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde teslim alınması için icra müdürü tarafından ilgilisine resen bildirim yapılır.
    Yasanın dışında bir uygulama ile karşılaşırsanız yukarıdaki haklarınızı biliniz.Ayrıca dosya numaranızla birlik de gerekli yerlere ve bakanlığada müracaat edebilirsiniz.

  36. turgut diyor ki:

    merhaba arkadaşlar 2007 yılında akbanktan ihtiyaç kredisi kullandım 2009 yılında icraya düştüm 7800 tl olarak 2009 ile 2011 yılları arasında avukatlarla görüşmeme karşılık 5500 tl bir para yatırdım kanuni takipteki ihtiyaç kredisi hesabıma yapıyordum ödemeleri 2012 yılında maaşıma haçiz geldi varlık şirketi tarafından 7800 tl olarak faizler ve masraflar hariç diye bu parayıda ödedim ama daha sonraki araştırmalar sonucu 2009 ile 2011 yılları arasında yatırdığım paraların hiç birinin içraya yansımadığını anladım benim bu param nereye gitmiştir ne yapmam gerekiyor.

  37. Umut Ufuk diyor ki:

    Kurban bayraminizi en icten dileklerimle kutlarim.

    • Sultan diyor ki:

      sayın umut verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederiz ayrıca herkesin kurban bayramını kutlarım

    • hakan diyor ki:

      sayın celal bey , bugün evime icra müdürü geldi, evi gezdi ve sadece ankastıre set yazdı dediğide şu, bu benim evimde bile yok bende tutanağı imzalamadım ne yapmalıyım teşekkürler konu ile bağlantı yada bilgisi olan arkadaşlardan yorumlarını bekliyorum bi önceki yazdığım soru ve şimdiki sorularımın cevabını şiddetle acilen yapılırsa beni sevindirirsiniz aynı icra müderü yine geldi daha önceki yazılmayan masa östü bilgisayarıda yazdı ve avukat yardımcısını yanında evime soktu ve benim ona söylediklerimi tehdit ettin beni diyerek tutanak yazdım savcıya verecem dedi bende sizi vercem dedim ne yapmalıyım şimdiden teşekkküler..

      • hakan diyor ki:

        ilgili arkadaşlara sesleniyorum sorum ve sorularıma yardımcı olacak arkadaşlar sizden cevap bekliyorum

        • Umut Ufuk diyor ki:

          Sn.Hakan
          Haciz islemi icin gelindiginde haczedeger esya varsa tutanaga yazilir size ya yediemin olarak birakilir yada muhafaza altina alinip yediemin deposuna goturulur.size yediemin birakildiginda o esyadan sorumlusuniz demekdir.yedieminlik suresi bitene kadar siz mesul olursunuz.eger bu islemler yapilmadi ise siz sorumlu degilsiniz.tutanaga yazilmasi birsey ifade etmez soyle orenklersek. Eninizdeki pc yaziyorlar ve soze yediemin birakiyorlar imzaniz karsiliginda tabi.bu pc o afresden baska yara gitsede dosyaniza bildirmeniz gerekir.kirilmasinda kayboasinda siz sorumlusunuz.eger yedieminlik yok sadece tutanaga yazip gitmislerse.pc bozulmasi kaubolmasi sizin sorumlulugunuzda degildir.

      • M.Celal Toparlaklı diyor ki:

        Savcılığa şikayetde bulunun ecdeki ocağı haczedemezler.Askidende hacxedilmiyordu.Ahlaksız bir memurmuş.Bimere de şikayet mektubu yazabilirsiniz.Zaten eşyayı alamazlar.Rahat olun ama mutlaka savcılığa şikayetde bulunun.Burası yol geçen hanı değil.

        • hakan diyor ki:

          allah sizden razıolsun ben gittim savcılığa savcı beyim evimde misafirler vardı biraz beklemelerini söyledim icra memuruna oda dinlemedi evime girdi ve de yanında avkat yardımcısınıda götürdü ben istememe ramen savcı ifademi aldı şikayetcimisin diye sordu her ikisinden de şikayetçiyim dedim ayrıldım… evimden fırını yada masa üstü bilgisayarımı kaldırırmı nasıl bir yol gösterebilirsiniz teşekküler…

  38. okan diyor ki:

    TÜM MÜSLÜMAN ALEMİNİN VE SİTEYE EMEĞİ GEÇEN BÜYÜK ,KÜÇÜK HERKESİN KURBAN BAYRAMINI KUTLER HAYIRLARA VESİLE OLMASINI DİLERİM

  39. Herkesin Kurban bayramını en içten dileklerimle kutlar herşeyin gönlünüzce olmasını Rabbimden dilerim.Sevgilerimle.

  40. Umut Ufuk diyor ki:

    Kredi borcu olanlar !!!

    Bankalar artık bunu yapamayacak
    HABERTURK.COM / ANKARA

    Düşük gelirli vatandaşın kredi borcuna icra yolu kapanıyor. Buna göre yoksul kişilere kredi kartı veren ya da kredi kullandıran bankalar borcun ödenmemesi halinde icraya gidemeyecek.

    Müjdeyi Bankacılık Düzenleme ve Denetle Kurulu Başkanı Mukim Öztekin verdi. Öztekin, yeni uygulamayla düşük gelirli vatandaşa kredi kullandıran bankaların alacaklarını tahsil etmek için icraya gidemeyeceklerini söyledi.
    TÜKETİCİNİN DOSTU OLACAKLAR
    Bankaların yeni dönemde tüketici dostu olmak zorunda kalacaklarını belirten BDDK Başkanı Mukim Öztekin, vatandaşın haberi olmadan kredi mevduatı açan bankalara şikayetleri beklemeden ceza yağdırdıklarını söyledi.

    Öztekin, ayrıca kişilerin gelirleriyle orantılı olarak kredi kartı limitlerinin yeniden düzenleneceğini öngören yönetmeliğin haftaya yürürlüğe gireceğini söyledi.
    ANKET SİSTEMİ GELİYOR
    BDDK Başkanı Öztekin yeni dönemde bankaların notunu vatandaşın vereceğini söyledi. 3 ayda bir uygulanacak anket sonuçlarına göre bankaların güven endekslerini açıklayacaklarını belirtti. Anket sistemiyle birlikte bankaların şikayetler kamuoyunda tartışılmadan hemen önce gerekli adımları atması hedefleniyor.

  41. Umut Ufuk diyor ki:

    İnsanlar kendi başlarına geldığinde çevrelerinden yardım beklerler,”ne biçim insansınız görmüyormusunuz,insaf,birlik olalım vs” şeklinde HAKLI olarak seslerini duyurmaya çalışırlar. Fakat nedense aynı insanlar, başkası yaşadıkları durumda olduğunda ise umursamaz,her koyun kendi bacagından asılır şeklinde HAKSIZ düşüncelere sahip olmaktalar.
    Dünya döndüğü sürece olaylar kişilerde mutlaka yerdeğiştirir.

    Hayat bize yeşil ışık yakmadı ama Bizde Kırmızıda hiç durmadık…diyebilmeli insan.
    Telefonumuz düşse panikliyoruz, arkadaşımız düşse gülüyoruz. Niye?

    Fedakarlık dediğin karşılıklı olmalı. Bir taraf birşeyleri feda ediyorken diğer taraf kar ediyorsa bunun adı fedakarlık olmaz, ticaret olur.

    saygılarımla

  42. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    Umut Ufuk kardeşimizin bulup çıkardığı haberi buraya tekrar kopyalamanın bir anlamı yok.Ancak tamamen kanunsuzluk ve rüşvet kokan bu olayı aşağıdaki yazı ile birlikte gerekli yerlere ve Denizli milletvekillerine gönderdim.
    Ayrıca gerekli birtakım vekil dostlarım ile paylaşacağım.Bu tip uygulamalar hiçbiryerde kalmadı.Artık eşya evden çıkmadığı gibi eşyayı yazmada kalmadı.Sadece 6352 sayılı yasa ya istnaden haczedilecek eşya yoktur diye zabıt tutulup gidilmektedir.O aile direnip bize savcılıktan yazı getirip ancak buradan eşya kaldırabilirsin deseydi sanırım olaylar bu düzeye gelmezdi.Herneyse olan olmuş yakında gerekli kişiler gerekli cezaları mutlaka alacaktır.Ben takipçisi olacağım.İşte altda yazı ve yorumları görebilmeleri için gönderdiğim adresler.

    ‘cumhurbaskanligi@tccb.gov.tr’; ‘bimer@basbakanlik.gov.tr’; ‘ozelkalem@basbakanlik.gov.tr’

    ‘sadullah.ergin2@tbmm.gov.tr’; ‘fatma.sahin@tbmm.gov.tr’; ‘nurcan.dalbudak@tbmm.gov.tr’; ‘bilal.ucar@tbmm.gov.tr’; ‘mehmet.yuksel@tbmm.gov.tr’; ‘nihat.zeybekci@tbmm.gov.tr’; ‘ilhan.cihaner@tbmm.gov.tr’; ‘adnan.keskin@tbmm.gov.tr’; ‘atilla.kart@tbmm.gov.tr’; ‘erol_mustafa@adalet.gov.tr’; ‘kozdemir@adalet.gov.tr’; ‘hasan.dudakli@adalet.gov.tr’; ‘bcaliskan@adalet.gov.tr’; ‘yhiz@adalet.gov.tr’; ‘info@adalet.gov.tr’

    Denizli de yaşanan bir olay ile alakalı Lütfen aşağıdaki linke tıklayın ve haber ile birlikte yorumları okuyun.
    Sanırım nasıl kanunsuzluk yapıldığını göreceksiniz.Herhalde ilgili avukat ve icra dairesi ile birlikte icra memuruna soruşturma açarsınız.Kanunları yaparken uygulayıcılarınıda iyice eğitmeniz aksi halde işden almanız gerekmektedir.Demokratik ülkelerde böyle olur.Zira halkı ezenlerin devlet kapısında işi yok.
    Lütfen tarafımada bilgi verirseniz sevinirim.

    Sevgilerimle.
    M.Celal Toparlaklı
    Gazeteci yazar.

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Değerli Celal Abi,

      Göstermiş oldugun hassasiyet için çok teşekkürler.Bu görev senin yada benim olmamalı,Kanunlara uymamayı,kanunları hıce sayanları,ınsanlar kendı baslarına geldıgınde degıl herzaman tepkı gostermelı bir bütün olmalıdır.
      Bir çok yere dün mail gönderdim gerekli açıklamaları yazdım.
      Herkesin duyarlı olmasını ve kanun dısı yapılan olaylarda bır butun olmasını uzerlerıne dusen gorevı yapmalarını temennı etmekteyım.

    • hakan diyor ki:

      sayın celal bey , bugün evime icra müdürü geldi, evi gezdi ve sadece ankastıre set yazdı dediğide şu, bu benim evimde bile yok bende tutanağı imzalamadım ne yapmalıyım teşekkürler..

      • hakan diyor ki:

        konu ile bağlantı yada bilgisi olan arkadaşlardan yorumlarını bekliyorum bi önceki yazdığım soru ve şimdiki sorularımın cevabını şiddetle acilen yapılırsa beni sevindirirsiniz aynı icra müderü yine geldi daha önceki yazılmayan masa östü bilgisayarıda yazdı ve avukat yardımcısını yanında evime soktu ve benim ona söylediklerimi tehdit ettin beni diyerek tutanak yazdım savcıya verecem dedi bende sizi vercem dedim ne yapmalıyım şimdiden teşekkküler..

  43. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    Umut Ufuk kardeşimizin bulup çıkardığı haberi buraya tekrar kopyalamanın bir anlamı yok.Ancak tamamen kanunsuzluk ve rüşvet kokan bu olayı aşağıdaki yazı ile birlikte gerekli yerlere ve Denizli milletvekillerine gönderdim.
    Ayrıca gerekli birtakım vekil dostlarım ile paylaşacağım.Bu tip uygulamalar hiçbiryerde kalmadı.Artık eşya evden çıkmadığı gibi eşyayı yazmada kalmadı.Sadece 6352 sayılı yasa ya istnaden haczedilecek eşya yoktur diye zabıt tutulup gidilmektedir.O aile direnip bize savcılıktan yazı getirip ancak buradan eşya kaldırabilirsin deseydi sanırım olaylar bu düzeye gelmezdi.Herneyse olan olmuş yakında gerekli kişiler gerekli cezaları mutlaka alacaktır.Ben takipçisi olacağım.İşte altda yazı ve yorumları görebilmeleri için gönderdiğim adresler.

    ‘cumhurbaskanligi@tccb.gov.tr'; ‘bimer@basbakanlik.gov.tr'; ‘ozelkalem@basbakanlik.gov.tr’

    ‘sadullah.ergin2@tbmm.gov.tr'; ‘fatma.sahin@tbmm.gov.tr'; ‘nurcan.dalbudak@tbmm.gov.tr'; ‘bilal.ucar@tbmm.gov.tr'; ‘mehmet.yuksel@tbmm.gov.tr'; ‘nihat.zeybekci@tbmm.gov.tr'; ‘ilhan.cihaner@tbmm.gov.tr'; ‘adnan.keskin@tbmm.gov.tr'; ‘atilla.kart@tbmm.gov.tr'; ‘erol_mustafa@adalet.gov.tr'; ‘kozdemir@adalet.gov.tr'; ‘hasan.dudakli@adalet.gov.tr'; ‘bcaliskan@adalet.gov.tr'; ‘yhiz@adalet.gov.tr'; ‘info@adalet.gov.tr’

    Denizli de yaşanan bir olay ile alakalı Lütfen aşağıdaki linke tıklayın ve haber ile birlikte yorumları okuyun.
    Sanırım nasıl kanunsuzluk yapıldığını göreceksiniz.Herhalde ilgili avukat ve icra dairesi ile birlikte icra memuruna soruşturma açarsınız.Kanunları yaparken uygulayıcılarınıda iyice eğitmeniz aksi halde işden almanız gerekmektedir.Demokratik ülkelerde böyle olur.Zira halkı ezenlerin devlet kapısında işi yok.
    Lütfen tarafımada bilgi verirseniz sevinirim.

    Sevgilerimle.
    M.Celal Toparlaklı
    Gazeteci yazar.

    http://www.denizlihaber.com/yasam/yasam-genel/denizlide-evindeki-esyalari-haczedilen-esnaftan-suc-duyurusu/#devam

  44. Umut Ufuk diyor ki:

    Üstün olan sadece KANUNDUR. Bir çok meslek guruplarında,mesleğini saygı çerçevesinde kanunlar doğrultusunda yapan bir çok kişi bulunmaktadır.Bunların yanında bir kaçtane mutlaka,kendi çıkarlarını gözeterek hareket eden kişerde olacaktır. ne yazıkkı bazen menfaat ve doymazlık duygusu bazılarında üstün gelmekde ve bu bütünlükten uzaklasmaktadırlar.Siz saygı deger Başbakanımız ve bakanlarımız ülke menfaatini ve halk arasındaki dengeyi korumak ve bizlerin menfaati için yasaları düzenlemekdesiniz. Bu yasaların uygulanıp uygulanmıdıgı takıbı ıse yetkılı kurumların yanı sıra bız halkada düşmektedir.Belirlemiş olduğunuz yasaları kendı menfaatleri için çiğneyenleri biz halk olarak sizlere ve gerekli kurumlara bıldırmek zorunlulugu ıcersınde olmalıyız ki görülemiyen,farkedilemiyen hatalaraı duzeltebılmelı ve kasıtlı hareket edenleri engelleye bılmelıyız.
    Düzenlenmiş olan 3.Yargı paketi 6352 sayılı icra kanunu ile borç altında ezilen borçluların nefes alarak borçlarını ödemesinde kolaylıklar getırıldı.Artık borçlu için;ailesinin yaşımını zorlaştırmadan,ekonomik yapısını bozmadan hareket edılerek kazanç saglanmasının önü açılarak ödeme kolaylıgı getırılmısdır.Böylelıkle alacaklı daha hızlı bir şekilde sonuca ulaşacakdır.
    Dünden bugune kadar yapılan ev haczındekı esyalar ıle hiç bir borç ödenememiş olup aksıne birçok yuva dagılmış,ıntaharlar meydana gelmış,olayın borç ödenmesınde hiçbir yaptırımı olmamışdır.Aksıne borçluya ödeme kolaylıgı saglayan alacaklı ve vekıllerı ilk olarak borçlarını tahsıl etmıslerdır. Ev eşyası haczi ile hiçbir borç ödenemediği gibi,zarar gören borç sahibi değil aynı çatı altında yaşayan Anneler,çocuklar olmuşdur.Piskolejik dengeleri bozulmuş,yaşama küsmüş,geleceği pırıl pırıl evlatların – öğrencilerin geleceği kararmışdır.Yeni kanun çerçevesinde artık insanlar borçlarını daha rahat ve hızlı bırsekılde ödenebilmesi düşünülmüşdür.
    Peki neden bazıları halen baskılar yapmakta ve neden kanunları kendı menfaatleri gibi söylenmekde yanlış yol izlemektedir? Kanun il-ilçe ve kişilere göre değildir.neden farklı ugulamalar yapılmakta?Kanunda Lüks kelimesi yazmaz iken esyaları nasıl Lüks sınıfına ayırabiliyorlar?
    Kısaca bahsedecek olursak 6352 sayılı kanunda ; borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşyalar haczedilemez (Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç ve aynı amaçla kullanılan birden fazla eşya hariç )
    Haczedilecekler: Para, kıymetli evrak, altın, gümüş,antika ve aynı amaçla kullanılan eşyanın ikincisi.
    Bir çok gazate ve haberde rasladığımız kanunlarla örtüşmeyen haciz haberlerini duyduğumuzda üzelmekteyiz.Halen bu çagda bu kadar küçük hesaplarla uğraşabilenlerin olması ayrıca üzücü bir olay.Tabikide yalnız borçlu değil alacaklının menfaatlerıde gözetilmeli.Buradaki konu yanlış anlaşılmamalı.Kısaca burada kanunlar dısında işlem yapanları,eşya almakla borcun ödenmeyeceğini ve ailenin dağılmasına neden olduğunu belirtmek.
    Aşagıda bir gazate haberinden örnek bulunmaktadır.Bizler halk olarak sizlerin belirlediği yasalara uymayanlara karşı duyarsız kalmak yerine,bu tür yanlışların düzeltilmesi için sizlere bildirmenin dogru olduğunu düşünmekteyiz.

    Denizli’de haciz şoku: Yaşamsal eşyaları aldılar
    Denizli’de oto yedek parça satıcılığı yapan ve işyeri bir ay önce çıkan yangında tamamen yanan T. A, ödeyemediği borçları yüzünden evine icra gelmesi ve ev eşyalarının haczedilerek götürülmesi üzerine haczi yaptıran alacaklı ve avukatı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. 10 Nisan 2013 Çarşamba – 12:23 (Egede sonsöz gazetesi)

    Denizli’de 2’nci Sanayi Sitesi’nde oto yedek parça satıcılığı yapan 31 yaşındaki B A’nın işyerinde 3 Mart gecesi yangın çıktı. Elektrik kontağından çıktığı sanılan yangında işyeri kullanılmaz hale gelen Bülent Alakuş, yaklaşık 400 bin lira zarara uğradı. İşyeri tamamen yandığı için piyasaya borçlarını ödeyemeyen bir çocuk babası Turan Alakuş, alacaklılarını arayarak işyerinin yandığını, borçlarını bir süre ödeyemeyeceğini belirterek, süre istedi, icra işlemi yapılmamasını rica etti.
    İşyeri sigortalı olan Alakuş, sigorta işlemlerinin tamamlanarak zararının ödenmesini beklerken bir alacaklısı 16 bin lira borcu için evine haciz gönderdi. Alakuş’un evinde haciz işlemi uygulandı. Bulaşık makinesi, televizyon, su sebili ve uydu cihazı haczedilerek yediemin olarak Turan Alakuş’a teslim edildi. İlk hacizden bir hafta sonra bu kez Alakuş’un Ankara’dan yedek parça aldığı toptancı 7 bin 900 lira alacağı için haciz işlemi başlattı. Denizli 4’üncü İcra Müdürlüğü yetkilileri ile eve gelen avukat, Alakuş’un evindeki çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, televizyon, su sebili ve koltuk takımını haczetti.
    YAŞAM İÇİN ZORUNLU EŞYALAR HACZEDİLDİ
    Tüm itirazlarına rağmen evindeki zorunlu eşyaların haczedilerek götürüldüğünü ileri süren Turan Alakuş, 4’üncü İcra Müdürlüğü’ne itiraz dilekçesi verdi, savcılığa da avukat ve alacaklısı hakkında suç duyurusunda bulundu. Yasal düzenlemeyle evdeki yaşam için zorunlu olan eşyaların haczedilemeyeceğini söyleyen Alakuş, “İtirazlarıma rağmen evimdeki eşyaları haczettiler, götürdüler. Televizyonum, çamaşır makinem, bulaşık makinem haczedildi. Üç yaşında kızım var. Televizyon seyretmek istiyor ama tek televizyonum haczedildiği için seyredemiyor. Komşudan ödünç olarak küçük bir televizyon aldık. Haczedilen eşyaların bir bölümü de daha önce haczedilip yedi emin olarak bırakılmıştı. İşyerim yandı, her şeyimi kaybettim. Borçlarım için sigortadan para alıncaya kadar süre istedim ama evime iki kez haciz getirildi. Kanuna aykırı olarak eşyalarım haczedildi. Hakkımı arayıp savcılığa suç duyurusunda bulundum” diye konuştu. Eşi Ayşe Alakuş ise eşyaları haczedildiği için çamaşırları ve bulaşıkları elinde yıkamak zorunda kaldığını söyledi.

    Saygılarımla

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sayın sargoz lütfen bu linki yayınlarmısınız.

      YAŞAM İÇİN ZORUNLU EŞYALAR HACZEDİLDİ

      http://www.denizlihaber.com/yasam/yasam-genel/denizlide-evindeki-esyalari-haczedilen-esnaftan-suc-duyurusu/#comment-100620

      • adnan oğuz diyor ki:

        sayın umut bey Emekli maaşımı aldığım banka şubesi emekli maaşımı haciz dışında emekli maaşımdan bloke koyarak tahsil etti bunun üzerine bankaya yazı yazdım sayın avukatı vermiş olduğumuz sözleşmeyle bu hak kendilerinde olduğunu söyleyerek red etti bunun üzerine tüketici mahkeme sıfatıyla asliye hukuka dava acdım mahkeme iki duruşma oldu bilirkişi tayin edildi bu bilirkişi tam bankanın avukatı gibi kesintiyi savunan bir rapor sundu.ben ek savunma istedim ve mahkeme kasım ayına ertelendi.şimdi bunca yargıtay kararı varken bu bilirkişi neye dayanarak böyle bir rapor sunuyor ben bundan sonra nasıl bir sürec takip edeyim.icra dışı bu bankanın emekli maaşına el koyması mağdur etmesi tazminat hakkıda doğururmu.saygılar…

  45. Umut Ufuk diyor ki:

    En çok sorulardan bir tanesi de, yardıma muhtaç ve engelli olmaktan dolayı alınan maaşlara haciz konulup konulamayacağı yönünde olmaktadır.

    Muhtaç, güçsüz ve kimsesiz vatandaşlara aylık bağlanması hakkındaki 2022 sayılı kanun gereğince, 3294 sayılı sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik kanun gereği yapılan destekler ve proje destekleri ile verilen yardımlara ilişkin maaş ve ücretler , kişinin muvafakatı olsa bile haczedilemez, başkasına devir ve temlik edilemez.

    YARGITAY KARARI

    T.C.
    YARGITAY
    12. Hukuk Dairesi
    ESAS NO : 2012/16683
    KARAR NO : 2012/34378

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ : Aksaray İcra Hukuk Mahkemesi
    TARİHİ : 19/03/2012
    NUMARASI : 2012/83-2012/89
    DAVACI : BORÇLU :Ayhan Tok
    DAVALI : ALACAKLI :Rahime Tok

    Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Melikşah Şener tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
    Sair temyiz itirazlarının reddine,

    65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkındaki 2022 Sayılı Kanuna göre bağlanmış aylıklar, bu kanunun salt başlığındaki anlatımla dahi belirgin amacı nedeniyle İİK.nun 82. maddesinin 1. fıkrasının 10. bendinde yazılı maaşlar niteliğindedir. Sözcüklere dar ve sınırlı bir anlam vererek, devletin ve aracı olarak görevlendirilen T.C Emekli Sandığı’nın bir “Muavenet sandığı veya cemiyet” niteliğinde olmadıklarına ve bu nedenle bu aylıkların İİK.nun 82/1-10. bendi kapsamına giremeyeceğini düşünmek amaçsal yorum önceliği ilkesi ile bağdaşmaz. Önemli olan, bu aylığı hangi kuruluşun bağladığı değil, niçin bağladığıdır. Karar tarihi itibarı ile bu aylıklar için, benzeri yasaların aksine, 2022 sayılı Yasada özel bir haczedilmezlik kuralının öngörülmemiş olması, aksinin öngörüldüğüne değil, aynı doğrultuda bir genel hükmün varlığına bağlanmalıdır.

    Kaldıki Dairenin bu yöndeki görüşü, karar tarihinden sonra 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda 6353 sayılı kanun ile yapılan değişiklik ile eklenen Ek Madde 2 ile “65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun gereğince verilen yaşlılık ve özürlü aylıkları, kişinin rızası olsa bile haczedilemez, başkasına devir ve temlik edilemez” hükmü getirilerek yasal mevzuatta da açıkça belirtilmiştir. O halde mahkemece borçlunun 2022 sayılı Kanuna göre bağlanmış aylığı üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken istemin tümden reddi isabetsizdir.

    Öte yandan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.
    SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.’nun 366. ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Engellinin bakım maaşına konulan haciz, mahkemeden döndü

  46. emrah diyor ki:

    merhaba sayın ufuk borçlu olduğum evkur mağazası ödeme yapamadığım için beni icraya verdi peşin ödeme yapamadığım için maaşımın 4/1i her ay düzenli olarak kesiliyor buraya kadar herşey normal sonuçta bende borcumu ödemek istiyorum fakat günde 2 kere msj atıyorlar gecikmiş taksitlerinizi ödeyin diye telefonlada arıyorlar ve benim en çok zoruma giden ise oturduğum binanın giriş kapısına kocaman bir A4 e üstünde borç bilgilerimin bulunduğu kağıt yapıştırıyorlar bunuda 3 veya 4 gün aralıklarla yapıyorlar bu konu ile ilgili ne yapabilirim bu kağıdı her seferinde bir komşum getiriyor ve yerin dibine giriyoruz hacze geleceklerdi gelmedilerde inanın pisikolojimiz bozuldu ailece yardımınız için şimdiden teşekkürler

    • Maaş dan kesinti yapılıyorsa tekrar kağıt gönderme ve hacize gelme olmaz.Verdikleri rahatsızlıkdan dolayı o A 4 belgesini ve telefonunuza gelen mesajları hemen ilgili olduğunuz savcılığa delil göstererek tarafına yapılan rencide eden rahatsızlıktan dolayı o avukatı şikayet edin ve karşılığında tazminat davası açabilirsiniz.
      Bu işi yapan avukat herhalde aklını peynir ekmekle yemiş.Resmen mafiacılık oynuyor.

  47. Umut Ufuk diyor ki:

    Değerli Arkadaşlar,

    Emekli aylıkları : 5510 sayılı kanunun 93. maddesinde 5754 sayılı kanunla yapılan değişiklik Madde93.”Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez

    ancak emeklide olsanız hakkınızda ıcra dosyası açılmıs ıse bu dosyanız varlık şirketlerıne devrolunur,

    Bankacalık yasası 143/6 Varlık yönetim şirketi tarafından, bu borçların,taahhütlerin yüklenilmesi veya alacakların,varlıkların devralınması halinde, bu borç, taahhüt,…alacak ve varlıklarla ilgili olarak, takibi şikayete bağlı suçlar dahil olmak üzere açılmış veya açılacak her türlü ceza davalarında, alacağın devralındığı veya borcun, taahhüdün yüklenildiği tarihten
    itibaren, suçtan zarar gören olarak, varlık yönetim şirketi kendiliğinden müdahil sıfatını kazanır.Bu Kanunun yayımı tarihinden önce kurulmuş olan varlık yönetim şirketleri bu Kanun hükümlerine tabi olarak faaliyetlerini yürütürler. bu hak yasa ile yalnızca varlık yönetim şirketlerine

    • Umut Ufuk diyor ki:

      ayrıca,
      şikayete baglı suçlar dahil olmak uzere (taahhütün yüklendiği ) tarıhten ıtıbaren varlık sırketlerıne devrolunur.

    • kaan diyor ki:

      Ufuk bey face adresinizi verebilirmisiniz

    • sultan diyor ki:

      sayın umut merhabalar ben şunu merak ediyorum ben emekliyim benim ölümüm halinde eşim benden kalan maaşı alabilir mi çünkü onunda ödeyemediğimiz kredi borçları var birde bireysel iflasla ilgili gelişmeler varmı ne durumda

      • Umut Ufuk diyor ki:

        Sn.Sultan Hn.
        Bireysel iflas ile ilgili henuz netlik kazanan bir durum sozkonusu degil.
        Sizin olumunuz halinde emekli ayliginizi esiniz alabilir.esinizin borclu olmasi yasli olmasi hasta olmasi vs. Gibi nedenler buna etken degildir.
        Ayrica asagida emekli.dul.yetim ayliklari ile ilgili aciklama yayinlayirim
        Borçlunun emekli maaşına ilişkin muvafakatinin alınabilmesi için takibin kesinleşmesi şarttır. takibin kesinleşmesinden önce verilen muvafakatler geçerli olmamakta ancak ; kesinleşmeden sonraki muvafakatler geçerli olmaktadır.Yani yasal işlemler başladığında icra müdürlüğünce vermiş olduğunuz muvafakat geçerlidir.Ayrıca,5510 sayılı kanunun 93. maddesinde 5754 sayılı kanunla yapılan değişiklik Madde93.”Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin ygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” hükmü getirilmiştir.Bu hükme göre, sadece nafaka alacakları ve SGK’nın alacakları hariç olmak üzere emekli aylığından kesinti yapmak yasaktır. Ayrıca, emeklinin açıkça “emekli (dul-yetim) aylığımdan icra kesintisi yapılsın” izni olmadan hiçbir icra müdürü veya kimse emekli aylığına haciz koyduramaz. Öte yandan, SGK’nın göndereceği emekli-dul-yetim aylık ve gelirleri ile ilgili olarak bankalara nezdinde açılacak banka hesapları da normal mevduat hesabı gibi değildir. Mesela, bir emeklinin SGK’ya veya bankaya başvurup nezdinizde bulunan filan numaralı mevduat hesabıma emekli aylıklarım yatırılsın dese bile bu yapılamaz. Mutlaka emekli aylık ödemeleri için bankalar, ayrı tanımlanmış bir hesap açmak zorundadır. Yine, emeklinin adına açılmış olan emekli aylık hesabı için “buraya yatan emekli aylığımı her ay otomatik olarak diğer mevduat hesabıma aktarın” gibi bir talimatını da bankalara gerçekleştiremez. Emekli aylık hesapları bizzat elden veya ankamatik aracılığıyla çekilmesi gereken hesaplardandır

  48. tuncay çukur diyor ki:

    benim 2009 dan kalma 14 tane icralık borcum var.. yalnız e-devlette sadece 8 i görünüyor istanbul icra daireleri olarak. kalan 6 borcumun icra dareleri eskiden bakırköy beyoğlu falandı.. varlık şirketlerinden aranmama rağmen e-devlette görünmeyen dosyam var.. ne durumda acaba bunlar? icra dosyası düşmüş olabilir mi?

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn.Tuncay,

      e devlet sıtesınde varlık sırketlerıne devreden borçlarını gorebılıyorsunuz.Yalnız sanırım sıstemsel bır sorun olsa gerek bazen e-devlet sıtesınde goremedıgınız dosyada olabılır yada devredıldıgı bılgısı gorunmuyorda olabılır.İcra daıresıne gıderek dosyanız hakkında durum bılgısı edınebılırsınız.

  49. taner diyor ki:

    slm.evliyim bankalara 27000 tl kredı kartı borcum var ve odeyemıycem sanırım üzerime kayıtlı hiçbişey yok ayrıca..nerdeyse butun yazılanları okudum ve anladım.sorum şu..eşim devlet memuru ve gecen sene kredı cekerek ev aldık ev onun ustune.benım borclarımdan dolayı bu eve hacız vs..gıbı bişey olabılırmı.benım boçlarım için bu evi satılırmı yada işlem yapılırmı teşekkurler

    • sargoz diyor ki:

      Sizin şahsi borcunuzdan dolayı eşinize ait herhangi bir gayrimenkule , araca yada maaşa haciz gelmez.

      • taner diyor ki:

        ilginiz için teşekkürler.iyi çalışmalar.allah kolaylık versin

  50. vedat diyor ki:

    iyi akşamlar,
    Bilindiği üzere emekli maaşları ilgili kanun maddesine göre işlem görür.5510 sayılı kanunun 93. maddesinde 5754 sayılı kanunla yapılan değişiklik Madde93.”Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez.
    Benim sormak istediğim emekli bir kişinin borçları varlık şirketine satılabilirmi.İlgili yasa devir ve temlik edilemez diyor.

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn.Vedat
      88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez..
      ancak icra dosyanız varlık şirketlerıne devrolunur,
      Bankacalık yasası 143/6 Varlık yönetim şirketi tarafından, bu borçların,taahhütlerin yüklenilmesi veya alacakların,varlıkların devralınması halinde, bu borç, taahhüt,…alacak ve varlıklarla ilgili olarak, takibi şikayete bağlı suçlar dahil olmak üzere açılmış veya açılacak her türlü ceza davalarında, alacağın devralındığı veya borcun, taahhüdün yüklenildiği tarihten
      itibaren, suçtan zarar gören olarak, varlık yönetim şirketi kendiliğinden müdahil sıfatını kazanır.Bu Kanunun yayımı tarihinden önce kurulmuş olan varlık yönetim şirketleri bu Kanun hükümlerine tabi olarak faaliyetlerini yürütürler. bu hak yasa ile yalnızca varlık yönetim şirketlerine verilmiş. Bunların dışında ceza hukukunun genel ilkeleri uyarınca şikayet hakkı devir ve temlik edilemez

      • adnan oğuz diyor ki:

        Umut bey pek anlıyamadım yani bir emeklinin kredi kartı borcu varlık yönetm şirketine devir edilmişse bu borcdan dolayı hapis kararımı cıkacak aydınlatırmısınız

        • Umut Ufuk diyor ki:

          Hayır, kısaca emeklide olsanız bır ıcra dosyanız varsa bu dosyanızı (borcunuzu) varlık şirketlerıne satabılırler.

  51. Mesut diyor ki:

    Arkadaşlar iyi akşamlar benim 2 ad. sorum var bilgisi olanlar cevaplrsa sevinirim.Teşekkür ederim.
    1-Yaklaşık iki yıl evvel İş Bankası Göztepe Şubesine bir talimat fakslayarak Anadolu Sigortadan almam gereken 3710 tl.yi vermiş olduğum hesaba eft yapılmasını istemiştim.Ancak para hesaba gelmedi.Şubeye gittim benim iş bankasından almış olduğum kredi kartı dolayısıyla açılan bir hesaba yatırılmış olduğunu öğrendim.Hesap blokeli denilip ödeme yapılmadı.(şUNU BELİRTEYİM HERHANGİ BİR KESİNLEŞMİŞ BİR İCRA TAKİBİ YOK)Şimdi ben bankayı benim talimatım dışında işlem yaptığı için mahkemeye vereceğim,böyle bir davayı hangi mahkemeden açabilirim.
    2-Birçok sigorta şirketinden bireysel emeklilik poliçeleri yaptırmıştım durumum iyi ike durmum bozulunca hepsinden ayrıldım yaklaşık 10 ayrı şirketten birikimlerimi aldım.Ancak bir tanesi ödemedi poliçeniz iptal olmuştur diyerek bu şirketi de mahkemeye dava edeceğim acaba hangi mahkeme yetkilidir.Teşekkürler

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn.Mesut,

      Yapılan yanlışlık ıle ılgılı banka hakkında sıkayette bulunabılırsınız.
      Bireysel emeklilik için yapmış oldugunuz sozlesmedıkı maddeler onemlı ıncelemenızı onerırım

      • Mesut diyor ki:

        Teşekkür ederim vermiş olduğunuz cevaba Umut Bey ancak,bu şikayetleri hangi mahkemeye yapacağım?Teşekkürler

  52. hasan diyor ki:

    arkadaşlar benim bankalara yüklü kredi kartı ve ihtiyaç kredileri borçlarım var üzerime 2 dükkan tapusu var bankara beni icraya vermeden bunları en emin şekilde nasıl elden çıkarabilirim kardeşlerimin üzerine deveretmeyi düşünüyorum lakin bankalar daha sonra mal kaçırma davası açmaması için nasıl hareket etsem yararlı olur. tşk ederim

    • sargoz diyor ki:

      Bu sorunuza cevap verilmesi sakıncalıdır. (sorunuz alacaklının alacağının alınmasına engel teşkil edecek şekilde bilgi paylaşımı içermektedir) Bu durum site yönetimi açısından uygun değildir. Hukuki destek alınız.

    • okan diyor ki:

      hasan bey bu site ciddi bir sitedir hakikaten mağdur ve çaresizlere bilgi paylaşarak yardımcı olmaktır anladığım kadarı ile siz madur fakat çaresiz değilsiniz satın dükkanları ödeyin kurtulun borçtan

  53. sedat bayram diyor ki:

    umut bey slmlar ben kamu hastanesinde hemşire olarak çalışıyorum borçlarımdan dolayı maaşımda haciz var fakat sağlık bakanlığı maaş sistemi değişik şöylekifarklı para alıyoruz bunlar maaş+375 sayılı denge tazminatı ek ödemesi+performans ücreti maaş hariç diğeri döner sermayede biriken paradan veriliyor bu 3ünün toplamı başka kurumda aynı ünvanda çalışan memurun aldığı maaşa eşit geliyor icra dairesi maaşın1/4 ü ve döner sermayenin tamamı kesilsin diye yazı göndermiş işyerine işyeride bunu uyguluyor yani benim toplam maaşım 2400 tl elime geçen 1180 tl bu yasalmıdır bu konuda ne yapabilirim eşim çalışmıyor 2 çocuğum var ve evim kira yardımcı olurmusunuz şimdiden teşekkür eder iyi çalışmalar dilerim…

    • Umut Ufuk diyor ki:

      EK MADDE 9- Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa göre almakta olan personele, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvele dahil pozisyonlarda istihdam edilen sözleşmeli personele, subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, sözleşmeli subay ve astsubay adayları ile uzman jandarma ve uzman erbaşlara, mali haklar kapsamında yapılan her türlü ödemeler dahil almakta oldukları toplam ödeme tutarı dikkate alınmak suretiyle aynı veya benzer kadro ve görevlerde bulunan personel arasındaki ücret dengesini sağlamak amacıyla, en yüksek Devlet memuru aylığına (ek gösterge dahil), ekli (I) sayılı Cetvelde yer alan kadro ve görev unvanlarına karşılık gelen oranların uygulanması suretiyle hesaplanan tutarda ek ödeme yapılır.Ek ödemeye hak kazanılmasında ve bu ödemenin yapılmasında aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Bu maddeye göre yapılacak ek ödeme damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve ilgili mevzuatı uyarınca ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, döner sermaye ödemesi, ikramiye, ücret ve her ne ad altında olursa olsun yapılan benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz

      • sedat bayram diyor ki:

        umut bey bu 375 sayılı denge tazminatı ek ödeme yönetmeliğindeki açıklama metni bende buldum bunu mahkemeye başvursam bu madde tek başına yeterli olurmu cevap verirseniz çok memnun olurum

        • Umut Ufuk diyor ki:

          Sn.Sedat.
          Elimde bununla ilgili sonuclanmis bir karar ornegi malesef yok.siz yinede itirazda bulunun.

  54. okan diyor ki:

    sayın umut ufuk bey bir konu sorucam bilgi verebilirseniz memnun olurum .
    sitemizin kapcısı ve yönetim görevlerini yapmadığı için devamlı yazılı sözlü tenkid ediyordum kapıcı bana HIYAR dedi diye hakaret davası açmış yönetici yardımcısıda şahit olmuş .ifade verdim (yönetimi ve kapıcıyı görevlerini yapmadıkları için devamlı tenkid ettiğimden dolayı bana komplo kurmuşlar ben böyle bir şey demedim dedim ) 1şahitle böyle bir dava görülürmü ne yapmam gerekli mahkemede nasıl bir ifade vermem gerekir. birde karakoldan gelir tespiti istemişler hiç bir gelirim olmdığını aile bireylerinin yardımlarıyla hayatımı idame ettirdiğimi söyledim .
    teşekkür ederim.

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn.Okan
      Karsitaraf hakkinizda hakaret davasi acmis.kisaca bir saitle bunu isbat yontrmine gidecek.elinde daha somut delil olmadigi ortada.eger soylediginizgibi hakaret etmediniz ise bir saitle pek birsey olmaz isteyen istedigini sait tutum bana hskaret etti diye dava acarsa neolur. Hskimin tskdire onrmli.

  55. sargoz diyor ki:

    Kredi verdiğini iddia ederek bu sitede yorum yazan ve sizleri başvuruya devet eden kişi yada kurumlara kesinlikle itibar etmeyiniz.

    Son dönemde artan bu yorumlar sürekli çöpe gönderilsede gözden kaçanlar yada geç tespit edilenler olabiliyor. Bu girişimlerin hepsi dolandırıcılık amaçlı ve yabancı uyruklu kişiler tarafından yapılmaktadır. Dikkat ediniz.

  56. hakan diyor ki:

    Ardakaşlar bu kredi veren kişilere itibar etmeyin. Sigorta parası diye sizden para talep ediyorlar. Sonrada kayıplara karışıyorlar. Sakın ola telefon numaranızı filan da vermeyin.

  57. Umut Ufuk diyor ki:

    İCRA KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİLİK

    I. Genel Olarak

    Kanunların zaman itibariyle uygulanması, değişiklik yapılan kanunların doğru, tereddüt edilmeden ve ülkenin her yerinde yeknesak olarak uygulanması bakımından son derece önemlidir. Değişiklik yapılan Kanunda, zaman itibariyle uygulama hakkında genel bir hüküm mevcut olabilir. Kanun koyucu özel bir düzenleme yapmadığı takdirde, bu genel hükme göre yeni hükümlerin zaman itibariyle uygulanmasını belirlemek gerekmektedir. Ancak kanun koyucu çoğu zaman yeni getirdiği hükümlerin zaman itibariyle uygulanmasını özel olarak düzenlemek istemektedir. Bunun nedeni, yeni hükümlerin genel hükümden farklı zamanda yürürlüğe girmesini istemesidir.

    İcra ve İflâs Kanunu 2012 yılına kadar tam 22 kez değişikliğe uğramıştır. 2012 yılı içinde de Kanunda kapsamlı değişiklikler yapılmıştır. III. Yargının Hızlandırılması Paketi olarak adlandırılan, 5.7.2012 tarihli 28344 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun” ile İcra ve İflâs Kanununun çeşitli maddeleri değiştirilmiş veya bazı eklemeler yapılmış ya da bazı maddeler (veya ifadeler) yürürlükten kaldırılmıştır. İcra ve İflâs Kanunumuzda 6352 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin zaman itibariyle uygulanmasını belirlemek de bu açıdan son derece önemlidir. İcra ve İflâs Kanununda, zaman itibariyle uygulanma hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki gibi (m. 448) genel bir hüküm bulunmamaktadır. Bu Kanunun meriyetinin 4 Eylül 1932 tarihinden başlayacağını ifade eden 369. madde, İcra ve İflâs Kanununda yapılacak değişiklikler için değil, Kanunun tamamının zaman itibariyle uygulanması için sevk edilmiştir[1].Bu nedenle, İcra ve İflâs Kanunundaki yeni hükümlerin ne zaman yürürlüğe gireceği konusunda tereddüt edilmemesi için, önemli değişiklikler yapıldığında, geçici madde ya da maddeler ile uygulanma zamanı özel olarak düzenlenmektedir. Örneğin, 1985 tarihli 4222 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerde, her maddedeki değişikliğin nasıl ve ne zaman yürürlüğe gireceği ayrı ayrı belirtilmiştir. 1988 tarihli 3494 sayılı Kanun değişikliğinde de aynı yol izlenmiş ve geçici maddelerle her bir madde ile ilgili değişikliğin ne zaman uygulanacağı ayrı ayrı belirtilmiştir. 4949 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin zaman itibariyle uygulanması da, Kanunun Geçici 5. maddesinde her bir madde için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Böylelikle zaman itibariyle uygulama konusunda bir tereddüt yaşanmamıştır.

    6352 sayılı Kanunun yanında, 14.2.2011 tarihli 27846 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan ve 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6103 sayılı “Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun” ile de İcra ve İflâs Kanununun çeşitli maddeleri değiştirilmiş veya Kanuna bazı eklemeler yapılmış ya da bazı maddeler (veya ifadeler) yürürlükten kaldırılmıştır. Yine 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanununda da, icra ve iflâs hukukunu ilgilendiren yeni hükümler sevk edilmiştir[2]. Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun İcra ve İflâs Kanununu değiştiren hükümler ile Türk Borçlar Kanununda yapılan ve icra ve iflâs hukukunu ilgilendiren değişikliklerin zaman itibariyle uygulanması, ayrı bir çalışmanın konusunu oluşturması itibariyle makalenin kapsamı dışında bırakılmıştır.

    II. 6352 Sayılı Kanundaki Zaman İtibariyle Uygulamaya Yönelik Düzenlemeler

    6352 sayılı Kanun ile İcra ve İflas Kanununda yapılan değişikliklerin yürürlüğü konusunda her bir maddenin ne zaman yürürlüğe gireceğine yönelik ayrı düzenleme yapılmak yerine, genel nitelikte iki hüküm sevk edilmiştir. Bu hükümlerden ilki, 6352 sayılı Kanunun 106. maddesi, ikincisi ise aynı Kanun ile İcra ve İflâs Kanununa eklenen Geçici 10. maddesidir.

    İcra ve İflâs Kanununda değişiklikler yapan 6352 sayılı Kanunun genel yürürlük maddesi olan 106. madde hükmüne göre;

    “Bu Kanunun;

    a) 3 üncü, 4 üncü, 9 uncu, 10 uncu, 17 nci, 21 inci, 23 üncü ila 33 üncü maddeleri ile 36 ncı ve 37 nci maddeleri, 18 inci maddesiyle değiştirilen 2004 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin yedinci fıkrası, 38 inci maddesiyle 2004 sayılı Kanuna eklenen geçici 9 uncu ve geçici 11 inci maddeleri ile 105 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi yayımı tarihinden altı ay sonra,

    b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,

    yürürlüğe girer.”

    6352 sayılı Kanun, 5 Temmuz 2012 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Öncelikle bu tarihten sonra hangi madde değişikliklerinin, hangi tarihte yürürlüğe gireceğinin tespiti gerekir. Bu hükme göre 106. maddenin a bendinde özel olarak sayılmayan,

    1, 8, 13a, 18, 32, 42, 67, 68, 68a, 69, 72, 82, 89, 99, 110, 169/a, 170. maddedeki değişiklikler, Kanunun yayımı tarihi olan 5 Temmuz 2012tarihinde yürürlüğe girmiştir.

    6352 sayılı Kanun ile yapılan ve 5 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikler şunlardır:

    – m. 1: İcra dairesinin teşkilatlanması.

    – m. 8: İcra memurunun kararlarının gerekçeli olması.

    – m. 13a: Cumhuriyet savcılarınca ilk defa yapılacak teftiş sonucu düzenlenecek raporların bir örneğinin artık Adalet Bakanlığı’na gönderilmemesi.

    – m. 18: İcra mahkemesinde görülen işlerin ivedî olması.

    – m. 32: Yabancı devletlere karşı başlatılacak ilâmlı takipte icra emrinde yapılacak ihtar.

    – m. 42: Yabancı devletlere karşı ilâmsız takip yasağı.

    – m. 67, 68, 68a, 69, 72, 89, 97, 169/a, 170: Tazminatın % 20’ye indirilmesi, tazminatın alacağın fer’ilerini de kapsaması.

    – m. 82: Ev eşyalarının, öğrenci burslarının haczedilmezliği.

    – İcra memurunun takdir yetkisi .

    – b. 2, 4, 7 ve 12’de belirtilen malların kıymetinin fazla olması durumunda, bedelinden borçlunun hâline münasip bir kısmının ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılmak üzere haczedilebilmesi.

    – m. 99: Üçüncü kişinin, elinde haczedilen şey üzerinde mülkiyet hakkı veya diğer bir aynî hak iddia etmesi ve yedieminliği kabul etmesi hâlinde muhafaza tedbirinin uygulanamaması.

    – m. 110: Süresinde satış talebinde bulunmadığı için haczin kalkmasına sebebiyet veren alacaklının o mala yönelik olarak masraflardan sorumlu olması – Haczedilen resmî sicile kayıtlı malların üzerindeki haciz şerhinin, icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda kaldırılmasıdır.

    Buna karşılık, 106. maddenin a bendinde sayılan İcra ve İflâs Kanununun 8a, 9, 58, 60, 88, 89/7, 106, 112, 114, 115, 118, 123, 124, 126, 127, 129, 168, 150e, 171, 243. maddelerindeki değişiklikler ile Geçici 9 ve Geçici 11. maddeler, Kanunun yürürlük tarihi olan 5 Temmuz 2012 tarihinden altı ay sonra, yani 5 Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe girecektir..

    Bu hükümler şunlardır:

    – m. 8a: Elektronik işlemler

    – m. 9: Paranın icra dairesinin banka hesabına ödenmesi – İcra dairesinin ödemeyi alacaklının banka hesabına yapması

    – m. 58: Elektronik ortamda takip talebinde bulunabilmesi – Takip talebinin içeriğine “adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri” ifadesinin dâhil olması

    – m. 60-168-171: Genel haciz yolu ile takip, kambiyo senetlerine özgü haciz ve iflâs yolu ile takipte ödeme emrinin içeriğine “icra dairesine ait ödeme emrinde yazılı olan banka hesabına ödenmesi” ifadesinin dâhil olması[3]

    – m. 88: Malların satış mahalline getirilmemesi hâlinde muhafaza altına alınabilmesi veya yediemin değişikliği yapılabilmesi – Yabancı devlet başkanı, parlamento başkanı, hükümet başkanı veya hükümet üyelerini taşıyan ulaşım araçlarının muhafaza altına alınamaması – Lisanslı yediemin depoları – İcra müdürlüklerinin talebi üzerine kolluk kuvvetleri tarafından yakalanan araçların, en geç üç iş günü içinde en yakın icra müdürlüğüne teslim edilmesi

    – m. 89/7: Haciz ihbarnamesinin üçüncü kişinin merkezine tebliğ edilmesi

    – m. 106: Satış isteme süresinin kısalması

    – m. 112: Taşınırların 1 ay yerine, 2 ay içinde satılması

    – m. 114: Taşınırlarda satış ilanının elektronik ortamda da yapılabilmesi – Açık artırmaya elektronik ortamda teklif verilebilmesi

    – m. 115: Taşınır satışında birinci ve ikinci ihalenin elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılması ve her iki ihalede de muhammen kıymetin % 50’sinin esas alınması

    – m. 118: Daire dışında tahsil edilen paraların en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılması

    – m. 123: Taşınmazların 2 ay yerine, 3 ay içinde satılması

    – m. 124: Artırma şartnamesine elektronik ortamda teklif vererek artırmaya katılacakların teminat göstermeleri gerektiği ve elektronik ortamda teklif vermeye ilişkin hususların yazılması

    – m. 126: Taşınmazların satışında satış ilanının elektronik ortamda da yapılabilmesi – Elektronik ortamda da teklif verilebilmesi

    – m. 127: Satış ilanının tebliğinde, adresin tapuda kayıtlı olmaması hâlinde, varsa adres kayıt sistemindeki adreslerin tebligat adresleri olarak kabul edilmesi

    – m. 129: Taşınmaz satışında birinci ve ikinci artırmanın elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılması ve her iki ihalede de muhammen kıymetin % 50’sinin esas alınması – En çok artıranın taahhüdün saklı olmaması

    – m. 150e: Taşınır rehninin paraya çevrilmesinde satış isteme süresinin kısaltılması

    – m. 243: İflâs idaresinin taşınır satışlarında kaldırılan 116. maddeyi (ikinci ihale) dikkate almaması

    – Geçici m. 9: Ödeme yapılabilmesi için ilgilisi tarafından, İcra ve İflâs Kanunu m. 9/2’nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde banka hesap numarasının bildirilmesi gerekliliği

    Haczedilen malların lisanslı depolarda muhafaza edileceğini, ayrıca hukuken muhafazasına gerek kalmayan malların iade edileceğini, olmadığı takdirde paraya çevrileceğini düzenleyen ve 5.1.2013 tarihinde yürürlüğe girecek 88. maddenin beşinci ve altıncı fıkrası hakkında Geçici 11. madde ile özel bir hüküm sevk edilmiştir. Tıpkı 88. maddenin beşinci ve altıncı fıkrası gibi 5.1.2013 tarihinde yürürlüğe girecek Geçici m. 11’de üç ayrı süre öngörülmüştür. Hüküm şu şekildedir:

    “Adalet Bakanlığı, 88 inci maddenin beşinci fıkrası gereğince hukuki ve teknik her türlü altyapıyı anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibarenbir yıl içinde tamamlar. Lisanslı yediemin depoları faaliyete geçinceye kadar o yerdeki mevcut depo ve garajlarda muhafaza işlemlerine, mevcut yönetmelik ve ücret tarifeleri çerçevesinde devam olunur.

    Mevcut depo ve garajlarda muhafaza edilen ancak hukuken muhafazasına gerek kalmayan malların, anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde teslim alınması için icra memuru tarafından ilgilisine resen bildirim yapılır.

    İlgilisine tebligat yapılamazsa veya verilen süre içinde mal geri alınmazsa, üç ay içinde, 88 inci maddenin altıncı fıkrası hükmü uyarınca satış işlemi yapılır.

    Ancak, satış yapılamazsa Adalet Bakanlığı tarafından görevlendirilecek icra müdürünün başkanlığında kaymakamlık, belediye, ilgili yer baro başkanlığı ve ticaret odası tarafından bildirilecek birer kişinin katılımıyla oluşturulacak değer tespit komisyonu tarafından tespit edilecek değer üzerinden, yedieminin alacağına mahsup için malın mülkiyeti yediemine devredilebilir; komisyon, ekonomik bir değerinin kalmadığına karar verirse mal bir tutanakla imha edilir.

    Satılan veya mülkiyeti devredilen malın bedelinden, muhafaza ve diğer giderler mahsup edildikten sonra varsa artan miktar talep halinde ilgilisine ödenir.”

    Haczedilen malların Adalet Bakanlığı tarafından lisans verilecek depolarda muhafaza edileceğini düzenleyen İcra ve İflâs Kanunu m. 88/5, 5.1.2013 tarihinde yürürlüğe gireceğine göre, Geçici m. 11’de ifade edilen hukukî ve teknik her türlü altyapının “anılan maddenin (yani, İİK m. 88/5’in) yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde” tamamlanmasından 5.1.2014 tarihini anlamak gerekir. Mevcut depo ve garajlarda muhafaza edilen ancak hukuken muhafazasına gerek kalmayan malların teslim alınması için icra memuru tarafından ilgilisine resen bildirimde bulunması için getirilen bir aylık; ilgilisine tebligat yapılamazsa veya verilen süre içinde mal geri alınmazsa, 88. maddenin altıncı fıkrası hükmü uyarınca satış işlemi yapılması için getirilen üç aylık süre, İcra ve İflâs Kanunu m. 88/5 ve 6’nın yürürlük tarihi olan 5.1.2013’ten itibaren hesaplanmalı ve bir aylık süre için 5.2.2013; üç aylık süre için 5.4.2013 tarihi esas alınmalıdır.

    6352 sayılı Kanun ile üç hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.

    – m. 12: İcra ve İflâs Kanunu m. 9 gereğince ödemeler artık icra dairesinin banka hesabına yapılacağından, icra dairesinin bir para alacağına mahsuben borçlu veya üçüncü şahıs tarafından ödenen paraları (istisna: haciz esnasında yapılan ödeme) kabule mecbur olduğu ve bununla borçlunun bu miktar borcundan kurtulacağına ilişkin düzenleme 5.1.2013 tarihinden itibaren yürürlükten kalkacaktır.

    – m. 13a: İcra ve iflâs dairelerinde Cumhuriyet savcılarınca ilk defa yapılacak teftiş sonucu düzenlenecek raporların bir örneği, 5.7.2012tarihinden sonra Adalet Bakanlığı’na gönderilmeyecektir.

    – m. 118/1 son tümce: Taşınırların satışında icra memurunun vereceği sürede ihale bedeli ödenmezse, 5.1.2013 tarihinden itibaren tamamlayıcı artırma yapılmayacaktır.

  58. Umut Ufuk diyor ki:

    SORU: ÖDEME EMRİ NEDİR,SÜRESİ VARMIDIR? CEVAP: İcra dairesi tarafından adresinize gönderilen bu tebliğkat size borcunuzu bildirmekde ve ödeme yapmanız için yada itiraz etmeniz için size 7 gün süre tanımaktadır.Tarafınıza icra dairesinden gönderilen ödeme emri (tebliğkat) elinize ulaşmaz ise muhtatlıga bırakılması yeterli olmaktadır.Verilen süre dolduktan sonra borcunuz kesınlık kazanır ve haciz başlar.Bazı vekiller en kısa sürede hacze gelir bazı vekiller aylar sonra gelir. SORU: MAL BEYANI BULUNMAZ İSEK CEZASI VARMI? CEVAP:
    Bilindiği mal beyanı verme zorunluluğu kalktı fakat, mal beyanı beyanı bulunma cezası halen mevcut. (mal beyanında bulununcaya kadar hapsen tazyik ).Eğer alacaklı vekili icra ceza davası olarak dava açar ise hakkınızda ceza çıkartır.Polis veya Jandarma sizi aramak için kayıtlı adresınıze gelır.Eğer adresde osırada yoksanız bir pusula bırakarak gider.Bu pusula ile karakola giderek hakkınızda çıkan cezayı,mal beyanında bulunarak kaldırabılırsınız.Eğer umursamaz ve gitmez iseniz cezai işlem başlar. SORU: MAAŞ HESABIMA BLOKE KONMUŞ, NASIL BİR YOL İZLEMELİYİM?
    CEVAP:
    Maaş hesabına konulan bloke ; maaşının tamamını bloke etmesi hernekadar hapis hakkı açısında mümkün isede hesabın maaş hesabı olması sebebiyle ancak ¼ nü kesebilir. tamamını bloke edemez.Çünkü hesaba gelen para maaştan gelen paradır. Dava açarak bloke kaldırılabilir. Banka, 89/1 Haciz İhbarnamesi Olmadan alacağına karşılık hesaptaki tutara bloke de KOYAMAZ, alacağı ile borcunu takas da EDEMEZ .oncelikle bankaya sikayet dilekcesi blokenin acilmasi icin muracat etmelesiniz yada hemen icra hakimligine . Maaşınızın 1/4’ünün kaynakta kesinti şeklinde haczedildiğini takip dosyasından anlaşılabilir-Bankadaki
     
    SORU: EMEKLİ AYLIĞI HACZEDİLİRMİ? CEVAP: 5510 sayılı kanunun 93. maddesinde 5754 sayılı kanunla yapılan değişiklik Madde93.”Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” hükmü getirilmiştir.Borçlunun emekli maaşına ilişkin muvafakatinin alınabilmesi için takibin kesinleşmesi şarttır. takibin kesinleşmesinden önce verilen muvafakatler geçerli olmamakta ancak ; kesinleşmeden sonraki muvafakatler geçerli olmaktadır.Yani yasal işlemler başladığında icra müdürlüğünce vermiş olduğunuz muvafakat geçerlidir.
     
    SORU: BORCUMDAN DOLAYI HAPİS YATARMIYIM? CEVAP: Borcundan dolayı kimse hapis cezası ile yargılanamaz.Yalnız borcun ödenmesi için alacaklı vekili ile icra müdürlüğünde verilen taahhütün ihlali sonucunda ceza vardır.(Bazen taaühhüter haciz sırasında evlerdede alınmaktadır.) Taahhüt İhlal Cezası – İİK M. 340. alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir. bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez
     
    SORU: TAAHHÜT CEZALARI VARKLIK ŞİRKETLERİNE DEVİR OLUNURMU?
    CEVAP:
    Bankacalık yasası 143/6 Varlık yönetim şirketi tarafından, bu borçların,taahhütlerin yüklenilmesi veya alacakların,varlıkların devralınması halinde, bu borç, taahhüt,…alacak ve varlıklarla ilgili olarak, takibi şikayete bağlı suçlar dahil olmak üzere açılmış veya açılacak her türlü ceza davalarında, alacağın devralındığı veya borcun, taahhüdün yüklenildiği tarihten itibaren, suçtan zarar gören olarak, varlık yönetim şirketi kendiliğinden müdahil sıfatını kazanır.Bu Kanunun yayımı tarihinden önce kurulmuş olan varlık yönetim şirketleri bu Kanun hükümlerine tabi olarak faaliyetlerini yürütürler. bu hak yasa ile yalnızca varlık yönetim şirketlerine verilmiş. Bunların dışında ceza hukukunun genel ilkeleri uyarınca şikayet hakkı devir ve temlik edilemez
     
    SORU: VERİLEN TAAHHÜT GEÇERLİLİĞİ NASILDIR? CEVAP: 1.Borç ferilerinin icra haciz tutanağına tek tek yazılması gerekmektedir. 2.Ödeme tarih ve miktarları açık ve anlaşılır olmalı 3.Alacaklının veya vekilinin onaylaması ve imzası gerekli 4.Eğer taahhüt avukat katibi tarafından alınmıssa “ taahhüt muhturası” ilk ödeme tarihinden önce tebli olmalı. 5.Alacaklıya veya avukata yapılan ödemelerin belgesi icra dosyasına tahsilat bildirimi yapılmalı 6.İcra dosyasındaki asıl alacak asgeri ücretin üstünde olmalı 7.Borçlu taahhütü kabul ettiğini elle yamalı ve kabul edyorum diye imzalamalı 8.Hesaplamalarda,taksitler belirtilirken aradaki faiz hesaplamaları düzgün yapılmalı 9.Taahhüt tutanağı icra dosyasında ıslak imzalı olmalı 10.Taksidin ödenmediği günden 90 gün içinde taahhüt cezası açılmış olmalı. Taahhütün geçerliliği için bunların net bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir.

    SORU: EV EŞYALARI MUHAFAZA ALTINA ALINABILIRMI? CEVAP: Hayır, 6352 sayılı yasa doğrultusunda yalnız ”Aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri,” ve “Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası” haczedilebilir. MADDE 16- 2004 sayılı Kanunun 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (2), (3) ve (12) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, fıkraya aşağıdaki (13) numaralı bent ile maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “2. Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya, 3. Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya; aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri,” “12. Borçlunun haline münasip evi,” “13. Öğrenci bursları.” Eski yada yeni dosya fark etmeksizin yapalıcak haciz işlemi yeni yasa doğrultusunda olacakdır.
    SORU: GEÇİCİ 10. MADDENİN ANLAMI NEDİR? CEVAP:
    Geçici 10. maddenin eski yada yeni dosyalarla alakası olmadığı gibi size sizin dosyanız eski eskiyasa uygulanır diyenler olursa Adalaet bakanligının konuyla ilgili göndermiş olduğu kara mevcutdur.
    “İcra takip işlemleri; ödeme emri ve icra emri tebliği, itirazın kaldırılması, bütün haciz işlemleri, bütün paraya çevirme işlemleri, borçluya süre verilmesi ve depo kararı gibi işlemlerdir.Buna karşılık, alacaklının takip talebinde, haciz talebinde veya satış talebinde bulunması ve icra dairesinin bu talepleri alması, ödeme emrine itiraz, istihkak iddiası, paraların paylaştırılması gibi işlemler icra takip işlemleri değildir. Yasanın amacı göz önünde bulundurulduğunda, kanun koyucunun maddedeki “takip işlemleri” ibaresiyle, icra takibini değil, icra takip işlemlerini kastettiiği değerlendirilmektedir.Bu bağlamda, 2004 sayılı Kanuna eklenen geçici 10 uncu maddenin uygulanmasıyla ilgili olarak, icra takip işleminin, ilgili maddenin yürürlük tarihinden önce başlaması halinde, icra takibinin başladığı tarih dikkate alınmaksızın, bu takip işlemi hakkında değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilmesi, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlatılan icra takip işlemlerinde ise icra takibinin kanundan önce başlatılmış olup olmamasına bakılmaksızın yürürlükte olan yeni hükümlerin uygulanması”
    SORU: İCRA MEMURU HACİZ SIRASINDA KEYFI DAVRANIRMI? MENFAAT SAĞLAMAMIŞSA CEZASI VARMIDIR? CEVAP: “MADDE 257 – (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir (Değişik ibare: 6086 – 8.12.2010 / m.1) “menfaat” sağlayan kamu görevlisi, (Değişik ibare: 6086 – 8.12.2010 / m.1) “altı aydan iki yıla kadar” hapis cezası ile cezalandırılır.
    MADDE 86 – 5237 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(1) Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmişolması halinde, icbarın varlığı kabul edilir
    SORU: HACİZ TUTANAĞINA GEREKCE YAZILMALIMI?TUTANAĞI İMZALAMA ZORUNLULUĞU VARMIDIR? CEVAP: İcra memuru keyfı davranamaz hazırlanan tutanak mutlaka gerekceli olmak zorundadır.Yazılan gerekce kanun ıle örtüşmez ise haciz itarıza hızlı sonuç verir.Haciz tutanağını imzalam zorunluluğu bulunmamaktadır.
    SORU: EVDE YOKKEN KAPIYA BIRAKILAN PUSALA NEDİR? CEVAP: Borçlunun adresine gidilerek kimse o anda evde değilse,kapıya hangi icradan gelindiği,alacaklı bilgisininde belirtildiği pusula bırakılır.Üzerinde “ Bizimle 3 gün içinde irtibata geçiniz,tekrar gelindiğinde avde yoksanız polis eşliğinde çilingir ile kapınızı açıp haciz yapılacakdır” yazar.Daha sonra nezaman gelecekleri kesin değildir.Bazen 1 ay bazen 9 ay sonra.
    SORU: ÜÇÜNCÜ ŞAHSA AİT EŞYALAR MUHAFAZA ALTINA ALINIRMI? CEVAP: Hayır, MADDE 99- Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. Bu süre içinde icra mahkemesine istihkak davası açılmaz ise üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır. Alacaklı tarafından süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar, haczedilen malın satışı yapılamaz. Haczin, üçüncü kişinin yokluğunda yapılması ve üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulması halinde de bu fıkra hükmü uygulanır.”
    SORU: 6352 SAYILI YASA ÖNCESİ YAPILAN YEDİEMİNLİĞİN ANLAMI NEDİR? CEVAP: Yasa öncesi eşyalarınızı yediemin olarak kabul etmişseniz.Alacaklı bu eşyalar üzerinde hak sahibi olduğundan eşyaların satışını isteyebilir yada muhafaza altına alabilir. Örneğin,02.07.2012 tarihinden önce hacze gelinip ev eşyaları hacizedilip borçluya yedieminbırakılmıssa,.Alacaklı vekili isterse muhafaza yapma hakkına sahipdir. 02.07.2012 tarihinden önce hacze gidilmiş ancak hiç bir ev eşyası haczi yapılmamış yada hiç hacze gidilmemişse, 6352 Sayılı kanunun kabulunden sonra Dosyanız önceki tarıh bile olsa yapılacak işlem yeni olduğundan 6352 sayılı kanun geçerlidir.Kısaca izah edeyim 02.07.2012 tarihinden önce haciz olup yediemin deposuna kaldırılan malların yediminlik ve satış süresi muafaza altına alın tarihden itibari ile 1.yıldır 02.07.2012 önce haczi olmuş borçluya yediemin bırakılmış ama muafaza alınmamış sa yediemin tarihinden itibaren 6.ay içinden gelinip muafaza altına alınır şimdi bunların haricinde zaman aşımı 6.aydır.
    SORU: YEDİEMİN DEPOLARINDAKİ EŞYALAR ZARAR GÖRMÜŞ,KAYBOLMUŞ İSE NASIL YOL İZLENİR? CEVAP: Yedieminliği Suistimal,Muhafaza görevini kötüye kullanma Madde 289. (1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması hâlinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir. (2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması hâlinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir. (3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır. (4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. TCK 289/1′de “kendisine muhafaza edilmek üzere teslim edilen mahcuz üzerinde teslim amacı dışında bulunmak” suç olarak adledilmiştir. Daha önce yedieminliği suistimal için İİK 336/a maddesi uygulanmakta olup 31.05.2005 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır. İİK 336/a maddesinde de bazı şartlar vardı. Yediemine muhtıra çıkarılması ve 7 gün içinde mahcuzu/ları teslim etmesi , ayrıca teslim masrafları için gerekli avansın yediemine ödenmesi gerekmekteydi. TCK 289/1′de bu söz konusu olmamakla birlikte “teslim amacı dışında tasarrufta bulunmak” suç unsuru teşkil etmekte. Buna göre mahcuz mal yerinde bulunamaz ise suç unsuru oluşmuştur. Bu durumda savcılığa suç duyurusunda bulunulur. Savcılık soruşturma sonucu Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası açar
    SORU: 6352 SAYILI YASA İÇERSİNDE YEDİEMİNDE BULUNAN EŞYALARI ALABİLİRMİYİZ? CEVAP: GEÇİCİ MADDE 11- Adalet Bakanlığı, 88 inci maddenin beşinci fıkrası gereğince hukuki ve teknik her türlü altyapıyı anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlar. Lisanslı yediemin depoları faaliyete geçinceye kadar o yerdeki mevcut depo ve garajlarda muhafaza işlemlerine, mevcut yönetmelik ve ücret tarifeleri çerçevesinde devam olunur.Mevcut depo ve garajlarda muhafaza edilen ancak hukuken muhafazasına gerek kalmayan malların, anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde teslim alınması için icra müdürü tarafından ilgilisine resen bildirim yapılır.İlgilisine tebligat yapılamazsa veya verilen süre içinde mal geri alınmazsa, üç ay içinde, 88 inci maddenin altıncı fıkrası hükmü uyarınca satış işlemi yapılır.
    SORU: YEDİEMİN EŞYALARIN SATIŞINI BORÇLU İSTEYEBİLİRMİ?
    CEVAP:
    Evet satış sizinde hakkınız…. 3.yargı paketi öncesi bir borçtan ötürü hakkında icra takibi yapılmış ve bu takibin kesinleşmesi ile İİK doğrultusunda kendilerine cebri icra suretiyle haciz ve muhafaza işlemi yapılmış olan gerçek ve tüzel kişilerin birçoğunun farkında olmadıkları bir hakka sahip olduklarını hatırlatmak isterim. Bu hak borçlarından dolayı malları haciz edilen gerek gerçek gerekse tüzel kişilerin haciz edilen ya da haciz ve muhafaza edilen menkul ve gayrimenkul mallarının satışını ilgili icra müdürlüklerine talepte bulunarak isteyebilecekleridir.Malesef bir çok kimse tarafından, alacaklının talebiyle haciz ve muhafaza işlemi yapılan dosyalarda söz konusu malların satışının ancak alacaklı talebiyle icra müdürlüklerince yapılabileceği zannedilmektedir.Bu anlayış, borçluların bu ve benzeri birçok durumda olduğu gibi haklarını kullanamamasından doğan mağduriyetlerine sebep olabilen bir yanılgıdan ibarettir. Zira 2004 sayılı İİK. ;MADDE 113 – VAKTİNDEN EVVEL SATIŞ Alacaklı talep etmeden borçlunun talebile de satış yapılabilir. İcra müdürü kıymeti süratle düşen veyahut muhafazası masraflı olan malların satılmasına her zaman karar verebilir.
     
    SORU: NAFAKA BORCU ÖDENMEDİĞİNDE CEZASI VARMIDIR?
    CEVAP:
    Bilindiği gibi nafaka borçlarında durum farklıdır.nafakaya ilişkin kararlara uymayanların cezası:kanun 2004 İİK.Madde 344 – (DEĞİŞİK MADDE RGT: 01.06.2005 RG NO: 25832 KANUN NO: 5358/15) (KOD 3) (KOD 2) (KOD 1) Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir

    SORU: İŞYERİNDE HACİZİ YENİ YASA İÇERSİNDEMİ?
    CEVAP:
    Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya.
    -“Borçlunun ‘mesleki eşyası’nın haczedilemeyeceği, bu bentte ‘ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya’ olarak öngörülmüştür. Örneğin; bir doktorun tansiyon ölçme aleti, birkimya gerin mikroskobu, bir ma-rangozun keser ve testeresi, bir bakkalın terazisi, terzinin dikiş makinesi ve ma-kası, avukatın hukuk kitapları ve yazı makinesi, bilgisayarı, tenekecinin havyası vs. meslek için gerekli olan tulum, önlük vb. elbiseler de haczedilemez.
    Bu bentte yani İİK. 82/I-2’de haczedilemeyeceği öngörülen meslek için gerekli olan eşyalar, daha ziyade el becerisine dayalı âletler olup, sermaye değeri yüksek olan alet ve edevatı kapsamaz…Maddeye ‘son fıkra’ olarak eklenen, “İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabu-lüne veya reddine karar verir” şek lindeki yeni hükümle, haczedilmek istenen bir malın gerek “İİK’nun 82. maddesi kapsamında kalıp kalmadığını”ve gerekse“haczedilmezlik konusunda diğer hükümler içeren kanunlar uyarınca haczedilip haczedilmeyeceğini” icra memurunun değerlendirebileceği esası kabul edilmiştir.Avukatın değil,icra memuru her işlemin gerekceli kararını haciz tutanağında belirtmek zorundadır.

  59. umutla yasamak diyor ki:

    selamın aleykum.2009 yılından kradi kart burcum var islerim bozuldu ödeyemedim bir süredir varlık sirketinden arıyolar suan ödeme imkanım yok dedigim halde 3..5 günde bir arıyorlar ben evde yokken esim almıs telefonu evde olmadıgımı söylemis konusan kisi demiski esinin evde oldugunu biliyoruz senin arkana saklanmasın telefona gelsin gibi sözler konusmuslar bu yüzden evde huzurum kalmadı defalarca varlık sirketının görevlisiyle görüstügüm halde sürekli arıyolar bölge avukatına verip tutuklamanı çıkartıcagız diyorlar bana bir yol gösterebilirmisiniz. saygılarımla

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn Umutla Yasamak.
      Varlik sirketleri borcu tahsiledebilmeye bakar.bunun icinde borclu ile irtibata gecer.fakat borcluya hakaret etmesi tehdit etmesi yasal degildir.ayrica taahhut vermediginiz surece hapis cezaniz olmaz.

      • umutla yasamak diyor ki:

        sn umut ufuk.
        vermis oldugun bilgiden dolayı tesekür ederim peki 5.10 güne bir aramaları normalmidir. saygılar

        • sargoz diyor ki:

          Sn.Umutla Yaşamak,

          Onların işi ellerindeki binlerce dosyayı telefonla arayarak bir şekilde tahsil etmek. Varlık yönetim şirketlerinin takip ve tahsilat bölümleri call-center tarzı birçok çalışandan oluşuyor. Burada çalışanlar günde 100 telefon açıp kimi bulur, kime ulaşırsa onunla konuşup bir şekilde ödeme almaya çalışıyorlar.

          Zaman zaman amacını aşan ve hukuk sınırlarının dışına çıkan uslup ve tarz oluşabilir. Sakin olup ödeme gücününüzün olmadığını, durumunuz toparlandığında dosyanızla ilgili şahsen başvurup anlaşma yapmaya çalışacağınızı belirtin ve birdaha telefonla rahatsız etmemelerini rica edin. Taahhüt gibi ileride sizi hapis cezası ile karşı karşıya bırakacak işlemlerede asla girmeyin. Telefonlar devam eder ve tehdit edilir yada hakarete maruz kalırsanız cevap vermeden sizi arayan numara, arama saati ve konuşma içeriğini belirten bir dilekçe en yakın adliyedeki ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunun.

          Herkes hukuksal hakkını hukuk sınırları içinde aramak zorunda, buda normal karşılanmalı.

          Zaman içerisinde anlaşarak ödersiniz. Geçmiş olsun.

          • umutla yasamak diyor ki:

            sn.sargoz
            aydınlattıgın icin cok tesekürler sıkıntıdan patlıcaktım simdi icim rahatladı tüm borclularında allah yardımcısı olsun ödeme kolaylıgı versin..saygılar

  60. Umut Ufuk diyor ki:

    Miras bırakanın ölmesi ile terekedeki intikale uygun olan özel hukuk ilişkileri Medeni Kanun Kanun gereği otomatik olarak mirasçılara geçer. Mirasçıların terekeyi (mirası) kabul ettiklerine dair bir beyanda bulunmalarına veya başkaca bir işlem yapmalarına gerek yoktur. Mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bü­tün olarak, kanun gereğince kazanırlar.Mirasçılar, Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, miras bırakanın ayni haklarını, alacak­larını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve miras bırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olur­lar. Gerçek kişinin ölmesi veya bu kişinin gaipliğine dair bir karar verilmesi halinde, ölen kişinin mamelekinin (malvarlığının) kimlere, ne oranda ve nasıl intikal ede­ceğini düzenleyen hukuk kurallarına Miras Hukuku adı verilir.

    Yasal Mirasçılar 2 bölümde incelenir. Bunlar;

    Miras ile ilgili kanun maddelerinde sayılan kanun ile kazanılan mirasçılık. Yasal Mirasçılardır.
    Miras bırakan kişi tarafından kendi iradesi ile belirlenen İradi Mirasçılar olmak üzere 2 türlü mirasçılık vardır.

    Gerçek kişinin ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi neticesinde bu kişinin Medeni Kanunun Miras Hukuku hükümleri uyarınca belirlenen malvarlığı, tereke olarak adlandırılır. Miras bırakan, (Vefat eden kimse, müteveffa, muris, ölen” olarak da isimlendirilebilir.) , ölümü veya gaipliğine karar verilmesi neticesinde, bıraktığı malvarlığına dair hukuki ilişkilerin ve paylaşımın kuralları düzenlenen kişidir. Mirasbırakanın ölümü veya gaibliğine karar verilmesi neticesinde, ondan kalan tereke ile ilgili olarak hak sahibi olan kişiye (ya da kişilere) “mirasçı” denir.

    Atanmış (İradi) mirasçılar da, miras bırakanın ölümü veya gaipliğine karar verilesi ile mirası kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış miras­çılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler. Mirasçı sayısının birden fazla olması halinde,

    Mirasçılar arasında Kanundan doğan bir “miras ortaklığı” meydana gelir.
    Mirasçılar tereke üzerinde elbirliği halinde hak sahibi olurlar
    Mirasçılar, miras bırakanın borçlarından, kendilerine ait (miras bırakana değil) tüm mal varlığı ile sorumlu olacaklardır. Bu sorumluluk, miras bırakanın ölümüyle başlar; Mirasın paylaşılmasından sonra da , miras bırakanın borçlarından sorumluluk , mirasçıların bütün malvarlıkları ile müteselsil (zincirleme) olarak devam eder. Bu sorumluluk, mirasın paylaşılmasından itibaren veya, miras bırakanın ölümünden sonra yerine getirilmesi gereken borçlarda, borcun muaccel olduğu tarihten 5 yıl geçince sona erer

    MİRAS HUKUKUNDA YASAL MİRASÇILAR

    Miras Hukukunda aşağıda sayılan kişiler Kanun Hükümleri gereği Yasal Mirasçıdır.

    Mirasbırakanın hısımları
    Kan hısımları
    Evlatlığı ve altsoyu
    Eşi
    Devlet
    Kan Hısımlığı Nedeniyle Yasal Mirasçılar

    1. derece (zümre) mirasçılar :

    Miras bırakanın kişinin birinci dereceden mirasçıları, kendisinin altsoyudur.
    Çocuklar birbirleri ile eşit olarak mirasçıdırlar.
    Miras bırakandan önce ölmüş olan çocuk var ise, onların çocukları, mirasa hak kazanacaktır.
    2. derece (zümre) mirasçılar :

    Miras bırakanın altsoyu yok ise, anne ve babası eşit olarak mirasçı olacaktır.
    Eğer miras bırakanın altsoyu yok, anne ve babası da kendisinden önce ölmüş ise, anne ve babanın diğer çocukları (miras bırakanın kardeşleri) mirasçı olacaktır.
    Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.
    3. derece (zümre) mirasçılar :

    Miras bırakanın çocuğu yok ise, anne babası ölmüş, kardeşleri de yok veya ölmüş ise, büyük ana ve büyük baba eşit olarak mirasçı olacaktır.
    Büyük ana ve büyük baba da ölmüş ise, onların çocukları (amca, hala her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları) mirasçı olacaktır.
    Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babalardan biri altsoyu bulunmaksızın mirasbırakandan önce ölmüşse, ona düşen pay aynı taraftaki mirasçılara kalır.
    Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babaların ikisi de altsoyları bulunmaksızın mirasbıra­kandan . önce ölmüşlerse, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.
    Sağ kalan eş varsa, büyük ana ve büyük baba­lardan birinin miras bırakandan önce ölmüş olması ha­linde, payı kendi çocuğuna; çocuğu yoksa o taraftaki büyük ana ve büyük babaya; bir taraftaki büyük ana ve büyük babanın her ikisinin de ölmüş olmaları halinde onların payları diğer tarafa geçer.
    Evlilik Dışı Hısımların Mirasçılığı

    Evlilik dışında doğan çocuğun BABA’ya mirasçı olabil­mesi için 2 şart vardır:

    Çocuk evlilik dışı doğmalıdır.
    Çocuk ile baba arasında soybağı kurulmalıdır. Evlilik dışında doğmuş ve soybağı, tanıma veya hakim hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden ev­lilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar (TMK. m: 498).

    Miras bırakan tarafından evlat edinilmiş olan, Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olurlar. Evlatlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Evlat edinen ve hısımları, evlatlığa mirasçı olmazlar.

    Sağ Kalan Eşin Miras Hakkı

    Sağ kalan eş;

    Miras bırakan kişinin ölümü veya gaipliğine karar verildiği anda onunla evlilik bağı devam etmesi ve bu bağın ölüm veya gaiplik nedeniyle sona ermesi şartı ile, mirasa hak kazanacaktır.
    Boşanmış olan eş miras bırakanın mirasını alamaz. Fakat boşanma davası açılmış ve devam ederken miras bırakan ölürse, diğer eş mirasçı olacaktır. Bu durumun istisnası, boşanma davasının Cana Kast nedeniyle açılmış olmasıdır.
    Sağ kalan eş , miras bırakanın ölümü anında Mahkeme tarafından verilmiş bir ayrılık kararı nedeniyle, ayrı yaşıyor ise yine mirasçı olacaktır.
    Butlan Davası devam ederken ölen eşe, diğeri mirasçı olur.
    Miras bırakanın ölümü ile sağ kalan eş; Eşler arasında Yasal Rejim olan Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi varsa, katılma ala­cağı ve değer artış payı alacağını diğer mirasçılardan talep hakkına sahip olur. Her eş veya mirasçıları, sözleşmeyle başka bir esas belirlememişlerse , diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur. Eşlerden birinin ölümü halinde Tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet tanınmasını isteyebilir. Ölen eşin kişisel malları üzerinde ve Edinilmiş Mallar Rejiminden ölen eşe düşen artık değer Tereke ola­cağı için, mirasçı eşin bunlar üzerinde miras payı vardır .

    Sağ Kalan Eş;

    Miras bırakanın altsoyu (çocukları) ile birlikte mirasçı olur­sa, mirasın dörtte birini alacaktır. Kalan 3/4 Birinci Zümre mirasçı­larına (çocuklara) kalacaktır.
    Mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısını (1/2) alır. II. Zümre mirasçılarına 1/2 hisse kalır.
    Mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçünü (3/4) alır. Derece başları ve çocuklarına 1 /4 hisse kalır. Yukarıda sayılan mirasçılar yok ise, sağ kalan eş mirasın tamamını alır.
    Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçer.

    MİRASTA SAKLI PAY NEDİR KİMLERİN SAKLI PAYI VARDIR

    Miras hukukunda Saklı Paylı (Mahfuz Hisseli) mirasçılar, miras bıra­kanın

    Altsoyu,
    baba ve anası,
    Eşidir.
    Miras Hukukunda Saklı Pay , miras bırakanın ölüme bağlı bir tasar­rufla ortadan kaldıramayacağı, kanunen korunan mi­ras payıdır. Saklı Pay Oranları, Miras bırakanın Altsoyu (Çocukları) için yasal miras payının yarısı (1/2),
    Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri (1/4) , Sağ kalan eş için Altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı (4/4),
    Diğer hallerde yasal miras payının dörtte üçü (3/4) saklı pay olarak kanunla korunmaktadır.

  61. Bugün Kartalda bir gazeteci arkadaşıma gittim.Yanında Anadolu adliye sarayından 2 hakim bir savcı vardı.Hakimlerden biri icra hakimi diğeride ağır ceza hakimi.Tabi ben konuyu hemen icra avukatlarına getirdim ve kısa kısa aldığım cevaplar ve bana söyleyebildikleri kadar olanını yazayım.
    1.İcra avukatlarının hepsi malesef icra dairelerinde rüşvet dağıtıyorlarmış.
    2.Gelin yazılı olarak şikayet dilekçesi verin dedikleri zaman hiçbiri yanaşmıyormuş.
    3.Hacize gidenlere ayrıca açıktan rüşvet veriyorlarmış.
    4.Malesef icra dairelerinde rüşvet bilindiği halde kimse kimseyi ihbar edemiyormuş.
    5.İcralık olan borçlulardan bile rüşvet alınıyormuş ve alacaklının haberi olmadan avukat ile icra memuru aralarında kırışıyorlarmış.Borçluda ifade vermiyormuş zira borcu büyük olduğu için işyerinden eşya veya tezgahlarının gitmesini istemediğinden günü kurtarıyormuş.

    Bunlar çok kısa kısa anlattıkları.Daha önce söylediğim gibi bu ülkenin icra avukatları hukuku değil hukuksuzluğu savunuyorlar ve adaletin yerine gelmesi için adaletsizlik yapıyorlar.Kısacası gerçekten hepsinin hükümet tarafından mercek altına alınması lazım.Ben şahsen 6 şikayetde bulundum ve neredeyse hepsi neticelendiler ve takipte olanlar var.Bunların içinde icra memurlarıda var ve icra avukatlarıda var.Şüphelendiğim an hemen savcılığı ve bakanlığa şikayetde bulunuyorum ve hepsi derhal takibe alınıyor.

    Arkadaşlar siz siz olun sakın hukuksuz davrananları rahat bırakmayın.Karşınızdaki kim olursa olsun.Bilhassa hukuku bilmeyen icra avukatlarını mutlaka iyi takip edin ve hukuksuzluk yaptıkları anda ilgili kuruluşlara şikayetinizi yapın.Onlara hukukun nasıl uygulanacağını gösterin.Hep derim dava kazanamayan avukatlar icra avukatı oluyorlar..Yani tüccar.Bunu hükümetde çok iyi biliyor ve önümüzdeki yıl bu tip avukatlar için müjdeleri olacak.Benden söylenecek şimdilik bukadar.

    Sevgiyle kalın.

  62. Ramazan Bayramınızı kutlar sıhhat,sağlık ve mutluluklar dilerim.

  63. Sargoz diyor ki:

    Tüm dostların bayramını kutlar, saglık ve mutluluklar dilerim.

  64. Umut Ufuk diyor ki:

    Ramazan bayraminizi en icten dileklerimle kutlarim.

    • sultan diyor ki:

      bu siteye emek verip bizi bilgilendiren herkezin bayramını kutlarım

  65. Umut Ufuk diyor ki:

    Çek ellini Bayramdan

    Krediler ve kredi kartlarıyla vatandaşın iliğini kemiğini sömüren bankalar, şimdi de “Bayram Kredisi” adı altında vatandaşı kendilerine borçlandırıyor. Bu dönemin tek kazananı bankalara her gün bayram…Krediler ve kredi kartlarıyla vatandaşın iliğini kemiğini sömüren bankalar, şimdi de “Bayram Kredisi” adı altında vatandaşı kendilerine borçlandırıyor. Durgunluktaki ekonominin “tek kazananı” olan bankalar, kazanç sağlama uğruna kutsal değerlerimizden olan “Bayram” kavramını bile istismardan kaçınmıyorlar.Borçlu artar, banka kazanır!Tarihlerinin en parlak dönemini yaşayan bankaların kârlarındaki artış, borçlu sayısındaki artışa paralel hız kesmeden devam ediyor. Yılın ilk yarısını 13.86 milyar lira net kârla tamamlayan bankalar, böylelikle her saatte 3 milyon, her dakikada da 53 bin lira kâr etmiş oldular. Öte yandan, kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısı geçen sene 368 bin iken, bu senenin ilk 5 ayında 233 bine ulaştı.Kutsal da dinlemiyorlarİslam dinine göre haram olan faiz üzerinden kazanç sağlayan bankalar, Ramazan ayının gelmesiyle birlikte adeta durumdan vazife çıkardılar. “Haramı helal gibi gösterme” yarışına giren bankalar, kredi reklâmlarında bol bol İslami motif ve figürü kullanarak faizi meşrulaştırmaya çalışıyor. Bankalar, bu da yetmezmiş gibi mübarek Ramazan Bayramı’nı bile kazançları için vasıta yapmaktan çekinmeyip “Bayram Kredisi” adı altında vatandaşı borç batağına çekiyor.Bir yandan geçim sıkıntılarıyla, bir yandan da özendirilen tüketim dolayısıyla kredi ve kredi kartlarına muhtaç duruma getirilen vatandaş, bir de “bayram kredisi” aldatmacasıyla bankalara borçlandırılıyor. Kredi kartı borcunu ödemeyen kişi sayısı geçen yılın tamamında 453 bin 656 iken, bu yılın Ocak-Mayıs döneminde 325 bin 179 kişiye yükseldi. 2011 yılında kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 413 bin 347 idi. Bu sayı 2012 sonunda yüzde 100’e yakın artarak 822 bin 87 kişiye fırladı.Aynı şekilde, kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısında da büyük bir artış gözleniyor. 2011’de 174 bin 702 kişi olan ferdi kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısı geçen yıl yüzde 115 artışla 368 bin 431’e ulaştı. 2013’ün ilk beş ayında ise kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 233 bini geçti.Bayramı da alet ediyorlarBankalar için borcunu geciktiren müşteri en makbul müşteri olurken, “bayram kredileri” ile “banka kurbanlarına” yenileri ekleniyor. Açıklanan veriler, borçlu sayısındaki artışa paralel olarak bankaların kazançlarının da katlandığını gösteriyor.Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) “Türk Bankacılık Sektörü Genel Görünümü-Haziran 2013” raporuna göre, net faiz gelirlerindeki artış ve diğer faiz dışı gelir gider dengesindeki gelişmenin etkisiyle, bankaların kârında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19.7 artış oldu. Bu yılın ilk yarısında bankaların günlük ortalama net kârı 76.6 milyon lira olurken; bankalar saat başı 3 milyon 190 bin lira, dakikada 53.2 bin lira kâr elde etti.Bankaların hizmet ve komisyon gelirleri de yüzde 19.4 artarak 11 milyar lirayı aştı. Bankacılık sektörünün aktif toplamı yılın ilk yarısında yüzde 11.5 artarak 1 trilyon 528 milyar lira seviyesine ulaştı. Bankacılık sektörünün toplam kredileri, yılın ilk çeyreğinde yüzde 4.9’luk yükselişin ardından, ağırlıklı olarak kurumsal/ticari kredilerdeki artışın etkisi ile yılın ikinci çeyreğinde ivmelenerek yüzde 10.5 artış gösterdi.Takipteki alacaklar arttı 26.1 milyar liraya çıktıSektörün takipteki alacakları, geçen yılın sonuna göre yüzde 11.7, yani 2.7 milyar lira  artarak Haziran 2013 itibarıyla 26.1 milyar lira seviyesine yükseldi. Geçen yıl genelde tüm kredi türlerinde gözlenen takipteki alacak artışı, bu yılın ikinci çeyreğinde de kredi kartları dışında devam etti. Son çeyrekte görülen aktiften silmelere bağlı olarak sektörün takibe dönüşüm oranı (TDO) 0.2 puan azalarak bu yılın 2. çeyreğinde yüzde 2.8 oldu. 2002 yılından itibaren aktiften silinen 16.6 milyar lira tutarındaki sorunlu alacağın da hesaplamaya dahil edilmesi durumunda TDO yüzde 4.4’e yükseliyor
    .07/08/2013 06:53 milligazete

    • okan diyor ki:

      BLGİLERİNİ BİZİMLE PAYLAŞAN VE MADUR ARKADAŞLARIN MUBAREK RAMAZAN BAYRAMI KUTLU OLSUN

  66. vedat diyor ki:

    arkadaşlar iyi akşamlar,
    bankaların kesmiş oldukları hesap işletim ücreti,kredi masrafı ve kart aidatı ile ilgili tüketici hakem heyetine şikayette bulundum.Heyet kararında bankalara ödemelerine karar verdi.Bu gün bankalardan 2 tanesine gittim bir tanesi ödeme yapacaklarını belirti.Diğer banka ise adıma ödeme yapmış ancak takipte bir dosyam olduğu için ödemediler oraya aktaracaklarını söylediler.Demek istediğim bankalar tüketici hakem heyeti kararlarına istinaden ödeme yapıyor arkadaşların bilmesi için yazdım.

    • Mesut diyor ki:

      Sayın Vedat,tüketici hakem heyetine başvurmak için ne tür belgeler gerekli bilgi verirmisiniz lütfen teşekkürler.

      • vedat diyor ki:

        mesut bey, iyi akşamlar,
        ilk yapmanız gereken bankadan hesap dökümlerinizi istemek, ondan sonra tüketici hakem heyetine giderek matbu dilekçeleri var.Onları doldurup hesap hareketlerini gösteren dökümlerle birlikte hakem heyetine verin.örnek formları aşağıda veriyorum.…………. KAYMAKAMLIĞI
        TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİ BAŞKANLIĞINA

        ŞİKAYETÇİ :
        ŞİKAYET EDİLEN :
        KONUSU : Tüketici Kredisi dosya masraflarının iadesi.

        OLAY :……………………………Bankasından ………………………………nolu hesap ile tüketici kredisi kullandım.Kredi işlemleri sırasında benden dosya masrafları adı altında ücret talep edildi, bende ödemek zorunda kaldım.
        4822 Sayılı Kanun ile değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Koruması hakkındaki Kanunun sözleşmedeki Haksız Şartlar başlıklı 6.maddeside;
        Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu,tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.
        Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir.
        Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözlşeme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir.Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, sözleşmenin standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmemiş olması sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez.Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa bunu ispat yükü ona aittir denilmektedir.
        Ayrıca; Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 2011/1870 Esas 2010/11726 nolu kararı kapsamında değerlendirilerek,
        DELİLLER: …………………… hesap dökümü

        SONUÇ VE İSTEM : Dosya masrafları adı altında alınan ücretlerin geri iadesi hususunu arz ederim.

        …………… KAYMAKAMLIĞI
        TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİ BAŞKANLIĞINA

        ŞİKAYETÇİ :
        ŞİKAYET EDİLEN :

        KONUSU : Kredi Kartı Üyelik Aidatının iadesi

        OLAY :……………………. Bankasından ……………………………….. nolu kredi kartını kullanmaktayım.Kredi kartını kullandığım süre içerisinde hesabımda kredi kartı üyelik aidatı adı altında her yıl ücret kesintileri yapılmıştır.
        4822 Sayılı Kanun ile değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Koruması hakkındaki Kanunun sözleşmedeki Haksız Şartlar başlıklı 6.maddeside;
        Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu,tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.
        Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir.
        Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözlşeme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir.Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, sözleşmenin standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmemiş olması sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez.Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa bunu ispat yükü ona aittir denilmektedir.
        Ayrıca; Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 2011/4736 Esas 2010/11579 nolu kararı kapsamında değerlendirilerek,
        DELİLLER: ……….. hesap dökümü
        SONUÇ VE İSTEM : Tarafımdan bu güne kadar alınan kredi kartı üyelik aidatlarının iadesi için gereğini arz ederim.

        ……………. KAYMAKAMLIĞI
        TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİ BAŞKANLIĞINA

        ŞİKAYETÇİ :
        ŞİKAYET EDİLEN :

        KONUSU : Hesap işletim ücretinin iadesi

        OLAY :………………. Bankasından ………………………… nolu hesaplarını kullanmaktayım.Hesapları kullandığım süre içerisinde hesabımda hesap işletim ücreti altında her yıl ücret kesintileri yapılmıştır.
        4822 Sayılı Kanun ile değişik 4077 Sayılı Tüketicinin Koruması hakkındaki Kanunun sözleşmedeki Haksız Şartlar başlıklı 6.maddeside;
        Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu,tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde, iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.
        Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir.
        Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözlşeme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir.Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, sözleşmenin standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmemiş olması sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez.Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa bunu ispat yükü ona aittir denilmektedir.
        Ayrıca; Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 2011/4736 Esas 2010/11579 nolu kararı kapsamında değerlendirilerek,
        DELİLLER: ……………… hesap dökümü
        SONUÇ VE İSTEM : Tarafımdan bu güne kadar alınan hesap işletim ücretlerinin iadesi için gereğini arz ederim.

  67. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    ALTDAKİ YAZI ALTERNATİF BARO SİTESİNDEN ALINTIDIR VE BİR AVUKATIN YAZISIDIR.

    İYİ İCRA AVUKATI DEĞİLİM ve BUNDAN DOLAYI ÇOK MUTLUYUM

    Pek çok avukat arkadaşımızın meslekteki ilk işi icra işidir. Daha stajyerlik aşamasında icra işleriyle hemhal olurlar. İcra avukatı olmanız için engin hukuk bilgisine sahip olmanız gerekmez. Piyasada bolca çeşidi bulunan icra programlarından birini satın alırsınız olur biter. Gerisi hukuk bilgisinden ziyade program bilgisi gerektirmektedir.

    Bir avukatı iyi hukukçu kılan, bilgi, tecrübe ve ahlaki manada kemale ermesidir. Ancak iyi bir icracı olacaksanız yukarıda sayılan hasletlerden hiçbirine sahip olmanız gerekmez. İyi bir icracının yaptığı işlerin doğru olması da gerekmiyor, amaca ulaşmak için her yolu mübah görüyorsanız sizden iyi icracı yoktur.

    Fakat iyi bir icra avukatının olmazsa olmazı müdüründen, memuruna şoföründen odacısına kadar bütün icra çalışanlarıyla arayı iyi tutmasıdır. Bu nedenledir ki ortalama bir insanda 5-7 cm arası olan tat alma organı, bu arkadaşlarda metreyi bulabilir. En iyi icracılar aynı zamanda en iyi yalakalardır. Bir doğa kanunu olarak çalışan organın gelişip büyüyeceği gerçeğinden hareketle yalamakla maruf bu arkadaşlarda dilin evrilip gelişmesi şaşırtıcı değildir.

    Aklı başında bir hukukçunun iyi bir icracı olmakla övündüğünü göremezsiniz. Hangi baroya kayıtlı olursanız olun, şöyle bir etrafınıza baktığınızda icra işinde tanınır hale gelmiş ne kadar avukat varsa, bu tiplerin insani özellikleri o derece tahribata uğramıştır. Bazılarında tahribatın boyutu o kadar büyüktür ki insanlıktan çıkıp insanımsı olmuşlardır.

    Eskiden UYAP olmadığında avukatlar çalışacakları icra müdürlüklerini kendileri seçebilirlerdi. Her avukat kendi meşrebine göre icra müdürü ve memuru bulmak için çabalardı. Hani şu meşhur “dakkada” misali. Arayan da bulurdu hani.

    Mesela az-biraz dini veya ahlaki hassasiyet sahibi misiniz. Tercih edeceğiniz icra dairesi (Bursa için) 6. İcra idi. Müdürü Kazım abi yılandan korkmazdı rüşvetten korktuğu kadar. Bu icra ile çalışıyorsanız kimse sizden avanta falan beklemezdi. Atom karınca Yılmaz abi vardı. Başka icralarda dosya arasına sıkıştırdığın avantalarla yaptırabildiğin bir muameleyi gece gündüz demeden çalışarak ve tek kuruş harama el sürmeden hallederdi. Tabi her şeyin bedeli olduğu gibi bu icra ile çalışmanın da bir bedeli vardı. Hukuka aykırı bir talebin yerine getirilmesi mevzu bahis bile edilemezdi. Bazıları için ödemesi çok kolay, ama iyi icracı denilen tipler için asla göze alınamayacak bir bedel.

    Oranız buranız oynuyorsa, az veya çok ödeyeceğiniz avantalar sayesinde absürd talepleriniz okunmadan kabul edilsin diyorsanız size göre icra daireleri de vardı. Müdürünü ayrı, memurunu ayrı tarifeden beslediğinizde sorun yaşamazdınız. Dosyaya tebliğ parçası dönmeden hacze çıkanlar mı dersin, alakasız yerlerde arzı endam edip muhafaza yapanlar mı dersin. Takip dosyalarını müdüriyet dışına çıkaranlar, dosya içinden evrak aşıranlar. Siz elinizdeki ihtiyati haciz kararıyla hacze çıkmak için randevu alamazken, yırtıcı icracılar diledikleri ihtiyati haciz kararının infazı için diledikleri saatte hacze çıkarlardı. Hafta sonu hacze çıkanlar ise yalakalıkta ve yediricilikte zirveye çıkanlardı. Hasılı insan aklının zorlayacağı ne kadar üç kağıt varsa bu tip müdürlüklerde serbestti ve hukuksuzluğun her çeşidini bu icra dairelerinde görebilirdiniz.

    Zaman geçti güzel ülkemde bir çok şey değişti. Bu değişimden avukatlar da icra müdürlükleri de nasibini aldı. Ülkemin her yerinde pıtrak gibi hukuk fakülteleri açıldı. Olayın vahametini belirtmek için Gaziantep gibi orta halli bir Anadolu şehrinde bile 3 tane hukuk fakültesi açıldığını belirtelim. Hiçbir şey olamayanın, biraz parası varsa avukat olduğu günleri yaşamaya başladık. Ankara Hukuk’un taban puanı 493 iken parası olanın gittiği Kıbrıs Yakındoğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin 313 puanla öğrenci almaya başladığını söyleyelim gerisini siz anlayın artık. Piyasada rekabet o kadar vahşileşti ki, stajyerler iyi icracı olmak için, iyi icracı bilinen tiplerin yanına staj yapmaya koştular. Meslekteki insanımsılar da bu şekilde çoğalmaya başladı. Yaygın söylentiye göre sıcak para icrada vardı ve icra işi olmadan avukatlık bir hiçti. Burada edindikleri stajla piyasaya öyle bir daldılar ki, onları piyasaya süren iyi icracılar bile, öğrettiklerine de öğreteceklerine de pişman oldular. Boynuz kulağı geçmişti artık.

    Bu arada UYAP ortaya çıktı. Öyle her avukat her istediği icra müdürlüğü ile çalışamaz hale geldi. Kurulu düzenin çarkına öyle bir teker sokuldu ki çıkarabilene aşk olsun. Daha önce avanta vermeyen, avanta vermek zorunda kaldığında zina suçu işler gibi yüzü kızaranlar, avanta vermeden işlerin yürümediği icra ile çalışmak zorunda kaldığında feci afalladılar. Avanta almadan yaşayamayan icra müdürleri de önlerine gümüş yüzüklü, gülsuyu kokulu tiplerin gelmesinden ifrit oldular. Lakin iktidarı elinde bulunduralar da bu gruba dahil olduğundan açıktan tavır koyamadılar. Koyanlar kendilerini ücra bir Anadolu kasabasında buldular. Pis işleri o kadar çoktu ki, hiçbir idare mahkemesi sürgüne gönderilenlere kucak açmadı, açamadı.

    İcra dairelerine kapağı atan hemen her memur öyle veya böyle acayip zenginleşiyordu. Eskiden haciz yolluklarından alınan para icra dairesindeki memurlara gidiyordu. Sonra bakanlık haciz yolluğundan elde edilecek geliri belli miktarla sınırlı tuttu. Artık eskisi gibi hacze istekli memur göremiyorduk. Hatta hacze çıkmakta zorlanıyorduk. Günde 10 hazce de çıksa 100 hacze de çıksa memurun alacağı para aynı nede olsa. Artık aşırı avanta almayıp da aşırı zenginleşen tipler yoktu. Yeni sistemde eğer icra memuru şişman kediye döndüyse rüşvet aldığını anlamak için kahin olmak gerekmiyordu.

    Sonra pıtrak gibi yeni icra daireleri açıldı. Biz avukatlar sevinirken icra müdür ve memurları bu işe pek sevinmediler. Çünkü yeni takipler yeni dairelere gitti. Haciz talepleri gelmemeye başladı. 10 yıl önce söyleseler hiçbir şekilde inanmayacağımız olaylar gerçekleşmeye başladı. İcra müdürleri hacze çıkacak avukat aramaya başladılar. “Avukat bey ne zaman hacze çıkıyorsunuz, bu ay kotamızı dolduramadık da, hacze çıkarsanız pek bir mutlu oluruz” Budur yani, icra işinde geldiğimiz nokta budur.

    İcra işi prestijli ve kayda değer bir iş olmayınca, bu işi konu edinen yazı da bölük pörçük oldu. Neresinden tutsan dökülüyor. Konuyu fazla dağıtmadan ve uzatmadan belirtmek gerekirse bize göre icra işi avukatlık işi değildir. Esasen icra işi taşeronlaşmaya doğru gitmektedir. İlkokul mezunu da olsa kafası çalışan iyi bir katip değme avukatlara taş çıkartacak şekilde iş çıkarabilmektedir. Banka avukatları ve kurum (elektrik, su, doğalgaz, Telekom, SGK vb) avukatları dışında icra avukatlığı diye bir şey kalmamıştır. Bu avukatlar da yanlarında avukat meslektaş yerine iş yapan katipleri istihdam etmeyi tercih etmektedir. Eskinin anlı şanlı çakal icracı avukatları yetiştirdikleri yeni yetmelerin pençeleri altında inlemeye başlamışlardır. Yıkılmaz denen kaleler yıkılmakta, ortaklıklar dağılmaktadır. Tüm bunlar olup bitmekte iken ortalama avukatlar olan biteni uzaktan izlemekle yetinmişlerdir. Dillerinde hep aynı terennüm “Bu icra işinden nefret ediyorum”

    Yapmak zorunda olsak da, evet, biz de icra işinden nefret ediyoruz. Allah’a şükür ki hala iyi icracı olarak tanınmıyoruz ve bundan son derece mutluyuz. VOLTRAN

  68. Merhabalar.

    Bugün günlük yaptığım yürüyüş sırasında şunu iyice anladımki Türkiye öncelikle trafik problemini,şehirleşme problemini ve eğitim problemi ile birlikte adalet sistemini Dünyanın gelişmiş ülkelerinin standartlarına çekemezse Avrupa birliğine girmesi de hayal,olimpiyatları almak da hayal,dünya kupasını yapmak ta hayal ve Avrupa kupasını yapmak ta hayal.

    Yani kısacası ben göremeyeceğim herhalde.

    Ümraniye bölgesinin heryerinde kaldırımlar yapıldı.Ancak hepsi yola doğru eğimli ve inşaatların kumlarından yürüryebilirsen yürü.Bisiklet yolu yok.Yürüyüş yolları yok.Araç kullananların malesef % 90 nı önceliğin kendilerinde olduğunu sanan ve korna çalarak seni beni taciz eden geri zekalı insanlar.Şikayet etsen kime edeceksin.Hak aramaya kalksan nerede arayacaksın.Polise gitsen basit bir mesele diye bakmıyor bile.Resim çekip takibe versen malesef takip edilmemekte.Yani trafik ve 155 de malesef tam olarak görevini yapmıyor.
    Ama yinede ben mücadeleye devam edeceğim.Gerekirse bakana,başbakana ulaşıp gerekeni söyleyeceğim ve malesef polis teşkilatının kulak arkası ettiği şikayetleri bizzat kendilerine anlatacağım.

    Bugüne kadar problemleri genellikle hep böyle çözdüm.Elektrik problemi için enerji bakanını,asayiş ve benzer konular için adalet bakanını ve nerede ilgili bir konu varsa o konunun bakanını arıyorum.Dahada olmazsa başbakana ulaşıyorum.
    Hadi ben ulaşıyorum.Peki ulaşamayanlar ne yapacak.İşte bu yüzden bu ülke Avrupa birliğine biraz zor girecek.Belki 60 sene sonra.

    Sevgiler.
    M.Celal Toparlaklı

    • ekonomik sorunlar hukuk platfrommu diyor ki:

      arkadaşlar merhaba site isminiz değişmiş sizi takip edemiyordum yine verdiğiniz bilgilerle harikasınz kolay gelsin

    • sultan diyor ki:

      sayın umut kredi kartı borcundan dolayı eşim hacizlik dosyaları var 2ay önce avukatla icra memuru geldi hacze deger mal yoktur dedi ve hacze gelindi diye eşimden imza istediler oda imzadan imtina etti yani imza atmadı ve gittiler her hangi birşey olurmu

      • Umut Ufuk diyor ki:

        Sn Sultan,
        Evinize haciz islemi icin gelinmis ve kanunlar dogrultusunda islem yapilmisdir.haczedeger esya yoktur seklindeki haciz tutanagini imzalama zorunlulugu yokdur.Budurmda sizin yapmaniz gereken birsey yok.icra dairesi islemini tamamlamis.
        Yaz donemi oldugu icin siteye fazla giremiyorum.acil sorulariniz olursa bana facebook adresimden ulasabilirsiniz.
        Saygilar.

  69. Umut Ufuk diyor ki:

    Maaş hesabına konulan bloke ; maaşının tamamını bloke etmesi hernekadar hapis hakkı açısında mümkün isede hesabın maaş hesabı olması sebebiyle ancak ¼ nü kesebilir. tamamını bloke edemez.Çünkü hesaba gelen para maaştan gelen paradır. Dava açarak bloke kaldırılabilir. Banka, 89/1 Haciz İhbarnamesi Olmadan alacağına karşılık hesaptaki tutara bloke de KOYAMAZ, alacağı ile borcunu takas da EDEMEZ .oncelikle bankaya sikayet dilekcesi blokenin acilmasi icin muracat etmelesiniz yada hemen icra hakimligine .
    Maaşınızın 1/4’ünün kaynakta kesinti şeklinde haczedildiğini takip dosyasından anlaşılabilir-
    Emeklıler içinse,5510 sayılı kanunun 93. maddesinde 5754 sayılı kanunla yapılan değişiklik Madde93.”Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” hükmü getirilmiştir.Borçlunun emekli maaşına ilişkin muvafakatinin alınabilmesi için takibin kesinleşmesi şarttır. takibin kesinleşmesinden önce verilen muvafakatler geçerli olmamakta ancak ; kesinleşmeden sonraki muvafakatler geçerli olmaktadır.Yani yasal işlemler başladığında icra müdürlüğünce vermiş olduğunuz muvafakat geçerlidir.

  70. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    TÜKETİCİDEN BANKAYA HACİZ.

    Gaziantep’in İslahiye İlçesi’nde, 42 yaşındaki Mustafa Bülent Cıncık, 2008 yılında çektiği tüketici kredisi için ödediği 933 liralık dosya masrafını icra yoluyla bankadan geri aldı
    İslahiye’de memur olarak çalışan Mustafa Bülent Cıncık, 2008 yılında özel bir bankadan 4 bin liralık tüketici kredisi çekti.

    Kredi çektiği sırasında banka tarafından kendisinden 933 lira dosya masrafı ücreti kesilen Mustafa Bülent Cıncık, geçen mayıs ayında İslahiye Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak parasının iade edilmesini istedi. Mahkeme, Cıncık’ı haklı bularak bankaya paranın geri ödenmesi gerektiği konusunda yazı gönderdi. Mahkemenin verdiği karara rağmen parasını alamayan Mustafa Bülent Cıncık, İslahiye İcra Dairesi’ne başvurarak haciz işlemi başlattı.

    Haciz işlemlerinin başlamasının ardından banka yetkilileri, Mustafa Bülent Cıncık’ın hesabına, kesilen dosya masrafını gecikme bedeliyle birlikte bin 237 lira yatırdı. İcra yoluyla bankadan alacağını tahsil eden Mustafa Bülent Cıncık, “Türkiye de hukuk işliyor. Hukuk işledi, dosya masrafımızı bankada haciz yoluyla tahsil etmiş olduk. Bankalar kendi alacaklarına gösterdikleri duyarlılığı maalesef hukuki bir sürecin sonunda oluşan borçlarına karşı göstermemektedirler.

    Türkiye’nin bir hukuk ülkesi olması yolunda vatandaş olarak bizlerde üzerimize düşen sorumluluğu yeri geldiğinde yapmalıyız. Bankanın, icra tebliğine rağmen ödemeye duyarsız kalması sonucunda alacağımın tahsili için hacze gitme gibi kanuni bir hakkımı kullandım. Param icra yoluyla hesabıma yatırıldı. Hukukun bir kez daha haklı lehine işlemesi ülkemiz adına sevindirici olmuştur” diye konuştu.

    • samyeli2012 diyor ki:

      Elinizde olmayan nedenlerle ömür ödeyemeyeceğiniz bir borç altına girdi iseniz artık yaşam sizin için çekilmez bir hal alır. Artık sizin için bir gelecek yoktur. Bu durum sizin başınıza her yaşta gelebilir, 20 yaşında da olabilecek bir şey 70 yaşında da…

      Ödeyemeyeceği bir borçla karşı karşıya kalan kişi eğer bir batı ülkesinde yaşıyorsa, AB ülkelerinde veya ABD’de ömür boyu borç prangası ile yaşamayacaktır. Batıdaki yasal düzenlemeler kişilerin ödeyemeyecekleri bir borçları varsa onların borçlarını sıfırlamakta, onlara hayata yeniden başlama şansı tanımaktadır.

      Türkiye’de ise kişi ömür boyu borçlu yaşamak zorundadır. Bu yüzden insanlar boşanmakta, sevdiklerinden, eşlerinden, çocuklarından ayrı yaşamak zorunda kalmaktadırlar.

      Bu durum hiç de adil değildir. Kişiye bir ömür boyu borçlu yaşamaya mahkum etmek, onu geleceğini karartmayı çağdaş hukuk kabul etmez. Sanıyoruz hazırlanmakta yeni İİK’da bu çağdışılığa son verilecektir. Ancak o zaman kadar milyonlarca insan borç prangası ile yaşamak zorunda kalacaktır.

      Bugün başbakan faiz lobisinden, kredi kartı vurgunundan bahsederken kişilerin ödeyemediği borçlarının silinmesini, kredi kartı ve tüketici kredisi borçlarının eğer kişi hiçbir şekilde ödeyemeyecek durumda ise silinmesine talep etmenin tam zamanıdır.

      Yurttaşların ödeyemeyecekleri borçları silinsin ..

      İcralık durumdaki KOBİ’lerin banka borçları yeniden yapılandırılsın, en az beş yıl uzatılsın.

      Bireysel iflası hakimler yönetecek, bireylerin borçlarını hiç bir koşulda ödeyemeyeceğine hakim karar verecektir.Tabii bütün bunlar bir yasal düzenleme ile olacaktır.

  71. emre diyor ki:

    sayın celal bey sargoz bey benim türktelekoma borcum vardı 2009 dan benim motosiklete el koydular fakat almadılar avukat beni arayıp motorumun plakasını bana söyleyip sakın trafige cıkma motor trafikte yakalandıgı an el konulcak dendi bu arada ben hic binmedim ve aradan 4 sene gecti acaba binsem her hangi bişey olurmu sonucta dura dura cüricek motor simdiden tesekkürler

    • adnan oğuz diyor ki:

      Sizin yediminize bırakmışlar,amac yedimini ihlal sucuna sizi sürüklemek.Binmeyin bırakın cürüsün siz borcu ödemeden motora sahiplenemessiniz.

  72. Umut Ufuk diyor ki:

    En çok sorulardan bir tanesi de, yardıma muhtaç ve engelli olmaktan dolayı alınan maaşlara haciz konulup konulamayacağı yönünde olmaktadır.Muhtaç, güçsüz ve kimsesiz vatandaşlara aylık bağlanması hakkındaki 2022 sayılı kanun gereğince, 3294 sayılı sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik kanun gereği yapılan destekler ve proje destekleri ile verilen yardımlara ilişkin maaş ve ücretler , kişinin muvafakatı olsa bile haczedilemez, başkasına devir ve temlik edilemez.YARGITAY KARARIT.C.YARGITAY 12. Hukuk Dairesi ESAS NO : 2012/16683 KARAR NO : 2012/34378İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : Aksaray İcra Hukuk MahkemesiTARİHİ : 19/03/2012NUMARASI : 2012/83-2012/89DAVACI : BORÇLU :Ayhan TokDAVALI : ALACAKLI :Rahime TokYukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Melikşah Şener tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:Sair temyiz itirazlarının reddine,65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkındaki 2022 Sayılı Kanuna göre bağlanmış aylıklar, bu kanunun salt başlığındaki anlatımla dahi belirgin amacı nedeniyle İİK.nun 82. maddesinin 1. fıkrasının 10. bendinde yazılı maaşlar niteliğindedir. Sözcüklere dar ve sınırlı bir anlam vererek, devletin ve aracı olarak görevlendirilen T.C Emekli Sandığı’nın bir “Muavenet sandığı veya cemiyet” niteliğinde olmadıklarına ve bu nedenle bu aylıkların İİK.nun 82/1-10. bendi kapsamına giremeyeceğini düşünmek amaçsal yorum önceliği ilkesi ile bağdaşmaz. Önemli olan, bu aylığı hangi kuruluşun bağladığı değil, niçin bağladığıdır. Karar tarihi itibarı ile bu aylıklar için, benzeri yasaların aksine, 2022 sayılı Yasada özel bir haczedilmezlik kuralının öngörülmemiş olması, aksinin öngörüldüğüne değil, aynı doğrultuda bir genel hükmün varlığına bağlanmalıdır.Kaldıki Dairenin bu yöndeki görüşü, karar tarihinden sonra 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda 6353 sayılı kanun ile yapılan değişiklik ile eklenen Ek Madde 2 ile “65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun gereğince verilen yaşlılık ve özürlü aylıkları, kişinin rızası olsa bile haczedilemez, başkasına devir ve temlik edilemez” hükmü getirilerek yasal mevzuatta da açıkça belirtilmiştir. O halde mahkemece borçlunun 2022 sayılı Kanuna göre bağlanmış aylığı üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken istemin tümden reddi isabetsizdir.Öte yandan HMK’nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır. SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.’nun 366. ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    • adnan oğuz diyor ki:

      Sayın yetkili arkadaşlar Asliye hukuk mahkemesine acdığım dava ssk emekli maaşına bankaca konan blokenin kaldırılması ve yaptığı kesintilerin iade davasıydı.mahkeme bilirkişiye sormak üzere davayı iki ay sonrasına attı.burda sormak istediğim bundan beş yıl evel yapılan kredi kartı sözleşmesinin hükmü olurmu kesinti yapılamacağına dair bircok yargıtay kararı olmasına rağmen mahkeme neden bilir kişiye soruyor.saygılar.

    • samyeli2012 diyor ki:

      Bizim ülkemizde borçlarını ödeyemeyen insanlara hayat zindan olmakta ve hayat boyu borçlu yaşamaya zorunlu kalmaktadırlar. Bu durum vahşi kapitalizmin izlerini taşıyan 2004 sayılı İİK’dan kaynaklanmaktadır. Ancak AB uyum yasaları doğrultusunda İİK yeniden yazılmaktadır. Yeni İİK ‘da kişisel iflas kurumunun yer alması beklenmektedir.

      Kişisel iflas, Amerika Birleşik Devletleri ve AB ülkelerinde uygulama alanı buluyor. Bu kurum iflas durumunda olan kişileri vahşi kapitalizmin çarklarında ezmek yerine, tabiri caizse yeniden doğmuş gibi düzlüğe çıkarıyor. Hatta bununla da kalmayıp alacaklıların da alacaklarına karşılık “hiçbir şey” ile yetinmek yerine alacağın tamamını veya en azından bir kısmını alabilmelerini sağlıyor. Türkiye’de özellikle 2008 krizinden sonra meydana gelen kaos ortamında mevcut kredi ve kredi kartı borçları nedeniyle bunları ödeyemez duruma gelen kişiler, kişisel iflas kurumundan yararlanabilselerdi, 2013 yılı itibarıyla borçları sıfırlanmış olacaktı. Ayrıca alacaklıları da alacaklarının bir kısmını veya tamamını tahsil etmişlerdi.

      Kişisel İflas Nedir?

      Borçlarınız ödeyebileceğinizden fazlaysa, kişisel iflas başvurusu borçlarınızı yönetmek, ödemelerinizi kazancınıza göre düzenlemek ve sizi düzlüğe çıkarmak için hukuki bir yoldur. Bu kişisel bir karardır ancak kişisel iflas hukuku ile düzenlenir.

      Kişisel iflasa çeşitli nedenlerle başvurulur. Genel anlamda borçları ödeme güçlüğüne düşenler, Bir hastalık veya kaza nedeniyle sağlık masraflarını karşılayamayanlar, işini kaybedenler ve dolayısıyla ev-araba kredisi gibi ödemelerini karşılamakta güçlüğe düşenler, aile bireyinin ölümü ile destekten yoksun kalma gibi durumlarda kişisel iflasa başvurulabilir.

      Kişisel iflasta başvurulabilecek iki yol vardır. Bunlardan ilki, büyük miktarlarda borcu olup kazancı az olan kişilerin başvurması gereken bir yoldur. Bu yolda mülkiyetinizin büyük kısmını kaybedersiniz ancak iflas süreci sona erdiğinde tamamen düzlüğe çıkmış olacaksınız.

      Diğer iflas yoluna ise borçlarınızın en azından bir kısmını ödeyebilecek durumdaysanız gidebilirsiniz. Bu iflas yolu ile 3 ila 5 yıl mahkeme tarafından organize edilen bir iflas sürecine sokulursunuz. Mülkiyetinizin tamamını korumanız mümkün olacaktır.

      1. Kişisel iflas yolu

      Bu iflas yolu varlıklarınızın tasfiyesini ve gelirinizi borçları ödemek için kullanır. Bu bağlamda atanan yediemin satılabilir, varlıklarınızı araştırır ve değer biçer. Bu durum sizi her şeyinizi kaybetme endişesine itebilir, ancak iflas hukuku buna izin vermez.

      Varlıkların Paraya Çevrilmesi

      Varlıklarınız paraya çevrilmek amaçlı yediemin tarafından satılır. Bu bağlamda elde edilen değer alacaklılarınıza önceliklerine göre dağıtılır. Bazı alacaklıların öncelikleri vardır. Örneğin birikmiş veya gecikmiş nafaka borcunuz varsa, yediemin önce bunları öder. Başkalarının maaş alacakları bundan sonraki öncelikli alacaklardır. Kredi kartı borçları ise son olarak ödenecektir.

      Tasfiye Muafiyetleri

      İflas hukuku size bazı muafiyetler tanır veya mahkeme yediemine dolarla ifade edilen bir satış sınırı koyabilir. Örneğin mobilyanızın veya beyaz eşyanızın bir kısmını koruyabilirsiniz. Ayrıca emeklilik hesaplarınızı koruyabilir, ev, araba gibi mal varlıklarınızı muhafaza edebilirsiniz. Bu arada dikkat edilen nokta varlıkların değeri ile borç miktarının karşılaştırılmasıdır.

      2. İflas yolu

      Eğer geliriniz aylık temel ihtiyaçlarınızı karşılıyor ve borçlarınız için az da olsa para ayırabiliyorsanız bu iflas planı ile iflas yoluna gitmeniz gerekir. Bu plan, ev ve araba sahiplerine onları muhafaza etme olanağı tanır.

      Yeniden Ödeme Planı

      Mahkeme ve yedieminin sizin geri ödeme planınızı onaylaması gerekir. Plan ödemeleri yeniden düzenler ve yönetilebilir hale getirip düzene koyar. Yediemin 3 ila 5 yıl için borçluya aylık ödemeler tayin eder. Her kredi borcu normalde olması gerekenden daha az ve ödenebilir bir seviyede olacaktır.

      Bu iflas yolunda ilkinde olduğu gibi mülkiyetiniz yediemin tarafından satışa çıkarılmaz. Bu planla ev araba gibi malvarlıklarınızı koruyabilirsiniz.

      Bu kişisel iflas yolu aynı zamanda eşinizi de söz konusu borçlardan korur, mağdur olmasını engeller. İflas yedieminine ödemeler yapıyorsanız, yediemin müşterek borçlulara da dayanarak sizden fazla ödeme yapmanızı talep edemez.

      2. Kişisel İflas Yolunda Muafiyet

      Bu plan ile uygulanan 3 ila 5 yıllık ödeme planı bittiğinde yediemine yaptığınız ödemeler tüm borçlarınızı karşılamamış olabilir. Bu durumda mahkeme tüm borçlarınızı siler. Alacaklılar bunu kabul etmek zorundadırlar. Çünkü iflas kurumu bu planı yapmasaydı alacağı hiç alamamak yerine bu planla bir miktarını almış olurlar.

      Kişisel İflas: Sizi tüm borçlardan kurtarır mı?

      Kişisel iflas kredi kartı borçları, kredi borçları gibi tüketici borçlarından kurtulmak ve gelirinize göre planlayarak ödeyebilmek için iyi bir yol olabilir. Fakat kişisel iflas sizi tüm borçlarınızdan kurtarmaz. Hükümete, belediyeye olan borçlarınız, vergi borçlarınız ve öğrenim kredisi ödemeleriniz devam eder.

      Nafaka, çocuk desteği ve boşanma nedeniyle meydana gelmiş borçlarınız silinmez. Bir suç veya kabahat nedeniyle ödemeye mahkûm edildiğiniz cezalar da ortadan kalkmaz.

      Eğer devlet veya belediyeye herhangi bir borcunuz varsa, iflas bu borçları silmez. Devlet borçları vergi, ek vergi cezaları ve öğrenci kredileri gibi borçlardır.

      Borçları Teyit Etme Yolu

      Bazı borçlular borçlarını sildirmek yerine “teyit” kararı aldırmak isteyebilir. Bu yolu izleyerek örneğin kredi ödemesi bulunan arabalarını koruyabilirler. Bu bağlamda bu borç silinmeyecek yalnızca “teyit” edilecektir. Ancak borçlu arabasını muhafaza edecektir.

  73. hussam diyor ki:

    2001 İE 2003 YILLARI ARASINDA KOÇ FİNANSIN ALIŞVERİŞ KARTI VARDI O ZAMANIN PARASI İLE 300 bin bugünün karşılığı olan 300 tl lik alışveriş yaptım aradan 10 yıl geçti bana herhwngibi hiçbir belge uyarı yazı gelmedi fakat 1 kaç aydır varlık şirketlerinden telefonuma mesaj geliyor diyeceğim şudur zaman aşımına uğramış olmuyormu bu borç

  74. emre diyor ki:

    tesekkürler celal bey allah razı olsun

  75. III – İCRA VE İFLAS HUKUKUNDA GETİRİLEN YENİLİKLER

    1. İcra dairelerinde icra katipliği kadrosu oluşturularak, çalışanların nitelik ve sayısı artırılmıştır.

    İcra sistemimizin en büyük sorunlarından birisi, yeterli sayıda ve nitelikte icra personelinin bulunmamasıdır. Daha modern anlamda bir icra teşkilâtı kurulması ve daha kaliteli hizmet verilmesi, icra müdürlüklerinde çalışan personelin uzmanlaşmasının sağlanması amacıyla icra kâtipliği kadrosu ihdas edilmekte ve icra dairelerinde çalışan personel sayı olarak artırılmaktadır. Bu kapsamda toplamda 6.896 kadro ihdas edilmiştir. Bu kadronun 4.488 adedi icra katiplerine ayrılmıştır.

    2. İcra dairelerinde çalışan personelin nakit parayla doğrudan teması kesilmiştir.

    Uygulamada icra daireleriyle ilgili olarak dile getirilen en önemli eleştirilerden biri de icra dairelerinde ödemelerin nakit parayla yapılması ve bunun sonucu olarak da bazı şaibelerin oluşmasıdır.

    İcra dairelerinin parayla temasının tamamen ortadan kaldırılabilmesi amacıyla icra takibinin başlatılmasından, sonuçlanmasına kadar geçen tüm aşamalarda, icra müdürlüğüne yapılacak nakit ödemeler ile icra müdürü tarafından ilgilisine yapılacak nakit ödemelerin banka aracılığıyla yapılması ilkesi getirilmiştir.

    Buna göre; borçlu icra dairesine gelmeden borcunu banka yoluyla ödeyebilecektir. İcra müdürlüğüne yapılan ödemeler alacaklının bildirdiği hesaba doğrudan havale edilecektir. Alacaklı da icra dairesine gelmeden bu parayı bankasından alabilecektir.

    Ancak, sadece haciz mahalline gidildiği sırada veya satışın yapıldığı yerlerde yapılacak nakit ödemeler elden kabul edilebilecektir.

    3. Alacaklılar icra takibi başlatırken, kendilerine ödenmesi gereken paranın hangi bankaya yatırılacağını bildirileceklerdir.

    İcra dairelerinde nakit parayla temasın tamamen ortadan kaldırılması amacı çerçevesinde, takip başlatan alacaklının veya vekilinin adına yatırılması gereken paranın hangi hesap numarasına yatırılacağını, takibin daha ilk aşamasında bildirmesi gerekliliği hükme bağlanmıştır.

    Mevcut takip dosyaları açısından ise banka ve hesap numarasının bildirilmesi için geçici maddeyle altı aylık süre öngörmüştür.

    4. Haczedilebilecek ev eşyalarına sınırlama getirilmiştir.

    Uygulamada evlere gidilerek yapılan hacizler sırasında her türlü eşyanın haczedilebilir olması nedeniyle, özellikle ailede bazı sorunların doğmasına sebebiyet verildiği görülmekle para, kıymetli evrak, altın, gümüş ve değerli süs eşyası gibi bazı şeyler dışında borçlu ve borçlu ile aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireyleri için gerekli olan lüzumlu eşyaların haczedilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

    Düzenlemede bir evde aynı kullanım amaçlı birden çok eşyanın bulunması halinde, alacaklının da alacağına kavuşmasına engel olunmaması amacıyla, bu eşyalardan yalnızca biri borçluya bırakılarak diğerleri haczedilebilecektir.

    Buna göre, düzenlemeyle, alacaklının alacağına kavuşma amacı dışına çıkıp borçluyu sosyal yönden zor durumda bırakacak şekilde ekonomik değeri çok az olan ev eşyalarını haczedilmesini, insani hassasiyetler çerçevesinde önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Diğer yandan, bir borçlunun evinde üç adet buzdolabı bulunuyor ise bunlardan biri borçlunun ihtiyaçlarını karşılamak için bırakılıp ikisi haczedilebilecektir.

    Bu amaç çerçevesinde, uygulamada hedeflenen gayeye ulaşabilmek için icra müdürüne, eskisinden farklı olarak taleplerle ilgili olarak değerlendirme, kabul veya reddetme yetkisi verilmiştir.

    5. Ülkemizde lisanslı yediemin depolarının hayata geçirilmesi hedeflenmiştir.

    Ülkemizde birçok yerde çok sayıda yediemin deposu faaliyet göstermektedir. Bugüne kadar bu depoların çalışma usul ve esasları yönünden yasal bir alt yapı olmadığından, depoların işletilmesi hususunda değişik şikayetler dile getirilmektedir. Bugüne kadar da bu hususta depoların belli prensipler çerçevesinde işletilmesi sağlanamamıştır. Oysa bu depolara teslim edilen hacizli mallar, adından da anlaşılacağı üzere, yediemin sıfatıyla kamu güvencesine emanet edilmiş mallar olup, özenle korunması gerekmektedir.

    Kanunla, yediemin depoları ile bu depolarda muhafaza edilen tüm hacizli malların belli kriterler esas alınarak muhafaza edilebilmesine ve bu kriterlerin devlet tarafından belirlenebilmesine imkan sağlayacak çok önemli bir düzenleme getirilmiştir.

    Bu düzenlemeye göre, yediemin deposu işletebilecek gerçek ve tüzel kişiler Adalet Bakanlığınca belli kriterlere göre belirlenecektir. Yediemin deposu işletebilmek için Bakanlıktan lisans alınması gerekecektir.

    Adalet Bakanlığı haczedilen malların muhafazası yönünde gerekli nitelikleri belirleyecek, bu kapsamda özellikle hacizli malların muhtemel rizikolara karşı güvence altına alınabilmesi için sigortalanması yönünde kriterleri de karara bağlayacaktır.

    Yeni getirilen düzenlemeyle, yediemin depolarının işletilmesi Adalet Bakanlığının kontrolüne girecek, işletmelere lisans verilmesi, faaliyetlerinin denetimi, gerektiğinde faaliyetlerin durdurulması veya lisansın iptali belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde Adalet Bakanlığına ait olacaktır.

    6. Mevcut yediemin depolarındaki malların en kısa sürede tasfiye edilmesi öngörülmüştür.

    Yediemin depolarının yeni ve belirli kriterler çerçevesinde yeniden yapılandırılabilmesi amacıyla getirilen sistemin hayata geçirilmesi mevcut yediemin depolarındaki malların durumunda düzenleme yapılmasını gerektirmiştir.

    Uygulamada birçok yediemin deposunda muhafaza edilen ancak hukuken artık muhafaza edilmesine gerek kalmayan birçok malın bulunduğu bilinmektedir. Bu malların çok büyük bir bölümü ekonomik değerini yitirmesine rağmen, satılamaması ve sahibi tarafından depodan alınmaması nedeniyle çürümeye terkedilmiş durumdadır. Malların sahiplerine iadesi veya süresinde teslim alınmaması halinde belli hükümler çerçevesinde satılması öngörülmüştür.

    Ancak satılamayacak hale gelmiş malların tasfiyesinde karşılaşılması muhtemel zorlukların giderilmesi için, icra müdürünün başkanlığında, ilgili yer kaymakamlığı, belediyesi, baro başkanlığı ve ticaret odası temsilcilerinden oluşacak bir değer tespit komisyonu tarafından bu malların tasfiyesinin sağlanması hedeflenmiştir.

    7. İcrada haksız takip ve inkar tazminat oranları %40 dan %20 ye düşürülmüştür.

    İcra ve İflas Kanunu haksız yere icra takibi başlatılmasına veya başlatılan icra takibine haksız yere itiraz edilmesi hallerine belli bir müeyyide öngörmüş, parayla ölçülebilen bu durumlarda %40 lık tazminata hükmedilmesini düzenlemiştir. %40 lık bu oran enflasyonun yüksek düzeyde seyrettiği dönemlerde makul karşılanabilir bir miktar iken, günümüzde yüksek bir oran olarak algılanmaya başlanmış ve hakkaniyete uygun bir orana çekilmesi çok sık dile getirilmiştir. Bu nedenle haklı gerekçelere dayanan bu eleştiriler dikkate alınarak %40 lık tazminat miktarı %20 ye indirilmiştir.

    Ayrıca, Yargıtay uygulamasında daireler arasında tazminatın asıl alacak mı yoksa faizli alacak mı üzerinden hesaplanacağına ilişkin tartışmalar yaşanmaktadır. Bu tereddütleri gidermek amacıyla, tazminatın takip talebi veya davadaki talep esas alınarak hesaplanması öngörülmüştür.

    8. Hacze konu bir mal elinde bulunan üçüncü kişinin, mal üzerinde hak iddia etmesi halinde bu malın muhafaza altına alınması engellenmiştir.

    Hacze konu mal üçüncü bir şahsın elinde ise ve bu kişi malın kendisine ait olduğunu veya mal üzerinde diğer bir hakka sahip olduğunu beyan ederse, malın muhafaza altına alınmaması ve bu kişiye yediemin olarak bırakılması hükme bağlanmıştır. Böylece, malın muhafaza altına alınması halinde gündeme gelebilecek ve telafisi mümkün olmayacak mağduriyetlerinin önlenmesi hedeflenmiştir.

    Öte yandan, üçüncü kişinin iddiasının mahkemece karara bağlanmasına kadar hacizli malın satışının yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.

    9. Hacizli mallar yönünden satış isteme süresi kısaltılmıştır.

    Kanunda menkul malların satılabilmesi haczedildikten itibaren bir yıl içinde, gayrimenkul malların ise satılabilmesi haczedildikten itibaren iki yıl içinde istenebilmektedir. Dolayısıyla sahibinin tasarruf hakkı bu süre zarfında kısıtlandığı gibi alacaklının da alacağına kavuşabilmesi uzun bir zamana yayılmaktadır.

    Gerek borçlunun menfaatlerinin korunması gerekse alacaklının en kısa süre içinde ve hacizli malın ekonomik değerinde düşme olmadan satılabilmesine imkan sağlamak için bu süreler yarı oranında indirilmiştir.

    10. Hacizli mal satışında elektronik ortamda ilan ve teklif imkânı getirilmiştir.

    Kanunda menkul ve gayrimenkul mallar haczedildikten sonra satış safhasıyla ilgili ayrıntılı hükümler bulunmaktadır. Ancak hacizli malların satışında elektronik ortamdan yararlanılmasına ilişkin hükümler mevcut değildir. UYAP sisteminin gelişmesi ve sağladığı imkanlar da dikkate alınarak satış ilanının elektronik ortamda yapılması ve isteyenlerin herhangi bir mal için, satış gününden önce icra dairesine gelmesine gerek olmadan elektronik ortamda teklif vermesi mümkün hale getirilmiştir. Böylece, daha fazla kişinin artırıma katılması sağlanarak, malın gerçek değerinde satılması ve satış masraflarının azaltılması amaçlanmıştır.

    Ancak önümüzdeki yıllarda teklif vermenin yanında satış aşamasının tamamen elektronik ortamdan yapılması planlanmaktadır.

  76. Sevgili Dostlar.

    Sıkıntılarınızı anlıyorum ancak her soruya cevap vermek güç.Sıkıntılarınıza cevabı aslında sitenin üst sol tarafında konulara göre tıklayarak bulabilirsiniz.Orada bulamadıklarınızı sorarsanız bildiğimiz kadarı ile yardımcı olmaya çalışırız.

    Öncelikle şunu iyi bilin.

    Evlerden eşya kaldırma olayı 6352 sayılı yasa ile sona ermiştir.Yasa gereği evde 2.eşyalar yok ise zabıt 6352 sayılı yasaya göre hacize değer eşya yoktur denip gidilir.

    Bütün bunların açıklaması ve 6352 sayılı yasanın tamamı sitenin açılış sayfası üstde sol tarafta açıklamaları ile birlikte mevcuttur.

  77. emre diyor ki:

    SAYIN CELAL BEY MRB BEN SİZDEN BİŞEY ÖGRENMEK İSTİYORUM HANIMIMIN KREDİ KARTI BORCU VAR ÖDEYEMEDİK CUMA GÜNÜ AVUKAT ARAYIP ÖDEYİN DEDİ BENDE DURUMUMUN OLMADINI SÖYLEDİM FAKAT ALDIRMAYIP DAHADA BASKI YAPMAYA BASLADI BENDE BU MÜBAREK GÜNDE SIKISTIRMAYIN YOK DİYORUM SİZE DÜSENE Bİ TEKMEDE SİZMİ ATIYORSUNUZ DEDİM AVUKATA CEVABI AVUKATIN EVET DÜSENE Bİ TEKMEDE BEN ATIYORUM DEDİ BENDE ALLAH SİZİ BİLDİGİ GİBİ YAPSIN DİYİP TELEFONU KAPADIM BUNLAR EVE HACİZE GELİRMİ CİF EŞYAM YOK EŞYA KALDIRABİLİRMİ SİMDİDEN TESEKKÜRLER.

    • Gerekli bilgileri aşağıda yazdım.Bu tip avukatların malesef Allahı yok.Zaten icra avukatlığını dava avukatı olamayan avukatlar yapar ve kusura bakmasınlar hepside neredeyse rüşvetçidir.Bunu cümle alem bilir.Mafia olmanın kanuni yönünü kullanmaya çalışırlar ama siz sıkı durursanız onlar altdan almaya başlarlar.Sakın üzülmeyin.Adını soyadını bulun ve bulunduğunuz yerdeki savcılığa konuşmalarından dolayı şikayetde bulunun.Ayrıca kişiyi Bimere ve Adalet bakanlığınada şikayet edebilirsiniz.Siz onlar ile uğraşın.
      Borç yeni oluştuysa sonbahardan önce ve size tebligat gelmeden önce gelmezler.Gelen zaten icra memuru olacaktır.Avukatı içeri almayabilirsiniz.Rahat olun evden eşya kaldırma olayı 6352 sayılı yasaya göre bitmiştir.Bırakın sizi arasınlar.Siz onlara kanuni yoldan gerekeni yapın aksi halde sizi şikayet ederim deyin.Diğer bilgilerde aşağıdadır.

  78. HACİZ MEMURU GELİNCE YAPILACAKLAR.

    1. SADECE İCRA MEMURU EVE ALINACAK VE AVUKAT VEYA YARDIMCISI DIŞARIDA KALACAK.YANİ EVE ALINMAYACAK.

    2. İCRA MEMURU EVDE HACİZE DEĞER EŞYA BULUNAMAMIŞTIR DİYE YAZIP ÇIKINCA KENDİSİNE YEŞEKKÜR EDİLECEK VE HOŞÇAKALIN DENİLECEK.

    3. İCRA MEMURU EVDEN EŞYA KALDIRACAĞIZ DERSE ‘’6352 SAYILI YENİ İCRA YASASI BENİM ŞARTLARIMDAKİ EVDEN EŞYA KALDIRILMASINI YASAKLIYOR’’ DİYE KENDİSİNE CEVAP VERİLECEK.

    4. SİZİN DOSYANIZ KANUNDAN ÖNCEDİR DİYE DİRETİRSE KENDİSİNE ‘’GEÇİCİ 10.MADDEDEN BAHSEDİYORSUNUZ AMA O MADDE PARASAL İŞLEMLERDEN BAHSETMEKTEDİR’’ DEYİP DAHA FAZLA ZORLAMAYIN DİYECEKSİNİZ.

    5. HALA BEN HACİZ YAPARIM VE EŞYAYI KALDIRIRIM DİYORSA’’ BEN EŞYALARI KALDIRMANIZA İZİN VERMİYORUM.BANA ZOR KOŞMAYIN.YASAYA AYKIRI HAREKET ETMEYİN ZİRA DEVLET MEMURUSUNUZ.MEMURİYETİNİZİ KÖTÜYE KULLANMANIZDAN DOLAYI AYRICA HAPİS CEZASI İLE YARGILANIRSINIZ.BEN EŞYAYI VERMİYORUM GİDİN BENİ ŞİKAYET EDİN’’ DİYECEKSİNİZ VE KENDİSİNİ UĞURLAYACAKSINIZ.

    6. BÜTÜN BUNLAR OLUŞURKEN MUTLAKA 6352 SAYILI YASA VE İLGİLİ MADDELERİ ELİNİZ ALTINDA BULUNSUN.

    7. KİM VE NE OLURSA OLSUN İCRA MEMURUNUN TUTANAĞINI HİÇBİRSURETDE İMZALAMAYIN.ŞAYET TUTANAK TUTMUŞ VE SİZE VERMEMİŞSE ERTSİ GÜN GİDİP İLGİLİ İCRA MÜDÜRLÜĞÜNDEN ALABİLİRSİNİZ.

  79. Sevgili Dostlar ve icra ile başı dertde olanlara bizzat yaşadıklarımdan öğütler.Benimde 2011 den beri devam eden icra dosyalarım var.
    1. İcra dosyanız açıldı diye sakın telaşa kapılmayın.
    2. Aileniz ile durumunuzu kesinlikle paylaşın ve sakin olun.
    3. İcra tebligatını aldığınız an 7 gün içinde mal beyanında bulunun.
    4. Hukuk dairesinden arandığınızda sizi telaşa sokacak laflar edebilirler.Sakın aldanmayın ve kendilerine hukukun dahilinde hareket etmelerini ve benimde haklarım olduğunu kendilerine hatırlatın ve telefonu kapatın.Fazla rahatsız ederlerse rahatsız edenin adını soyadını öğrenin ve hukuk dairesini bağlı olduğunuz adliyenin savcılığına rahatsız etmelerinden olayı şikayet edin.
    5. Evinize mutlaka geleceklerdir.Geldikleri zaman sadece icra memurunu içeriye alma hakkına sahipsiniz ve sakın ödeyemeyecekseniz taahhüt imzalamayın.
    6. Geldikleri zaman eviniz 6352 sayılı yasanın yeni haciz şartlerına uygunsa evimde 6352 sayılı yasaya göre hacze kabil mal yoktur deyin.Buna rağmen yazım yaparsa hemen ertesi gün itiraz dilekçenizi ilgili hakimliğe verin.Yeni yasa gereği artık eşya kaldırma olmadığı için sadece yazabilirler.
    7. Banka borçları ile ilgili hukuk büroları bundan sonra 3 veya 4 ay ara ile sizi arayıp ödemenizi isterler ve hesabınız bu kadar oldu derler.Şayet ödeme durumunuz düzeldiyse pazarlıklar yapıp ana borca kadar çekebilirsiniz.Veya 2 sene içinde varlık şirketlerine gider ve onlara 5 de 1 rakamına kadar düşürtüp öder ve bu dosyadan kurtulusunuz.
    8. Ödemeleri yapamadıysanız.Üzerinize birşey yoksa ve Allah gecinden versin ölürseniz kalan varislerinize vasiyetiniz olsun 1 ay içinde reddi miras yapsınlarki yarın öbürgün onlara rücu etmesin.
    9. Bütün bunlara gerek kalmayabilir zira 1 veya 2 sene içinde yeni bireysel iflas yasası ile birlikte bu işe sınır gelecek.
    Herkese Rabbim yardım etsin ve geçmiş olsun.

    Bana yeni yasadan sonra 3 ayrı dosyadan geldiler ve hepsi 6352 sayılı yasaya istinaden hacze kabil eşya yoktur diye zabıt tutup gitmişlerdir.Zaten eşyalar benim üzerime değil.Buda ayrı bir olay.Sanırım kanunu okursanız bütün sıkıntılarınızı bir kenara bırakacaksınız.Ayrıca mal candan kıymetli değil.Bırakın ne yaparlarsa yapsınlar.Canınız sağ ve sıhatli olduğunuz müddetçe herşeyi becerebilirsiniz.Kimseden utanmayın ve kimseden çekinmeyin.Ayıp birşey yapmadınız.Bu ülkede 22 milyon icra dosyası var.Yani ülkenin aile olarak 3 de 2 si icralık.

    • hakan diyor ki:

      şu açık ve net açıklamadan ötürü size çok ama çok teşekkür ederim insanı öle bi baskı halinde bırakıyolarki intahar bile bu süreçte başlıyo iallah yar ve yardımcımız olsun…

  80. Umut Ufuk diyor ki:

    Kanunda “LÜX” kelimesi geçmemektedir.”SÜS” kelimesi geçmektedir.Ve kanun kıymetli olanları özellikle belirlemişdir. “ antika ve süs eşyası gibi “ diyerek evde kullanılan eşa değil süs eşyası olanların altını çizmişdir.Ayrıca “Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş” diyerekde kıymetli olanları belirlemişdir. İşte bunlar haczedilebilir.Eşyalar içinse “borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya; aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri” diyerek evde kulalnılan eşyaların haczedilemiyeceğinin altını çizmişdir.Lütfen dikkat “SÜS” olarak duran eşyalar demiyor evde kullanılan eşyalar olarak belirtiyor.Hiçbir kimse kalkıpta bazı eşyalar için bunlar LÜX dür haczedilebilir demesin.Kanunun neresinde LÜX kelimesi geçmektedir.Ayrıyetten LÜX lük bir eşyadan ikitane olması durumda oluşur zaten kanunda buda şu şekilde belirtilmişdir “aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri”Kanun çok açık,diyorki:“Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya; aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri,”

  81. hami diyor ki:

    Merhabalar sevgili arkadaşlar ben de sayın ali kardeşin yandığı dertten muzdaripim denizbanka 13700 tl borcum vardı bu borcu denizban bi varlık şirketine sattığını söyledi varlık şirketi de beni aradı 3350 tl ye borcu kapartalım diyor . Patayı istanbula gelip elden yatırıp borcu yoktur kağıdı alıp icradan üzerimdeki haczi kaldırmak istediğimi söyledim elden tahsilat yapmıyoruz bankaya gidip para yatıracaksın dediler 15 gün içinde biz size ibraname yolalrız diyorlar benim tedirginliğim zaten zor durumdayım borç harç bulacağım 3350 tl yi onlara yatıracağım ama korkum yarın ibraname göndermeyip hacizin kaldırılmamasıdır ne yapmalıyım ne olur bana yardımcı olun

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn.Hami.
      Benzer konu ile ilgili asagida yorumlar bulabilirsiniz.
      Saygilar

    • okan diyor ki:

      ARKADAŞLAR VARLIK ŞİRKETLERİ V.B GİBİ ŞİRKETLERE SAĞLAMA BAĞLAMADAN ÖDEME YAPMAYIM MUHAKKAK BİR AVUKATTAN DESTEK ALIN BİR ARKADAŞIM 9.000 TL BORCA KARŞILIK 2500 TL YATIRIN BORCU KAPATALIM DEDİLER YATIRDI FAKAT DAHA SONRA 5000 TL DAHA İSTEDİLER SN UMUT KARDEŞİNDE DEDİĞİ GİBİ SAĞLAMA ALIN SONRA ÖDEME YAPIN

  82. Umut Ufuk diyor ki:

    Av. Talih Uyar: İcra ve İflas Kanunu Değişiyor
    Adana Barosu’nca gerçekleştirilen ve Av. Talih Uyar’ın konuk olduğu ‘İcra ve İflas Yasasındaki son değişiklikler ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Kararları’ konulu konferans Baro Tesisleri’ndeki Konferans salonunda avukatların yoğun bir ilgisiyle yapıldı.

    Seminerden kısa notlar;

    – İİK.madde 8:İcra müdürünün kararları gerekçeli olmalıdır.(özellikle red kararaları)
    – Gemi hacizleri:Gemi siciline kayıtlı olanlar taşınmazlar gibi, sicile kayıtlı olmayanlar menkuller gibi haczedilir.
    – Yabancı devletler aleyhine sadece ilamlı takip yapılabilir
    – Haczedilen mevduatlar ve istihkaklar menkul hükmünde olup menkuller için öngörülmüş olan 6 aylık satış isteme süresi içerisinde bir müzekkere ile haczedilen para dosyaya istenilmez ise haciz düşecektir
    – Satış talep ettikten sonra satış kararı aldırmayalım.Aldırdık ise bu kararın tarafımıza tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içerisinde satış avansı yatırılmaz ise HACİZ DÜŞECEKTİR.
    – Elektronik teklif satış gününden önceki gün saat 24.00 a kadar %20 pey akçesi depo edilmek suretiyle muhammen bedelin en az %50 si ve satış masraflarını teklif etmek suretiyle yapılabilecektir
    – Menkullerde iki satış arasında en az 10 taşınmazlarda en az 20 gün olmak zorundadır
    – Öğle tatili saatinde satış olabilir
    – İcra katibi satış yapabilir
    – Taşınmaz satışlarında tapudaki adresin yanı sıra mernis deki adrese de satış ilanı kıymet taktiri tebliğ edilmelidir.
    – İflasın Ertelenmesi kararı kira alacaklarını da bağlar
    – İflasın Ertelenmesi davasında tensiple birlikte kayyum atanmalıdır
    – İstihkak davalarında yetkili yer mahkemesi genel yetki gereği davalının ikametgahıdır.Haczin yapıldığı yer mahkemesini de yetkili kılan eski HUMK 512. Maddenin yeni HMK da karşılığı olmadığından bu yetki kuralı kalkmıştır.
    – İİK.md.169/a (kambiyo takiplerinde icra mahkemesinde imzaya, borca itiraz davalarında) gereği dava sonunda takibin durdurulması kararı verilir. Bu karar kesinleşince ancak daha önceden icra dosyasından konulmuş haciz vs. varsa kalkar
    – İİK da ceza maddelerinin karşılığında disiplin veya tazyik hapsi yazmıyor sadece hapiz cezası verilir yazıyorsa bu cezalar paraya çevrilebilir.
    – Yargıtay 8.HD.İstihkak davaları, ilamlı takipler, ipotekli takipler
    12.HD.İcra hukuku genel davalar
    17.HD.Tasarrufun iptalleri
    11.CD.İcra suçlarına ilişkin davalara bakıyor
    – BK.19 madde uyarınca muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası aranmaz.Genel yetki gereği taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde veya davalının ikametgahında açılır
    – Tasarrufun iptali davalarında tedbir istense dahi ihtiyati haciz kararı verilmelidir. 17.HD.24.9.2012 tarihli kararı.
    – T.iptalinde asliye hukuk yetkili
    – Kıymet taktirine itiraz olsa dahi satış isteme süreleri içerisinde satış talep edilmeli ve avans yatmalıdır. Aksi halde süreler geçmişse haciz düşer
    – HMK 209 gereği sahteliği ileri sürelen adi belgede herhangi bir işleme esas olmaz Bu nedenle imzaya menfi tespit ile itiraz edildiğinde teminatsız takibin durması gerekir.Ceza davası açılırsa icra dairesine buna ilişkin belge ibrazında icra dairesi işlemleri durdurması gerekir.19 hd kararı teminatsız tedbir verilir diyor.
    – Tedbire ilişkin kararlar tek başına temyiz edilebilir.

    – İİK.madde 8:İcra müdürünün kararları gerekçeli olmalıdır.(özellikle red kararaları)
    – Gemi hacizleri:Gemi siciline kayıtlı olanlar taşınmazlar gibi, sicile kayıtlı olmayanlar menkuller gibi haczedilir.
    – Yabancı devletler aleyhine sadece ilamlı takip yapılabilir
    – Haczedilen mevduatlar ve istihkaklar menkul hükmünde olup menkuller için öngörülmüş olan 6 aylık satış isteme süresi içerisinde bir müzekkere ile haczedilen para dosyaya istenilmez ise haciz düşecektir
    – Satış talep ettikten sonra satış kararı aldırmayalım.Aldırdık ise bu kararın tarafımıza tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içerisinde satış avansı yatırılmaz ise HACİZ DÜŞECEKTİR.
    – Elektronik teklif satış gününden önceki gün saat 24.00 a kadar %20 pey akçesi depo edilmek suretiyle muhammen bedelin en az %50 si ve satış masraflarını teklif etmek suretiyle yapılabilecektir
    – Menkullerde iki satış arasında en az 10 taşınmazlarda en az 20 gün olmak zorundadır
    – Öğle tatili saatinde satış olabilir
    – İcra katibi satış yapabilir
    – Taşınmaz satışlarında tapudaki adresin yanı sıra mernis deki adrese de satış ilanı kıymet taktiri tebliğ edilmelidir.
    – İflasın Ertelenmesi kararı kira alacaklarını da bağlar
    – İflasın Ertelenmesi davasında tensiple birlikte kayyum atanmalıdır
    – İstihkak davalarında yetkili yer mahkemesi genel yetki gereği davalının ikametgahıdır.Haczin yapıldığı yer mahkemesini de yetkili kılan eski HUMK 512. Maddenin yeni HMK da karşılığı olmadığından bu yetki kuralı kalkmıştır.
    – İİK.md.169/a (kambiyo takiplerinde icra mahkemesinde imzaya, borca itiraz davalarında) gereği dava sonunda takibin durdurulması kararı verilir. Bu karar kesinleşince ancak daha önceden icra dosyasından konulmuş haciz vs. varsa kalkar
    – İİK da ceza maddelerinin karşılığında disiplin veya tazyik hapsi yazmıyor sadece hapiz cezası verilir yazıyorsa bu cezalar paraya çevrilebilir.
    – Yargıtay 8.HD.İstihkak davaları, ilamlı takipler, ipotekli takipler
    12.HD.İcra hukuku genel davalar
    17.HD.Tasarrufun iptalleri
    11.CD.İcra suçlarına ilişkin davalara bakıyor
    – BK.19 madde uyarınca muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası aranmaz.Genel yetki gereği taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde veya davalının ikametgahında açılır
    – Tasarrufun iptali davalarında tedbir istense dahi ihtiyati haciz kararı verilmelidir. 17.HD.24.9.2012 tarihli kararı.
    – T.iptalinde asliye hukuk yetkili
    – Kıymet taktirine itiraz olsa dahi satış isteme süreleri içerisinde satış talep edilmeli ve avans yatmalıdır. Aksi halde süreler geçmişse haciz düşer
    – HMK 209 gereği sahteliği ileri sürelen adi belgede herhangi bir işleme esas olmaz Bu nedenle imzaya menfi tespit ile itiraz edildiğinde teminatsız takibin durması gerekir.Ceza davası açılırsa icra dairesine buna ilişkin belge ibrazında icra dairesi işlemleri durdurması gerekir.19 hd kararı teminatsız tedbir verilir diyor.
    – Tedbire ilişkin kararlar tek başına temyiz edilebilir.

  83. ali diyor ki:

    Öncelikle burada verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkür ederim. Benim de iki sorum olacak – bunları da yanıtlayabilirseniz bana çok yardımcı olacaksınız.
    Benim daha önce yaşadığım bazı sorunlardan dolayı 2000 yılından kalan kredi kartı borçlarım var. Toplamda 3 banka söz konusu. Miktarlar ise yaklaşık 1000-1200 TL, 200-300 TL, 700-800 TL.
    İlk iki banka zaten TMSF’ye devredilmiş. Buradan bana bir avukat ulaştı ve anlaşmak istedi. 20.000 TL üzerinde borcunuz var, ancak birini 2500 TL, diğerini de 1000 TL’ye kapatabiliriz dedi. Ancak yazılı anlaşma yapmak istediğimde yanaşmadı. Sadece hesabımıza yatırmanız gerekir dedi. Ve taksitlendirmeye de yanaşmadı.
    Üçüncü banka ise varlık yönetim şirketine devretmiş. Onlar da yaklaşık 20000 TL borcunuz var ama 2000 TL civarında kapatabiliriz dediler. Ancak onlarda yazılı anlaşma yapmaya yanaşmıyorlar.
    Benim yazılı anlaşma istememin sebebi ileride herhangi bir sorun olursa (tekrar para istenmesi gibi) bunu ispatlayabileyim.
    (Haciz getiremiyorlar çünkü mal varlığım yok ve sigortam yok. Ama ben ödeyip kapatmak istiyorum.)

    Sorularım şunlar:
    1. Yazılı anlaşma istemekte haksızmıyım – İleride başıma bundan dolayı başka sorunlar gelir mi?
    2. Anlaşmak istedikleri rakamlar sizce makul mu? Yukarıda diğer bir yorumda daha düşük rakamlar tavsiye ettiğinizi gördüm.

    Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler.

    • okan diyor ki:

      sn ali kardeş çok fazla bilgim yok bildiğim kadarını aktarayım borçu kapattığına dair ibraname alman gerek diye biliyorum yinede daha bilgili bir arkadaş cevaplarsa bende bilgi sahibi olurum benim başımdada aynı konular var geçmiş olsun ödeme yapacağın zaman bir avukattan bilgi alırsan iyi olur

      • ayhan tasli diyor ki:

        mrb ben devlet memuruyum evlenmeyi dndm bayanda devlet memuru fakat onun istenmeyen sebeplerden malesef bankalara borcu ve maanda haciz var ayrca varlk irketlerine devrolmu bir borcu daha var eer evlenirsek bende bortan sorumlumuyum beraber yaadmz yere haciz gelirmi risk nedir renebilirmiyim sayglarmla

        Date: Fri, 12 Jul 2013 16:01:48 +0000
        To: ayhantasli@hotmail.com

        • Umut Ufuk diyor ki:

          Sn.Ali,
          Varlik sirketleri bilindigi gibi dusuk miktarlarda bankadaki borclarinizi almaktadir.amaclari ise alinan miktarin uzerine kar payi koyarak borcludan borcun odenmesini ister.bu durum hem alacakli hemde borclu tarafindan iyi bir durum.borcunuzun uzerine binen haksiz faaizlerden kurtularak borcu odeme imkani olusmaktadir.varlik sirketleri elden tahsil yapmamaktalar bu dogru.eger sozlesmeye yanasmiyorlarsa kendilerinde borc miktarinizi dosya numaranizi yazan bir tebligkat isteye bilirsiniz.bu bildirgede borcmiktariniz dosya numaraniz tazacagi gibi bu miktar odendiginde borcunuz kapanacagi ortaya cikmis olur.eger ama lari borcun kapatilmasini istemekse sozlesme yapmiyorlarsa boyle bildirge verirler.

          • Umut Ufuk diyor ki:

            Sn.Ayhan,
            Haciz islemi yalnizca borcliya yonelikdir.herkez kendi borcundan sorumludur.bir sahsin borcundan dolayi esinin kazancina,ayligina haciz gelmez.eve yapilan haciz islemide borclunun ikametgah ettigi adrese yapilmaktadir.ikamet edilen ev ortak yasam alani oldugu icin borclu ile haciz islemi yapilir,muhafaza degil.muhafaza islemi 6352 sayila yasa dogrultusunda yapilir.ayni amacla kullanilan ikinci bir esya varsa ikincisi alacaksi ister ise muhafaza altina alinir.

  84. Umut Ufuk diyor ki:

    Yargıtay; Banka maaş hesabına haciz olmadan bloke konulamaz
    YARGITAY 11. Hukuk Dairesi ESAS NO : 2012/5840 KARAR NO : 2013/236
    Taraflar arasında görülen davada …3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.09.2011 tarih ve 2010/330-2011/249 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
    Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın …Şubesi’nde maaş hesabının bulunduğunu, bu hesaba yatan maaşı üzerine, icra memurluğunca verilmiş herhangi bir karar olmamasına karşın davalı bankanın 2009 yılı Ocak ayından itibaren müvekkilinin kefil olduğu kredi borcunun ödenmemesi gerekçesiyle bloke koyduğunu, maaş hesabının tamamının üzerine bloke konulmasının İİK’nun 83/2. maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, müvekkilinin maaş hesabı üzerine konulan blokenin kaldırılmasına, 28.899 TL’nın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde, davacının bankada bulunan mevduatları ve alacakları üzerinde bankanın rehin, hapis ve mahsup hakkının bulunduğuna ilişkin hüküm olduğunu, müvekkilinin bu hüküm uyarınca işlem yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın kefili olduğu kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı bankanın davacıya yönelme hakkının bulunduğu, kredi sözleşmesinde davacının bankada bulunan hesaplarına bloke konulmasına ilişkin hüküm bulunmakta ise de bu hükme dayalı olarak davacının tek geçim kaynağı olan maaşının tamamının bloke edilerek geçim kaynağının yok edilmesinin kabul edilemeyeceği, İİK hükümleri uyarınca maaşların ancak kısmen haczedilebileceği ve bu kısmın da 1/4 den az olamayacağı, davacının gelir durumu ve sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında yapılan bloke işleminin maaşın 1/4’ünü geçmeyecek şekilde uygulanmasının uygun görüldüğü, fazlaya ilişkin bloke işleminin yerinde olmadığı, istirdat istemi yönünden ise yapılan kesinti işlemlerinin icraya yönelik bir işlem olmaları, kredi alacağının halen tamamının tahsil edilmemiş olması, hukuka uygun olmayan şekilde uygulanan bloke işlemleri ile tahsil edilen miktarların da alacak aslının belli bir kısmına tekabül etmesi ve uygulanan kesinti miktarını düzenleyici mahkeme kararının ancak karar tarihinden sonra uygulanabilecek nitelikte bulunması karşısında talebin yerinde olmadığı gerekçesiyle istirdat isteminin reddine, davacının maaşından yapılan kesintinin, maaşının 1/4’ünü geçmeyecek şekilde uygulanmasına karar verilmiştir.
    Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
    1- Dava, davacının maaş hesabı üzerine konulan blokenin kaldırılması ve bu yolla tahsil edilen paranın isdirdadı istemine ilişkindir. İİK’nun 83. maddesi uyarınca maaşların kısmen haczi mümkün olup haczedilecek kısım maaşın ¼’ünden aşağı olamaz. Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların haciz olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir. O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼’ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını bloke etmesi hukuki dayanaktan yoksundur.
    Esasen bu hususlar mahkemenin de kabulünde bulunmaktadır. Ancak, mahkemece davalının yaptığı kesintinin icraya yönelik olması, kredi alacağının tamamının tahsil edilmemiş bulunması, kesinti miktarını düzenleyen mahkeme kararının ancak karar tarihinden sonra uygulanabileceği gerekçesiyle istirdat istemi reddedilmiştir. Yapılan bu değerlendirme dosya içeriği ile uyuşmamaktadır. Zira, davalı tarafın davacının maaşının tamamını bloke etmesinin yasal dayanağı olmadığına göre davalının haksız biçimde tahsil ettiği parayı iade etmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
    2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
    SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

    • muzafferkurt diyor ki:

      öncelikle bilgilendirme sitesi için teşkkürler..sizden yardımınızı istediğim konu kısaca şöyle 1999 yılında icra dosyası açılmış yapı kredi kart ve brysel kredi borcum bulunmakta. bu icra dosyalarımı banka farklı varlık şirketlerine devretmiş. bana tlf. ile ulaştılar varlık şirketlerini işsiz olduğumu ve ödeme imkanımın bulunmadığını bildirdim.haciz koyabilecekleri gayri menkul ve maaşım yok ev eşyalarım haricinde. bana msj gönderiyorla haciz işlemlerine başlanacaktır diye. 1- ev eşyarıma haciz yapılabilirmi yeni kanuna göre 2- 1999 da açılan icra takip dosyamın zaman aşım süresi varmı yoksa bir ömür boyu bu varlık girişim diye bilinen çöp balıklarına borçlumu kaacağım. ilginize teşekkürler bilginize ve emeğinize sağlık

      • Umut Ufuk diyor ki:

        Sn.Muzaffer,
        Zaman asimi icra dosyalarinda olmamaktadir.ev haczi ile ilgili islemler6352sayili yasadogrultusunda yapilmaktadir.bununla ilgili sitede bir cok paylasom mevcuttur bilgi edinebilirsiniz

    • Yeni ses diyor ki:

      Sn: Umut Ufuk ve Sn: Celal Toparlaklı: Samsun da yaşanan bir haciz olayını sizlere sormak istiyorum cevap verirseniz çok sevinirim. Memur ve avukat hacize geliyor. Evde 1 adet olan masa üstü bilgisayar ve monitörü haciz olarak yazıyor ve gidiyor. Gerekçe ise evde okuyan bir öğrencinin olmamasıdır. ve bilgisayar borçlunun eşine ait olan bir bilgisayar, faturası da gösterildiği halde haciz yazılıyor ve borçlunun eşi istikak davası açıyor. Böyle bir durum olabilir mi? Evde bir adet olan bilgisayar okuyan öğrenci yok diye haciz edilebilir mi? Böyle bir durumu samsun icra mahkemesi ve icra dairesi nasıl kabul eder? Ev de ki Eşyaların 2.si haczedilir diye biliyoruz… Bizi aydınlatabilirmisiniz….. Şimdiden teşekkür ederim….. Samsun Yenises

      • Umut Ufuk diyor ki:

        Sn.Yenises,
        Saygideger abimiz Celal Beyinde belirttigi gibi bazen uygulamalarda. Kasitli yada kasitsiz yanlisliklar yapilmaktadir.Adelet bakanligina,bimere sikayette bulunabilirsiniz.Diger bir acidan baktigimizda bir PC nin haczedilmesi ile ne alacakli onun satisi ile alacagini alabilir nede borclu onun satisi ile borcunu odeyebilir.yeni bir Pc 300tl civarinda ikinciel ise 100 ila 150tl. Pekiya bunun icin odenecek depo parasi ? Bu Pc onu bile karsilamamakta kaldiki borcu odesin.amac borcun tahsilati ise yasalar dogrultusunda hareket etmek ise.bu islemle ne ortaya cikmis oluyor sizce……

    • Yeni ses diyor ki:

      Sn: Umut Ufuk ve Sn: Celal Toparlaklı: Samsun da yaşanan bir haciz olayını sizlere sormak istiyorum cevap verirseniz çok sevinirim. Memur ve avukat hacize geliyor. Evde 1 adet olan masa üstü bilgisayar ve monitörü haciz olarak yazıyor ve gidiyor. Gerekçe ise evde okuyan bir öğrencinin olmamasıdır. ve bilgisayar borçlunun eşine ait olan bir bilgisayar, faturası da gösterildiği halde haciz yazılıyor ve borçlunun eşi istikak davası açıyor. Böyle bir durum olabilir mi? Evde bir adet olan bilgisayar okuyan öğrenci yok diye haciz edilebilir mi? Böyle bir durumu samsun icra mahkemesi ve icra dairesi nasıl kabul eder? Ev de ki Eşyaların 2.si haczedilir diye biliyoruz… Bizi aydınlatabilirmisiniz….. Şimdiden teşekkür ederim….. Samsun Yenises

      Cevapla

      • Böyle saçma sapan bir haciz vesikasına herkes güler.Sadece yazmış olduğundan dolayı hakimde poposuyla gülecektir.İcra memuruda alacaklı avukatıda danışıklı döğüş yapmışlardır.Bimere vesikaını eki ile şikayetde bulunun gereken düzeltilir.Üstüme üstlük o icra memurunada ikaz gelir.Bu tip olaylar artık büyük şehirlerde kalmadı ama sanırım Samsunu hala kasaba gören memur zihniyeti var.Kısacası icra avukatları son nefeslerini veriyorlar.Seneye icra avukatlığı diye bir meslek kalmayabilir ve kalanlarda zaten kendilerini ifşa edemeyen tipler olacaktır.Bireysel iflas ve yepyeni Avrupai icra iflas yasası hazırlanıyor.

        • Yeni ses diyor ki:

          İcra Hakimi haczi kabul etmiş sn toparlaklı, dava sürüyor 17/09/2013 tarihine ertelendi. Şu aşamada hakime yapılacak bir durum yok sanırım. Hakime bilgisayarın faturası ibraz edildiği halde faturayı kesen firmayı yani bilgisayarı satan firmayı duruşmaya çağırdı. Bence Samsun İcra Mahkemelerinde sorun var….. Su durumda neler yapmalıyız?

          • Adalet bakanlığına ve Bimere şikayet edin.Gerekeni yaparlar.Olayda rüşvet kokusu alyorum.Sanırım adalet bakanlığıda bu kokuyu alır.Biliyorsunuz bizde palalı adamı tutuksuz yargılatan hakimler olduğu gibi en fazla 500 tl lik bs.için duruşmayı uzatıp borçluyu daha fazla sıkıntılara sokmak isteyen hakimlerde olur ama kusura bakmasınlar bu ülke sahipsiz değil.

  85. Umut Ufuk diyor ki:

    Avukat katibinin haciz mahallinde bulunması, eve girmesi suç mudur? Avukatlar tüm hacizlerde bulunamayacağına göre bu sorun nasıl çözülebilir
    ZABIT TUTMA VE HACİZ TUTANAĞININ TEBLİĞİ :
    (Değişik madde: 18/02/1965 – 538/102 md.)

    Haczi icra eden memur bir tutanak düzenler. Bunda haczolunan şeyler ve kıymetleri gösterilir ve derhal icra dairesine verilir.
    İcra dairesi, ihtiyati haciz tutanağının birer suretini üç gün içinde haciz sırasında hazır bulunmayan alacaklı ve borçluya ve icabında üçüncü şahsa tebliğ eder.
    2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun İhtiyati Haciz ile ilgili ‘Zabıt tutma ve haciz tutanağının tebliği’ kenar başlıklı 262/2. maddede ise, “İcra dairesi, ihtiyati haciz tutanağının birer suretini üç gün içinde haciz sırasında hazır bulunmayan alacaklı ve borçluya ve icabında üçüncü şahsa tebliğ eder’ denilmiştir.
    Gerek avukatların genel yetkileri gerekse de İcra İflas Kanunu uyarınca haciz sırasında alacaklı vekilinin de hazır bulunabileceği, hukuki statüsünün ise “hazirun” olacağı hükme bağlandığı yorum yolu ile düşünülsede,Ancak hazirunun haciz mahalli icersinde bulunması hukuka uygun değil. O sebeple hazirun kabul edilemez. Avukat veya stajyer avukat olmayan biri haczin evrak işlerini yapabilir, harçlarını yatırabilir vesair ama haciz mahali icersinde bulunamaz.
    Bir görüşe göre(ÜSTÜNDAĞ S. İcra Hukuku s.166-SEVİĞ, V.R. Açıklamalı İcra ve İflas Kanunu. C:2 sh:59)alacaklının haciz sırasında hazır bulunmayı talebe hakkı yoktur. Onun bütün rolü borçlunun haciz edilebilecek mallarına dair bilgi ve masrafları vermekten ibarettir.

    Diğer bir görüşe göre ise(ANSAY. Ş. Hukuk, İcra ve İflas Usulleri. Sh:73) alacaklı, çıkarlarının gözetilmesi bakımından zorunlu veya faydalı ise, hacizde bulundurulmalıdır.

    son bir görüşe göre ise,(KURU, B. İcra ve İflas Hukuku, C:1, sh:672-POSTACIOĞLU, İ a.g.e sh:299) hukukumuzda alacaklı haciz sırasında bulunma hakkına sahiptir. Nitekim İİY. Mad.103, 88/II bu görüşü doğrulamaktadır. Ancak, borçlunun borca yetecek kadar malını bildirmiş olduğu ve bu malların haczi ile, borcun karşılanacağının anlaşıldığı hallerde; borçlunun, alacaklısını veya vekilini ev, dükkan gibi kapalı yerlerine sokmamak kabul edilebilir. Kanımızca, son görüşte isabet vardır. Gerçekten mal beyanı olarak örneğin borcu masrafları ile birlikte karşılamaya yetecek kadar belirli bir bankada hesabı olduğunu bildiren borçlunun ev veya işyerine alacaklının istemi üzerine hacze gidilmesi hatalı olacağı gibi, alacaklının bu hacizde hazır bulunmak istemesine de borçlu karşı koyabilmelidir.” TALİH UYAR, İcra Hukukunda Haciz-1990 Sh:200
    Baki Kuru hocanın dayandığı 88 ve 103. maddeleri çok zorlama bir yorum.

    Alacaklı vekilinin haciz esnasında bulunabileceği, ancak borçlu tarafından haciz mahallini terk etmesi istendiğinde de oradan ayrılması gerektiğini düşünüyorum. Haciz için açılan talep nedir? “…borca yeter miktarda menkul haczi ve muhafazası yapılması…” Vekil olarak talebi yapar ve işin gerçekleştirilme kısmını icra memuruna bırakılır. Vekil olarak haciz mahalline gidiş amacıda borçlu ile görüşmek, belki anlaşmak, hatta tahsilat yapabilmektir. O yüzden haciz mahallindeki avukatın, görevi başındaki memur olarak nitelendirilemez. Görevini ifa eden icra memuru ödeme yapan borçlunun parasını dosyaya alır, geri kalan miktar için işlemine de devam eder. Oysa vekil orada ise belki muhafaza işleminden vazgeçebilir. Memurun yasadan kaynaklı haciz mahallinde bulunma hakkı varken alacaklının yahut vekilinin bulunma zorunluluğu olduğu kanısında değilim.Zaten yeni düzenleme ilede buna işaret ettiği görülmektedir.

    Vekaleten duruşmaya girmek nasıl avukat olmayı gerektiriyorsa haciz yapabilmekte avukat olmayı gerektirir.
    Bir gün bir düzenleme yapıp avukatlık görevinin bu yetkiyi elinde bulundurmayan katiplere verilebileceği öngörülse sanırım hiç hoş olmaz.

    ANAYASA.
    KONUT DOKUNULMAZLIĞI
    Madde 21.- Kimsenin konutuna dokunulamaz. Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.

    Katilin veya Disiplin hapsi cezasına çarptırılan birinin bile yakalanması için hakim kararı gerekirken BİR PARÇA EŞYANIN haczi için konut dokunulmazlığının çiğnenmesi garip değil mi?Anayasa ile korunan bir hakkın kanunla da düzenlenmesinde yarar olmalı. Yoksa konutlar sosyal hayatın bir parçası olur.

    ESAS SIKINTI BURADA BAŞLIYOR;1136,Avukatlık Kanunu MADDE 1 Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir.
    (Değişik : 2/5/2001 – 4667/1 md.) Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.

    Zaten sıkıntılar avukatlığın tanımlandığı Avukatlık Kanunu m.1’deki tarifle başlıyor ve devam ediyor. Hem kamu hizmeti hem serbest meslek yapmak nasıl olabiliyorsa.?
    MADEMKİ BU BÖYLE OLA BİLİYORSA.savcılık sanık veya sanıkların TCK 265/2 den yargılanmaları için dava açsa dahi. Ancak yargılama sonunda mahkeme sanıkların 265/1 den cezalandırılmalarına hükmetmesi gerekir.”herne kadar iddianame ile 5237 sayılı TCK nın 265/2 maddesi uygulanması talep ediliyor ise de, burada muhafaza altına alma görevini yapma işlemi icra memuruna ait olup alacaklı vekili olan müşteki avukatın işlem sırasında sadece hazır bulunan sıfatında olup zaten burada’da sanıklarca amaç malların kaldırılmasını engellemek olduğundan, belirtilen fiillerle icra memurunun işlemini yapması engellenmiş olacağından eylem 5237 s. TCK nın 265/1 kapsamında olduğu göz önüne alınıp düşünülerek karar verilmesi gerekir.

    İcradanet sayfasından bilgi amaçlı olması gözetilerek alınmıştır.

  86. Umut Ufuk diyor ki:

    Bireysel iflas sistemi ile bir çok kişi topluma kazandırılabilir.

    Bir lira borç için insanlar yıllarca süründürülüyor.Belirli limitlerde ki borçlar için bir yıllık süre tanınmalı ve takipler beş yıllık sürede sonuçlanmalı, her ne suretle olursa olsun alacak takipleri beş yıl içinde sona ermelidir. Yüksek miktarda ki borçlarda biraz daha reforme ederek mevcut sistem uygulanmalıdır.Küçük miktarda bir borç için icra takibine uğrayan ve borcu yıllarca şişen vatandaşların durumu ortada. Vatandaşın borcu milyarlara çıkıyor, evine haciz geliyor ve belkide taahhüt ettiği bu borç için “taahhüdü ihlal” den 3 ay hapis yatıyor. işini kaybediyor, eşi mağdur, çocukları mağdur, belkide çocukları yurda veriliyor, eşinden ayrılıyor ve son derece tehlikeli bir insan vasfını alıyor.
    Kendi de çalışmıyor, belkide hırsızlıkla geçiniyor. Ve bütün bu olumsuzlukların altında ödenemeyen o küçük miktardaki borç yatıyor.
    Bir suçlunun ise yığınla sabıkası var ama 5 yıllık süre dolduğunda sabıkası tertemiz oluyor. Hepsi zaman aşımına uğruyor. Ama ödenemeyen küçük bir borç meselesi yıllarca sürebiliyor.

    Nedir bireysel iflas;

    Kişi bireysel iflas talebinde bulunur fakat bunun kararını kararı mahkemelerce verilecekdir.Tabiki bununla ilgili bazı şartlar öngörülecekdir.Örneğin,kişi çalışıyor ve aldığı maaş geçimini ancak sağlıyorsa hakkında her hangibir icra takibi yapılmayacakdır.
    Ayrıca iflası kabul olmuş,iflasını açıklamış kişi uyması gereken kurallar ile karşı karşıya gelecekdir.10 yıl boyunca kara listede olacakdır.Hiç bir bankadan kredi çekemez,mal varlığı edinemez,vs.
    İflas eden kişinin gerekli tüm bilgileri ve iflası elektronik ortamda Banka kuruluşlarına ve icra müdürlüklerine bildirilecekdir.Ayrıca, İflasını açıklamış kişi, farklı şekilde borçlanır ve bu borcunu ödemezse Türk Ceza Kanununun ilgili hükümlerince cezalandırılabilecek.
    Ülkemizde bireylerin iflası sadece borç ödemeden aciz belgesi alınması ve ona bağlı olarak bir kısım kısıntılar getirilmesi şeklinde oluyor.

    ACIZLIK BELGESI;
    Borcunu ödeyemeyen borçlunun,alacaklının talebi üzerine icra dairesince verilen belgedir.
    BORÇ ÖDEMEDEN ACİZ VESİKASI:
    Madde 143 – Alacaklı alacağının tamamını alamamış ve aciz vesikası düzenlenmesi için gerekli şartlar yerine gelmişse, icra dairesi kalan miktar için hemen bir aciz vesikası düzenleyip alacaklıya ve bir suretini de borçluya verir;bu belgeler hiçbir harç ve vergiye tabi değildir.. …
    aciz vesikası,birinci olarak, haczedilen mallar satılır ve alacaklı veya alacaklılara satış sonrası elde edilen bedel paylaştırılır ve bundan sonra alacağını tamamen alamamış olan alacaklıya kesin aciz vesikası düzenlenir (m.143/I). İkinci olarak haciz sırasında borçlunun haczi kabil hiçbir malı bulunmazsa, bu durumu tespit eden haciz tutanağı 143. Maddeye göre kesin aciz vesikası hükmündedir. Bu durumda alacaklıya ayrıca aciz vesikası düzenlenerek verilmez.
    KESİN ACİZ VESİKASININ HÜKÜMLERİ
    a) Elinde aciz vesikası bulunan alacaklı daha sonra borçluya takip yaptığında borçlu borca itiraz ederse, alacaklı aciz vesikasına dayanarak icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep edebilir. Çünkü 68. Maddeye göre belge niteliğinde olan bir belgedir. b) Alacaklı aciz vesikasını aldığı tarihten itibaren bir yıl içinde tekrar takip yapmak isterse borçluya yeniden ödeme emri göndertmesine gerek yoktur (m. 143/II). c) Alacaklı elindeki aciz vesikasına dayanarak iptal davası açabilir(m.143,277,b.1). Aciz vesikası iptal davasının özel dava koşuludur. Elinde aciz vesikası olmayan alacaklı iptal davası açamaz. Açarsa dava şartı eksikliğinden iptal davasının reddi gerekir. d) Alacaklıyı zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksiltmek (m.331), gerçeğe aykırı beyanda bulunma (m.338) gibi icra ceza hukuku açısından sonuçlar doğurabilmesi için alacaklının elinde aciz vesikası bulunması gerekmektedir. e) Aciz vesikası alacaklıya bir başka alacaklının koydurduğu hacze iştirak imkanı verir. (m.100,1,b.1) f) Her ilde Adalet Bakanlığı tarafından görevlendirilen icra dairesinde aciz vesikası sicili tutulur. Aciz vesikası düzenleyen icra dairesi bir nüshasını da bu sicili tutan icra dairesine gönderir. Bu sicil alenidir. Tüm ilgililer bu sicillere bakarak bilgi edinebilirler

  87. Umut Ufuk diyor ki:

    Değerli Arkadaşlar,

    Şimdiye kadar hapis ile haciz ile bir yol katedılememısdır bu apaçık ortada.Tek yol Avrupa ülkelerinde olduğu gibi geliri ölçüsünde kart vermek,Çeki maksadında kullanmak. Her önüne gelene çek verirseniz,çek nakir demek,çeki amacı dışında kullanırsanız,(12 ay vade gibi), her önüne gelene kart verirseniz,gelirini bildiğiniz halde borç batağına düşmesi için limit arttırırsanız, sonuçlar vahim olur.

    Alacaklının muhatabı ceza evinde olması nedeni ile alacağını tahsili için hiçbir imkân kalmamıştır. Kişinin ceza evinde olması artık tüm yolların kapandığını ceza evindeki kişinin çalışması toparlanması borç tedarik etmesi imkânsız olduğundan alacaklının alacağından ümidini kesmesiyle tam anlamıyla mağdur edildiği görülmektedir.

    Hükümlü alacakların yüzde doksanının polis tarafından tahsil edildiği bu sistem başka hiçbir ülkede yer almayan tamamen bize özgü bir durumdur. Yani esasen mahkeme memurlarının yapması gerekeni polis memurları yapmaktadır. “Mazbata Sistemi” dediğimiz bu olay çağdaş ülkelerde yasaklanmıştır. Yani bugün hemen hemen hiçbir ülkede insanlar borcundan kaynaklanan bir nedenden dolayı karşısında polis görmemekte, hapse atılmamaktadır. Bizde ise buna tam gaz devam edilmektedir. İcrasız adalet sisteminin bizi getirdiği nokta işte budur.

    Bu sistemde alacaklı alacağını alamaz, borçlunun borcu da faizlerle ödenemeyecek rakamlara ulaşır

    Malasef 15 milyondan fazla icradosyası mevcut.Borç geneline baktığımızda 55 milyon kişi borçlu görünmekde.Bunların içinde yasal takibe düşmüş ve düşmemiş kişiler mevcut.Türkeye nüfusuna göre kıyaslama yaparsak her 4 kişide 3′ü borçlu.Buda şunu göstermekde.Olaylara temelinden mücadale edilmediği için bu sayı azalamamaktadır.

    Bankaların Konya duyarlılıkları apaçık ortada; Aylık geliri 720TL olan bir çalışana 15.000TL kart limiti vermekde üstüne birde kredi vermekle bu kişiye borç batağına itmektedir.Peki bunların hiçmi suçu yok?Haberi bile olmadan evine kredikartı gönderenlerin hiçmi suçu yok?.Başlangıç olarak Avrupa ülkelerinde olduğu gibi gelirleri karşısında kart ve kredi verilmeli.Amaç vatandaşa işlerinde yardım olmalı.

    Çek konusuna gelindiğinde,öncelikle taşın altına elini banka koymalı çekde teminat olmalı,böylece önüne gelene veremezler.Ayrıca çek kullanıcılarıda çeki maksadı dışında kullanmamalı.

    Bazı kişilerin yorumlarında; ” Çekde hapis cezası kalktı,çekde patlama yaşandı” Bu konuyu gerçek anlamda incelemiş olsalar aslında çekde çok büyük patlamanın olmadığını ve bu meydana gelen artışında kalkan hapis cezasından olmadığını görecekler.
    Blindiği gibi ülkemizde gerilere gidildiğinde ve halen çeke hapis cezasının olduğu dönemlere, çekdeki patlama bir dönem %65 lere ulaşmışdı.Sorarım şimdi hapis cezasıda vardı neden durum bu kadar vahimdi.Mademki Hapis cezası bu kadar etkiliydide.Sonra bir dönem %40-45 lere geriledi. Şuan ise %50 civarında. Sonuç olarak Hapizcezasının değil ekonomik koşulların etki ettiğini görmekdeyiz.Tabiki Bazıları bu aradaki pastadan payını alamadıkları için menfaatleri doğrultusunda konuyu değerlendirmekdeler.

    Borç ve alacak olarak her iki taraftan bakıldığında söz konusu kanunların TAAHHÜT İHLALİNİ caydırıcılık özelliği olmadığı görülmektedir. Cezanın idam olması halinde bile insan oğlunun yoktan var etme özelliği olmadığı göz önüne alınırsa anapara borcunu dahi ödeyemeyen insanlar 4-5 misline çıkarılmış borcu özgürlükleri ile tehdit edilerek ödemeye zorlanmaktadırKanunlar toplumun haklarını korumak çıkarlarını gözetmek, eşitliğini sağlamak hak ve özgürlüğünü teminat altına almak ve en önemlisi hürriyetlerini sağlamak için çıkartılır.

    Bir çocuk düşünün sokaklarda yatıp kalkmakda sahip çıkanı yok ve artık açlıkdan ölümle burunburuna gelmiş.Artık açlık dayanılmaz bir noktaya ulaşdıgında bir bakkaldan ekmek çalar ve kaçar.Ve sonrası çocuk hırsızlıkdan hüküm giyer.Peki bu hapis cezası engelmıdır bu çocukların açlığın gitmesine oysa bunun yerıne böyle kişilere sahip çıksak nasılolur.

  88. Umut Ufuk diyor ki:

    ALMANYADA BİREYSEL İFLAS,

    Almanya´daki iflas kanununa göre, sadece şirketler değil kişilerde iflas edebilir. İflas etmenin ana sebeplerinden ikisi, ya kişinin borcunu hiç ödeyemeyecek olması veya kişinin borcunu ödemeye gayret etse bile altından kalkamaması gelmekte.

    Bu sebeple birçok vatandaşımız kişisel iflas hakkında bilgi edinmek istiyor. Kişisel iflasın en baştaki hedefleri, borçlu kişinin asgari geçimini garanti altına almak ve aynı zamanda alacaklıların da hakkını ihlal etmemektir. Yani borçlu olduğunuz kurumlar, şirketler veya kişiler İflas Mahkemesi üzerinden alacağı meblağı bildirirler ve mahkeme bunun iflas eden kişi tarafından ödenmesini sağlar. Mahkeme bunu kendisinin tayin ettiği ve genelde avukat olan iflas yöneticisi aracılığı ile gerçekleştirir.

    İflas eden kişi bu süre içerisinde iki ana hakka sahip olur. Aslında buna koruma da denebilir. İflas esnasında çalışma müsaadesi (serbest meslek sahibi olsa da) iflas eden kişi için vardır ve aynı zamanda iflas edene kişi kendisine karşı her türlü icra faaliyetleri konusunda korunur. Bu anlamda iflas süresi iflas eden kişiyi mahkeme davalarından ve icra faaliyetlerinden korur. Kişisel iflasın çok önemli avantajları olduğu gibi dezavantajları da vardır. Mesela kişisel iflasa giren vatandaşımız en az 6 sene kendisini mahkemeye ve iflas yöneticisine kilitlemiş durumundadır.

    İhtiyacı dışında kendi adına sadece iflas yöneticisinin izniyle bir şeyler alabilir veya satabilir. Satsa da eline geçen paranın borçlara verilmesi zorunludur. Kredi alınması veya bir ürünü taksitle almak onun için imkânsızdır. Bu durumundaki bir kişinin eline fazladan para geçse, mesela sigorta primi veya iş yerinden çıkış parası gibi, bunu mutlaka İflas Mahkemesine bildirmek zorundadır. Eline geçen paranın hepsinin borca yatırılması zorunludur. Kişisel iflasa başvurmak isteyen kişiler bunları göz önünde bulundurmak durumundadır.

    Soru: İflas süresine giren bir kişinin kişisel iflas süresi ne zaman biter? Bitmesi ile bütün borçları silinmiş mi olur?

    Yukarıda belirttiğimiz gibi iflas süresi en az 6 sene olarak belirlenir. Eğer kişi en başta kalan borçtan kurtulma başvurusunda bulunduysa, mahkeme 6. senin sonunda iflasın başarıyla bitip bitmediğine bakar. Eğer kişi 6 sene boyunca çalışıp borçlarını ödemeye gayret ederse, elinden geldiği kadarıyla mahkemeye ve iflas yöneticisine gerekli bilgi ve belgeleri vermiş ise, o halde mahkeme 6. senenin sonunda sizi kalan borçlardan kurtarır. Yani iflas davanızın başarılı bir şekilde sona ermesiyle borçsuz bir hayata başlayabilirsiniz. Fakat çalışmak için hem yaşınız hem sağlığınız el veriyor ve siz borçlarınızı ödemek için hiç bir gayret göstermezseniz, 6 sene sonra mahkeme sizin ikinci defa borçtan kurtulma başvurunuzu kabul etmez. O halde borçlarınız silinmez ve iflas davanız başarısızlıkla sonuçlanmış olur. Kanuna göre tekrar iflas davasına başvurabilirsiniz, ama dikkat edin, belirli şartlar altında bu sadece 10 yıl sonra tekrar mümkün olur.

    İflas süresine giren vatandaşımız kendi borçlarını üstlenmek zorundadır. Eğer evli ise ve çocukları varsa, o halde ne eşi ne de çocukları borca ortak olurlar. Yani borçlanan kişi iflasa başvuran kişidir. Bu uygulamaya kişisel iflas denmesinin nedeni de budur. İflas eden kişinin eşi veya çocukları çalışıp para kazanırlarsa, bu maaşların iflasa hiç bir katkısı veya zararının olması gerekmez. İflas mahkemesi onların kazandıklarına dokunmaz.

    İflas edebilmeniz için kendiniz veya bir avukat kanalıyla mahkemeye başvurup gerekli formları doldurmanız şarttır. Mahkeme bu süreçte iflas davası açılıp açılmayacağına karar verir

  89. Umut Ufuk diyor ki:

    KAMU GÖREVLİLERİNİN MALİ HAKLARININ DÜZENLENMESİ AMACIYLA
    BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE…DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KARARNAME
    Karar Sayısı: KHK/666
    Kamu görevlilerinin bazı mali haklarına ilişkin düzenleme yapılması; 6/4/2011 tarihli ve 6223 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak, Bakanlar Kurulu’nca 11/10/2011 tarihinde kararlaştırılmıştır.
    MADDE 1- 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki ek maddeler eklenmiştir.
    “EK MADDE 9- Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa göre almakta olan personele, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvele dahil pozisyonlarda istihdam edilen sözleşmeli personele, subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, sözleşmeli subay ve astsubay adayları ile uzman jandarma ve uzman erbaşlara, mali haklar kapsamında yapılan her türlü ödemeler dahil almakta oldukları toplam ödeme tutarı dikkate alınmak suretiyle aynı veya benzer kadro ve görevlerde bulunan personel arasındaki ücret dengesini sağlamak amacıyla, en yüksek Devlet memuru aylığına (ek gösterge dahil), ekli (I) sayılı Cetvelde yer alan kadro ve görev unvanlarına karşılık gelen oranların uygulanması suretiyle hesaplanan tutarda ek ödeme yapılır.
    Ek ödemeye hak kazanılmasında ve bu ödemenin yapılmasında aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Bu maddeye göre yapılacak ek ödeme damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve ilgili mevzuatı uyarınca ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, döner sermaye ödemesi, ikramiye, ücret ve her ne ad altında olursa olsun yapılan benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz

  90. ufuk diyor ki:

    sayın M.celal bireysel iflas yasasının bizlere getirdiği avantaj ne olacaktır bilgi verirmisiniz, şahıs şirketimden dolayı benimde kredi ve k.kartı borçlarından ciddi sıkıntım var sonuçta iflas etmiş durumdayım ve syn okanın dediği gibi her yerden bağlandık hareket edemiyor resmi iş yapamıyoruz. saygılarımla

    • M.Celal TOPARLAKLI diyor ki:

      Bu konuda Umut Ufuk arkadaşım size daha net bilgiler verebilecektir.Ancak söyleyebileceğim şudur.Hiçbirşekilde mal varlığınız yok ise bu yasadan tararlanabiliyorsunuz.Veya mal varlığınız borçlarınıza yetmiyor yinede borçlu kalıyorsanız yine bu yasadan belli kurallar çerçecesine yararlanabiliyorsunz.
      Ancak bu yasadan yararlandığınızda gelecekte kazanç elde ederseniz eski borçlarınızı yniden yapılandırarak ödeme yükümlülüğüne gireceksiniz ve yasadan yararlandığınız an yeni bir iş yapmaya kalkarsanız kredibiliteniz kalmamış olacak.Yani sıgırdan başlayacaksınız.

  91. MİSAFİR diyor ki:

    MERHABA ACİLLL BİLGİ LÜTFEN
    VERGİ BORCU VE İCRALIK DİĞER BORÇLAR NEDENİYLE MAAŞ HESABI -5000 TL EKSİYE DÜŞÜRÜLE BİLİRMİ? BİLGİSİ OLAN YARDIMCI OLABİLİRMİ

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn.Misafir,

      Vergi borçlarında hesaplarınıza bloke konmaktadır yani tahsılat e-hacız yolu ıle yapılmaktadır. Dıger ıcralık borclarınız varsa bunlarda sıraya gırerek borçlarını tahsıl ederler.Yada bazı bankalar soyle yol ızlemekte dıyelım A bankasına ve B bankasına borçlarınız var kart ve kredı.A bankasının kredı borcunu oduyor kart borcunu odeyemedınız.Aynı banka oldugu ıcın hesabınıza gelen parayı yada mevcut parayı hemen keserler kart borcundan duserler.yahut hesabınıza ekstra lımıt verırler ornegın 1000Tl-5000Tl gıbı ve bunu çekerek kart borcunuzdan duserler sızde boylelıkle sadece kart borcunuz varken hesabada borçlanırsınız.
      Fakat sızın anlattıgınız durum tam acıklayıcı ve net olmadıgı ıcın sadece olasılıklara degındım.

  92. Umut Ufuk diyor ki:

    Yargı Hizmetleri ile ilgili olarak Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı.

    Kabul edilen kanuna göre, barışta Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Danıştay daireleri, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk ve Ceza bölümleri ile Genel Kurulu ve Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri, ceza işlerini g…ören makam ve mahkemeler, her yıl 20 Temmuz’dan 31 Ağustos’a kadar çalışmaya ara verecek.

  93. Umut Ufuk diyor ki:

    Değerli Arkadaşlar,
    İcra dosyaları UYAP üzerinden açılacakAdalet Bakanlığı İcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliğinde çok önemli değişikliklere giderek, icra dosyalarının UYAP üzerinden açılmasını ve icra ihaleleri için elektronik ortamdan teklif verilmesi uygulamasını başlattı.Adalet Bakanlığınca hazırlanan “İcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe g…irdi.İCRA DOSYALARI UYAP ÜZERİNDEN AÇILACAKİcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle daha önce her icra için açılan bir dosya zorunluluğu sistemi tamamen elektronik sisteme aktarılarak, tüm icra iş süreçleri Adalet Bakanlığı’nın UYAP uygulamasına geçildi. Yeni icra ve iflas dosyalarının açılması uygulaması şu şekilde: “İcra mahkemeleri, icra ve iflâs dairelerinin iş süreçlerindeki her türlü veri, bilgi ve belge akışı ile dokümantasyon işlemleri, bu işlemlere ilişkin her türlü kayıt, dosyalama, saklama ve arşivleme işlemleri ile uyum ve işbirliği sağlanmış dış birimlerle yapılacak her türlü işlemler UYAP ortamında gerçekleştirilir. Hâkim, icra müdürü, icra müdür yardımcısı, icra kâtibi ve diğer personel iş listesini günlük olarak kontrol etmek ve süresinde yerine getirmekle yükümlüdür. Mahkemelere ve icra ve iflâs dairelerine fizikî olarak verilen ve gönderilen her türlü evrak, elektronik ortama aktarılarak UYAP’a kaydedilir ve ilgili birime gönderilir. Taraf ve vekilleri ile diğer ilgililer, güvenli elektronik imza ile imzalamak suretiyle UYAP vasıtasıyla mahkemeler veya icra ve iflâs dairelerine elektronik ortamda bilgi ve belge gönderebilirler, takip açabilirler. İcra iflâs dairelerinde yapılacak sorgulamalarda vekil ile takip edilen dosyalarda, aynı konu hakkında Adalet Bakanlığı tarafından belirlenecek sürelerde sorgulama yapılması talep edilebilir. UYAP Avukat Portal üzerinden ise her zaman sorgulama yapılabilir. Gelen evraktan sorumlu personel, UYAP üzerinden mahkeme veya icra ve iflâs dairelerine gönderilen ve iş listesine düşen belgeleri derhal ilgili kişiye ya da doğrudan dosyasına aktarır. Hâkimin veya icra müdürünün onayını gerektiren evrak hâkimin veya icra müdürünün iş listesine yönlendirilir”.İCRALARDA FİZİKİ DOSYA VERİLMEYECEKİcra ve iflas dosyalarındaki tüm belgelerde UYAP sistemine aktarma zorunluluğu getiren yönetmenlikteki diğer hükümlülük şu şekilde: “Tutanak, belge ve kararlar elektronik ortamda düzenlenir ve gerekli olanlar ilgilileri tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanır. Elektronik ortamda düzenlenen ve güvenli elektronik imza ile imzalanan evrak UYAP kapsamındaki birimlere elektronik ortamda gönderilir. Ayrıca fizikî olarak gönderilmez. Teknik nedenlerle fizikî olarak düzenlenen belge veya kararlar, engelin ortadan kalkmasından sonra derhal elektronik ortama aktarılır, yetkili kişilerce güvenli elektronik imza ile imzalanarak UYAP’a kaydedilir ve gerektiğinde UYAP vasıtasıyla ilgili birimlere iletilir.”ELEKTRONİK ORTAMDA TEKLİF ALINACAKYeni uygulamaya göre icra satış ihaleleri için teklifler elektronik ortamda alınabilecek. Yeni yönetmenliğe bu konuda şu madde eklendi: “Taşınırın açık artırma şartnamesi ve tutanağına, dosya numarası, alacaklının ve borçlunun adları ve soyadları, ilânın şekli, artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat, birinci ve ikinci artırma tarihleri ile her iki artırma için elektronik ortamda teklif vermenin başlayacağı ve sona ereceği gün, artırma şartları, taşınırın cinsi, takdir edilen kıymeti yazılır ve icra müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir. Elektronik ortamda verilen en yüksek teklif, ihalede artırılan miktar, artıranların ad ve soyadı, ihalenin sonucu, ihalenin kime ve ne suretle yapıldığı tutanağa yazılır. Tutanak, satışı yapan memur ile tellâl ve alıcı tarafından imzalanır ve mühürlenir. İhalenin elektronik ortamda verilen en yüksek teklifte kalması durumunda tutanakta alıcının imzası aranmaz.”İCRA İLANI ELEKTRONİK ORTAMDA YAPILABİLECEKYapılan düzenleme de icra ilanlarının elektronik ortamda da yapılabilmesine imkan verildi. Buna göre; artırma için elektronik ortamda teklif vermenin başlayacağı gün, satış şartnamesinin ve diğer bilgilerin nereden ve ne şekilde öğrenilebileceği belirtilerek gideri verildiği takdirde şartnamenin bir örneği isteyene gönderilebilecek. Bu ilan elektronik ortamda da yapılabilecek.TEMİNATTA ELEKTRONİK ORTAMDA YATIRILABİLECEKYeni yönetmenliğe göre taşınırın ihale usulü de tamamen değiştirildi. Yönetmenliğe konan yeni uygulama şu şekilde: “Açık artırmaya elektronik ortamda teklif verme yoluyla birinci artırma tarihinden on gün önce başlanır. Elektronik ortamda teklif verme artırmanın tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. İkinci artırmada ise elektronik ortamda teklif verme işlemi birinci artırmadan sonraki beşinci gün başlar. Beşinci günü takip eden en az on gün sonrası için belirlenecek ikinci artırmanın tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. Elektronik ortamda verilecek teklifler haczedilen malın tahmin edilen kıymetinin yüzde ellisinden az olamaz, teklif vermeden önce, haczedilen malın tahmin edilen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde teminat gösterilmesi zorunludur. Elektronik ortamda teklif verebilmek için teminatın elektronik ortamda yatırılma işlemi, bu konuda UYAP ile entegrasyonu tamamlanan bankalar üzerinden yapılır. Elektronik ortamda teklif verebilmek için Adalet Bakanlığınca hazırlanan sözleşmenin katılımcılar tarafından kabul edilmesi gerekir. Elektronik ortamda teklif verme süresi sonuna kadar en yüksek teklifi veren haricindeki katılımcılar elektronik ortamda yatırdıkları teminatlarını aynı usulle iade alabilirler. Ayrıca bu teminatlar artırma tamamlandıktan sonra icra ve iflâs dairesince de UYAP üzerinden iade edilebilir. En yüksek teklif veren katılımcı, artırma sonuna kadar daha yüksek teklif verilmediği takdirde, teklifi ile bağlıdır. Elektronik ortamda teklif verme işlemi; en yüksek teklif miktarı belirlenmek suretiyle, bu miktara ulaşıncaya kadar başka bir teklif verildiği takdirde, kendi teklifinin belirtilen miktar kadar otomatik olarak artırılması talimatı verilmesi suretiyle de yapılabilir. Bu talimatın süresi, talimatı veren katılımcının belirlediği üst sınıra ulaşmasa dahi, elektronik ortamda teklif verme süresinin sonunda biter

  94. okan diyor ki:

    MERHEBA ARKADAŞLAR BİR PAYLAŞIMDA BULUNMAK İSTİYORUM KONU HAKKINDA TÜM ARKADAŞLARDA YORUM YAPABİLİR 14_15 SENE ÖNCE 400 TL OLAN BİR KREDİ KARTIM VARDI 2001 DE İFLAS EDİNCE BU VE BUNU GİBİ OLAN BORÇLARIMIDA ÖDİYEMEDİM 15 SENEDİR HİÇ BİR İRTİBAT KURMADILAR TELEFONLARIM DEĞİŞMEDİ 15 SENE SONRA FİNANS KURULUŞUNDAN ARIYORLAR BORÇ BİZE GEÇTİ NASIL ÖDİYECEKSİNİNZ DİYE BUNUN GİBİ 1-2 BANKADA VAR BORÇLARI SATMIŞLAR DAHADA ÖDENMEZ HALE GELMİŞ AMA BENİM ELİMDE14-15 SENE ÖNCESİNİN ALACAK ÇEKLERİ VAR AVUKAT ANCA WC DE KULLANA BİLİRSİN DİYOR NASIL BİR ADALET BİZ MEZARA BORÇLUMU GİDİCEZ VERGİ DAİRESİ BORCUN VAR BANKA BORCUN VAR NE İŞ YAPABİLİYORSUN NE İŞE GİREBİLİYORSUN İSMİNE HİÇ BİR RESMİ İŞLEM YAPAMIYORSUN DEVAMLI BAŞKALARINA BAĞIMLI YAŞIYORSUN NE YAPALIM HIRSIZLIKMI ADAMMI ÖLDÜRELİM HAYATIMIZI NASIL İDAME ETTİRECEĞİZ ADAM ÖLDÜREN BİLE 10 SENE YATIYO CIKIYOR BEN VE BENİM GİBİLER NE YAPMALI SORUYORUM BİLEN VARSA CEVAPLASIN SUÇUMUZ BORÇLU OLMAKMI ? EĞER BUYSA BEN SUÇLU DEĞİLİM DEVLET KENDİNİ YARGILASIN 1 GECEDE YAPTIĞI ZENGİNLERİ VE BİZİM GİBİ 1 GECEDE HAYATINI SÖNDÜRDÜKLERİNİ DEĞİL DEVLET KENDİNİ YARGILASIN BEN SUÇSUZ OLDUĞUM HALDE BU SIKINTILARI YAŞIYORUM BİZLERİNDE İİNSAN GİBİ YAŞAMAYA HAKKI YOKMU BENİM GİBİ TANIĞIM EN AZ 50 KİŞİ VAR BİRDE TÜRKİYE GENELİNDE DÜŞÜNÜN DAHA ÇOK YAZACAK ŞEY VAR AMA ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER YORUMLARINIZ İÇİN

    • M.Celal Toparlaklı diyor ki:

      Sen rahat ol.400 tl olarak ödemeyi kabul ederlerse öde aksi halde üzerine gelemezler.Birkaçsefer daha ararlarsa beni rahatsız etmenizden dolayı sizi savcılığa şikayet edeceğim ve kanununun gerği, neyse onu yapın deyin.Varlık şirketleri haciz işlemleri ile uğtaşmazlar.Sadece telefon ile 6-7 ayda bir rahatsızlık verirler.Zaten evlerden eşya kaldırma olayı 2 leri yoksa sona erdi. Gelecek senede bireysel iflas yasası çıkacak. O zaman iflasını isteyerek bu aranmalardanda kurtulursun.

      • Umut Ufuk diyor ki:

        Sn.Okan,

        Saygı deger Celal abimin cevabına ıstınaden bir bilgi aktarmak ısterım.
        Aciz belgesi verilen kişinın durumu hazıneye bıldırılır.Banka bu acızlık belgesı sonunda alacagını düşer.Aciz vesikası ile hazineden tahsil edilen borçlu için her yıl sonu hazinenin genelgesi var o kişinin hakkında araştırma yapılarak mal varlığının olup olmadığının hazineye bilgi verilmesi istenmektedir.zaten aciz vesikası alınırken aciz vesikası alınmış olduğuna dair bir tutanak borçluya verilir.Şunuda belirtmemizde yarar var sanırım eğer borçlu adına aciz vesikası alınmış ise ne bankaya nede varlık şirketlerine kişinin borçu kalmamıştır artık o kişinin borçu hazineyedir.Acizlik vesikası alınıp bir nüshası borçluya verilmemişse borçlu gidip icra dairelerinden aciz vesikasının bir nüshasını talep edebilir.

      • okan diyor ki:

        sn celal bey çok teşekkürler

      • ufuk diyor ki:

        sayın M.celal bireysel iflas yasasının bizlere getirdiği avantaj ne olacaktır bilgi verirmisiniz, şahıs şirketimden dolayı benimde kredi ve k.kartı borçlarından ciddi sıkıntım var sonuçta iflas etmiş durumdayım ve syn okanın dediği gibi her yerden bağlandık hareket edemiyor resmi iş yapamıyoruz. saygılarımla

  95. M.Celal TOPARLAKLI diyor ki:

    Adalet Bakanlığı İcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliğinde çok önemli değişikliklere giderek, icra dosyalarının UYAP üzerinden açılmasını ve icra ihaleleri için elektronik ortamdan teklif verilmesi uygulamasını başlattı.

    Adalet Bakanlığınca hazırlanan “İcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    İCRA DOSYALARI UYAP ÜZERİNDEN AÇILACAK

    İcra ve İflâs Kanunu Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle daha önce her icra için açılan bir dosya zorunluluğu sistemi tamamen elektronik sisteme aktarılarak, tüm icra iş süreçleri Adalet Bakanlığı’nın UYAP uygulamasına geçildi. Yeni icra ve iflas dosyalarının açılması uygulaması şu şekilde: “İcra mahkemeleri, icra ve iflâs dairelerinin iş süreçlerindeki her türlü veri, bilgi ve belge akışı ile dokümantasyon işlemleri, bu işlemlere ilişkin her türlü kayıt, dosyalama, saklama ve arşivleme işlemleri ile uyum ve işbirliği sağlanmış dış birimlerle yapılacak her türlü işlemler UYAP ortamında gerçekleştirilir. Hâkim, icra müdürü, icra müdür yardımcısı, icra kâtibi ve diğer personel iş listesini günlük olarak kontrol etmek ve süresinde yerine getirmekle yükümlüdür. Mahkemelere ve icra ve iflâs dairelerine fizikî olarak verilen ve gönderilen her türlü evrak, elektronik ortama aktarılarak UYAP’a kaydedilir ve ilgili birime gönderilir. Taraf ve vekilleri ile diğer ilgililer, güvenli elektronik imza ile imzalamak suretiyle UYAP vasıtasıyla mahkemeler veya icra ve iflâs dairelerine elektronik ortamda bilgi ve belge gönderebilirler, takip açabilirler. İcra iflâs dairelerinde yapılacak sorgulamalarda vekil ile takip edilen dosyalarda, aynı konu hakkında Adalet Bakanlığı tarafından belirlenecek sürelerde sorgulama yapılması talep edilebilir. UYAP Avukat Portal üzerinden ise her zaman sorgulama yapılabilir. Gelen evraktan sorumlu personel, UYAP üzerinden mahkeme veya icra ve iflâs dairelerine gönderilen ve iş listesine düşen belgeleri derhal ilgili kişiye ya da doğrudan dosyasına aktarır. Hâkimin veya icra müdürünün onayını gerektiren evrak hâkimin veya icra müdürünün iş listesine yönlendirilir”.

    İCRALARDA FİZİKİ DOSYA VERİLMEYECEK

    İcra ve iflas dosyalarındaki tüm belgelerde UYAP sistemine aktarma zorunluluğu getiren yönetmenlikteki diğer hükümlülük şu şekilde: “Tutanak, belge ve kararlar elektronik ortamda düzenlenir ve gerekli olanlar ilgilileri tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanır. Elektronik ortamda düzenlenen ve güvenli elektronik imza ile imzalanan evrak UYAP kapsamındaki birimlere elektronik ortamda gönderilir. Ayrıca fizikî olarak gönderilmez. Teknik nedenlerle fizikî olarak düzenlenen belge veya kararlar, engelin ortadan kalkmasından sonra derhal elektronik ortama aktarılır, yetkili kişilerce güvenli elektronik imza ile imzalanarak UYAP’a kaydedilir ve gerektiğinde UYAP vasıtasıyla ilgili birimlere iletilir.”

    ELEKTRONİK ORTAMDA TEKLİF ALINACAK

    Yeni uygulamaya göre icra satış ihaleleri için teklifler elektronik ortamda alınabilecek. Yeni yönetmenliğe bu konuda şu madde eklendi: “Taşınırın açık artırma şartnamesi ve tutanağına, dosya numarası, alacaklının ve borçlunun adları ve soyadları, ilânın şekli, artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat, birinci ve ikinci artırma tarihleri ile her iki artırma için elektronik ortamda teklif vermenin başlayacağı ve sona ereceği gün, artırma şartları, taşınırın cinsi, takdir edilen kıymeti yazılır ve icra müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir. Elektronik ortamda verilen en yüksek teklif, ihalede artırılan miktar, artıranların ad ve soyadı, ihalenin sonucu, ihalenin kime ve ne suretle yapıldığı tutanağa yazılır. Tutanak, satışı yapan memur ile tellâl ve alıcı tarafından imzalanır ve mühürlenir. İhalenin elektronik ortamda verilen en yüksek teklifte kalması durumunda tutanakta alıcının imzası aranmaz.”

    İCRA İLANI ELEKTRONİK ORTAMDA YAPILABİLECEK

    Yapılan düzenleme de icra ilanlarının elektronik ortamda da yapılabilmesine imkan verildi. Buna göre; artırma için elektronik ortamda teklif vermenin başlayacağı gün, satış şartnamesinin ve diğer bilgilerin nereden ve ne şekilde öğrenilebileceği belirtilerek gideri verildiği takdirde şartnamenin bir örneği isteyene gönderilebilecek. Bu ilan elektronik ortamda da yapılabilecek.

    TEMİNATTA ELEKTRONİK ORTAMDA YATIRILABİLECEK

    Yeni yönetmenliğe göre taşınırın ihale usulü de tamamen değiştirildi. Yönetmenliğe konan yeni uygulama şu şekilde: “Açık artırmaya elektronik ortamda teklif verme yoluyla birinci artırma tarihinden on gün önce başlanır. Elektronik ortamda teklif verme artırmanın tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. İkinci artırmada ise elektronik ortamda teklif verme işlemi birinci artırmadan sonraki beşinci gün başlar. Beşinci günü takip eden en az on gün sonrası için belirlenecek ikinci artırmanın tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. Elektronik ortamda verilecek teklifler haczedilen malın tahmin edilen kıymetinin yüzde ellisinden az olamaz, teklif vermeden önce, haczedilen malın tahmin edilen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde teminat gösterilmesi zorunludur. Elektronik ortamda teklif verebilmek için teminatın elektronik ortamda yatırılma işlemi, bu konuda UYAP ile entegrasyonu tamamlanan bankalar üzerinden yapılır. Elektronik ortamda teklif verebilmek için Adalet Bakanlığınca hazırlanan sözleşmenin katılımcılar tarafından kabul edilmesi gerekir. Elektronik ortamda teklif verme süresi sonuna kadar en yüksek teklifi veren haricindeki katılımcılar elektronik ortamda yatırdıkları teminatlarını aynı usulle iade alabilirler.

    Ayrıca bu teminatlar artırma tamamlandıktan sonra icra ve iflâs dairesince de UYAP üzerinden iade edilebilir. En yüksek teklif veren katılımcı, artırma sonuna kadar daha yüksek teklif verilmediği takdirde, teklifi ile bağlıdır. Elektronik ortamda teklif verme işlemi; en yüksek teklif miktarı belirlenmek suretiyle, bu miktara ulaşıncaya kadar başka bir teklif verildiği takdirde, kendi teklifinin belirtilen miktar kadar otomatik olarak artırılması talimatı verilmesi suretiyle de yapılabilir. Bu talimatın süresi, talimatı veren katılımcının belirlediği üst sınıra ulaşmasa dahi, elektronik ortamda teklif verme süresinin sonunda biter.” İHA

  96. mehmet diyor ki:

    ben şanlıurfa merkez oturuyorum yaklaşık 6-7 ay önce cep telefonuma lbt denen şirketten 05,12,2000 yılında koçfinanstan şanlıurfa hiç açılmamış ve olmayan bir bankadan sözüm ona kredi, beyaz eşya lbt kurum elemanlarının dediğine göre kullanmışım ama kesinlikle böyle bir borç adıma olmadığı gibi 05,12,2000 tarihinde üniversitede öğrenciydim ve istanbulda kullanılmış 05,12,2000 tarihinde ise kesinlikle istanbulda dahi bulunmadım ki öğrenci birisine hiçbir kurum kredi vermez LBT şirketine bu bilgileri vermeme rağmen ısrarla 05,12,2000 tarihinden bugüne kadar tam 13 yıldır süren 1,500 tl alacağını istemektedirler, oysa ben kendilerinden böyle bir borcum varsa adıma imzaladığım sözleşme senet kullandığım dair bir evrakla ispatlayın borç bana aitse ödemeyi kabul ediyorum dememe rağmen bana size dava dosyasındaki evrakları vermemiz yasak denmektedir, oysa ki hukuki olarak benim bildiğim kadarıyla bir alacağın tahsili için ispatlanması gerekir LBT şirketi ise tam tersine biz alacağımızı istiyoruz dosya umurumuzda değil havasında bana yol gösterin bu konuda borçlu olmadığımı nasıl ispatlayacağım borcunuz yoksa borçlu değilseniz ibranama istiyorlar bu ibranameyi nerden alamam gerekiyor yardımcı olursanız sevinirim iyi çalışmlar

  97. misafir diyor ki:

    evlenmek istediğim bayanın benden önce oluşmuş banka borçları var ayrıca maaşta haciz ve bekleyen alacaklar var bunlar sanırım varlık yönetimine devreolacak evlensek ben ne kadar borca ortak ederler veya bu borçlardan sorumlu tutulabilirmiyim bende eş adayımda devlet memuru saygılarımla

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn.Misafır,

      Bir başkasının borcu yuzunden sızın sıcılınız degısmez.İşlemler borçluya ait TC numarası uzrınden yapılır.

  98. Umut Ufuk diyor ki:

    mirasçı olduğunuz alacak olduğunuz veraset ilamında belirtileceğinden,mirası reddebilecek olanda ancak yasal mirasçılar olabileceğinden,önce veraset ilamı çıkartarak mirasçı olduğunuzu belgelemeniz gerekir. Veraset belgesi, ölüm halinde mirasçıların kimler olduğunun mahkeme tarafından gösterildiği belge anlamına geliyor. Veraset ilamının çıkarılması için ise yasal olarak belirli bir süre bulunmuyor. Söz konusu ilam istenilen zaman mirasçılar tarafından çıkartılabiliyor.
    Reddimirası açıklayacak olursak,3 aylık bir süre söz konusu … her mirasçı bagımsızdır;
    Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler(TMK.m:605/I). Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tesbit edilmişse, miras reddedilmiş sayılır. (TMK.m:605/II).
    MİRAS 3 AY İÇİNDE REDDOLUNABİLİR. (TMK.m:606/I). Bu süre yasal mirasçıların mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (TMK.m:606/II). Yasal süre içerisinde mirası reddetmeyen mirasçı mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. (TMK.m:610/I).
    Mirasçıların toplu hareket etmesine gerek yoktur. Her bir mirasçı mirası reddedebilir.

  99. vedat diyor ki:

    iyi akşamlar,
    alacaklı banka annemden bana miras yolu kalan tapuda intikali yapılmamış evin 6/1 hissesine haciz koydu.Mahkemeden satış şekli ile ilgili karar aldı.Kararda ortaklığın giderilmesi yolu ile satışının yapılması için iik.121 maddesine göre alacaklı vekiline yetki verilmesine dair karar aldı.Ancak evin 1/2 zaten bir kardeşime ait, diğer 1/2 ise 3 kardeşe ait.Yani 6/1 hisse bana ait bu aşamadan sonra nasıl bir süreç oluşur.Birde dava açmaya gücüm yok.İcra müdürlüğüne 103 mektubu geldiğinde meskeniyet olduğu ve haczedilmezlik şikayetinde bulundum.Savcılığa suç duyurusunda bulunabilirmiyim.Bilgisi olanlardan acil cevap rica ediyorum.

  100. M.Celal TOPARLAKLI diyor ki:

    T.C.
    İSTANBUL
    ANADOLU 2. İCRA CEZA MAHKEMESİ
    ESAS NO : 2012/…
    KARAR NO : 2013/…
    İCRA NO : 2013/…
    HAKİM : SEDAT ÇEVİK 29857
    KATİP : SEMA GİRİTOĞLU 111145
    MÜŞTEKİ :
    SANIK :
    SUÇ : Taahhüdü ihlal
    DAVA TARİHİ: 12/04/2012
    KARAR TARİHİ: 22/05/2013

    Müşteki vekili tarafından yukarıda açık kimliği ve atılı suçu yazılı sanık hakkında açılan davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
    GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
    Müşteki vekili, icra takibinin kesinleşmesinden sonra sanığın borcunu taksitle ödemeyi taahhüt etmesine karşın haklı bir neden olmaksızın bu taahhüdüne uymadığını belirterek İIK’nun 340. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesini istemiştir.

    Sanık meşruhatlı davetiye tebliğine karşın duruşmaya gelmemiş, savunma dilekçesi vermiştir. Savunma dilekçesinde taahhüdüne uymamasının makbul sebebe dayandığını, ekonomik durumunun bozuk olması nedeni ile acz içinde bulunduğunu, suç işleme kastının bulunmadığını, cezalandırmadan beklenen amacın gerçekleşmesinin mümkün olmadığını belirterek beraatine karar verilmesini istediğini bildirmiştir.

    İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün 2013/…. Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklı tarafından borçlu sanık aleyhine kambiyo takibi yapıldığı, borçlu sanığın 8.059,53 TL olan borcunu 07/04/2012 tarihinde ödemeyi taahhüt ettiği anlaşılmıştır.

    Geyve Jandarma Komutanlığına yazılan yazı cevabında, sanığın serbest meslek ile uğraştığı, üzerine kayıtlı taşınmazının ve motorlu taşıtının olmadığı, herhangi bir kira gelirinin olmadığı, geçiminin eşi tarafından sağlandığı, ikametlerinde kayın pederi, kayın validesi ve kızı ile beraber yaşadıkları bildirilmiş olup, sanığın tespit edilen mali ve sosyal durumuna göre 07/04/2012 tarihinde ödemesi gereken 8.059,53 TL’yi ödemesinin fiilen imkansız olduğu, borçlunun taahhüdüne uymamasında İİK’nun 340. maddesinde öngörülen makbul sebebin mevcut olduğu anlaşılmakla sanığın beraatine karar verilmesi gerekmiştir.
    HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere,
    Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle müsnet suçtan beraatine,
    Müşteki tarafça yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
    Kararın tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde istanbul Anadolu 3. İcra Ceza Mahkemesi nezdinde itirazı kabil olmak üzere müşteki vekilinin yüzüne karsı, sanığın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/05/2013

  101. onurero diyor ki:

    Medya takip ajansı Interpress’in verilerine göre yıl başından bu yana icradan satılık menkul, gayrimenkul ve taşıt ilanları yüzde 70 arttı.

    Verilere göre; yaklaşık 4,5 aylık sürede yüzde 70 oranında artan icradan satılık menkul, gayrimenkul ve taşıt ilanları, 17 bin 935’e ulaştı. 2012’nin aynı döneminde ise bu sayı 10 bin 228 olarak gerçekleşmişti.

    Yıl başından bu yana yazılı basında yayınlanan icradan satılık ilanlarının 10 bin 516 tanesi arsa, bina, dükkan ve daire başta olmak üzere gayrimenkul (taşınmaz) ilanları olurken, 6 bin 390 tanesinin farklı türde motorlu taşıtlar, bin 29 adedinin de çeşitli makine, elektronik alet ve ofis ile ev mobilyasını içeren menkul (taşınabilir) malların icra ilanlarını oluşturduğu saptandı.

    Interpress’in iki bini aşkın yazılı basını tek tek incelediği araştırmada, 2013’ün ilk 4,5 aylık süresinde sayfalara konu olan icra haberleri sayısının 147’ye ulaştığı, en ilgi çekenlerin kaplıca, mezarlık alanı, tersane ile Beyaz Gelincik, kuğu ve güvercin gibi çeşitli hayvanların icradan satılığa çıkarıldığı haberlerinin olduğu belirlendi.

    Haber Kaynağı : http://www.habertuar.com/gunce

  102. Umut Ufuk diyor ki:

    Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi

    MADDE 262 – (1) Bir kamu görevini, kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs eden veya terk emri kendisine bildirilmiş olduğu halde görevi sürdüren kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. (SULH CEZA MAHK.)
    icra geldi ğinde,gelenler icra memuru ile avukat yardımcısı ise avukat yardımcısı size avukat gibi davranamaz kendısını avukatım dıye tanıtamaz ve avukat gibi konuşumaz
    kamu görevlisi kamu görevlisidir. Kamu görevlisi olmadıkları halde kendilerini kamu görevlisi diye tanıtan kişiler yukarıdaki ceza maddesinden yargılanıp ceza alırlar.

  103. Umut Ufuk diyor ki:

    İCRA İFLAS KANUNUNDA BULUNAN 4. TANE TAZYİK HAPİSLERİ KANUN MADDELERİ;

    K. No: 2004 İcra ve İflas Kanunu (İİK Nafakaya ilişkin kararlara uygulamalı cezası: )
    Madde 344 – (DEĞİŞİK MADDE RGT: 01.06.2005 RG NO: 25832 KANUN NO: 5358/15) (KOD 3) (KOD 2) (KOD 1) Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir. … Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.
    ————————————-
    Kanun No: 2004 İcra ve İflas Kanunu (İİK) ( Çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası: )
    Madde 341 – (DEĞİŞİK MADDE RGT: 01.06.2005 RG NO: 25832 KANUN NO: 5358/12) (KOD 3) (KOD 2) (KOD 1) Çocuk teslimi hakkındaki ilamın veya ara kararının gereğini yerine getirmeyen veya yerine getirilmesini engelleyen kişinin, lehine hüküm verilmiş kimsenin şikayeti üzerine, altı aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra ilamın veya ara kararının gereği yerine getirilirse, kişi tahliye edilir.
    —————————
    Kanun No: 2004 İcra ve İflas Kanunu (İİK) ( Hapis ile tazyik: )
    Madde 76 – (DEĞİŞİK MADDE RGT: 01.06.1962 RG NO: 11117 KANUN NO: 51/1) (KOD 2) (KOD 1) Mal beyanında bulunmayan borçlu, alacaklının talebi üzerine beyanda bulununcaya kadar (DEĞİŞİK İBARE RGT: 21.02.2004 RG NO: 25380 KANUN NO: 5092/11) (KOD 3) icra mahkemesi hakimi tarafından bir defaya mahsus olmak üzere hapisle tazyik olunur. Ancak bu hapis üç ayı geçemez.
    ————————
    Kan. No: 2004 İcra ve İflas Kanunu (İİK) (Borçlunun ödeme şartını ihlali halinde ceza: )
    Madde 340 – (DEĞİŞİK MADDE RGT: 01.06.2005 RG NO: 25832 KANUN NO: 5358/11) (KOD 3) (KOD 2) (KOD 1) 111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez. 

  104. Umut Ufuk diyor ki:

    Teb bankasının ve Denızbankın 2011 ve 2012 arasında alacagı olan dosyaların bır kısmı LBT varlık yönetimi tarafından alınmışdır

  105. ahmetcan diyor ki:

    Yiğit BULUT’un Varlık Yönetim Şirketleri İle İlgili Yorumu

    Yiğit Bulut’un söylediği şey: Bankalar bu batık kredi alacaklarını zarar yazıyorlar. Bunları vergiden düşüyorlar.Okurlarımız hatırlayacaktır. Libya lideri Kaddafi linç edildikten sonra bir analiz yazısı yazmıştık. Aynı günlerde sayın Yiğit Bulut’un halkımızın büyük ölçüde hislerine tercüman olduğuna inandığım ve bu yüzden tebrik ettiğim yazısını da hatırlatalım. O günden beri kendisini zaman buldukça takip etmeye çalışırım.Araştırdığım kadarıyla kendisi epey süredir para, faiz ve bankacılık sistemi gibi hassas konularda oldukça gayretli çalışmalar yürütmekte. Bu nedenle gündeme düşen “Yiğit Bulut kovuldu” haberleri benim için hiç sürpriz olmadı.ABD Doları merkezli mevcut küresel finans düzeninin en önemli aracı durumundaki Borca Dayalı Para Sistemi (BDPS) uygulamaları/sonuçları konusunda hem köşesindeki yazıları hem de TV kanalındaki ifadeleriyle bilgilendirici sosyal sorumluluk taşıyan mesajlarını takdirle karşıladığımızı ifade ederek isminin hakkını verdiğini söylemiştim.Hatta bir TV yayınında programın başından itibaren bankalar ve faiz sistemi hakkında önemli tespitler yapınca kendisini uyaran zavallı bir katılımcı “Bu işlerde dikkatli olmak lazım” diyerek rantiyecinin karşısında olanların nasıl perişan edildiğine dair tarihten örnekler vermişti.Yazıya devam etmeden önce mevcut bankacılık sistemindeki bir uygulama nedeniyle kendisinin son günlerde attığı twitleri aşağıda paylaşalım.“Türkiye’de yerleşik Finansal Ergenekon halkın kanını emiyor ve maalesef Türk Devleti attığı onca adıma rağmen hala seyrediyor…”“Bu düzen böyle gitmez… Ya Devlet başa… Ya kuzgun leşe…”“Bankalar batık kredi kartı alacaklarını zarar yazıp, batık sayarak vergiden düşüyor, sonra yüzde 20 ile tahsilat şirketine satıyor… Devlet?”“Aynı parayı hem vergiden düşüyor, hem tahsilata veriyor…aldığı yüzde 20 zaten vergiden zarar diye düşülmüş para…”“Tahsilat şirketleri de halkın vergisinden düşülmüş bu parayı halktan almak için boğazına sarılıyor… Böyle düzen, böyle Devlet olmaz…”“Halkın vergisinden düşülen batak diye sayılan ve Devlet tarafından karşılanan para bir kez daha halktan tahsil ediliyor…Uyan Türk Halkı !!”“Bu yapının adı Finansal Ergenekondur ve Devletin gözü önünde vergiden düşerek halkının boğazına sarılarak halkın kanını emmeye devam ediyor!”“Bu mu bankacılık sistemi ! Bu mu Devletin Halkına layık gördüğü !”Öncelikle twitlerine karşılık olarak şunları söyleyebiliriz.“Mevcut bankacılık sistemi Borca Dayalı Para Sistemidir. Bu değişmeden adalet olmaz. BDPS ile bankalar Kısmi Rezerv Bankacılığı yaptığı müddetçe istedikleri kadar para üretirler. Devlet de parayı bankalardan borçlanarak üretir. Para kimlerin arasında dolaşıyorsa, devlet odur. Mevcut devlet, devlet olma erkini bankalara kaptırmış/devretmiştir.”Yeri gelmişken; Yiğit Bulut bankacılık sistemi içerisinde bankaların her önüne gelene kredi kartı vermesinin ardındaki bir sırrı da açığa çıkarmaya vesile oldu. Bu yüzden kendisine teşekkür ediyoruz.Bu sırrı açıklamadan önce kredilerle ilgili bazı hususları açıklamakta yarar var.Bankalar neden/nasıl ödeyemeyecek olanlara bol kredi verir?Artık metastaz halini alan dünyadaki ekonomik sistemin kanseri durumundaki BDPS’nin ABD’deki konut kredileri kaynaklı 2008 kriz nöbetinde en önemli etken ödeyemeyecek durumda olanlara dahil olmak üzere bankalarca verilen bol kredilerdi. Konut kredilerinin kolaylaştırılması, hiç ödeyemeyecek durumda olanlara bile kredi verilmesi nedeniyle ev fiyatları adeta balon olup uçmuştu.Pek çok kredi kullananın bilmediği bir husus: Bankalar aldığınız borcun ödenmemiş kısmını da kendilerine ait varlık olarak gösterip bunun 10 katını borç verdiğinden balon artık şişirilemez hale gelmişti. Neticede balon patladığında 500 bin dolara satılan evler 20 bin dolara alıcı bulamamıştı.Burada anahtar soru şu;Soru: Pekiyi bankalar neden hiç ödeyemeyecek durumda olanlara kredi verir? Bu kadar parayı nasıl bulur?Cevap: Bankalar aslında size krediyle gerçekte para vermezler de ondan… Nasıl mı? Bankacılık sistemindeki kısmi rezerv uygulamaları sayesinde…Aslında insanlar kredi aldıklarını ya da bankaların kendilerine para verdiklerini zannederler. Ancak yazılarımızda zaman zaman anlatmaya çalıştığımız gibi bankalar aslında size gerçekte para filan vermezler. Bu sadece bir yanılsamadır (illüzyon). Diyeceksiniz ki “Ama bize gerçekten para veriyorlar”. Siz o parayı diyelim aldınız evini satın aldığınız kimseye verdiniz. O kişi de parayı götürüp bankaya yatırmayacak mı? Neticede götürüp bankaya yatırdığında para yine bankacılık sisteminde havuza geri dönecek. Yani A bankasından alanın B bankasına, B bankasından alanın A bankasına yatırması sonucu…O yüzden Türkiye’de fiziksel olarak 53 milyar lira para, bankalarda ise 700 milyar lira para gözükür. Bu paranın %90’ından fazlası hiç yoktur.O yüzden dünyanın tüm büyüklüğü 70 trilyondur. Küresel finans sisteminde ise 760 trilyon para var gözükür. Oysa 690 trilyon doları hiç yoktur. Bu sistemde insanlar borç para aldıklarını zannederek bankalara hayali para “yaratma” fırsatı, ödeyerek “yok etme” fırsatı verirler. Ama hayali olmayan bir şey vardır. O da bankalara ödedikleri faiz ya da kar payı… İkisi de bileşik faiz formülüne göre hesaplanır.Bizim kuşak bilir. Eskiden çizgi roman kahramanı Mandrake vardı. Hani şu meşhur sihirbaz Mandrake. Kendisine karşı gelenlerin elindeki silahı hipnotizma ile çiçek gibi gösterir ve “O elindeki çiçekle mi ateş edeceksin?” derdi. Durum aynen öyle. Size kredi diye verilen bankanın havadan “yarattığı” paradır. Siz anaparayı ödediğinizde para “yok edilir”. Ancak onların hiç yaratamadığı şey faiz ya da kar payı denen kısımdır. O kısmı da siz servetinizle ödersiniz.Bankalar aslında bu hayali borçların hemen ödenmesini de istemezler. Zira ödendiğinde hayali olarak “yarattıkları” parayı “yok ederler”. Ondan sonra faiz/kar payı gelirlerinden mahrum kalırlar.Kredi alan kişiler sürekli olarak faiz/kar payı öder dururlar. Gerçekte hiç almadıkları paranın faizini ya da kar payını…Soru: Peki kredi aldığını zannedenler değil ana parayı, faizini bile ödeyemeyecek durumda ise?Cevap: İşte Sayın Yiğit Bulut’un söylediği şey. Bankalar bu batık kredi alacaklarını zarar yazıyorlar. Bunları vergiden düşüyorlar. Yani devlete ödetiyorlar. Yiğit beyden öğrendiğimiz husus ise bankaların bir de bunu %20 komisyon karşılığı tahsilât şirketlerine verdiği…İlk durum vahim… İkincisi vahim ötesi… Zira devletçe (yani yine bizce) ödenmiş bir şeyi ikinci kez ödetmektir bu.Pek çok kişiye inanılmaz veya saçma gelecek. Bunu fiziksel bir şeyle (örneğin zeytinyağı) yapamazsınız ama artık paranın elektronik kayıttan ibaret olduğu mevcut kısmi rezerv bankacılık sisteminde hiçbir şey inanılmaz değil. Devletin para üretmek için bankalara faizli borçlandığı bir sistemden bahsediyoruz (bknz Issız Ada Hikayesi).Aynı sistem dünyanın her yerinde işliyor. O yüzden banka kurtarmaları adına zarar ziyan devlet adına tüm halka ödetiliyor.Velhasılı kelam… Bana kalırsa M. Ali Birand tartışmaları filan bahane. Yiğit Bulut’un görevden alınmasının gerçek sebebi, bankalar, faiz ve bankacılık sistemi hakkında söyledikleri nedeniyle Habertürk patronlarının Yiğit Bulut gibi bir ağırlığı artık taşıyamaması…Bu zor gününde kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletir, hile temelli BDPS uzantılarına karşı fikri mücadelesinde yalnız olmadığını bildiririm.Bu arada bir insanın zor gününde kendisine olmadık hakaretler edenleri hele bu hakareti kendisinin jöle kullandığı yönündeki kişisel tercihlerinden yola çıkarak gerçekleştirenleri şiddetle kınıyorum.Macaristan’a dikkatParayı hala devlet basıyor zannedenlere Macaristan’ı iyi takip etmelerini öneriyorum. Macaristan para üretme mekanizması olan devlet tahvili yani bankalara borçlanma ihalesini faizler aşırı yüksek olunca iptal etti. Ardından Borca Dayalı Para Sistemini terk edecekleri yönünde izlenim veren Merkez Bankasının devlete bağlanması yönünde Anayasa çalışması yapıldı ve kabul edildi.IMF ve AB yetkilileri Merkez Bankasının devlete bağlanacak olması nedeniyle ülkeyi terk ettiler.Olayın farkında olmayanlar Macaristan’da diktatörlük geliyor diyerek küresel bankacıların değirmenine su taşıyorlar. Anayasada yargı kurumlarının bağımsızlığı gibi konular elbette ayrı olarak düşünülmelidir ama Macaristan Merkez Bankası konusunda işin sağcılık ve solculukla ilgisi yok. Desteklenmesi gerekir. Yeni anayasa konusunda koparılan fırtınanın gerçek sebebi de Merkez Bankasının devlete ait olma ve parayı bankalara borçlanmadan devletin basması ihtimalidir.Macaristan Merkez Bankası’nda devletin ağırlığının artırılması yönünde anayasa değişikliği çalışmalarına başlanmasından beri Macaristan’la ilgili ABD ve AB tarafından sürekli açıklamalar geliyor. Hatta bir ABD yetkilisi sanki AB’nin patronuymuş gibi Macaristan AB’den bile çıkarılabilir demiş.Macaristan’la ilgili son günlerdeki haberleri iyi değerlendirmek ve yanıltma haberlerine itibar etmemek lazım.Macaristan’ın Merkez Bankası konusunda yapmaya çalıştığı şey doğrudur ve gerçekleştirebilirlerse güzel bir örnek olurlar. Küresel bankerlerin elinden ve “öğretilmiş çaresizlik” açmazından kurtulurlar.Not: Macaristan’la ilgili haberler gözümden kaçmıştı. Hatırlattığı için Prof. Dr. Mete Gündoğan’a teşekkür ederim. Google alertinizi benim yaptığım gibi Macaristan Merkez Bankası ve “Hungary Central Bank” olarak kurmanızı tavsiye ederim.Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner / Haber 7

    alıntıdır

    • okan diyor ki:

      BENİM KREDİ KARTLARIM 2001 SENESİNDE ÖDENMEDİ VE KESİLDİ TAM 2 SENE 9 AY SONRA İŞLEME KONDU BU ARADA BANKALAR DEVAMLI TEMERRÜT FAİZİ İŞLETTİ 3500 TL OLAN BORÇ 14800 TL OLDU VERGİDEN ZARA DÜŞTÜLER VARLIK ŞİRKETİNE SATTILAR BENİM GÜZEL ÜLKEM BÖYLE BİR ÜLKEDE YAŞADIĞIM İÇİN ÇOK…………………………..İNSANLARI VATAN HAYİNİ YAPIYORLAR TERÖRÜ DEVLET YARATIYOR KANGREN OLUNCADA TEDAVİ ETMEYE ÇALIŞIYOR BENİM ÜLKEMİ NE HALE GETİRDİLER YAZIKLAR OLSUN BİZ DEĞİL BİZİ BU HALE GETİERENLER UTANSIN

  106. ahmetcan diyor ki:

    Varlık Şirketleri Vatandaşları Adeta Canından Bezdirdi

    Bu ülkede, bankalara borcu olan ve ödemekte zorlanan vatandaşlar önce Bankaların hukuk tanımaz avukatlarının baskılarına ve tehditlerine maruz kalıyor. Yasada kesinlikle yasak olmasına, şahsi borçların sadece şahsı ilgilendirdiği ve diğer kişiler ile paylaşılamayacağı bilgisine rağmen banka avukatları, herkese vatandaşın borcunu açık açık anlatıyorlar.

    Maalesef bu ülkede Banka Avukatları, vatandaşlara açık açık tehditler yağdırarak, korkutmaya çalışarak milyonlarca kişinin yakasına yapışıyor. Tehditle, şantajla, hakaretlerle rağmen vatandaşın ödeyemediği alacakları bu seferde yüzde 10 gibi bir miktarla Varlık şirketleri gibi ucube bir yasanın ürünü olan Hukuk Bürolarına satıyorlar.

    Yasada kesinlikle yasak olmasına rağmen, şahsi borçların sadece şahsı ilgilendirdiği ve diğer kişiler ile paylaşılamayacağı kanun hükmü çok açık olmasına rağmen banka avukatları bu bilgileri Varlık şirketleriyle paylaşıyor Varlık şirketlerinin hukuk bilgisinden yoksun personeli aldıkları bu devirle birlikte “vatandaşları, vatandaşların ailesini, akrabalarını” arayarak tehditle, korkuyla vatandaşı sindirmeye baskı altına almaya çeşitli oyunlar yaparak ödeme yapmaya zorlamaya başlıyor. Ödeme yapana kadar, vatandaşa, vatandaşın akrabalarına her türlü baskıyı yapan varlık şirketi çalışanları, akrabaların bir araya getirerek denkleştirdiği bir miktar parayı banka hesaplarına yatırmalarını sağladıktan sonra vatandaşın telefonlarına yanıt vermiyor ve borç da devam ediyor. Vatandaş, elinde borcu olmadığına dair bir belge olmadığı için de ödeme yaptığını ispatlayamıyor.

    Türkiye’de milyonlarca kişi, kredi kartı ya da kredi borçlarından dolayı icralık oldu. Bir çok yuva yıkıldı. Bir çok aile dağıldı. Boşanmalarda rekor artışlar yaşandı. Bir çok kişi intihar etti veya etmeye başladı. Kredi kartı ve kredi borçları toplumsal bir sorun haline geldi.

    Borçlarını ödeyemeyen vatandaşlar ilk olarak bankaların hukuk tanımaz avukatlarının baskılarına ve tehditlerine maruz kaldılar. Yasada kesinlikle yasak olmasına rağmen, “şahsi borçların sadece şahsı ilgilendirdiği ve diğer kişiler ile paylaşılamayacağı” bilgisine rağmen banka avukatları, aileye, arkadaşa herkese borçları açık açık söylediler. Açık açık tehditler yağdırarak, korkutmaya çalışarak milyonlarca kişinin yakasına yapıştılar.

    Üstelik anapara borçları dünyanın hiçbir ülkesinde olmayacak oranlarda faiz ile şişirildikçe şişirildi. Vatandaşların evlerine, yatak odalarına, tüm eşyalarına birer birer el konuldu. Bankalar, bununla da yetinmedi. Borçlarını tüm baskılara rağmen vatandaştan tahsil edemeyen bankalar, bu borçları neredeyse yüzde 10’u karşılığında Varlık şirketlerine sattılar.

    Vatandaşlar, ceplerine gelen bir mesajla borçlarının varlık şirketlerine devrolduğunu öğrenmeye başladılar. Varlık şirketleri ise, vatandaşları adeta canından bezdirdi. Varlık şirketlerinde çalışan personel vatandaşları, tehditle, korkuyla çeşitli oyunlar yaparak ödeme yapmaya zorluyorlar.

    Vatandaşlara varlık şirketleri arıyor ve tehditle hakaretle ödeme yapmaları için baskı uyguluyor, canından bezen vatandaş ödeme yapacağını belirtirse vatandaşa hesap numarası gönderiliyor. Vatandaş, belkide tefeciden borçlanarak aldığı parayla ödemeyi yapıyor ve tekrardan varlık şirketini arayarak, borcunun olmadığına dair yazı istiyor. Ödeme yapana kadar, vatandaşa her türlü baskıyı yapan şirket çalışanları, ödeme yapıldıktan sonra kesinlikle vatandaşın telefonlarına yanıt vermiyor. Kalan borç aynı şekilde devam ediyor.

    Başbakan Erdoğan, hemen her düğün töreninde ve mitinginde Türkiye nüfusunun yaşlandığını söyleyerek herkesten en az 3 çocuk istediğini belirtiyor. Türkiye’de yaklaşık olarak 15 milyon kişi icralık. Vatandaş, geçim derdi ve tefeci zihniyetle çalışan varlık şirketleri ve bankaların tehdit ve korkuları yüzünden yaşamdan bezmiş durumda. Haliyle değil çocuk yapmak, kendilerini bile düşünemiyorlar.

    Türkiye’de Bankalar, kişilere zorla kredi kartı ve kredi vermeye çalışıyor ve vatandaşlar bankalara mahkum ediliyor. Vatandaşlar ödeyemedikleri bu borçlar için önce Banka avukatlarının tehditlerine daha sonrada Varlık şirketlerinin hukuk bilmez personellerinin tehdit ve hakaretlerine maruz kalmaktadır. Varlık şirketleri, derhal kapatılmalıdır, borç devri uygulaması sona erdirilmelidir. Maaşa haciz uygulamaları ortadan kaldırılmalıdır. Avukatların, Varlık şirketi çalışanlarının vatandaşlara hakaret yağdırmalarının ve vatandaşları korkutmalarının önüne geçecek çok ciddi yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

    Kredi kartı gecikme faizleri ve temerrüt faizleri, Afrika ülkelerinden bile yüksek bir durumdadır. Çok acil olarak kredi kartı ve kredi faizlerine yasal bir faiz belirlenmeli ya da borçlardan alınan faiz tamamen kaldırılmalı sadece enflasyon farkı borçlara ilave edilmelidir.

    Mevcut durumda Türkiye’de 15 milyon kişi icralık durumdadır. Cumhuriyet tarihinin en büyük affı çıkarılmalı, bankalara borcu olanların faizleri silinmeli, faizsiz bir şekilde uzun vadelerde kredi ve kredi kartı borçları taksitlendirilmelidir.

  107. ahmetcan112 diyor ki:

    MAAŞINA HACİZ GELEN İŞÇİ, İŞTEN ÇIKARILABİLİR Mİ?(alıntıdır

    Ülkemizde İş Hukuku alanında yaşanan sıkıntılar halen devam etmektedir. Bu sıkıntının nedenleri arasında bazen mevzuattan kaynaklanan sorunlar şeklinde belirirken, bazen ise uygulamada yaşanan sıkıntılar olarak ortaya çıkmaktadır. Dava masraflarının yüksekliği, uzayan Mahkeme süreçleri, Yargıtay’da biriken dosyalar sonucu yıllar süren yargılamalar, işçilerin biat etmesi ve işten atılma korkusu nedeniyle tanıklık etme sorunu, davayı kazandıktan sonra alacaklarını tahsil edememe sorunu gibi bir çok etken, işçileri yıldıran ve psikolojik olarak mücadele etmeme aşamasına getiren faktörlerdir. Bütün bunlara rağmen haklı olduğunuzu düşündüğünüz durumlarda, haksızlığa uğratan kişiye karşı hukuksal olarak mücadele içine girmeniz gerektiğini düşünmekteyim. Bazı mücadeleler onursal olarak ortaya çıkmakta ve alınacak paralar sembol hale gelmektedir.

    İş Hukukunda son dönemde yer alan iş güvencesi kavramı, işçiler arasında pek bilinen bir kavram olarak yerini almamıştır. 4857 sayılı İş Kanununda işverenin, işçileri hangi sebeplerle ve hangi maddeye dayanarak iş akdini feshedeceğini genel kavramlarla belirtmiştir. Uygulama yaşanan bir takım olayların karşılığı, İş Kanununda yer almaz iken boşluğu Yargıtay’ın vermiş olduğu ilke kararları ile bu boşluk doldurulmaktadır. Bu olaylardan bir tanesi de işçinin maaşına haciz gelmesi halinde işveren tarafından iş akdinin feshedilip edilemeyeceği ve fesih durumunda işçinin ne gibi haklara sahip olduğu konusudur.

    Yargıtay’ın ilke kararına göre ”işçinin borcu nedeniyle ücretinin haczedilmesi, kural olarak işverene geçerli nedenle fesih hakkı vermemelidir. İşçinin ücretinin sık sık haczi nedeniyle, objektif bir bakış açısı altında, işyerinin, örneğin muhasebe veya hukuk servisinde önemli zaman kaybına neden olacak şekilde çalışma sürecinin veya işyeri organizasyonunun olumsuz yönde etkilendiğinin kabul edilmesi halinde geçerli fesih nedeninin kabul edilmesi gerekir. Ancak bunun için işçiye önceden ihtar çekilmesi yerinde olacaktır” şeklinde belirtmiştir.

    Yargıtay’ın bu kararına göre maaşına haciz gelen işçinin, iş akdi feshedilemez fakat maaş haczi hali birden fazla hal alması halinde muhasebe ve hukuk servisinde ek iş gücü ve külfet doğurması halinde işveren, işçinin iş akdini feshedebilir. Fakat bu fesihten önce işveren, işçiye “ya maaş haczi sorununu ortadan kaldır ya da iş akdini feshedeceğim” şeklinde bir yazılı uyarı yapması gerekmektedir. Bu sebeple yapılan fesih sonucunda işveren, İŞÇİNİN FESHE BAĞLI OLAN HAKLARINI YANİ KIDEM VE İHBAR TAZMNATI VE VARSA YILLIK İZİN ÜCRETİNİ” ödemek zorundadır.

    İşçi, maaşına haciz gelmesi nedeniyle iş akdi feshedilirse diğer şartların varlığı halinde işverene açacağı işe iade davasındaki kriterler yukarıda anlattığımız şekilde olacaktır.

    Ocak ayında yaşanan Kozlu Maden faciasında 8 cana mal olan iş kazası sonucu, Türkiye Taşkömürü Kurumunun genelgesinde maden ocaklarında çalışan işçilerin, maaşındaki hacizler nedeniyle iş sözleşmelerini feshedeceklerini duyurmuştu. İşçilerin, bir taraftan geçim sıkıntısı ile hayat mücadelesi vermesi, diğer taraftan da maaşına sıkça haciz gelmesi nedeniyle işinden tazminatlı olarak çıkarılabileceğinin olgusun varlığı ele aldığında, adalet terazisinin hangi kefede daha ağır olduğunun yorumunu takdirlerinize bırakıyorum.

    Hakkınızı arayınız, hayatınız boyunca mağdur olmayınız.

    http://www.ismagdurlari.org

  108. okan diyor ki:

    ADALETİN TERAZİSİ ,NASIL KOYUNLARI DAVARLARI SOPAYLA VEYA BAĞIRARAK YOL DEĞİŞTİRİSİN İSTEDİĞİN YOLDA GİTMESİ İÇİN GEREKENİ YAPAR ÇOBANLAR BİZİ YÖNETEN LERDE BİZLERİ HAYVAN YERİNE KOYMAKTAN VAZGEÇSİNLER ARTIK

    TV LERDE İÇKİ VE SİGARA REKLAM YASAĞI KONMUŞTUR İNSANLAR ZARAR GÖRMESİN DİYE
    FAKAT BIRAKINDA BUNLARI İNSANLAR KENDİ KARAR VERSİN EĞER ADALETLİ BİR ÜLKEDE YAŞIYORSAK …………. KONUMUZLA İLGİSİ………..

    EĞER BU DEVLET VE DEVLET BÜYÜKLERİMİZ BİZ VATANDAŞLARI BU KADAR DÜŞÜNÜYORSAA

    BANKALAR NEREDEYSE WC GİRİŞ ÇIKŞLARINDA KART, TV LERDE NEREDEYSE BEDAVA PARA DAĞITTIKLARINI SÖYLÜYORLAR VE İNSANLAR NE YAPSIN DENİZE DÜŞMÜŞ SARILIYOR GÖRÜYOR REKLAMDA YOK MASRAF YOK. YOK KART ÜÇRETİ YOK İŞTE ŞU KARTA BU KADAR HEDİYE PUAN YOK BU KARTA HEDİYE BENZİN AKEBİNDE İNTEHARLAR ,BOŞANMALAR ,YOLSUZLUKLAR ,DOLANDIRICILIKLAR.SAHTEKARLIKLAR. VE İNSANLAR ÇIKMAZA GİRİYOR SORUYORUM DEVLET BÜYÜKLERİNE EN AZ BUNLARDA İÇKİ VE SİGARA KADAR TEHLİKELİMİ DEĞİLMİ PEKİ BUNLARIN REKLAMLARI CAYIR CAYIR TV LERDE İNSANLARIN BEYNİNİ YIKIYOR VE YANLIŞ İŞLER YAPMAYA MEHİLLENDİRİYOR SİZCE BU REKLAMLARINDA YASAKLANMASI GEREKMİYORMU EĞER VATANDAŞINI DÜŞÜNEN DEVLET VARSA

    DİYECEKSİNİZ O SEKTÖRDE İSTİHDAM VAR . İÇKİ SİGARA SEKTERÜNDEDE ÇALIŞANALAR VE O YÜZDEN EKMEK YİYEN İNSANLAR VAR BUNLA RI YAZIYORUM KESİNLİKLE İKİ SEKTÖRDENDE NE GELİRİM VAR NE BİR ÇIKARIM SADECE ADELETİN KEFELERİNİN EŞİT OLMASINI VATANDAŞINI BANKALARA PEŞKEH ÇEKİLMEMESİ İÇİN BİR ÖRNEK TİR.

    TEŞEKKÜRLER ……

  109. Umut Ufuk diyor ki:

    Madde 105 – Haczi kabil mal bulunmazsa haciz
    tutanağı 143 üncü maddedeki aciz vesikası
    hükmündedir.
    İcraca takdir edilen kıymete göre haczi kabil
    malların kifayetsizliği anlaşıldığı surette dahi
    tutanak muvakkat aciz vesikası yerine geçerek
    alacaklıya 277 nci maddede yazılı hakları verir.

  110. Umut Ufuk diyor ki:

    Davanın ve cezanın düşmesi ile ceza
    verilemeyecek hâller:
    Madde 354 – Kanunun bu babında yazılı
    suçlardan takibi şikâyete bağlı olanların
    müştekisi feragat eder veya borcun itfa edildiği
    sabit olursa dava ve bütün neticeleriyle beraber
    ceza düşer.
    İcra mahkemesinin bu bap hükümlerine göre
    verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar,
    kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten
    sonra yerine getirilmez.
    Nafaka alacaklarına ilişkin takipler hariç, alacak
    miktarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu
    tarafından her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt
    asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde
    bu Kanunda öngörülen disiplin ve tazyik hapsi
    uygulanmaz.

  111. Umut Ufuk diyor ki:

    T.C. YARGITAY
    16.Hukuk Dairesi
    Esas: 2010/9317
    Karar: 2011/3710
    Karar Tarihi: 20.06.2011
    ÖZET: Taahhütname tutağında adı geçen borçlu
    sanığın borcu … tarihinde ödeyeceğini taahhüt
    etmesine karşın bu tarihte borcunu ödemediği
    bu durumun alacaklı müşteki vekili tarafından …
    tarihinde icra dosyasında işlem yapılmak
    suretiyle öğrenilmesine rağmen, müşteki
    vekilinin öğrenme tarihinden sonraki üç aylık
    şikayet süresi geçtikten sonra … tarihli dilekçesi
    ile şikayette bulunduğu dikkate alındığında,
    müştekinin şikayet hakkının düşürülmesi yerine,
    sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi
    isabetsizdir.ğında adı geçen borçlu sanığın
    borcu … tarihinde ödeyeceğini taahhüt etmesine
    karşın bu tarihte borcunu ödemediği bu
    durumun alacaklı müşteki vekili tarafından …
    tarihinde icra dosyasında işlem yapılmak
    suretiyle öğrenilmesine rağmen, müşteki
    vekilinin öğrenme tarihinden sonraki üç aylık
    şikayet süresi geçtikten sonra … tarihli dilekçesi
    ile şikayette bulunduğu dikkate alındığında,
    müştekinin şikayet hakkının düşürülmesi yerine,
    sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi
    isabetsizdir.
    (2004 S. K. m. 340, 347) (5271 S. K. m. 309)
    Dava: Ödeme şartını ihlal eyleminden sanık D.
    B.’ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340.
    maddesi gereğince üç ay tazyik hapsi ile
    cezalandırılmasına ilişkin Ümraniye 2. İcra Ceza
    Mahkemesinin 03.05.2010 tarihli ve 2010/164
    esas, 2010/287 sayılı kararına karşı sanığın
    itirazının reddine ilişkin Üsküdar 2. Ağır Ceza
    Mahkemesinin 30.06.2010 tarihli ve 2010/1094
    sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine Adalet
    Bakanlığından verilen 26.11.2010 gün ve 70448
    sayılı kanun yararına bozma talebini içeren
    Yargıtay C. Başsavcılığının 08.12.2010 gün ve
    K.Y.B. 2010/302203 sayılı tebliğnamesi ile
    dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi.
    Tebliğnamede, 1-) Ümraniye 2. İcra
    Müdürlüğünün 2009/4233 sayılı takip
    dosyasında haciz sırasında 09.04.2009
    tarihinde düzenlenen taahhütname tutağında
    adı geçen borçlu sanığın. 17.04.2009 tarihinde
    ödeyeceğini taahhüt ettiği dosya borcunu
    ödemediğinin alacaklı müşteki vekilinin
    21.04.2009 tarihinde icra dosyasında yaptığı
    işlemle öğrenilmiş sayılmasına rağmen, alacaklı
    müşteki vekilinin 19.02.2010 tarihli dilekçesi ile
    yaptığı şikayet üzerine, 2004 sayılı İcra ve İflas
    Kanunu’nun başlıklı 347.
    maddesinde yer alan, hükmü gözetilmeksizin,
    müştekinin şikayet hakkının düşürülmesi yerine,
    yazılı şekilde sanığın cezalandırılmasına dair
    karara itirazın kabulü gerekirken reddine karar
    verilmesinde, 2-) Söz konusu taahhüdün, takip
    konusu asıl alacağı, işlemiş ve işleyecek faizi,
    dosya masraflarını ve vekalet ücretini
    göstermemesi sebebiyle geçerli olmadığı gibi,
    alacaklı vekili tarafından yapılmış açık kabul
    beyanının da bulunmaması nedeniyle de geçerli
    olmadığı dikkate alınmadan verilen karara karşı
    itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar
    verilmesinde. 3-) 2004 sayılı İcra ve İflas
    Kanunu’nun 340. maddesinde yer alan, şeklindeki
    düzenleme karşısında, adı geçenin üç aya kadar
    tazyik hapsine karar verilmesi gerekirken yazılı
    şekilde verilen karara itirazın kabulü yerine
    reddine karar verilmesi, isabetsiz olduğundan
    anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
    Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması
    gereğine işaret edilmiştir. Gereği görüşüldü:
    Karar: Dosya kapsamına göre; Ümraniye 2. İcra
    Müdürlüğünün 2009/4233 sayılı takip
    dosyasında haciz sırasında 09.04.2009
    tarihinde düzenlenen taahhütname tutağında
    adı geçen borçlu sanığın borcu 17.04.2009
    tarihinde ödeyeceğini taahhüt etmesine karşın
    bu tarihte borcunu ödemediği bu durumun
    alacaklı müşteki vekili tarafından 21.04.2009
    tarihinde icra dosyasında işlem yapılmak
    suretiyle öğrenilmesine rağmen, müşteki
    vekilinin öğrenme tarihinden sonraki üç aylık
    şikayet süresi geçtikten sonra 19.02.2010 tarihli
    dilekçesi ile şikayette bulunduğu dikkate
    alındığında, müştekinin şikayet hakkının
    düşürülmesi yerine, yazılı şekilde sanığın
    cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsizdir.
    Dava açma şartlarından olan şikayetin
    süresinde yapılmaması hususu nedeniyle
    hükmün isabetsizliğine karar verilmiş olmakla,
    tebliğnamedeki diğer bozma istemlerini
    tartışmakta hukuki yarar görülmemiştir.
    Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet
    Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde
    görülmekle Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin
    30.06.2010 tarihli ve 2010/1094 sayılı kararının
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.
    maddesi uyarınca BOZULMASINA, 5271 sayılı
    CMK’nun 309/4-d maddesine göre yeniden
    hüküm kurulması gerektiğinden: Sonuç: Sanık
    D. B. hakkında açılan davada, 5358 sayılı
    Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas
    Kanunu’nun 347. maddesi gereğince müştekinin
    şikayet hakkının DÜŞÜRÜLMESİNE, hükümlü
    hakkındaki cezanın çektirilmemesine, dosyanın
    mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.
    Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.06.2011 tarihinde
    oybirliği ile karar verildi. (¤¤)Ödeme şartını
    ihlal eyleminden sanık D. B.’ın, 2004 sayılı İcra
    ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince üç
    ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin
    Ümraniye 2. İcra Ceza Mahkemesinin
    03.05.2010 tarihli ve 2010/164 esas, 2010/287
    sayılı kararına karşı sanığın itirazının reddine
    ilişkin Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin
    30.06.2010 tarihli ve 2010/1094 sayılı kararını
    kapsayan dosya aleyhine Adalet Bakanlığından
    verilen 26.11.2010 gün ve 70448 sayılı kanun
    yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.
    Başsavcılığının 08.12.2010 gün ve K.Y.B.
    2010/302203 sayılı tebliğnamesi ile dava
    dosyası Daireye gönderilmekle incelendi.
    Tebliğnamede, 1-) Ümraniye 2. İcra
    Müdürlüğünün 2009/4233 sayılı takip
    dosyasında haciz sırasında 09.04.2009
    tarihinde düzenlenen taahhütname tutağında
    adı geçen borçlu sanığın. 17.04.2009 tarihinde
    ödeyeceğini taahhüt ettiği dosya borcunu
    ödemediğinin alacaklı müşteki vekilinin
    21.04.2009 tarihinde icra dosyasında yaptığı
    işlemle öğrenilmiş sayılmasına rağmen, alacaklı
    müşteki vekilinin 19.02.2010 tarihli dilekçesi ile
    yaptığı şikayet üzerine, 2004 sayılı İcra ve İflas
    Kanunu’nun başlıklı 347.
    maddesinde yer alan, hükmü gözetilmeksizin,
    müştekinin şikayet hakkının düşürülmesi yerine,
    yazılı şekilde sanığın cezalandırılmasına dair
    karara itirazın kabulü gerekirken reddine karar
    verilmesinde, 2-) Söz konusu taahhüdün, takip
    konusu asıl alacağı, işlemiş ve işleyecek faizi,
    dosya masraflarını ve vekalet ücretini
    göstermemesi sebebiyle geçerli olmadığı gibi,
    alacaklı vekili tarafından yapılmış açık kabul
    beyanının da bulunmaması nedeniyle de geçerli
    olmadığı dikkate alınmadan verilen karara karşı
    itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar
    verilmesinde. 3-) 2004 sayılı İcra ve İflas
    Kanunu’nun 340. maddesinde yer alan, şeklindeki
    düzenleme karşısında, adı geçenin üç aya kadar
    tazyik hapsine karar verilmesi gerekirken yazılı
    şekilde verilen karara itirazın kabulü yerine
    reddine karar verilmesi, isabetsiz olduğundan
    anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
    Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması
    gereğine işaret edilmiştir. Gereği görüşüldü:
    Karar: Dosya kapsamına göre; Ümraniye 2. İcra
    Müdürlüğünün 2009/4233 sayılı takip
    dosyasında haciz sırasında 09.04.2009
    tarihinde düzenlenen taahhütname tutağında
    adı geçen borçlu sanığın borcu 17.04.2009
    tarihinde ödeyeceğini taahhüt etmesine karşın
    bu tarihte borcunu ödemediği bu durumun
    alacaklı müşteki vekili tarafından 21.04.2009
    tarihinde icra dosyasında işlem yapılmak
    suretiyle öğrenilmesine rağmen, müşteki
    vekilinin öğrenme tarihinden sonraki üç aylık
    şikayet süresi geçtikten sonra 19.02.2010 tarihli
    dilekçesi ile şikayette bulunduğu dikkate
    alındığında, müştekinin şikayet hakkının
    düşürülmesi yerine, yazılı şekilde sanığın
    cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsizdir.
    Dava açma şartlarından olan şikayetin
    süresinde yapılmaması hususu nedeniyle
    hükmün isabetsizliğine karar verilmiş olmakla,
    tebliğnamedeki diğer bozma istemlerini
    tartışmakta hukuki yarar görülmemiştir.
    Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet
    Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde
    görülmekle Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin
    30.06.2010 tarihli ve 2010/1094 sayılı kararının
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.
    maddesi uyarınca BOZULMASINA, 5271 sayılı
    CMK’nun 309/4-d maddesine göre yeniden
    hüküm kurulması gerektiğinden: Sonuç: Sanık
    D. B. hakkında açılan davada, 5358 sayılı
    Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas
    Kanunu’nun 347. maddesi gereğince müştekinin
    şikayet hakkının DÜŞÜRÜLMESİNE, hükümlü
    hakkındaki cezanın çektirilmemesine, dosyanın
    mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.
    Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.06.2011 tarihinde
    oybirliği ile karar verildi.

  112. ahmetcan diyor ki:

    Girişim Varlık Ne Geri Dönüş Ne De İndirim Yapılmadı!

    Kendilerinin bana ulaşma imkanı olmadığından bütün iyi niyetimle kendilerini arayarak borcumu ödemek istediğimi ilettim. 1. 800 TL anaparası olduğunu iddia ettikleri (!) borcum için 4. 900 TL ‘den fazla para vermem gerektiğini ilettiler. Ne bir uzlaşı ne de yapıcı bir yaklaşım görebildim.

    Telefonlar açılmıyor, dahililer düşmüyor ve çözüm imkanı sunulmuyor. Hemen yanı başımda Girişim Varlık’tan %80lere varan indirimlerle borç ödeyen arkadaşlarım varken benden borcum tamamının ödenmesinin istenmesi en hafif tabir ile “zalimliktir”.

    sikayetvar.com sitesinden alıntıdır.

    • okan diyor ki:

      SLM BU VARLIK ŞİRKETLERİ KAN EMEN VAMPİR GİBİ ÇIKTI BAŞIMIZA DEVLET BÜYÜKLERİMİZ BÖYLE BİR SÖMÜRÜYE NASIL İZİN VERİYOR BU VARLIK A.Ş ALTINDA GİZLİ RANTCILARMI VAR YETER ARTIK ŞU İNSANLARI RAHAT BIRAKSINLAR CEKSİNLER VATANDAŞIN YAKASINDAN VE CEBİNDEN ELLERİNİ
      VARLIK ŞİRKETİ BİRAZ DELİKANLI İSE MADEM BORCUN KAPANMASINI İSTİYOR İSE GÖNDERDİĞİ KAĞIDA YAPAR DÖKÜMANINI BORCUNU SÖYLER İNDRİMİNİ SÖYLER VATANDAŞTA KENDİNİ AYARLAR MESALA 2001 SENESİNDEN TELEKOMA BORCUM VARDI TELEKOM İLAN ETTİ 31.12 YEKADAR ÖDERSEN 380 TL NORMAL ÖDERSEN 962 TL DEDİ VE GİTTİM BORCUMU KAPATTTIM VARLIK ŞİRKETİNİN GÖNDERDİĞİ KAĞITTA KOLAYLIK SAĞLANACAK BANKA HESAPLARINZ TAPULARINIZA DİĞER İŞLEMLERE HACİZ KONACAK BİZİ ARAYIN

      BİRAZ NET OL TELEKOM GİBİ SUNACAĞINI DÖK BORCU DÖK AÇIK OL NET OL BU VATANDAŞ SANA GÜVENSİN
      VATANDAŞ AVUKATLARDAN ÖYLE DİLİ YANMIŞKİ TAKSİTLE BORCUNU KAPATMAK DAHİ İSTEMİYOR NEDEN BORCU BİTTİ DİYE GİTTİĞİNDE ÖNÜNE DAHA BORCUNUZ BİTMEDİ SİZ FAİZNİ AVUKAT ÜÇRETİNİ ÖDEDİNİZ ANA BORÇ DURUYOR DİYE DURUMLAR LA KARŞILAŞACAK DİYE VATANDAŞ ARTIK KİMSEYE GÜVENEMİYOR DÜŞÜŞNÜN YEMİN ETMİŞ BİR HUKUKÇUYA GÜVENEMEDİKTEN SONRA VARLIK ŞİRKETİNE NASIL GÜVENSİN ALİ VELİ VELİ ALİ DEĞİŞEN NE VAR SORARIM SİZE BU DURUMA DUR DİYECEK KİMSE YOKMU NE YAPMAMIZ LAZIM İNSANLAR HAYATLARIYLAMI ÖDESİNLER AİLELER DAĞILARAKMI ÇÖZÜM BULACAK TÜRKİYE DE DÜNYAYA GELDİĞİME PİŞMANIM ELİMDE OLSAYDI SEÇMEZDİM HERHALDE İNSANA DEĞER VERİLEN İNSAN GİBİ BİR ÜLKE SEÇERDİM YANLIŞ YÖNETİMLERİN FATURASINI VATANDAŞININ TEPESİNE BİNEREK ÇIKARAN BİR ÜLKE İSTEMEZDİM

      DUYARLI BİR ARKADAŞ BU KONULARI İLETEBİLECEĞİ YERLERE İLETİRSE ÇÖZÜM İÇİN BENİM GİBİ BİR SÜRÜ İNSAN VAR TEŞKKÜRLER………

      • ahmetcan112 diyor ki:

        ağzına sağlık okan kardeşim emin ol bu varlık şirketlerinin hepsi birer resmi tefeci. banka borcu

        yıl sonunda bilançolarını temizlemek için tahsil edemediği bu kredileri zarar gösterip borçlu adına

        da aciz vesikası çıkartarak vergiden düşmüş yani borcu devlet ödemiş bu da demek oluyor ki

        borçlu adına aciz vesikası alınmış ise ne bankaya nede varlık şirketlerine kişinin borcu

        kalmamıştır artık o kişinin borcu hazineyedir.aciz vesikası ile hazineden tahsil edilen borçlu için

        her yıl sonu hazinenin genelgesi var o kişinin hakkında araştırma yapılarak mal varlığının olup

        olmadığının hazineye bilgi verilmesi istenmektedir.aciz vesikası alınırken aciz vesikası alınmış

        olduğuna dair bir tutanak borçluya verilir.aciz vesikası alınıp bir nüshası borçluya verilmemişse

        borçlu gidip o ilgili alacaklıdan veya icra dairelerinden aciz vesikasının bir nüshasını talep

        etmelidir.Banka tarafından varlık şirketlerine devredilen batık alacaklar,kapanmış olan

        dosyalardır.Acizlik belgesi alınarak tahsilat yapılamadığını beyan ederler ve bu dosyaları varlık

        şirketlerine satarlar.Bun belgeden sonra borçlunun edinmiş ve edineceği mal varlığı hazine

        tarafından kontrol edilir.Bu acizlik belgesi sonrası Varlık şirketlerince arandığınızda gerekli

        açıklamada bulunabilirsiniz.

  113. ahmetcan diyor ki:

    Girişim Varlık Sizden Şikayetçiyim!

    Nisan başında kredi kartım ile ilgili aradılar benden 1100 nakit yatırırsam borcumun tamamen biteceğini söylediler tamam dedim. 30 Nisan da arayıp yatırmak istediğimi söyledim, yatırmayın fiyat değişecek biz size döneriz dediler (ben aynı gün garanti bankasına da borcum vardı 9000 civarında kampanya yapmışlardı 2000 ye onu bitirdim) 7 Mayısta döndüler 3000 ile 4000 arasında bir fiyat çıkabilir buna hazırlıklı mısınız diye soruyorlar .

    Lütfen bu saçmalığa bir son verilsin ben artık tahammül edemeyeceğim bana yatır deselerdi 30 Nisan da yatıracaktım döne döne pazarlık mı olur? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Lütfen param hazır 1100 yatırıp bu işi bitirmek istiyorum.

    sikayetvar.com sitesinden alıntıdır.

  114. ahmetcan diyor ki:

    Girişim Varlık Mağdur Edildim!

    Kredi borcumu benle değilde başkasıyla muhatap olarak tahsil etmeye uğraşıyorlar.Benim mallarıma tedbir koyuyorsan benim iletişim bilgilerimde vardır elinde neden başkasıyla muhatap olunuyor anlamıyorum. Pazarlık aşaması deniyor bir rakam söyleniyor bende bir rakam veriyorum gücümün yeteceği düşünelim size döneriz deniyor ama dönen yok. Ama zaman işliyor faiz işliyor. 30 40 bin tl olan borç bugün 136 bin tl.

    Onlar düşünürken verdikleri teklifin günü doluyor ve verdikleri teklif geçersiz olup üstüne biraz daha bindirip tekrar teklif veriliyor.geçen hafta içinde 50 bin istenirken bugün 75 bin isteniyor. Bu gibi şirketleri denetleyen hiç bir kurum yok mu yahu yardım edecek?

    sikayetvar.com sitesinden alıntıdır.

  115. efe diyor ki:

    slm benim 6 bankaya toplam 55 bin lira borcum var toplam 14 dosyam vardı icralık olan bu dosyaların 5 tanesini taahhut vererek kapattım suanda bır tane taahhutlu dosyam var onuda 2 yıldır duzenlı olarak ödüyorum. benim sorum su bankaların 4 tanesi dosyaları varlık şirketlerine satmış .hepsi şimdi hergün arıyorlar birisi diyor dosyanıza su kadar ındırım yaptık odyın dıyor su an odeme ımkanım yok dıyorum o zaman kısmı bır odeme yapın dosya ıcraya gıtmesın dıyor dıger banka su tarıhe kadar odemessenız ıcra işlemi başlatacagız diyor ben borclarımın arkasındayım hepsını odemek nıyetındeyım ve su anda bırtanesını ödyorum.ve gucum sadece taahhut ettıgım dosyanın taksıdını odmeye yetıyor. Ben şimdi varlık şirktlerine nasıl bir cevap vermeliyim ve tamamını oduyemiyorsanız kısmı ödeme yapaın diyor bunu ödemelimiyim.bu konuda yardımlarınızı bekliyorum saygılarımla.

    • adnan oğuz diyor ki:

      Siz tahadüt verdiğiniz borcunuzu sakın ihmal etmeyin .Diğerleri zaten bankalardan hesabı cok ucuza satın aldılar,size zaten öyle veya böyle sokulacaklar.Herşeyi zamana bırakın.

    • Carlos diyor ki:

      Arkadaşım bankalar senin mevcut borcunu bu şirketlere %3 gibi komik rakamlara devrediyorlar yani 100,000 tl bir borç bakiyesini sadece 3000 tl gibi rakamlarla devredildiğinden dolayı sizden ne kadar koparırlarsa kar görüyorlar onun için asla yapılandırmaya gitmeden tamamını kapatma yoluna başvurun… Mevcut borcunuzun ana parasının en fazla %7 lik kısmına razı olacaklardır
      Tabi biraz zorlayacaklar alma imkanımız varmı ve tehditlerle gerçek rakamları alabilirmiyiz diye zorluk çıkarmaya baş vuracaklar asla pes etmeyin ve papuç bırakmayın.
      Bir çok kişi borcundan komik rakamlarla kurtuldu bu kesinlikle doğrudur çevremde oldukça bu durumu yaşayan arkadaşlarım var eğer teredütte olan varsa bir avukata da sorabilirler..

  116. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    BAKAN ZAFER ÇAĞLAYAN’IN KONUŞMASI.

    Merkez Bankası’nın (MB) dünya ekonomisini daha iyi okuyarak
    adım atması gerektiğini belirten Bakan Çağlayan, borçlanma faizlerinin düşmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’yle eş değer olan Güney Kore’de borçlanma faizinin yüzde 2’lerde olduğuna dikkat çeken Çağlayan, Türkiye’de faiz oranlarının bugünkü seviyesinde durmasının bir anlamı olmadığını kaydetti. Faizlerin düşmesin Türkiye’nin borç yükünü azaltacağını belirten Çağlayan, “Türkiye’ye faizler düşerse fon gelmez diyenler koca bir yalan söylüyorlar. Bu faiz lobisinin tezgahıdır. Bugün dünyanın hiçbir yerinde Türkiye’de verilen
    faizlerden yüksek faiz yoktur. Bugün Türkiye eşdeğer olduğu ülkelerin faizine
    indirse bile Türkiye’nin fon bulma konusunda hiçbir sıkıntısı yok. Bu konuda
    biraz cesur olmak lazım. Bunu yaparken bir taraftan da iç piyasa güçlenecek.”
    dedi. Bu konuda görevin sadece MB’de olmadığını belirten Çağlayan, BDDK’nın da uyanması gerektiğini kaydetti. “Gözünü hırs bürümüş. Kar etmekten başka hiçbir şey düşünmüyorlar. Bankacılık sisteminin biraz vicdanlı, biraz insafa gelmesi gerekiyor.” diyen Çağlayan, “Merkez bankası faizi düşürdü ama peki esnafa yansıdı mı? diye sordu.
    İndirimin esnafa yansımadığını belirten Çağlayan, bankacılık sektörünün hala eski alışkanlılıklarını devam ettirmek istediğini söyledi. Bankacılık sektörüne ‘Allah’tan korkun’ diye seslenen Çağlayan, para kazanmanın da bir usulü olduğunu ifade etti. Sektörün faizlerin düşmesi ile beraber yeniden kredisini revize etmek isteyenlerin karşısına yeni bir set koyduğuna değinen Çağlayan, “İşletme diyor ki; ‘Ben senden bu faizi ödedim, ben faizimi düşen faize göre revize etmek istiyorum.’ ‘Olur ama yüzde 4 komisyon alırım.’ Allah’tan korkmak lazım. Dünyanın hiçbir yerinde böyle sistem yok, böyle bir usul yok. Türkiye sahipsiz değil. Ne vatandaşımızı ne kobimizi, çiftçimizi banka umuduna bırakacak değiliz. Bunu yapan bankaları biliyorum. Bunu
    yapan bankalarla ilgili evrakları bana getiriyorlar. Gelen bankaların yüzde 14’ü
    insafsız.” şeklinde konuştu.
    Türkiye’deki enflasyona değinen Bakan Çağlayan, bunun maliyet enflasyonu olduğunu kaydetti. Çağlayan, bankacılık sektörünün insafa gelmesini umut ettiğini belirtti. Toplantıda “Bankalar yüzde 4 komisyonla sıkıştırıyor. Biraz bir ekonomini ya da ticaretin vampirliğini yapar şekilde. Bunu kısa vadede çözecek misiniz? şeklindeki soruya Bakan Çağlayan,
    “Bankalara göre söylemiş olduğun kibar laflara katılıyorum. Hakikaten de Allah
    gözlerini doyursun. Her şeyin bir ölçüsü, mizanı var. Karşılarındaki canını
    yakacak ölçüde, kemiğe dayanacak şekilde vampirler var. Vampir kelimesi az bile kalır bence bunları yapanlara.” diye cevap verdi.

  117. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    ABD ve AB ülkelerinde mezara kadar borçlu kalmak yok. Kişisel İflas
    ABD ve AB ülkelerinde kişilerin varlıkları ve gelirleri borçlarını karşılamıyorsa; kişiler kişisel iflas yoluna gidebilmekte ve 3-5 yıllık bir süreç sonunda borçları sıfırlanmakta, insanlar yeniden doğmuş gibi hayata sıfırdan başlayabilmektedirler.

    Bizim ülkemizde borçlarını ödeyemeyen insanlara hayat zindan olmakta ve hayat boyu borçlu yaşamaya zorunlu kalmaktadırlar. Bu durum vahşi kapitalizmin izlerini taşıyan 2004 sayılı İİK’dan kaynaklanmaktadır. Ancak AB uyum yasaları doğrultusunda İİK yeniden yazılmaktadır. Yeni İİK ‘da kişisel iflas kurumunun yer alması beklenmektedir.
    Kişisel iflas, Amerika Birleşik Devletleri ve AB ülkelerinde uygulama alanı buluyor. Bu kurum iflas durumunda olan kişileri vahşi kapitalizmin çarklarında ezmek yerine, tabiri caizse yeniden doğmuş gibi düzlüğe çıkarıyor. Hatta bununla da kalmayıp alacaklıların da alacaklarına karşılık “hiçbir şey” ile yetinmek yerine alacağın tamamını veya en azından bir kısmını alabilmelerini sağlıyor. Türkiye’de özellikle 2008 krizinden sonra meydana gelen kaos ortamında mevcut kredi ve kredi kartı borçları nedeniyle bunları ödeyemez duruma gelen kişiler, kişisel iflas kurumundan yararlanabilselerdi, 2013 yılı itibarıyla borçları sıfırlanmış olacaktı. Ayrıca alacaklıları da alacaklarının bir kısmını veya tamamını tahsil etmişlerdi.
    Kişisel İflas Nedir?
    Borçlarınız ödeyebileceğinizden fazlaysa, kişisel iflas başvurusu borçlarınızı yönetmek, ödemelerinizi kazancınıza göre düzenlemek ve sizi düzlüğe çıkarmak için hukuki bir yoldur. Bu kişisel bir karardır ancak kişisel iflas hukuku ile düzenlenir.
    Kişisel iflasa çeşitli nedenlerle başvurulur. Genel anlamda borçları ödeme güçlüğüne düşenler, Bir hastalık veya kaza nedeniyle sağlık masraflarını karşılayamayanlar, işini kaybedenler ve dolayısıyla ev-araba kredisi gibi ödemelerini karşılamakta güçlüğe düşenler, aile bireyinin ölümü ile destekten yoksun kalma gibi durumlarda kişisel iflasa başvurulabilir.
    Kişisel iflasta başvurulabilecek iki yol vardır. Bunlardan ilki, büyük miktarlarda borcu olup kazancı az olan kişilerin başvurması gereken bir yoldur. Bu yolda mülkiyetinizin büyük kısmını kaybedersiniz ancak iflas süreci sona erdiğinde tamamen düzlüğe çıkmış olacaksınız.
    Diğer iflas yoluna ise borçlarınızın en azından bir kısmını ödeyebilecek durumdaysanız gidebilirsiniz. Bu iflas yolu ile 3 ila 5 yıl mahkeme tarafından organize edilen bir iflas sürecine sokulursunuz. Mülkiyetinizin tamamını korumanız mümkün olacaktır.
    1. Kişisel iflas yolu
    Bu iflas yolu varlıklarınızın tasfiyesini ve gelirinizi borçları ödemek için kullanır. Bu bağlamda atanan yediemin satılabilir, varlıklarınızı araştırır ve değer biçer. Bu durum sizi her şeyinizi kaybetme endişesine itebilir, ancak iflas hukuku buna izin vermez.
    Varlıkların Paraya Çevrilmesi
    Varlıklarınız paraya çevrilmek amaçlı yediemin tarafından satılır. Bu bağlamda elde edilen değer alacaklılarınıza önceliklerine göre dağıtılır. Bazı alacaklıların öncelikleri vardır. Örneğin birikmiş veya gecikmiş nafaka borcunuz varsa, yediemin önce bunları öder. Başkalarının maaş alacakları bundan sonraki öncelikli alacaklardır. Kredi kartı borçları ise son olarak ödenecektir.
    Tasfiye Muafiyetleri
    İflas hukuku size bazı muafiyetler tanır veya mahkeme yediemine dolarla ifade edilen bir satış sınırı koyabilir. Örneğin mobilyanızın veya beyaz eşyanızın bir kısmını koruyabilirsiniz. Ayrıca emeklilik hesaplarınızı koruyabilir, ev, araba gibi mal varlıklarınızı muhafaza edebilirsiniz. Bu arada dikkat edilen nokta varlıkların değeri ile borç miktarının karşılaştırılmasıdır.
    2. İflas yolu
    Eğer geliriniz aylık temel ihtiyaçlarınızı karşılıyor ve borçlarınız için az da olsa para ayırabiliyorsanız bu iflas planı ile iflas yoluna gitmeniz gerekir. Bu plan, ev ve araba sahiplerine onları muhafaza etme olanağı tanır.
    Yeniden Ödeme Planı
    Mahkeme ve yedieminin sizin geri ödeme planınızı onaylaması gerekir. Plan ödemeleri yeniden düzenler ve yönetilebilir hale getirip düzene koyar. Yediemin 3 ila 5 yıl için borçluya aylık ödemeler tayin eder. Her kredi borcu normalde olması gerekenden daha az ve ödenebilir bir seviyede olacaktır.
    Bu iflas yolunda ilkinde olduğu gibi mülkiyetiniz yediemin tarafından satışa çıkarılmaz. Bu planla ev araba gibi malvarlıklarınızı koruyabilirsiniz.
    Bu kişisel iflas yolu aynı zamanda eşinizi de söz konusu borçlardan korur, mağdur olmasını engeller. İflas yedieminine ödemeler yapıyorsanız, yediemin müşterek borçlulara da dayanarak sizden fazla ödeme yapmanızı talep edemez.
    2. Kişisel İflas Yolunda Muafiyet
    Bu plan ile uygulanan 3 ila 5 yıllık ödeme planı bittiğinde yediemine yaptığınız ödemeler tüm borçlarınızı karşılamamış olabilir. Bu durumda mahkeme tüm borçlarınızı siler. Alacaklılar bunu kabul etmek zorundadırlar. Çünkü iflas kurumu bu planı yapmasaydı alacağı hiç alamamak yerine bu planla bir miktarını almış olurlar.
    Kişisel İflas: Sizi tüm borçlardan kurtarır mı?
    Kişisel iflas kredi kartı borçları, kredi borçları gibi tüketici borçlarından kurtulmak ve gelirinize göre planlayarak ödeyebilmek için iyi bir yol olabilir. Fakat kişisel iflas sizi tüm borçlarınızdan kurtarmaz. Hükümete, belediyeye olan borçlarınız, vergi borçlarınız ve öğrenim kredisi ödemeleriniz devam eder.
    Nafaka, çocuk desteği ve boşanma nedeniyle meydana gelmiş borçlarınız silinmez. Bir suç veya kabahat nedeniyle ödemeye mahkûm edildiğiniz cezalar da ortadan kalkmaz.
    Eğer devlet veya belediyeye herhangi bir borcunuz varsa, iflas bu borçları silmez. Devlet borçları vergi, ek vergi cezaları ve öğrenci kredileri gibi borçlardır.
    Borçları Teyit Etme Yolu
    Bazı borçlular borçlarını sildirmek yerine “teyit” kararı aldırmak isteyebilir. Bu yolu izleyerek örneğin kredi ödemesi bulunan arabalarını koruyabilirler. Bu bağlamda bu borç silinmeyecek yalnızca “teyit” edilecektir. Ancak borçlu arabasını muhafaza edecektir.

  118. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    DİKKAT EMEKLİ İKRAMİYELERİ İLE İLGİLİ BİR YARGITAY KARARI.(EMEKLİ MAAŞLARINI KAPSAMAMAKTADIR.)

    ERSAN ATAR ın haberi

    Yargıtay’dan emeklileri yakından ilgilendiren bir karar çıktı. Yargıtay 3’üncü Hukuk Dairesi, emekli ikramiyesinin haczedilemeyeceği yönündeki genel uygulama ve mahkeme kararlarının aksine “haczedilebilir” kararı verdi. Bu karara göre bugüne kadar maaşının tamamının haczedilmesinin yolu açılmış oldu. Yargıtay’ın kararında Çanakkale’de yaşayan Hüseyin Çapkın isimli emekli hakkında, bir borcundan dolayı haciz işlemi başlatıldı. Haciz işlemi devam ederken Çapkın öldü. Emekli ikramiyesine haciz konuldu. Çapkın’ın mirasçıları, haciz kararına itiraz etti ve sonunda dava açtı. Çanakkale 2’nci Asliye Hukuk Mahkemesi, “Emekli ikramiyesi haczedilemez. İkramiye emeklinin mal varlığı değildir” diyerek haczi kaldırdı. Alacaklı kararı temyiz etti. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 3’üncü Hukuk Dairesi, “Emekli Sandığı’nca şartları oluştuğunda toptan ve bir defada ödenmekte olan emekli ikramiyesi haczedilemeyecek nitelikteki gelir, aylık ve ödeneklerden değildir. Bu nedenle haczi mümkündür” dedi.

    SGK İSTİSNASI VAR
    Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda 2008 yılında yapılan değişikliğe göre gelir, aylık ve ödenekler, SGK alacakları ve nafaka borçları dışında

    • adnan oğuz diyor ki:

      Yorumda emekli maaşlarının tamamının yolu acıldı gibi bir yorum var.acıklık getirirmisiniz.

      • M.Celal Toparlaklı diyor ki:

        İyi okuyun lütfen.Başlık olarak emekli ikramiyeleri yazılmış ve parantez içinde emekli maaşları hariçtir denmiştir.

  119. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    DAHA TAKİPTE NE İCRA DAİRELERİ VAR.HALKIN CANINI YAKAN AVUKATLARIN MAŞASI OLAN,RÜŞVET YİYEN,KANUNA AYKIRI HACİZ YAPAN VEYA YAPMAYA YELTENEN,ZORLA TAAHHÜTNAME İMZALATMAYA ÇALIŞAN VE ALLAH DAN KORKMAYANLAR BU DÜNYADA DA REZİL OLACAKLAR.AHİRETLERİNİ ZATEN RABBİM HAZIRLAMIŞTIR.ONA SUAL OLMAZ.

    İzmir’de icradan satışa sunulan malların satışlarında usulsüzlük yaptıkları, girmek isteyenleri engelleyerek fesat karıştırdıkları iddia edilen şebekeye yönelik operasyon düzenlendi. Operasyonda İcra Müdürlüğü’nde görevli kadın müdür yardımcısının da aralarında bulunduğu 9 kişi gözaltına alındı.

    Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, icra müdürlüklerinin ihalelerinde yolsuzluk olayları yaşandığı ihbarı üzerine harekete geçti. Yapılan araştırmada, daha öncede aynı suçlara karışan C.B. elebaşılığındaki şebekenin yeniden faaliyete geçtiği belirlendi. Polis, şebeke üyelerine icra müdürlüğündeki bir personelin de yardımcı olduğunu tespit etti. Yaklaşık bir yıl süren teknik takibin ardından bu sabah operasyon düzenlendi. Aralarında 4. İcra Müdürlüğü’nde görevli Müdür Yardımcısı Z.İ’nin de bulunduğu 9 kişi gözaltına alındı.

    Şebekenin, icradan satışa sunulan gayrimenkul ve malların satışlarında usulsüzlük yaptığı, ihalelerin belirli kişi ve gruplara kalmasını sağladığı, ilk ihalelere anlaşıp girmeyerek ikinci ihalede fiyatın düşmesini beklediği, ihaleye girmek isteyenleri de tehditle engellediği tespit edildi. İcra Müdür Yardımcısı Z.İ’nin ise şebekeye ihale bilgilerini önceden sağladığı ve yardım ettiği öne sürüldü. Polis, elebaşı C.B. adına kayıtlı lüks otomobilin Z.İ’nin kullanımına tahsis edildiğini de belirledi. Zanlıların sorgusunun devam ettiği, gözaltı sayısının artabileceği öğrenildi

    Haber Kaynağı : Ajanslar / medya 2013-05-08

    • hussam diyor ki:

      türkiyenin heryerinde zaten çark bu şekilde dönüyor yolda trafik beni durdurdu ruhsatımın vizesi yok dedi arabayı bağlamalıyız diyerek anahtarımı istedi halbuki hiç eksiğim yoktu tartışma esnasında tutuklayacaklarını söyledi yanımda eşim vardı alın anahtarı lanet olsun dedim 5 dakika içinde sanki çekici 100 metre ilerideymiş gibi geldi arabamı yüklediler götürdüler şaştım kaldım tanıdık arkadaşımı çağırdım emniyete gidip komisere şikayetci oldum komiser helal süt emmiş adammış telsizdenruhsatı ve görevli trafik memurunu çağırdı berber inceledik hiçbir eksiğim yoktu komiser özür diledi arabamda emniyetin önüne geldi merak ettim eksiğim olsaydı kaç para ceza ödeyecektim diye sordum şu kadar vs vs şu kadar çekici parası dedi dikkatimi çeken ise 1 km mesafedeki yedemin deposuna çekici ücreti 250 tl olması allah sonumuzu hayra ulaştırsın türkiyenin her yerinde bir soygunculuktur aldı başını gidiyor

  120. mağdur diyor ki:

    Sn,TOPRAKLI
    Benim dosyam yasadan önce, İcra 30.nisan.2012 de tespit yaptırdı hacize tabi eşya yoktur diye.
    Çünkü başka bir dosyam nedeniyle beyaz eşyalarım götürülmüştü,Sonradan beyaz eşyalarımı akrabalarım aldı.Şimdi Eşya yoktur diyen banka avukatı dosyamı 13.Ocak.2013 te yenilemiş ve
    haber verdiler eve gelip eşya götüreceğiz diye. Sorum şu;
    Dosyam yenilendiği için süresi yine 1 yıl mı yoksa 6 ay mı?Yeni alınan beyaz eşyalarımı götürebilirler mi?

    • M.Celal TOPARLAKLI diyor ki:

      Artık evden eşyalar birer tane ise alamazlar.Süre 1 yıldır.

      • okan diyor ki:

        merhebalar sayın celel bey ,sargoz,ve umut ufuk bey sizlere bilirkişi olarak bir şey sormak istiyorum biz T.C. vatandaşı olarak mezara borçlu mu gidicez nasıl bir ülkede yaşıyoruz insan olarak yaşamak biz ve bizim gibilerin hakkı yokmu bu ülkede bir kere iflas ettiysen işin bozulduysa veya kendin hata yaparak işin bozulduysa birdaha ayaha kalkamıyorsun eğer sağlam arkan veya sana bırakılan miras yoksa hayat boyu mezara kadar çekmek zorundasın işinin bozulmasının sebebini hep kişiye bağladım devletin hiçmi suçu yok bir gecede olan develasyonlar bir gecede değişen kanunlar bazıları rant yapıp zengin olucak diye bir çok insanın iflasına işinin bozulmasına buna devlet büyükleri sebep ve çıkarılan kanunlar sebep olmuştur .bu insanları bu duruma sokan politakacı ve devlet büyükleri bu insanlara sormuşlarmı ne yiyosun çoluğun cocuğun ne durumda aileler dağılıyor kişi yanlış yollara sapıyor aile bireyleri en kolay nasıl para kazanabilecekse o yola başvuruyor ve kanunsuzluk gayri meşru işler coğalıyor kişi insan gibi bir işte çalışamıyor neden çünkü borçlu polis peşinde alacaklı peşinde işveren ben böyle insan çalıştırmam işyerimim bir aseleti var der sorarım size derken sizleri suçlamıyorum yanlış anlamayı sadece bizleri bu hale getirenedir sitemim vergi borcun var işyeri acamıyorsun yaşın geçmiş bir işe girip randumanlı çalışamıyorsun emekli olamıyorsun hastanede bakılamıyorsun borcun var pazarda eskiden limon sat derlerdi o devirde bitti bu insanlar katil değil borçlu ne yapmaları lazım biz avrupa ülkerinin hep işine geldileri yönlerini örnek alıp kanunlar çıkarıyorlar niye bu yönlerini örnek almıyorlar UMUT UFUK KARDEŞİMİZİN AVRUPA ÜLKELERİNDE İNSANLARIN 5 SENEDE BİR YENİ DOĞMUŞ GİBİ OLDUKLARINI YAZMIŞTI.başımıza bankalar yetmiyormuş gibi şimdi birde ingiletere merkezli varlık şirketleri çıktı YETER ARTIK BİZDE BU ÜLKEDE İNSAN GİBİ YAŞAMAK İSTİYORUZ TEŞEKKÜRLER

        • M.Celal Toparlaklı diyor ki:

          2 SENE İÇİNDE ÇIKACAK OLAN YENİ İİK.İLE İRLİKTE AVRUPA STANDARTLARINDA BİR YASA HAZIRLANMAKTA VE ORADA BİREYSEL İFLAK İLE BİRLİKTE YENİ MADDELERDE GETİRİLMEKTEDİR.BİRAZ SABIRLI OLMANIZ GEREKİYOR.

  121. Soru – İcra dosyası ne zaman düşer ve düştüğünü nasıl öğrenebiliriz

    YAPTIĞINIZ ALINTILARA http://www.icrada.net ADINI BELİRTMENİZ RİCA OLUNUR

    Takibi açılmış bulunan dosyada son işlem tarihinden itibaren 1 yıl içinde her hangi bir işlem yapılmadığında, esasa “takipsiz” kaydı düşüp arşive kaldırılır. Genelde ödeme emrinin tebliğinden sonra 1 yıl içerisinde herhangi bir işlem yapılmazsa da tabir edilen şekliyle dosya düşmesi oluşur ve dosya arşive kaldırılır.

    Borçluya ödeme emri tebliğ edilmediğinde takip henüz kesinleşmemiştir.Kesinleşmeyen takip için de düşme işlemsizlikten kaldırılabilir. Satış veya haciz isteme süreleri borçluya ödeme emrinin tebliğinden sonra işlemeye başlamaktadır.Henüz kesinleşmemiş takipte haciz de dolayısıyla satış istenebilmesi de mümkün değildir.

    Ödeme emri kesinleşmeden işlemsizlikten kaldırılan dosya için harca gerek olmadan yenileme yapılabilinir. Dosya eski kaydına yeni dosya numarasının icra dairesince yazılması gerekir.Aksı durumda tetkik merciine suresiz ŞİKAYET yoluna gidilerek dairenin uygulamaya aykırı işleminin iptali ve doğru işlemin yapılması sağlanır

    Bir diğer düşme konusu da haciz isteme şeklindedir. Ödeme emri tebliğinden itibaren bir yıl içinde haciz talep edilmezse bu durumda ne şekilde işlem yapmış olsanız da haciz isteme hakkınız düşmüş olur.

    KARAR ÖRNEĞİ : Ödeme emrinin tebliğinden sonra bir yıl içinde haciz talebinde bulunulmaması halinde haciz isteme hakkı düşer. Yeniden haciz istemek alacaklı tarafından vukubulacak yenileme talebinin borçluya tebliğine bağlıdır (İİK. 78), haciz yapıldıktan sonra dosyanın takipsiz bırakılması halinde ise haczin düşmesi söz konusu olup bu durumda 106 ve 110. madde hükümleri uygulanır. Ve yeni haciz istemi üzerine borçluya yenileme tebliği gerekmez.
    Olayda takip, ihtiyati hacizle başlandığından ve süresinde icrai takip yapılmış olmakla kesin hacze dönüştüğünden 78. madde hükmünün uygulanması ve yenileme talebinin borçluya tebliği gerekmez. Bu nedenle borçlu 71. maddeye göre her zaman,zaman aşımı itirazında bulunabilir. Kaldı ki, 78. maddeye göre borçluya gönderilecek ödeme emri olmayıp (yenileme muhtırrası) olduğundan, evvelce kesinlik kazanmış ödeme emrinin kesinliği devam ettiğinden borçlunun muhtıranın tebliğ üzerine ancak 71. maddeye göre itiraz edebileceğinden bu maddede gösterilen itiraz nedenleri süreye tabii olmadığından borçlu yenileme muhtırasının tebliğ üzerine süreye bağlı olmaksızın her zaman itiraz hakkını kullanabilir.

  122. Aşağıda 17.madde artık evlerden neyin haczedilebileceğinin açık bir göstergesi olup Bakanlık tarafından tüm Cumhuriyet Savcılıklarına gönderilmiştir.

  123. İİK ile İlgili Bakanlığın Açıklaması (6352)

    İcra İflas Kanunu ile ilgili bakanlığın açıklaması (6352)

    12 Ocak 2013 Cumartesi 11:31

    T.C.
    ADALET BAKANLIĞI Müsteşarlık

    Sayı: 36728904-2013/21
    Konu: 6352 Sayılı Kanun İle Değiştirilen İcra ve İflâs Kanununun Uygulanması

    CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

    6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun 5 Temmuz 2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış olup anılan Kanunun 5 Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe girecek olan maddeleri ile ilgili olarak aşağıda belirtilen şekilde uygulama yapılmasının uygun olacağı düşünülmüştür.

    Bu itibarla;

    A. KASA İŞLEMLERİ

    1) 5 Ocak 2013 tarihinden itibaren icra ve iflas daireleri tarafından yapılacak her türlü tahsilat ve ödemelerin banka aracılığıyla yapılması, Kanunun 9 ve 118 inci maddelerinde sayılan istisnalar dışında, her ne surette olursa olsun dairede nakit para tahsilatı ve reddiyatı yapılmaması,

    2) İlgililerce yapılacak olan harç, vergi ve ihale teminatları dâhil her türlü ödemenin; icra ve iflâs dairesinin banka hesabına doğrudan veya havale yoluyla veya internet bankacılığı yolu ile ya da anlaşmalı banka olan Vakıfbank tarafından icra ve iflâs dairelerine kurulacak POS cihazı üzerinden yapılmasının sağlanması,

    3) Bakanlığımızın, 06/05/2008 tarihli ve 104/1 sayılı “Mahkeme Emanet Paraları İle İcra ve İflâs Dairelerince Tahsil Olunan Paraların Yatırılacağı Bankalar ve İcmal Cetvelleri” konulu Genelgesi uyarınca icra ve iflâs dairelerinde açılan banka hesaplarının;

    a) Emanet kasa hesabı

    b) Harç ve vergiler hesabı

    c) Cezaevi Yapı Harcı hesabı

    Olmak üzere birbirinden bağımsız üç ayrı hesap şeklinde isimlendirilmesi, bu şekilde UYAP’a tanımlanması ve internet bankacılığı işlemlerine açılması için bankalarla koordinasyonun sağlanması,

    4) Bulundukları mahalde Vakıfbank şubesi bulunmayan icra ve iflâs dairelerince, diğer bankalarda mevcut hesapların muhafaza edilmesi kaydıyla kendilerine en yakın mahaldeki Vakıfbank şubesinde de yukarıdaki maddeler kapsamında internet bankacılığına elverişli hesapların açılması, mevcut hesapların da internet bankacılığına elverişli hale getirilmesi; internet bankacılığına uyumlu hale gelen banka hesapları üzerinden yapılacak olan online havale ve EFT işlemlerinin güvenlik nedeniyle sadece UYAP’a bağlı kurum bilgisayarları ile yapılması,

    5) POS cihazları ile yapılacak tahsilatların, icra ve iflas dairesinin hesabına bankaca anında geçirilip geçirilmediğinin banka hesap özetinin kontrolü suretiyle takip edilmesi,

    6) POS cihazları vasıtasıyla yapılacak tahsilatların, ilgisine göre POS cihazlarında tanımlı bulunan Harç ve Vergiler, Cezaevi Yapı Harcı veya Emanet Kasa Hesabı menüleri kullanılarak bankada ayrı ayrı tanımlanmış olan ilgili hesaplara aktarılmasının sağlanması,

    7) Teknik altyapı tamamlanıncaya kadar, ilgililerin komisyon ücreti ödeme yükümlülüğüne girmemesi ve bu şekilde tahsil edilecek paranın anında icra ve iflâs dairesinin banka hesabına geçebilmesi için POS cihazıyla yapılacak tahsilatlarda yalnızca Vakıfbank’a ait nakit kartı olan DEBİT/ATM kartlarının kullanılması,

    8) İlgililerin birkaç dosyaya ilişkin yapacağı ödemeler için POS cihazından tek bir çekim yapılması halinde; tahsil edilecek olan her bir harç ve cezaevi yapı harcı için ayrı ayrı sayman mutemedi alındı makbuzu; diğer ödemeler için de ilgisine göre tahsilat makbuzu düzenlenmesi,

    9) POS cihazı kurulumu yapılan icra ve iflâs dairelerinde gün içinde tahsil edilen harçların, Parasal Oranlar ve Limitler Hakkındaki Tebliğ hükümlerine bağlı olmaksızın, aynı gün saat 16:30’da; saat 16:30’dan sonra tahsil edilen harçların ise ertesi iş günü tahsil edilecek miktarla birlikte en geç o gün saat 16:30’da Saymanlık hesabına aktarılması için bankaya elektronik ortamda veya yazılı talimat verilmesi; POS cihazı kurulumu yapılmamış olan icra ve iflâs dairelerinde ise her türlü tahsilat ve ödemelerin halen kullanılmakta olan banka hesapları üzerinden yapılarak söz konusu Tebliğ hükümlerine göre uygulamaya devam edilmesi,

    10) 2548 sayılı Kanuna istinaden tahsil edilen cezaevi yapı harcı hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Kurumları İle Tutukevleri İşyurtları Kurumu Daire Başkanlığının 137 sayılı Genelgesi hükümlerine riayet edilmesi,

    11) Saymanlık hesabına yapılacak olan harç aktarımlarında gecikme yaşanmaması, yaşanacak gecikmelerin sorumluluk doğurabileceğinin bilinmesi,

    12) İcra ve iflâs dairesi tarafından borçluya gönderilecek tüm ödeme veya icra emri ile borç miktarının bildirimine ilişkin diğer tebligatlarda icra ve iflâs dairesine ait emanet kasa hesap numaralarının yazılarak, ödemenin söz konusu hesaba yapılması gerektiğinin ilgililere tebliğ edilmesi,

    13) Kanunun yürürlük tarihinden önce başlatılan icra takipleri sonucu yapılan tahsilat reddiyatlarının, alacaklıların bildireceği banka hesabına üç iş günü içerisinde havale, ödeme talimatı veya internet bankacılığı yoluyla aktarılmak suretiyle yapılması,

    B. TAKİP İŞLEMLERİ

    14) İcra ve İflâs Kanununun 82 nci maddesinde yapılan değişiklik gereğince haczedilmezliğin belirlenmesi hususunda verilecek kararlarda, Yargıtay içtihatlarından istifade edilmesi,

    15) Hukuken muhafazasına gerek kalmayan malların iade ve satış işlemlerinin İcra ve İflâs Kanununun 88/6 ncı maddesi gereğince resen yapılması, bu durumdaki malların yedieminlerin tasarruf ve zilyetliğine terk edilmemesi, bu işlem için gereken masrafların önceden öngörülerek alacaklıdan tahsil edilmesi, masrafın alınmamış olduğu hallerde tebligatların Cumhuriyet başsavcılığının ilgili ödeneğinden karşılanması,

    16) Takip masraflarının takdiri ve tahsili sırasında, İcra ve İflâs Kanununun 88 ve 110/3 üncü maddeleri gereğince yapılabilecek işlemlere ait masrafların da dikkate alınması,

    17) Haczedilen kıymetli şeylerin muhafazası için zorunluluk bulunması halinde masrafı ilgilisinden tahsil edilmek suretiyle uygun bir banka kasası kiralanması,

    18) Yabancı devlet aleyhine ilamsız takip yoluna başvurulamayacağına ilişkin İcra ve İflâs Kanununun 42 nci maddesinde yapılan değişikliğin gözden kaçırılmaması,

    19) Yabancı devlet aleyhine başlatılan ilamlı icra takiplerine ait icra emirlerinde, uluslararası antlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borçlu devlete ait olan mallar hakkında cebri icra yapılabileceği hususunun da ihtar edilmesi,

    20) İcra ve İflas dairelerinin iş süreçlerindeki her türlü veri, bilgi ve belge akışı ile dokümantasyon işlemleri ile bu işlemlere ilişkin her türlü kayıt, dosyalama, saklama ve arşivleme işlemleri ile uyum ve işbirliği sağlanmış dış birimlerle yapılacak her türlü işlemlerin UYAP ortamında gerçekleştirilmesi,

    21) UYAP iş listelerinin, her bir icra ve iflâs dairesi çalışanı tarafından günlük olarak kontrol edilerek mevcut işlerin süresinde tamamlanması,

    22) İcra ve iflas dairelerine fizikî olarak verilen veya gönderilen her türlü evrakın, elektronik ortama aktarılarak UYAP’a kaydedilmesi,

    23) 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanan evrakın, ıslak imzalı evrak ile aynı hükümleri haiz olması nedeniyle, portal üzerinden gönderilen güvenli elektronik imzalı taleplerin dikkate alınarak işleme konulması,

    24) UYAP üzerinden yapılan tevzi ve kota tanımlama işlemlerinin usulüne göre yapılması; komisyon kararı olmaksızın adliye için belirlenen tevzi kriterlerinin değiştirilmemesi, tevzi yapan kişinin tevzi yaptırılmak istenen fiziki dosyaları görerek tevzi yapması, tevzii yapılan bu dosyalar için ilgili dosyalar üzerine şerh düşülmesi, birimlerde açılacak takiplerde tevzi yaptıran kişiye ait dosyaların başka kişi, kurum ya da vekil adına açılmamasının sağlanması,

    25) Tevzi yaptıran ilgililerin, dosya açmaksızın aynı dosyaları tekrar tevzi yaptırmalarına imkân verilmemesi,

    26) İcra ve İflâs Kanununda yapılan değişiklik gereğince, icra ve ödeme emirlerinde yer alması gereken icra ve iflâs dairesine ait banka hesap bilgileri için, UYAP “Harç ve Kasa’VBankacılık İşlemleri’V’Portal İçin Banka Birim Ekleme” menüsünden “İnternet Emanet Kasa Hesabı” bilgilerinin tanımlanması,

    27) Satış ilanlarının elektronik ortamda “esatis.uyap.gov.tr” adresli internet sitesi üzerinden yayınlanarak, ihale katılımcılarının bu site üzerinden elektronik ortamda teklif verebilmesine imkân sağlanması için tüm satış işlemlerinin UYAP üzerinden yapılması,

    28) Elektronik teklif sisteminde teminat yatırma ve teminatın iadesi işlemleri de Vakıfbank üzerinden yapılacağından, icra ve iflâs dairelerinin Vakıfbank’ta bulunan vadesiz hesaplarının UYAP’a tanıtılması için, UYAP “Harç ve Kasa’V’Banka Hesap İşlemleri’V’Portal İçin Banka Birim Ekleme” menüsünden, banka adının T.Vakıflar Bankası T.A.O, hesap türünün “İnternet Emanet Kasa Hesabı” olarak seçilerek; hesap numarası, IBAN numarası ve şube kodunun girilmesi işlemlerinin 05.01.2013 tarihinden önce tamamlanması,

    29) Elektronik ortamda teklif verilebilmesi için taşınır ve taşınmaz mal ile hakların muhammen bedelinin %20’si oranında teminat yatırılması zorunlu olup elektronik teklif vermek suretiyle ihaleye katılan kişi tarafından online olarak gönderilen ve tahsilat makbuzu sistem tarafından otomatik olarak kesilecek olan teminatın aktarılacağı banka hesap tanımlamalarının titizlikle ve hatasız olarak yapılması, hatalı işlemlerin sorumluluk doğurabileceğinin bilinmesi,

    30) UYAP ekranlarından satışa konu mala ilişkin girilen veriler ve ihale bilgileri elektronik satış sayfasına yansıyacağından UYAP ekranlarındaki mal bilgisi, haciz bilgisi, ihale bilgileri, ihale katılımcı bilgileri ve ihale sonuç bilgilerinin eksiksiz olarak girilmesi,

    31) Bilgi girişi yapılmadan veya hatalı bilgi girişi yapılarak hazırlanan ihale evrakı üzerinde yapılmak istenen düzeltmelerin yine veri giriş ekranından yapılması,

    32) UYAP üzerinden hazırlanan satışlar, satış ilanının onaylanmasının ardından “esatis.uyap.gov.tr” adresinde ilan edileceğinden, satış ilanı hazırlanırken “E-İlan Aktif seçeneğinin seçilmesi ve ikinci ihale tarihine kadar ilanın elektronik teklif sayfasında yayınlanacağı sürenin belirtilmesi,

    33) UYAP üzerinden hazırlanan satış ilanlarının ve satışa ilişkin verilerin “esatis.uyap.gov.tr” adresine doğru yansıyıp yansımadığının kontrol edilmesi,

    34) Alacaklının satıştan vazgeçmesi, borcun ödenmesi veya mahkeme kararı gibi nedenlerle satışın düşürülmesi veya durdurulması ile birinci artırmadan sonra malın satılması gibi durumlarda, elektronik ortamda teklif verme sürecinin sonuçlandırılması için UYAP ekranları üzerinden satışın sonuçlandırılmasına ilişkin bilgi girilmesi,

    35) Fiziki arttırmaya başlamadan önce elektronik ortamda verilen tekliflere ilişkin raporun UYAP’tan alınarak fiziki artırmaya katılanlara duyurulması ve fiziki artırmaya, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlanması,

    36) İhalenin, elektronik ortamda teklif veren kişi üzerinde kalması halinde, ilgilinin durumdan haberdar olabilmesi için satış akabinde, satış ve alıcı bilgilerinin UYAP’a ivedilikle girilmesi ve elektronik teklif sayfasındaki “Önceki Verdiğiniz Teklifler” kısmında “Satışa konu mal

    tarafınıza ihale edilmiştir. İhale tarihinden itibaren………… gün içerisinde bakiye satış bedelini ve

    vergileri yatırarak diğer işlemler için icra dairesi ile irtibata geçmeniz gerekmektedir. Verilen süre içerisinde ödeme yapılmadığı takdirde ihale kararı kaldırılacaktır.” şeklinde uyarı metni yer alacağından; bakiye ihale bedelinin yatırılması için ihale katılımcısına verilecek sürenin “Haciz, Mal ve Satış İşlemleri- İhale Katılımcı/Alıcı İşlemleri” menüsünden girilmesi,

    37) İhale sonucunda ihale bedeli ve ihale alıcısına ilişkin bilgilerin, takip dosyasına “Dosya İşlem “/”Taraf Bilgilerinin Girişi ve Güncellenmesi” ekranları kullanılarak eklenmesi,

    38) Elektronik ortamda teklif verdiği halde ihaleyi kazanamayan katılımcıların teminatlarının iadesinin, icra ve iflâs dairesi tarafından UYAP üzerinden “Haciz, Mal ve Satış İşlemleri/ Teminat İade işlemleri” menüsünden yapılabileceğinin ve yapılacak bu işlem sonucunda sistem tarafından otomatik olarak reddiyat makbuzunun tanzim edilerek teminatın ilgili hesaba iade edileceğinin bilinmesi,

    39) UYAP üzerinden ilan edilecek ihalelere ilişkin malların mümkünse yeteri kadar fotoğrafının çekilerek sisteme eklenmesi ve mümkün mertebe yalnızca ihaleye konu edilen malın fotoğraflanması suretiyle gereksiz eşyaların fotoğraf karesine dâhil edilmemesi ve ayrıca fotoğraf çekimlerinde özel hayatın gizliliği ve mahremiyeti hususlarına dikkat edilmesi,

    40) Bakanlıkça icra ve iflâs daireleri için planlanan sayıdaki kâtip, mübaşir ve hizmetlinin bu dairelerde çalıştırılmasına özen gösterilmesi, olası personel değişikliklerinin Bakanlığın bilgisi dâhilinde gerçekleştirilmesi,

    41) Adliyelere gönderilen tarayıcıların dağıtımında icra ve iflâs dairelerinin ihtiyaçlarının tam olarak karşılanması,

    42) Yukarıda belirtilen hususlara ilişkin Bakanlığımızca daha önceden bildirilmiş olan görüş ve yazıların bu yazıya aykırı olan hükümlerinin dikkate alınmaması,

    Hususlarında bilgi edinilmesi ve gereği ile konunun yargı çevrenizdeki adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanlığına ve icra hâkimliklerine bilgilendirilmesini, azamî dikkat ve özeninin gösterilmesi için icra müdür ve müdür yardımcılarına tebliğ edilmesini rica ederim.

  124. baran diyor ki:

    sayın umut ufuk bey lütfen bi yol gösterin.. benim ortalama 40,000 tl kadar kredi kartlarına borcum var. 2009 senesinden beri ödeyemiyorum.o tarihten beri hep sigortasız işlerde çalışıp 2 çocuğumun geçimini sağladım.şimdi tüm borçlarım varlık yönetim şirketlerine devrolmuş.ben borcumu ödemeyeceğim demiyorum.ödüyeceğim ama zaman istiyorum.şimdi benim sorum şu umut ufuk bey ,şimdi yeni yeni kendimizi toparlamaya başladık,ve eşimin ailesi benim ailemin yardımıyla küçük bi dükkan açtık,dükkanı eşimin üzerine açtım,ama hergün korkuyla dükkanı açıyorum,eşimin üzerine olan dükkana benim borcumdan dolayı haciz gelirmi.. eğer gelirde burdaki herşeyi alırlarsa o zaman öldüm demektir.. ne olur bi fikir verin,veya gelirlerse almamaları için ne söylemeliyim..şimdiden teşekkürler kardeşim..

    • vedat diyor ki:

      iyi akşamlar baran bey,
      bende sizin gibi bazı sıkıntılar yaşıyorum.Ancak eşinizin adına açmış olduğunuz dükkan hiç bir şekilde sizin borçlarınızı bağlamaz.Eşinize ait ev,banka hesabı ve diğer adına olan şeyler için sizin borcunuzdan dolayı icra gelemez.Herkesin borcu kendini bağlar.Ancak ev eşyaları ortak olduğu için haczedilir oda birden fazla olanları alabilirler.

      • adnan oğuz diyor ki:

        Aman dikkat,siz ve eşiniz herhangi bir tahadüt imzalamayın.

      • baran diyor ki:

        teşekkür ederim vedat bey,çok saolun..

  125. vedat diyor ki:

    umut bey bir ilgi daha vereyim.Borcum 11.000 tl. evin değeri ise 40-50 en fazla 60 eder yani benim hissem 10.000 tl. haline münasip ev olmazmı

  126. vedat diyor ki:

    Umut bey iyi akşamlar,
    26.04.2013 tarihinde annemden kalan 6/1 hisseine sahip olduğum ev için 103 davetiyesi geldi.Size sormak istediğim 3 günlük sürem var.İtirazımı ilk önce icra müdürlüğüne mi yapmam gerekiyor.Ne yapmam lazım.Yardımcı olursanız sevinirim .

  127. Umut Ufuk diyor ki:

    1-Kefili müteselsil kefil olarak almak gerekir.Bu nedenle md.583’teki şekle uygun olmalı.
    2-Eşin rızası gereklidir.md.854.

    MADDE 581 – Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.

    MADDE 586 – Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi …kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.

    MADDE 583 – Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.

    MADDE 584 – Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.

  128. Umut Ufuk diyor ki:

    EMEKLİ AYLIĞI HACZEDİLİRMİ?
    5510 sayılı kanunun 93. maddesinde 5754 sayılı kanunla yapılan değişiklik Madde93.”Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” hükmü getirilmiştir.Borçlunun emekli maaşına ilişkin muvafakatinin alınabilmesi için takibin kesinleşmesi şarttır. takibin kesinleşmesinden önce verilen muvafakatler geçerli olmamakta ancak ; kesinleşmeden sonraki muvafakatler geçerli olmaktadır.Yani yasal işlemler başladığında icra müdürlüğünce vermiş olduğunuz muvafakat geçerlidir.

    • adnan oğuz diyor ki:

      ssk emeklisi emekli maaşını aldığı banka icraya vermeden direk emekli maaşına nasıl girebiliyor.bu işlem hukuksuzluk değilmi maaşın tamamını alacağına tahsil ediyor bu emekli ne yiyecek icecek.icra hukuk mahkemesi icra dosyası olmadığından davayı red ediyor bu dava nereye acılması lazım.beş yıl evel yapılan kredi sözleşmesine dayanarak bu kesintiyi nasıl yapabiliyor..

      • Umut Ufuk diyor ki:

        Sn Adnan,
        Yukarıdada belırtıldıgı gıbı, Öncelıkle ıcra dosyası acılacak,arından tebliğkat gıdecek ve maas haczi müzekkeresine göre maasa hacız uygulanır.Ayrıca emekli maaslarına hacız yok.Sızın anlatmaya çalıştıgınız olay BLOKE.
        Maaş hesabına konulan bloke ; maaşının tamamını bloke etmesi hernekadar hapis hakkı açısında mümkün isede hesabın maaş hesabı olması sebebiyle ancak ¼ nü kesebilir. tamamını bloke edemez.Çünkü hesaba gelen para maaştan gelen paradır. Dava açarak bloke kaldırılabilir. Banka, 89/1 Haciz İhbarnamesi Olmadan alacağına karşılık hesaptaki tutara bloke de KOYAMAZ, alacağı ile borcunu takas da EDEMEZ .oncelikle bankaya sikayet dilekcesi blokenin acilmasi icin muracat etmelesiniz yada hemen icra hakimligine .
        Maaşınızın 1/4’ünün kaynakta kesinti şeklinde haczedildiğini takip dosyasından anlaşılabilir-
        Emekli iseniz yatan paranın emekli aylıgı oldugunu bildirir bir dilekce yazmalısınız.

        • adnan oğuz diyor ki:

          İcra hukuka hemen dava acıldı icra kanalıyla kesinti yapmadığından icra hukuk hakimliği yetkisizlik kararı verdi,bunun üzerine asliye hukuk mahkemesine dava acıldı sonuc bekleniyor.birde efendim ssk emekli maaşına emeklinin rızası yoksa 1/4 dahi giremiyorlar.burda büyük bir hukuk tanımazlık var…

          • vedat diyor ki:

            Adnan bey iyi akşamlar,
            bende memur emeklisiyim maaş aldığım banka maaşımın tamamına tüm itirazlarıma rağmen bloke koydu.Asliye hukuta dava açtım 2.duruşmada hakim kesilen maaşın yasal faizi ile iadesine karar verdi.Banka 3 gün sonra maaşımı faziyle hesabıma yatırdı.

            • adnan oğuz diyor ki:

              Sayın vedat bey iki aydır emekli maaşını alamadığımızdan haliyle mağduruz.davayı ihtiyati tedbir istemli acdım.mahkeme blokeyi durdurumu yoksa mahkeme sonucunumu bekliyecez.birde bu hukuksuz işleme manevi tazminat davası acdınızmı.

              • vedat diyor ki:

                Adnan bey, bende iytiyati tedbir kararı istemli açtım ancak genelde vermiyorlar.Ancak ilk duruşmada karşı tarafa müzkare yazıp neden bloke koydunuz diye soruyorlar.Bnaka vermiş olduğu muvafakate istinaden diyor.Siz muvafaktinizi dava öncesi geri aldım diye dilekçe verdinizmi. Siz adliyeye gidip dosyanıza bakın karşı taraf ne gerekçeler öne sürmüş ve ne cevap vermiş hemen karşı bir cevaba cevap diye yazıp dosyaya koydurun.genellikle 2. duruşmada hakim kararını verir.Ne kadar yargıtay kararı bulursanız ek dilekçe ile dosyaya ekleyin.Bu bloke ile ilgili yargıtayın vermiş olduğu çok karar var.Manevi tazminat davası açmadım ama benim arşatırmalarıma göre sonuç alınmıyor.T.C.
                YARGITAY
                12.HUKUK DAİRESİ

                E. 2008/4224
                K. 2008/3590
                T. 26.2.2008

                DAVA : Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

                KARAR : İİK’nun “Haczi caiz olmayan mallar ve haklar” başlığını taşıyan 82. maddesinin 1. bendinde “Devlet Malları” ile özel kanunlarında haczinin mümkün olmadığı gösterilen malların haczedilemeyeceği açıklanmıştır. 506 sayılı SSK’nun 121. maddesi hükmü uyarınca bu kanun gereğince bağlanmış gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar, nafaka borçları dışındahacizveyabaşkasınadevirvetemlikdilemez.

                İİK’ nun 83/a maddesine göre ise “82 ve 83. maddelerde yazılı mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir.”

                Somut olayda, şikayet konusu İİK’ nun 82. maddesi kapsamındaki SSK emekli maaşının tamamının kesilmesine 13.05.2007 tarihinde evinde yapılacak menkul haczi sırasında muvafakat etmiş, maaş haczi 2007 Temmuz ve müteakip aylar için uygulanmıştır.

                Bir başka anlatımla, borçlunun maaşına haciz uygulanmadan önce maaş haczine muvafakat edilmiş olduğundan İİK’ nun 83/a maddesinin düzenlenme amacı olan haczine muvafakat edilen şeyin haczinden önce ondan yoksun kalınanın sonuçlan önceden hissedilemeyeceğinden bu muvafakat geçerli değildir. Bu durumda, mahkemece borçlunun yargılama sırasındaki kabulü nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi isabetsizdir.

                SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ) 26.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.

                T.C.
                YARGITAY
                12.Hukuk Dairesi

                Esas: 2009/17545
                Karar: 2009/26288
                Karar Tarihi: 21.12.2009

                (2004 S. K. m. 83/A)
                Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

                Karar: İ.İ.K.unun 83/a maddesi gereğince borçlunun, hacizden önceki bir dönemde haczi mümkün olmayan bir mal veya hakkın haczedilebileceğine dair alacaklı ile yapmış olduğu anlaşma geçerli sayılmamaktadır. Zira, haciz anında muvafakat ettiği gelirinden yoksun kalmanın kendisine ne gibi sakıncalar getireceği, normal bir insanın yaşamını bu gelir olmaksızın sürdürüp sürdüremeyeceği tahmini olarak değil ancak yaşadıktan sonra anlaşılabilir nitelikte olduğundan bu muvafakat yukarıda belirtilen yasa maddesi uyarınca geçersizdir.
                Somut olayda alacaklı tarafından borçlu D. hakkında T. İcra Müdürlüğü’nün 2…/… Esas sayılı dosya üzerinde başlatılan takibe ilişkin olarak borçlu adresinde 27/02/2008 tarihinde yapılan haciz sırasında borçlunun annesi olan şikayetçi S., dosya borcuna icra kefili olduğunu, borç bitinceye kadar almakta olduğu, SSK emekli maaşından her ay 500,00 TL kesinti yapılmasına muvafakat ettiği bildirmiştir. İcra kefili olan şikayetçi hakkında takip bilahare 29.02.2008 tarihinde başlatılmış olup icra emri 19.03.2008 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu tarihten sonra takip kesinleştiğinden bahisle alacaklı tarafından borçlunun muvafakati olduğu belirtilerek SSK’dan aldığını emekli maaşının haczi talep etmiştir. Görüldüğü gibi şikayetçi hakkında takip kesinleşmediğinden önceden verilen muvafakat geçersizdir. Bu nedenle şikayetin kabulüne karar vermek gerekirken reddi isabetsizdir.
                Sonuç: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle, İ.İ.K.unun 336 ve HUMK.’unun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 21.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.

                • adnan oğuz diyor ki:

                  sayın vedat bey bu banka 6 yıl evel kredi kartı sözleşmesi imzalatırken ben kredi kartı borcumdan dolayı maaşımı temlik ettiğimi bildiren yazılı imzalı beyanım bulunuyormuş bende buna karşılık davalıya herhangi bir temlikte bulunmadığımı emekli maaşımı kredi kartı borcumdan dolayı kestiğini .Ayrıca davalı tarafa borcun ikası yönünde herhangi bir temlik vermediğimi bir hafta önce acdığım dava dilekcesinde bildirdim.Mahkemeye herhangi bir yargıtay kararını ek olarak vermedim.hakimler zaten herşeyin bilincinde benim anlamadığım ihtiydi tetybir neden uygulanmasın hele bir 15 gün gecsin hakimde insan iki aydır maaş alamadığımı gecimimi sağlayamadığımı cıkar anlatırım.saygılar

                  • adnan oğuz diyor ki:

                    Sayın vedat bey tazminatla ilgili yargıtay kararını okudum,davalı banka temyiz etmiş yargıtayda maddi tazminatın şartların oluşmadığına manevi tazminatın kabulüne hükmetmiş.

                    • vedat diyor ki:

                      adnan bey çıkıp konuşun hakimden hakime farklı uygulanıyor.Ben çıkıp derdimi anlattım.Kirada oturuyorum,üniversitede okuyan çocuğum var dedim ama ihtiyati tedbir kararı vemedi.Siz
                      davayı kazanırsın inşallah hakim erteleme yapmaz.

        • eser yavuz diyor ki:

          umut bey ben &95 ozurluyum.uzerıme hıc bı mal yok ve maaşımda yok.aılemle kalıyorum.ssk da yok.benım ayrı ayrı bankalara 30.000 tl kredı ve kredı kartı borcum var.suan bu borcumu oduyemıyorum.evıme ıcra gelırmı.gelse bıle evden eşya alırmı.yardımcı olursan sevınırım

          • adnan oğuz diyor ki:

            Sayın eser bey aynı sıkıntıları yaşadığımız icin bildiklerimi paylaşayım.ikametgahınız ailenizin üzerinde gözükdüğünden evinize icra gelir.yeni yasaya göre evinizde mevcut olan beyaz eşyalardan ikinci olana (buzdolabı,cam mak,tv.)el koyarlar bu eşyalar haricinde evinizden ev gereksimi olmayan (bilgiayar,motor v.s.el koyarlar.yani şimdi eskisi gibi nakliye aracını yanaştırıp ne bulursak atalım yok.sayın eser bey siz ve aileniz hic bir tahadüde imza atmayın.gecmiş olsun.

    • adnan oğuz diyor ki:

      bankanın emekli maaşını kredi kartı borcu nedeniyle koyduğu blokeyi kaldırması nedeniyle icra hukuk mahkemesine acdığım dava icra işlemi olmadığından icra hakimliğince sözlü olarak bizim yetkimize girmez demesi üzerine Asliye hukuka dava acdım .davam kabul edildi şimdi de icra hukukdan duruşma günü verilmiş aynı dava iki ayrı mahkemede görülebilirmi.saygılarımla.

  129. Umut Ufuk diyor ki:

    “EK MADDE 9- Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa göre almakta olan personele, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvele dahil pozisyonlarda istihdam edilen sözleşmeli personele, subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, sözleşmeli subay ve astsubay adayları ile uzman jandarma ve uzman erbaşlara, mali haklar kapsamında yapılan her türlü ödemeler dahil almakta oldukları toplam ödeme tutarı dikkate alınmak suretiyle aynı veya benzer kadro ve görevlerde bulunan personel arasındaki ücret dengesini sağlamak amacıyla, en yüksek Devlet memuru aylığına (ek gösterge dahil), ekli (I) sayılı Cetvelde yer alan kadro ve görev unvanlarına karşılık gelen oranların uygulanması suretiyle hesaplanan tutarda ek ödeme yapılır.
    Ek ödemeye hak kazanılmasında ve bu ödemenin yapılmasında aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Bu maddeye göre yapılacak ek ödeme damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve ilgili mevzuatı uyarınca ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, döner sermaye ödemesi, ikramiye, ücret ve her ne ad altında olursa olsun yapılan benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz

  130. Umut Ufuk diyor ki:

    T.C.
    YARGITAY
    12. HUKUK DAİRESİ
    Esas No.
    2004/……
    Karar No.
    2004/…….
    Tarihi
    22.10.2004
    İLGİLİ MEVZUAT
    2004-İCRA VE İFLAS KANUNU ( İİK )/89
    KAVRAMLAR
    KURAL OLARAK İLERİDE DOĞMASI MUHTEMEL BİR HAKKIN HACZİ MÜMKÜN DEĞİLDİR
    ÖZET
    İLERİDE DOĞMASI MUHTEMEL ALACAKLARIN KURAL OLARAK HACZİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. BU NEDENLE BORÇLUNUN DOĞMUŞ VE İLERİDE DOĞACAK HAK VE ALACAKLARININ HACZİ İÇİN ÜÇÜNCÜ ŞAHSA HACİZ İHBARNAMESİ GÖNDERİLMİŞ OLMASI HALİNDE ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN SORUMLULUĞU HACİZ MÜZEKKERESİNİN ULAŞTIĞI TARİHTEKİ FİİLİ DURUMLA SINIRLIDIR. İLERİDE DOĞMASI MUHTEMEL ALACAKLAR YÖNÜNDEN SONUÇ DOĞURMAZ
    Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
    Kural olarak ileride doğacak muhtemel bir hakkın haczi mümkün değildir. Bu nedenle İİK’nun 89. maddesi gereğince 3. şahsa, borçlunun nezdinde doğmuş ve doğacak hak ve alacaklarının haczini şeklinde haciz ihbarnamesinin çıkarılması halinde 3. şahsın sorumluluğu haciz müzekkeresinin kendisine ulaştığı tarihteki mevcut durumla (fiili durumla) sınırlı olacağından ileride doğacak, doğması muhtemel bu hakkın bu aşamada 3. şahısça net olarak bilinmesi mümkün olmadığından bu şekilde çıkarılan haciz ihbarnamesi yukarıda açıklanan nedenle muhtemel alacaklar açısından sonuç doğurmaz. İcra mahkemesine başvuran borçlunun şikayetinin bu kurallar ışığında değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken istemin reddi isabetsizdir.
    SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 22.10.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

  131. Umut Ufuk diyor ki:

    YENİ (ALMAN) ACZ HUKUKUNA GİRİŞ
    (Çevirenin Notu: Almanya’da 01.01.1999 tarihinde yürürlüğe girecek olan Insolvenzordnung” (Acz Haline İlişkin Kanun) ile, mevcut İflâs Kanunu (Konkursordnung), Konkordato Kanunu
    (Vergleichsordnung) ve Külli İcra Kanunu (Gesamtvollstreckungsordnung) yürürlükten kaldırılıp, yerine sözkonusu yeni Kanun geçirilecektir. Bu kanun ile, ödeme güçlüğü içine düşen borçlunun, bu durumdan kurtarılıp, iyileştirilmesi (Sanierung), bu mümkün olmazsa,
    malvarlığının tasfiyesi (Liquidation) öngörülmektedir. Alman hukukunda, her iki durumu da ifade edecek şekilde “Insolvenz” kavramı kullanılmıştır. Hukukumuzda, benzer teknik bir kavram bulunmadığından, her iki durumu da ifade etmek üzere, “Insolvenzordnung” kavramını, iflâs kanunu ile de karıştırmamak için”Acz Haline İlişkin Kanun” olarak çevirmiş bulunmakta;)

    I. GİRİŞ
    1- Eğer borçlunun malvarlığı alacaklılarını tatmin etmeye yetmezse,
    bir alacaklının veya borçlunun talebi üzerine külli icra prosedürü,
    alacaklıların ortak tatmini amacıyla açılır. Bu, şimdiye kadarki iflâs tasfiyesinin amacıdır ve bundan sonra da acz hukukunun amacı olarak kalacaktır.Cüz’i icrada hakim olan öncelik prensibinin, yani alacaklıların, alacaklarını teminat altına alma konusunda en iyi durumu sağlamaya ilişkin yarışın tersine, iflâs Kanunu’na göre yapılan tasfiyede veya yeni Acz Haline İlişkin Kanun’da da katılanlann eşit oranda tatmini ilkesi hakimdir.2- Borçlunun tüm malvarlığının efektif ve çabuk bir şekilde alacaklılann tatminine sunulması amacına 10.02.1877 tarihli eski, imparatorluk zamanından kalma İflâs Kanunu hizmet edemiyordu.
    Federal Adalet Bakanlığı’nın 1979 yılında bir komisyon oluşturmasıyla başlayan yaklaşık 20 yıllık bir reform tartışmasından sonra, 1994 yılında acz haline ilişkin düzenleme, 01.01.1999 tarihinde yürürlüğe girmek üzere kanunlaştınldı.Acz Haline İlişkin Kanunla, İflâs Kanunu’nun yanı sıra, 1935tarihli Konkordato Kanunu da yürürlükten kaldınldı. Konkordato, katılan alacaklılara, alacaklannm en az %35’inin garanti edildiği,iflâs tasfiyesinin engellenmesine ilişkin bir prosedürdür. Bu prosedür,daha sonra rakamlarla da açıklayacağım gibi, pratik olarak önemini kaybetmiştir.Acz Haline İlişkin Kanun’un kanunlaşma süreci içinde, iki Almanya’nın birleşmesi ve özellikle o zamanki Demokratik Almanya’da bulunan işletmelerin ekonomik ilişkilerinin çözümlenmesine ilişkin cebri icra problemi ortaya çıktı. O zamanki Demokratik Almanya’da yürürlükte bulunan acz hukukuyla bağlantılı olarak, 23.5.1991 tarihinde, Kanunkoycu Külli İcra Kanunu’nu çıkardı. Bu Kanun’da 01.01.1999 tarihinde yürürlüğe girecek olan Acz Haline İlişkin Kanun ile yürürlükten kaldınlacaktır.
    IIİflâs Kanunu’nun ve Konkordato Kanunu’nun başarısız olmasının nedenlerini tek tek incelemeye başlamadan önce, iflâs hukukuna ilişkin bir takım istatistiki sayılardan hareketle, acz hukukunun gelişimine değinmek istiyorum. 1- Federal Almanya’nın ekonomik tarihinde 50’li yılların başında iflâs davası sayısı yıllık beşbin civarında seyrediyordu. Bu sayı, 1960’dan 1970’e kadar ekonomik mucize yıllarında yıllık üçdört bine kadar düştü. 1970’den itibaren iflâs sayısı sürekli olarak artmaktadır.Her iki Almanya’nın tekrar birleşmesiyle yaşanan kısa süreli bir ekonomik canlılık da, iflâs sayısının azalması konusunda açık bir etki yapmadı. 90’lı yılların başında toplam iflâs sayısı yaklaşık onbeşbin iken, bu sayı 1996 yılının sonunda yaklaşık otuzbirbine çıktı. Bu, otuzbirbin iflasdan yaklaşık yirmibirbini müteşebbislere
    ilişkindi. 1997 yılı için bu sayının yaklaşık otuzbeşbine çıkması tahmin edilmektedir.
    Aynı zaman dilimi içerisinde konkordato da önemini bir hayli yitirdi. 1970 ve sonraki yıllarda yıllık sadece üçyüz konkordato vardı. Bu sayı 90’h yılların başında yaklaşık otuz civarındaydı.
    Müteşebbislere ilişkin iflâslar, onların hukuki yapılarına göre incelendiğinde, bunların büyük bir kısmının limited şirketler olduğu tespit edilecektir. 1996 yılındaki yaklaşık yirmibirbin müteşebbis iflâsından yaklaşık onbeşbini limited şirketler için talep edilmiştir.1996 yılına ilişkin sayılara tekrar dönersek, şu husus açıkça belirtilmelidir.Mahkemelere yapılan otuzbirbin iflâs talebinden sadece % 25’i iflâsın açılması bakımından başarıya ulaşmıştır. Yapılan başvuruların %75’i, masada tasfiye giderlerini karşılayacak malvarlığı bulunmaması nedeniyle geri çevrilmiştir. Bu sonuç, hali hazırda doğmuş dava giderlerini, özellikle iflâs idaresinin yaptığı masrafları karşılamak için borçlunun mevcut, masaya giren malvarlığının yetmemesinden kaynaklanmaktadır.2- Acz hukunun bu şekilde birleştirilmesinin sebepleri konusunda, önce acz hukuku dışındaki nedenlere bir gözatmak istiyorum:
    Kredi Reformu Derneği’nin, Federal Adalet Bakanlığı’nın verdiği görev üzerine 1996 yılında yaptığı bir ankete göre, kendisiyle anket yapılan işverenler, iflâs sebeplerini, öncelikle eksik kredi,yüksek ücretler ve kötü konjonktürel şartlar gibi, dış faktörlerde görmüşlerdir. Buna karşı, anket yapılan iflâs idare memurları, ağırlaşan sevk ve idare hatalarını, zamansız kredi fesihlerini, defterlerin eksik tutulmasını ve kötü ödeme ahlâkını ileri sürmüşlerdir.Bunlardan bağımsız olarak, kesinlikle belirtilmelidir ki, öz sermayenin eksik olması, Federal Almanya’da işveren kazançlarının yüksek oranda vergilendirilmesi, ücretlerin ve ücretlerin yan masraflarının yüksek olması nedeniyle zayıflayan dayanma gücü, iflâsın en sık görülen sebepleridir. Bunun yanında, yeni eyaletlerdeki işverenlerin iflâsa düşmesinde, pazarın iyi takdir edilmemesi de büyük bir rol oynamaktadır.Son olarak şu husus da inkâr edilemez; limited şirketlerde, o zamanki hukuki duruma göre, bunların ellibin DM gibi az bir sermaye
    ile kurulabilmesi ve sınırlı sorumluluk riski, şirketin iflâs etmesini oldukça olaylaştırmaktadır. Limited şirkete ilişkin 1892 tarihli kanuna göre, bir limited şirketin kurulabilmesi için yirmibin RM gerekliydi. Bu para miktarı, bu günkü ilişkilere göre hesap edildiğinde, bir limited şirket en az beşyüzbin DM öz sermaye ile kurulmalıdır. Fakat, böyle bir durumun ekonomik politika açısından kabul edilmesi mümkün olmazdı.Bu bölümü, iflâsa düşülmesi nedeniyle ortaya çıkart toplam ekonomik kayba bir gözatarak kapatmak istiyorum. Özel alacaklılann alacak kaybı 1996 yılında yaklaşık kırk milyar DM’a ulaşmıştır.Kamu bütçesinin alacak kaybı ise yirmiiki milyar DM tır. Her iki rakamdan toplam ekonomik zararın büyüklüğü anlaşılabilir.3- En önemli amacı işletmenin devamı ve iyileştirilmesi olan
    konkordatonun fonksiyonlarını yitirmesi -ki bu tartışmasızdır- öncelikle alacaklılann tasfiyeye katılmamalan, asgari teklif oranı %35’in çok yüksek görülmesi ve konkordato prosedürü içerisinde öngörülen inceleme sürelerinin çok kısa ve red nedenlerinin çok geniş görülmesi gibi nedenlere dayanmaktadır.İflâsa ilişkin istatistiki bilgilerden, iflâs tasfiyesinin, lacaklılann
    eşit şekilde tatminini sağlama amacının bu gün için gerçekleştirilemeyeceği anlaşılmaktadır.
    İflâs tasfiyesinde tatmin oranı, aynî olarak teminat altına alınan alacaklarda yaklaşık %80 iken, öncelikli alacaklılar kural olarak alacaklarının asgari %25’ini ve önceliksiz, adi alacaklılar da alacaklarının sadece yaklaşık %3-5’ini elde edebilmektedirler.Masadan ayırma hakkı, yani müflise ait olmayan şeylerin sahibi tarafından geri istenmesi, masadan çıkarma hakkı, yani masada bulunan bir malvarlığı üzerinde öncelikli olarak tatmin edilme hakkı gibi, haklan aynî olarak teminat altında bulunan alacaklılar tarafından iflâs masasının içi boşaltılmaktadır. İflâs Kanunu’nun kabul edildiği dönemde henüz mevcut olmayan teminat türlerinin artması, teminat anlaşması, teminat amacıyla devir ve yine toptan devrin teminatı olmak üzere toptan devir gibi, farklı şekilleriyle kendini özellikle mülkiyeti muhafaza kaydında göstermektedir.İflâs masasının içini boşaltan nedenlerden bir diğeri de bizzat
    iflâs tasfiyesinden kaynaklanan ve her şeyden yani, alacaklıların da tatmininden önce ifa edilmeleri gereken masa yükümlülükleridir.Bu yükümlülükler, işçi alacaklan ve sosyal sigorta primleri ile oldukça önemli bir kapsama ulaştılar ve devamla masanın küçülmesine neden oldular. Son olarak, iflas alacaklılanna ilişkin sıra cetveli çerçevesinde, şu hususda gözardı edilmemelidir: Hazine ve sosyal sigorta kurumlan, imtiyazsız, adi alacaklann oluşturduklan büyük masaya karşı öncelik haklan ile oldukça önemli bir avantaja sahip oldular ve böylece alacakhlann oluşturduğu büyük masa için iflâs tasfiyesinin basan şansım azalttılar.
    4- Kanunkoyucu, acz hukukuna ilişkin yeni düzenlemeyi daha kanunlaştırmadan uygulama kanuni yenilikden önce harekete geçmişti.Uygulama, kendisine bırakılan serbest alanı, takdir yetkisini kullanarak, piyasada uzun süre plase edilebilir olması halinde dahi,elde edilebilmeye ve iyileştirmeye değer olan stratejisine göre hareket etmeye başlamıştı.İyiliştirme tasfiyesinde, iflâs idare memuru, işletmeyi, iflâs alacakhlann nzasıyla çalıştırmaya devam etmektedir. Masadan ayırma ve çıkarma hakkına sahip olan alacaklılar tarafından işletmenin parçalanmasının engellenmesi için, onların hareketsiz kalmalan konusunda nzalan alınmaktadır. Faaliyette bulunmaya elverişli işletmeler mevcutsa, bunlar devredilebilir. Buralardaki personel, Medeni Kanun’un bir hükmüyle (BGB § 613a) iş hukukundan doğan hakla418 açısından korunmaktadır. Bu hükme göre, bir işletmeyi devralan,iş hukuku açısından haklar ve yükümlülükler doğuran mevcut iş ilişkilerine de girer ve işiçiye en az bir yıl devamlılık koruması (garantisi) verir.İyileştirme tasfiyesinin bu işleyiş şekli, iflâs idare memurunun işletmecilik açısından, işletmenin iyileştirilmesinde becerikli ve bilgili
    olmasını gerektirir. Ayrıca, alacaklılarla da anlaşma sağlanması zorunludur. Bu prosedürün, aksi görüşteki alacaklıların rızası hilâfına zorla gerçekleştirilmesi imkânı yoktur.
    Uygulamadan kaynaklanan bu iyileştirme tasfiyesi düşüncesi, Acz Haline İlişkin Kanun’a da girmiştir ve tebliğimin bir sonraki bölümünü oluşturmaktadır.
    III.
    Şimdi size, tipik bir acz prosedürünün işleyiş şekli konusunda kısa bir bilgi vermek istiyorum:
    Her acz prosedürü bir alacaklının veya borçlunun talebiyle başlar.Prosedürün açılabilmesi için gerekli olan şartlann incelenmesi aşamasında mahkeme geçici olarak bir acz işleri memuru (veya kısaca acz memuru) tayin edebilir ve -İflâs Kanunu’na göre de hali hazırda mümkün olduğu gibi- genel olarak bir devir yasağı koyar.Mahkeme, prosedürün açılması için gerekli olan şartlann mevcut olduğu sonucuna ulaşırsa, özellikle acz halini gerektiren bir neden
    ve tasfiye masraflannı karşılayabilen bir masa malvarlığı mevcutsa,açılma karannı verir; bir acz işleri memuru tayin eder; rapor ve inceleme için gerekli tarihleri belirler. Bu rapor tarihinde alacaklılar bir toplantı yaparak, prosedürün ne şekilde devam edeceğini, yani
    tasfiye mi, yoksa iyileştirme tasfiyesi mi, yahut da duruma göre devrederek iyileştirme şeklinde mi devam edileceğini ve bunun için katılanlann nzasıyla bir acz plânı düzenlenip düzenlenmeyeceğini karara bağlar.En geç tasfiyenin açılmasından itibaren, acz masası üzerindeki idare ve tasarruf yetkisi acz işleri memuruna geçer; bundan sonra acz masası, söz konusu memurun tasarrufu altında bulunur, memur onu idare eder ve -alacaklılar toplantısı tasfiyeye karar verirse- onu paraya çevirir. Bu, acz haline düşen borçlunun alacaklanmn tahsilini ve malvarlığının da devrini gerektirir. Malvarlığının devrinde yeni bir düzenlemeyle, alacaklüann üzerinde masadan çıkarma hakkının bulunduğu malvarlığı kısımları için de, acz işleri memuruna değerlendirme hakkı tanınmıştır.Acz işleri memuru tarafından, satıştan elde edilen paranın alacaklılara dağıtılmasından önce, bunlara yeni bir düzenlemeyle alacaklarını acz işleri memuruna bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.Bu alacaklar, inceleme tarihinde görüşülür ve itiraz edilmediği (karşı çıkılmadığı) takdirde, tespit edilip, ilâm veya senet etkisiyle sıra cetveline geçirilir. Acz prosedürü, bu tespit aşamasından sonra,satıştan elde edilen paranın dağıtımı aşamasıyla devam eder. Bunun da sona ermesiyle birlikte acz prosedürü kaldırılır.
    Genel olarak, acz prosedürüne ilişkin şunlar söylenebilir: Acz prosedürü, şimdiye kadarki iflâs tasfiyesinin temel aşamalarına benzemektedir. Alacakların tespiti, malvarlığının satılması ve elde edilen paranın dağıtılması aşamaları, İflâs Kanunu’nun ilgili aşamalanyla irtibatlandınlabilir.
    rv.
    Elde edilen paraların dağıtılması ile yükümlülükler (borçlar) sadece ödenen oranda sona erer. İflâs Kanunu’nda olduğu gibi, acz prosedürüne katılan alacaklılar açısından, sıra cetveline göre ödenmeyen alacak kesimi için tasfiyenin kapanmasından sonra acz prosedürü
    borçlusuna karşı, cüz’i icra yoluyla takibe geçmek mümkündür.Borçlu, yükümlülüklerinden tam olarak kurtulmak isterse, bu takdirde en geç rapor tarihinde, geri kalan borçlarmdan kurtulmak için bir dilekçe ile talepte bulunmalıdır. Bu imkân, işveren olarak faaliyette bulunan gerçek kişi borçlular için de mevcuttur. Bu konuya ilişkin talep, acz prosedürünün açılması talebiyle de birleştirilebilir.Belirtildiği gibi, talep en geç rapor tarihine kadarg erçekleşmelidir.Bu talebe borçlu, haczedilebilir bütün gelirlerini, acz prosedürünün kaldırılmasından sonraki yedi yıl için mahkeme tarafından belirlenmiş bir yediemine devrettiğine ilişkin bir belgeyi de iliştirmelidir.Acz Haline İlişkin Kanun’la ayrıca, öngörülen bir prosedürle,tüketiciler için de acz haline ilişkin bir tasfiye prosedürü getirilmiştir.
    Bu prosedür de, (asıl) amaç, niyet doğrultusunda öngörülmüştür.Normal acz prosedürü, tüketiciler için çok masraflıdır. Tüketici,önce mahkeme dışında veya mahkemeden borçlarından kurtulmak için (daha önce) ilgili prosedüre başvurup sonuç alama420
    mış olmak şartıyla, burada belirtilen geri kalan borçlardan kurtulma prosedürüne başvurabilecektir.Borçlu, geri kalan borçlarından kurtulmayı talep ettiğinde mahkeme
    için bir red nedenleri katalogu vardır; bu nedenler, özellikle daha önceki prosedürde bilgi verme ve yardım etme yükümlülüğüne ilişkindir.Eğer mahkeme borçlunun geri kalan borçlardan kurtulma talebini kabul ederse, borçlu yedi yıllık bir süre için, uygun, kazanç getirici bir iş bulup çalışmakla ve hizmet sözleşmesinden elde ettiği gelirlerini yediemine devretmekle yükümlüdür. Eğer, borçlu bu zaman içerisinde kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirirse,mahkeme yedi yıllık sürenin geçmesinden sonra geri getirirse, mahkeme
    yedi yıllık sürenin geçmesinden sonra, geri kalan borçlardan kurtulmaya karar verir.
    Tüketicilerin aşın borçlanması problemi, Federal Almanya’da ekonomik ilişkilerin gelişmesi ve gittikçe artan işsizlik nedeniyle oldukça önem kazanmıştır.Daha şimdiden Federal Almanya’da yaklaşık iki milyon aşın borçlanmış ev idaresi (bütçe) bulunmaktadır. Bunlardan yaklaşık %6-10’nun Kanunda öngörülen yedi yıllık sürenin sonunda yükümlülüklerinden
    kurtulmak için, geri kalan borçlardan kurtulma prosedüründen yararlanmak amacıyla başvuracaklan tahmin edilmektedir.Bu verilen rakamlar, borçlu danışma yerlerinin tahminlerine dayanmaktadır. Bu yerler, bu gün geri -kalan borçlardan kurtulma
    konusunda, oldukça önemli miktardaki başvuru ve taleplere cevap vermek ve açıklık getirmek zorundadırlar. Geri kalan borçlardan kurtulmaya ilişkin talepler, mahkemeler için şüphesiz daha fazla yük doğmasına neden olacaktır.
    V.
    Acz prosedürünün işleyiş şeklini ve buna bağlı olarak geri kalan borçlardan kurtulmaya ilişkin prosedürü gözden geçirdikten sonra, şimdi size temel özellikleriyle önemli gördüğüm reform elementlerini (unsurlannı) açıklamak istiyorum:Acz Haline ilişkin Kanun § l’de, üzenlemenin amaçlan belirtilmiştir.Borçlunun malvarlığının tasfiyesi yoluyla alacaklüann en iyi şekilde tatminine ilişkin acz prosedürünün bilinen amacı yanında,acz plânı ile farklı bir düzenleme, özellikle işveren-müteşebbis olarak faaliyette bulunan borçlunun kazanılması, korunması imkânı getirilmektedir. Son olarak acz prosedürünün yeni bir amacı da, namuslu,dürüst borçluya geri kalan ükümlülüklerinden kurtulma şansını vermesidir.1- Acz Haline İlişkin Kanun’daki reform amacının gerçekleştirilmesi konusunda, önce masada malvarlığı kalmaması durumuna
    karşı öngörülen tedbirlere değinmek istiyorum. Daha önce açıkladığım gibi, İflâs Kanunu’nun şimdiye kadarki düzenlemesine göre,iflâs taleplerinin %75’i masada yeterli miktarda malvarlığı bulunmaması nedeniyle geri çevriliyor, iflâs açılamıyordu. Acz Haline İlişkin Kanun’la, acz (iflâs) nedenlerinin genişletilmesi ile borçluya, henüz gerçekleşmemiş, ama gerçekleşme tehdidi altındaki ödeme güçlüğü halinde de acz prosedürüne başvurma
    hakkı tanınmaktadır. Gerçekleşme tehdidi bulunan ödeme güçlüğü,borçlunun mevcut ödeme yükümlülüklerini veda tarihinde muhtemelen ifa edemeyecek durumda olmasıdır. Ödeme güçlüğü ve aşırı borçlanma gibi nedenlerin yanı sıra, bu halde de acz prosedürüne
    başvurmanın kabul edilmesi ve böylece acz hali nedenlerinin genişletilmesi ile, halen işveren olarak faaliyette bulunan borçlu için önceden harekete geçerek, acz prosedürünün koruması altında ekonomik durumunun iyileştirilmesi ve düzeltilmesini denemeyi
    mümkün kılmaktadır. Acz prosedürünün açılmasındaki teminat tedbirlerinin artırılması
    ve somutlaştırılması da, özellikle geçici olarak bir acz işleri memurunun atanması, ki bu memur şimdiye kadarki teminat tedbiri olan yedieminin yerine geçmektedir, sözkonusu amacın gerçekleşmesine yardımcı olmaktadır. Geçici acz işleri memurunun atanmasıyla
    borçlu, daha acz prosedürü açılmadan önce malvarlığı üzerindeki idare ve tasarruf yetkisini kaybetmektedir. Geçici acz işleri memurunun görevleri, borçlunun malvarlığını teminat altına almak, işletmeyi, acz prosedürünün açılmasına karar verilinceye kadar devam ettirmek ve iyileştirme imkânlarının ne dereceye kadar mevcut olduğunu araştırmaktır. Memurun, bu genişletilmiş görev alanıyla birlikte, özellikle işletmelere ilişkin acz prosedüründe, ön vergilendirme konusunda da görevleri sözkonusu olabilir. Borçlunun malvarlığı, geçici acz işleri memurunun idaresi altına girmişse, bu süre içerisinde ve yeni bir düzenlemeyle, acz prosedürünün açılmasından önceki son ay içerisinde, acz prosedürü ala422caklılan için bir cebri icra yasağı getirilmiştir. Bu yasak da, masaya giren malvarlığının muhafazası amacına hizmet etmektedir.Masada malvarlığı kalmaması durumuna karşı yapılan mücadeleye
    yeni acz masası da yardımcı olmaktadır. Masaya, acz haline düşen borçlunun yeni iktisap ettiği şeyler, yani prosedürün açılmasından sonra gerçekleşen malvarlığı iktisapları da dahildir. İflâs Kanunu’nun şimdiye kadarki düzenlemesinde, iflâsın açılmasıyla bir
    sınır çiziliyordu ve sadece iflâsın açılması anında mevcut olan haczedilebilir
    malvarlığı, iflâs tasfiyesinde değerlendirilmek üzere masaya giriyordu. Acz Haline İlişkin Kanun’a göre, özellikle acz haline düşen borçlunun işgücüyle elde ettiği gelirler de, haczedilebilme sınırını aştığı takdirde, değrlendirilmek üzere acz masasına dahil
    edilmektedir.Son olarak, iptal hakkının genişletilmesi de, masada malvarlığı kalmaması durumuna karşı bir tedbir olarak öngörülmüştür. Kanun, belirli şartların gerçekleşmesi halinde, acz işleri memuruna, prosedürün açılmasından önce borçlunun malvarlığından ayrılan şeyleri geri alabilme hakkı tanımaktadır. Malvarlığı aktarımı, acz prosedürünün
    açılmasından kısa bir süre önce gerçekleşmişse veya bu aktarım, haksız bir devir olarak gözüküyorsa, acz prosedürü alacaklılarının eşit işlem görmesine karşı geçerliğini sürdüremez. Bu durum, daha önce iflâs Kanunu’nda da öngörülmüştü, fakat şimdi Acz Haline
    İlişkin Kanun’da yeni iptal nedenlerinin (durumların) getirilmesi ve iptalin etkili olduğu zaman diliminin (durumların) getirilmesi ve iptalin etkili olduğu zaman diliminin enişletilmesi ilenbiraz daha ağırlaştırılmıştır. Devamla, iptal hakkının kullanılmasındaki
    ispat yükü, acz işleri memuru açısından biraz daha kolaylaştırılmıştır.Bu durum özellikle, borçlunun yakınlarına bir devir ve temlik yapıldığında geçerlidir.2- Acz Haline İlişkin Kanun’un bir diğer amacı, iyileştirmenin teşvik edilmesi, kolaylaştınlmasıdır. Bu amaca, öncelikle, alacağı aynî olarak teminat altına alınan alcaklılann sınırlanması hizmet etmektedir.
    Şimdiye kadarki, iflâs hukuna göre, masadan ayırma ve çıkarma hakkına sahip alacaklılar ve masa alacaklıları, doğrudan,iflâs idaresi tarafından değerlendirilen iflâs masasına el atıyor ve
    böylece öngörülen malvarlığı tasfiyesini boşa çıkarıyordu.Acz Haline İlişkin Kanun’a göre, tasfiyenin açılması tarihiyle,alacaklıların ilk toplantısı için öngörülen tarih, yani rapor tarihi arasında -ki bu tasfiyenin açılmasından sonra en geç üç ay içinde gerçekleşmelidir- alacaklıların teminat haklarına başvurmaları engellenmiştir.Böylece, borçlunun malvarlığı birarada tutulmuş ve onun iyileştirme şansı artırılmış olmaktadır. Bu durum, ipotekli alacaklılar için, sözkonusu süre içinde ipotekli taşınmazın satışının istenememesi
    anlamına gelmektedir. Menkul rehni sahibi alacaklılar için, satışın, sadece acz işleri memuru aracılığıyla yapılabilmesi öngörülmüştür.Her iki grup alacaklılar için de hareketsiz kaldıkları döneme has olmak üzere, bir karşılık ödenmesi kanunda kabul edilmiştir.Daha önce, İflâs Kanunu’nda olduğu gibi, alacaklılar ilk toplantıda acz prosedürüne tabi tutulan işletmenin kapatılması veya devam ettirilmesi konusunda çoğunlukla karar verir. Eğer alacaklılar, acz prosedürüne tabi tutulan işletmenin dvam ettirilmesine karar verirse, işletmenin iyileştirilmesi konusunda onlara iki seçenek sunulmuştur. Bunlardan ilki, devrederek iyileştirmedir. Bu yolun, daha önce belirtildiği gibi, hali hazır uygulama için büyük önemi vardır. Devrederek iyileştirme, işletmenin tümünün veya önemli kısımlarının üçüncü bir kişiye, örneğin
    bir (elde tutma) şirketine devredilmesinden oluşmaktadır. Devredilen işletmenin satım bedeli, elde edilen para olarak, o zamana kadarki işletme sahibinin alacaklılarına tasfiye hükümleri çerçevesinde dağıtılır. Acz işleri memuru bu devir işlemini, Acz Haline İlişkin
    Kanun’a göre sadece alacaklılar komitesinin ve belirli bazı hallerde alacaklılar toplantısının rızasıyla gerçekleştirebilir. Şu halde, alacaklılara, onların bağımsızlığı çerçevesinde, bu şekilde değerlendirme yapılıp yapılmaması konusunda karar vermek düşmektedir. Bu
    bağlamda, daha önce belirtilen, şimdiye kadarki iflâs uygulamasının ortaya attığı işçilerin korunması problemine bir kez daha dikkat çekmek istiyorum. Acz işleri memuru bir iyileştirmeyi kural olarak, önemli, ciddi bir personel tasfiyesiyle gerçekleştirebilir; o dahi, iş
    hukukunun koruycu hükümleriyle, hepsinden önce bu konudaki feshe karşı korumayla bağlıdır. Acz İşlerine İlişkin Kanun, bu konuya ilişkin kararın, acz işleri memurunun ve işletmedeki işçi temsilciliğinin anlaşarak almasını öngörmüştür. Duruma göre, bir iş
    mahkemesinin aracılığı veya karan da sözkonusu olabilir. İş hukukunun devamlılığı koruyucu hükümlerine, Medeni Kanun’un (BGB) § 613’deki bağlayıcı hükmü nedeniyle daha önce değinmiştim. Burada o konuya tekrar atıf yapıyorum. 424 Alacaklılar toplantısı daha önceki kararından farklı olarak,ondan saparak, acz işleri memurunu bir acz plânı hazırlamakla görevlendirebilir.Buna dayanarak, daha sonra devrederek iyileştirme veya iş sahibi de muhafaza edilerek işletmenin iyileştirilmesi gerçekleştirilebilir.Acz plânının bu etkisiyle, acz haline ilişkin yeni düzenlemenin kilit noktasına gelmiş bulunuyorum. Acz plânı, borçlunun
    malvarlığının mümkün olduğunca efektif bir şekilde aktif, çalışır hale getirilmesine hizmet etmektedir. Alacaklılar toplantısının, acz işleri memuruna belirtildiği şekilde bir plân hazırlamasına ilişkin görev vermesinin yanı sıra, borçlu tarafından da bir acz plânı sunulabilir. Sözkonusu acz plânı iki bölümden oluşmaktadır. İlki açıklayıcı bölümdür; bu bölümde plânlanan ekonomik tedbirler belirtilir; diğeri de düzenleyici bölümdür;
    bu bölümde de, alacaklıların haklarına yapılacak müdahaleler bulunmaktadır. Burada, işletmenin krizden kurtarılabilmesi için, alacaklıların haklarından hangi oranda vazgeçecekleri veya borçluya hangi oranda süre verileceği açıklanmış olmalıdır. Bu konuda,
    teminatlı alacaklıların haklarının da acz planıyla sınırlandırılabileceğine ilişkin önemli yeniliğe dikkat çekmek isterim. Plânın düzenleyici bölümünde, teminatlı ve teminatsız alacaklıların haklarının hangi ölçüde etkilendiği gösterilmelidir. Her grup, acz
    plânının oylamasına ayn ayrı katılır. Bu düzenlemenin arkasında, acz plânı ile esnek bir düzenleme, yapılanma gerçekleştirilebilmesi düşüncesi bulunmaktadır. Bununla, her işletmenin türüne ve menfaat durumlarına göre, kendi içlerinde eşit derecedeki haklarıyla,
    farklı grupların oylamaya katılımı mümkün kılınmaktadır. Burada, özel gruplar içerisinde, alacaklıların menfaat durumlarına göre, başka grupların oluşması da sözkonusu olabilir.
    Biraz önce belirtildiği gibi, her alacaklı grubu plânı ayn ayn oylar. Her alacaklı grubunda, alacaklı sayısı ve alacak tutarı itibariyle basit çoğunluk sağlanmalıdır. Burada, sadece oylamaya katılan alacaklılar dikkate alınır. Bir alacaklı grubu plâna karşı oy kullanırsa,
    bu takdirde bazı sıkı şartlann gerçekleşmesi halinde, onlann plânı reddetmesi dikkate alınmayabilir. Bu durum, engelleme yasağı adı verilen kuralla düzenlenmiştir.
    Son olarak, acz plânı mahkeme tarafından tasdik edilmelidir. Acz plânının nispeten karmaşık bu düzenlemesinin, uygulamadaki daha çabuk ve daha gerçekçi iyileştirmeye yönelik ihtiyaçlara ne derece cevap verebileceği konusu, sözkonusu düzenlemeye karşı
    ileri sürülen asıl eleştiri noktasıdır.3- Acz hukukuna ilişkin yeni düzenlemenin bir diğer amacı,acz masasının adil bir şekilde dağıtılmasıdır. Bundan sonra, acz alacaklıları
    için sadece bir tek sıra olacaktır. Daha önce masanın dağıtılması konusunda belirttiğim, iflâs hukukuna ilişkin bütün öncelik haklan kaldırılmıştır. İşçi haklarından, iflâsın açılmasından önceki niş ilişkisinden doğan son altı aylık ücret alacağı nedeniyle, masa alacakhlanyla aynı konumda olmaya ilişkin öncelik hakkı da kaldırıldı.Kanunkoyucu tarafından, eksik kalan, ödenmeyen kısım olduğu takdirde o kısma ilişkin olarak, acz haline ilişkin prosedürün
    açılmasından önceki iş ilişkisinden doğan son üç aylık net ücretin, İş ve İşçi Bulma Kurumu tarafından ödenmesi ve sosyal plândan doğan taleplerin masa alacağı olarak kabulü, işçinin korunması için yeterli görülmüştür. Masa alacaklıları, iflâsın açılmasından sonra olduğu gibi burada da öncelikli tatmin hakkına sahiptirler. Bunlar, esas olarak acz prosedürü giderleri ve acz işleri memurunun hukuki eylem ve işlemlerinden doğan masa yükümlülükleri ve yine memur tarafından aynen ifası seçilen karşılıklı sözleşmelerden doğan taleplerdir. Masa alacaklıları için de yeni olarak, tasfiyenin açılmasından itibaren geçerli olmak üzere, altı aylık bir cebri icra yasağı getirilmiştir.
    VI. SONUÇ
    Acz Haline İlişkin kanun ve külli icra hukukunda öngörülen basitlik birbiriyle sıkı sıkıya bağlantılıdır, iflâs Kanunu, Konkordato Kanunu ve Külü İcra Kanunu arasındaki ayırımda, bu arada tek bir Acz Haline İlişkin Kanun ile sona erdirilmektedir. Acz Haline İlişkin Kanun’un diğer amaçlan, masada malvarlığı kalmaması ihtimalinin azaltılması ve verimli uygun bir iyileştirme prosedürünün gerçekleştirilmesi hedeflerine ne dereceye kadar ulaşılabileceği, bundan sonra uygulamaya kalmaktadır. Bu nedenle, teminatlı alacaklılann da prosedüre dahil edilmesi, işçilerin yeni hukuki durumu ve acz plânına ilişkin düzenlemenin isabetli olup
    olmadığı beklenip görülecektir..

  132. Umut Ufuk diyor ki:

    İcra ve İflas Kanunu’nun 143. maddesi aynen şu şekildedir:

    (Değişik fıkra: 17/07/2003 – 4949 S.K./40. md.) Alacaklı alacağının tamamını alamamış ve aciz vesikası düzenlenmesi için gerekli şartlar yerine gelmişse, icra dairesi kalan miktar için hemen bir aciz vesikası düzenleyip alacaklıya ve bir suretini de borçluya verir; bu belgeler hiçbir harç ve vergiye tabi değildir. Aciz vesikasının bir nüs…hası da her il merkezinde Adalet Bakanlığınca tespit edilen icra dairesi tarafından tutulan özel sicile kaydedilmek üzere bu icra dairesine gönderilir. Aciz vesikası sicili aleni olup ne şekilde tutulacağı ve hangi hususları içereceği Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelikle belirlenir.

    Bu vesika ile 105 inci maddedeki vesika borcun ikrarını mutazammın senet mahiyetinde olup alacaklıya 277 nci maddede yazılı hakları verir.

    Alacaklı aciz vesikasını aldığı tarihten bir sene içinde takibe teşebbüs ederse yeniden ödeme emri tebliğine lüzum yoktur.

    Aciz vesikasında yazılı alacak miktarı için faiz istenemez.

    Kefiller, müşterek borçlular ve borcu tekeffül edenler bu miktar için vermeğe mecbur oldukları faizlerden dolayı borçluya rücu edemezler.

    (Değişik fıkra: 17/07/2003 – 4949 S.K./40. md.) Bu borç, borçluya karşı, aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Borçlunun mirasçıları, mirasın açılmasından itibaren bir sene içinde alacaklı hakkını aramamışsa, borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürebilirler.

    (Ek fıkra: 17/07/2003 – 4949 S.K./40. md.) Borçlu, aciz vesikasını düzenlemiş olan icra dairesine borcunu işlemiş faizleriyle birlikte her zaman ödeyebilir. İcra dairesi ödenen parayı alacaklıya verir veya gerektiğinde 9 uncu madde hükümleri dahilinde bir bankaya yatırır. Borcun bu şekilde tamamının ödenmesinden sonra aciz vesikası sicilden terkin edilir ve borçluya borcunu ödeyerek aciz vesikasını sicilden terkin ettirdiğine dair bir belge verilir. Aynı şekilde, icra takibi batıl ise veya iptal edilirse yahut borçlunun borçlu olmadığı mahkeme kararıyla sabit olursa ya da alacaklı icra takibini geri alırsa, aciz vesikası sicilden terkin edilir ve borçluya buna ilişkin bir belge verilir.

    Buna göre aciz vesikasına bağlanan alacak, aciz vesikasının alındığı tarihten itibaren yirmi yıl geçtikten sonra zamanaşımına uğrar. Aciz vesikasında yazılı alacak miktarı için faiz de istenemez, yani alacak, belgenin alındığı tarih itibariyle sabit kalır.

  133. Umut Ufuk diyor ki:

    Kanun’un 9. maddesinde8 yapılan değişiklikle;
    – İcra ve iflâs dairelerinde yaşanan bir takım aksaklıkları önlemek amacıy-la tahsilatların ve ödemelerin banka aracılığı ile yapılması, icra ve iflâs dairele-rinin para ile ilişiğinin en aza indirilmesi için;
    a- İcra ve iflâs dairelerine yapılacak her türlü nakdi ödeme, Adalet Bakan-lığı tarafından uygun görülecek bankalarda İcra ve İflas Dairesi adın…a açılan hesaba yapılacaktır.
    b- Haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeni ile tahsil edilen paralar, en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere, icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilecektir.
    -İcra ve iflas dairelerince yapılması gereken her türlü nakdi ödeme, ilgilisi-nin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere, icra müdürü tarafından re’sen bankaya verilecek talimat gereği yapılacaktır. Talimat, paranın icra ve iflas dai-resi hesabına yatırılmasını takip eden en geç üç iş günü sonuna kadar verilecek-tir.
    Böylece hesaba yatırılan paralardan alacaklıya veya yediemin, bilirkişi, çi-lingir ve şoför gibi diğer ilgili kişilere ödenmesi gereken tutar, talimat verilmek suretiyle,ilgililerin banka hesap numarasına aktarılacaktır.
    -İcra ve iflas daireleri aldıkları kıymetli evrak ve değerli şeyleri kasaların-da, zorunlu hallerde ise kiralanacak banka kasalarındamuhafaza edeceklerdir.
    6352 sayılı Kanunla İİK.’nun 9. maddesinde yapılan değişiklikle “icra ve iflâs dairelerine yapılacak her türlü ödemelerin, Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülecek bankalarda İcra ve İflas Dairesi adına açılacak hesaplara ödenmesi” öngörülmüş olduğundan “İcra dairesine ödeme” kenar başlığını ta-şıyan İİK.’nun 12. maddesi konusuz kalmıştır. Bu nedenle, maddenin kanun metninden çıkarılması gerekmişitir…

  134. emre diyor ki:

    ben almanyada büyüdüm yetiştim antalyada tur operatorluğu yapıyorum tahmin etmiştim böyle olacağını bundan dolayı evimdeki gizli kamerayı kullandım cünkü almanyada böyle birşey yok var ancak icra memurları ve alman polisi halkına insan haklarına o kadar düşkünki anlatamam insanla oturup nasihat veriler konuşurlar moral veriler ve almanyada cok duyorduk basın veya gazete yolu ile türkiyede cıkan kanunlara pek uyulmadığı kanunların delindiği ile ilgili bundan dolayı tedbir aldım kendi evimde hic kimsenin göremiyeceği yere gizli kamera koydum herşey kayıt altına alındı peki neden direct insan hakları mahkemesine başvurdum derseniz cünkü türkiydeki kanunlar icra memurlarını ve polisi koruyor ört bas edilebilir deliler kayıp edilebilir diye direct insan haklarına başvurdum kos koca türkiye cumhiriyeti polisi gelsin evimde dudağıma vurup patlatsın kan aksın bembeyaz atletim kan revan icinde kaldı beklemiyordum vatanımı milletimi halkımı cok seviyorum ama polis memurlarının icra memurlarını koruyarak ağızımı patlatmasını gercekten beklemiyordum

  135. Bilindiği üzere 3. yargı paketi olarak adlandırılan 5 Temmuz 2012 tarih ve 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 Sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun” ile icra konusunda önemli değişiklikler yapılmış İcra ve İflâs Kanununun çeşitli maddeleri değiştirilmiş, bazı maddeler yürürlükten kaldırılmıştır. Bu yazımızda icra kanunu ve icra kanunundaki değişiklikler konusunu ele aldık.
    İcra kanunundaki değişiklikler ne içeriyor?
    6352 Sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin öne çıkan konu başlıkları şunlardır:
    İcra işlemlerinde temel alınacak bazı süreler değişti.
    Haczin zorlaştırılarak örneğin ev eşyası olarak kullanılan mallara haciz yasağı getirildi.
    Elektronik ortamdaki işlemlere dair imkânların artırıldı.
    Artık icra müdürleri kararlarını gerekçelendirme zorunda.
    İcra ihalelerinin yapılış esas ve yöntemlerinde değişikliğe gidildi.
    Tebligatlarla ilgili yeni düzenlemeler yapıldı.
    İcra müdürlüğüne nakit ödeme imkânı kaldırılarak tüm ödemelerin bankalar aracılığıyla yapılması öngörüldü.
    İcra kanunu son değişiklikler
    Yukarıda saydığımız değişiklikler özet olarak şöyledir:
    Kanuna eklenen 8/A maddesi icra ve iflas müdürlüklerinde yapılan tüm iş ve işlemlerde UYAP’ın (Ulusal Yargı Ağı Projesi) kullanılmasını öngörüyor. Buna göre e-imza kullanılarak oluşturulmuş veriler senet hükmü görecek ve e-imza; ıslak imzayla birlikte ispat gücünü haiz olacak. Kanunda aksi açıkça belirtilmedikçe tüm işlemler e-imza ile yapılabilecek.
    Kanunun 58. maddesinde yapılan değişiklik, takip talebinin hem yazılı hem sözlü sözlü olarak hem de elektronik ortamda da yapılabileceğini öngörüyor.
    Bu kanunda yapılan diğer değişikliklere detaylı olarak “İcra kanunu 2013” başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz. Şimdi bizim asıl konumuz olan icra kanunundaki son değişikliklerin icra ihaleleri bakımından sonuçlarına bakalım:
    Kanunun 106. Maddesinin ilk fıkrasında yapılan değişiklik ile haczin konulmasından sonra taşınmazlar için 2 ve taşınırlar için 1 yıl olan satış isteme süresi yarı yarıya indirilmiştir.
    Kanunun 114. maddesinin 3. fıkrasında yapılan değişiklik, satış ilanının elektronik ortamda da yapılacağı hükmümü getirmiştir. Buna göre icra ihalelerinde, açık artırmaya elektronik ortamda teklif verilerek başlanacak. Elektronik ortamdaki teklif süreci birinci artırım tarihinden 10 gün önce başlayıp ihalenin biteceği günden 1 gün önce, o günün bitimine kadar sürecek. İkinci artırımda bu süre birinci artırımdan sonraki 5. gün başlayarak aynı şekilde ikinci artırımın yapılacağı günden 1 gün önce, o günün bitimine kadar sürecek. Elektronik ortamda yapılan teklifler malın muhammen bedelinin % 50′sinden az olamayacak. İcra ihalelerindeki % 20 teminat gösterme koşulu yine elektronik teklif verme usulünde de geçerli.
    Kanuna yeni giren 126. madde hükmü, taşınmazların icra ihaleleriyle satış ilanı ve ihale hazırlıklarını düzenliyor. Bu hüküm kabilince taşınmaz satışında elektronik ortamda verilecek teklifler, birinci artırımdan 20 gün önce başlayıp ihalenin biteceği günden 1 gün önce, o günün bitimine kadar sürecek. Birinci artırımda taşınmaz satılmaz ve ikinci artırıma geçilirse ise süre, ilk artırımdan sonraki 5. gün başlayarak ikinci artırımın yapılacağı günden 1 gün önce, o günün bitimine kadar sürecek. Taşınır satışlarındaki gibi teminat bedelinin muhammen bedelin % 50′sinden az olmaması koşulu taşınmaz satışlarında da geçerli olacaktır.
    Kanunun 129. Maddesindeki %60’lık sınır %50 olarak düzenlenmiştir.

  136. ramazan özcan diyor ki:

    BENİM ADIMA OLAN BİR ŞİRKETİM VARDI.BAŞKA BİR ŞİRKET BANKADAN KREDİ ALDI BENİM ŞİRKETİMDE KEFİL OLDU.DAHA SONRA BU ŞİRKET BORCUNU ÖDEYEMEDİ.BANKADA BENİM KENDİ ADIMA OLAN DAİREYE İPOTEK KOYMUŞ.SONUÇ NE OLABİLİR.SELAMLAR

  137. Umut Ufuk diyor ki:

    Değerli Arkadaşlar,
    İşleriminyogunlugunu nedenı ıle gecirdiğim rahatsızlık sebebıyle aranızda bır surebulunamadım,
    Genel anlamda durumları gozden gecırdıgımızde.Yenı yasanın uygulandıgını ve ınsanların hakları konusunda bılınclendıgını gormekdeyım.Eskı yıllara nazaran meydana gelen ıntaharlar,dagılan yuvalar,parçalanan aıleler ınsallah artık olmayacak.İnsanca calısıp ezıyet cekmeden borçlarını odeyebılecekler.
    Çok azda olasa kucuk sorunlar cıkabılır,sız yapmanız gerekını ve haklarınızı bılın yeter.
    Bilndiği gibi 6352 sayılı yasa oncesı yapılan ıslemlerın odemelerı,hacız sırasında alınan paralar,vs. elden olmaktaydı.Artık bunlar kalktı hersey resmı sekılde ıslemekde.Duymus oldugum bır olayı sızınle paylaşmak ısterım; bılındıgı gıbı oncelerı esya haczolunca depo parası elden verılırdı,şimdi resmı olarak hesaba yatmakta ve bırcok hacız deposunun hesaplarını vergı borclarını vs. gıbı odemedıklerı ıcın e-hacız gelmekde ve yatan paralar kesılmekde.
    Kanun herşeyden ustundur,kımse menfaatları dogrultusunda kullanamaz.

  138. mağdur diyor ki:

    VARLIK ŞİRKETİ,ile ilgili sorularım cevaplanırsa memnun olurum.

    ŞİRKETE DEVROLAN DOSYAM:

    1-Dosyam hacizliydi,Bazı beyaz eşyalar kaldırılmıştı,Kalanlar koltuk kanepe halı kilim vb.Bunlarda 3 4 bankaya hacizli ( 1 yıl süresi geçti eşim yediemindi) şirket aradı borcu ödemezsem işlem yapılacak
    denildi,Nasıl bir işlem yapabilirler?
    2-Akrabalarım yeni beyaz eşya almışlardı(B.dolabı,çamaşır makinası ve vestel tv bunları götürebilirler mi?

    • sargoz diyor ki:

      yeni kanuna göre ev eşyalarının sadece 2.leri alınabiliyor.Kısaca 1 adet buzdolabınıza yada 1 adet televizyonu kimse alamıyor..

  139. tayfun baysal diyor ki:

    arkadaşlar bir konu hakkında sizden bilgi istiyorum.yaklaşık 4 yıl önce çek karsılıgında bir esnafa mal verdim,5 parça çek aldım,2.bin tl lik,fakat bu vatandaş çeklerin tahsil tarihi gelmeden işleri bozuldu,iyı niyetli olduguna inandıgım için.benden ricada bulundu çeklerimi yazdırma ben sana elden peyder pey ödeyecegim dedi bende kabul ettim.ve çeklerin tahsil tarihi geçti,5 bin tl kadar azar azar aldım,geriye 5 bin tl kaldı.şuan ödeyemece durumda,yaklasık 4 yıl geçti ,bu elımdekı çek yapraklarıyla bankada çek bedeli alabilirmiyim bilgisi olan varmı elimde 5 adet çek yapragı var akban ın,yardımlarınız için teşekkür ederim.

    • sargoz diyor ki:

      Bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktarı alabilmek için öncelikle çekin karşılıksız kalan kısmının tespit edilmesi gerekir. Çeklerin 10 günlük yasal karşılığını sordurma ve karşılıksız işlemi yaptırma süresi dolmuş durumda. Bu sebeple işlem yapılamayacağı için banka size çek bedelleri karşılığı ödemede yapmaz.

  140. Umut Ufuk diyor ki:

    CEVAP: Borcundan dolayı kimse hapis cezası ile yargılanamaz.Yalnız borcun ödenmesi için qalacaklı vekili ile icra müdürlüğünde verilen taahhütün ihlali sonucunda ceza vardır.(Bazen taaühhüter haciz sırasında evlerdede alınmaktadır.) Taahhüt İhlal Cezası – İİK M. 340. alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir. bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez
     

    • mert diyor ki:

      e-posta

      Kahramanmaraş’ta bir hakimin kredi ve senet gibi borçlara ilişkin ödeme taahhüdünü yerine getirmeyip hapis cezası alanları Denetimli Serbestlik Yasası’ndan yararlandırarak tahliye etmesi üzerine bu ile akın eden aynı durumdaki kişilerin sevinci yarıda kaldı. Kahramanmaraş’ın yanısıra diğer illerden de yaklaşık bin 800 kişinin 1.5 aylık sürede bu karardan yararlanmasının ardından Yargıtay yerel hakimin kararlarını bozdu. Tahliye edilenler ya da firardayken hapisten kurtulanların durumu, kararın gerekçesi açıklandıktan sonra netleşecek.
      Kahramanmaraş’ın Türkoğlu İlçesi’ndeki Açık Cezaevi’nde ödeme taahhüdünü yerine getirmediği için mahkum olan bir borçlu, Denetimli Serbestlik Yasası’ndan yararlanmak için 14 Şubat 2013’de İnfaz Hakimliği’ne başvurdu. Kahramanmaraş İnfaz Hakimi Abdullah Özer, dosyayı inceleyip verdiği tahliye kararına, cinayet, gasp, hırsızlık ırza geçme gibi yüz kızartıcı suç işleyenler dahi Denetimli Serbestlik Yasası’ndan yararlanırken ‘taahhüdü ihlal suçundan tazyik hapsi alanlarının bu haktan yararlandırılmamasının infazda eşitlik ve adalet kuralına aykırılık teşkil edeceğini’ gerekçe gösterdi. HÜRRİYET GAZETESİNDEN ALINDI

      • mert diyor ki:

        BİN 800 KİŞİ YARARLANDI

        Bu kararın sosyal paylaşım sitelerinde duyulmasının ardından borcu ödeme şartını ‘makul bir sebep olmaksızın’ ihlal eden borçlu hakkında alacaklının şikayeti üzerine 90 güne kadar ‘tazyik hapsi’ cezasına çarptırılan binlerce kişiden önce Kahramanmaraş’ta yaşayan yüzlercesi teslim oldu. Davayı açan mahkum da tahliye oldu. Türkiye’nin değişik bölgelerinden gelenlerle bu sayı 1,5 ayda bin 800’ü buldu. Aynı hakim, bu kişiler için de aynı kararları verdi.

        YARGITAY’IN HIZLI KARARI

        İnfaz Hakimi Abdullah Özer’in verdiği kararları değerlendiren Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Küçük, tahliye kararlarına itiraz ettiklerini, kararı Yargıtay’ın bozduğunu açıkladı. Başsavcı Küçük, “Hakim arkadaşımız kendi takdir hakkını kullanarak bu kararları verdi, ancak biz Başsavcılık olarak hukuken böyle olmadığını düşündüğümüz için temyiz başvurusunda bulunduk. Yargıtay kararları bozdu. Bundan sonra böyle olmayacak” dedi.

        TUTUKLANACAK MI?

        Başsavcı Küçük, tahliye kararlarının bozulması nedeniyle tahliye edilenlerin tekrar tutuklanıp tutuklanmayacağını da Yargıtay’ın bozma gerekçesine göre hareket edileceğini vurguladı. Küçük, “Yargıtay’ın gerekçeli kararını bekliyoruz. Bundan sonra bu tür kararlar çıkmayacak. Gerekçeli karara göre tahliye edilenler hakkında uygulama yapılacak” diye konuştu.

        HAKİMİN GEREKÇESİ

        Tahliye kararlarını veren Hakim Özer, kararında, “5275 Sayılı Yasa’nın 17’nci maddesinde yapılan değişiklikteki gibi açıkça disiplin veya tazyik hapsine mahkum olanların bu yasadan yararlanamayacağı şeklinde düzenlemeye yer verilmesi gerektiği yasa koyucunun bir şeyi açıkça yasaklamaması halinde kural olarak o şeyin yasaklanmadığı ve uygulanabilir olduğunun kabulü gerektiğini, bu nedenle tazyik hapisleri yönünden de denetimli serbestlik uygulamasının yapılması gerekeceği” gerekçesiyle tazyik hapsi nedeniyle hükümlü olanların Denetimli Serbestlik Yasası’ndan yararlandırılacağı yönünde hüküm vermişti.

        hürriyet gazetesin den alın maaa

  141. emre diyor ki:

    tesekkürler cemil bey yok zaten gelen giden olmadı imzada atmadım

  142. emre diyor ki:

    sayın ufuk bey öncelikle mrb ben bişey danısmak istiyorum benim türkcele borcum var fakat işlerimin ters gitmesi nedeniyle ödeyemedim dün avukat arayıp 7 gün iş icinde bu borcu ödemezsen hapis cezası cıkarcam dedi ben calısanım hapis cezası varmı simdiden tesekkürler

    • Cemil çiçek diyor ki:

      sayın emre:

      bu borcan dolayı hacize gelip icra memurunun karsında tahhüt imzaladıysanız tazyik hapsi vardır..buyuk bır ihtimalle böle bir sey yok avukat sizi korkutmak için böle bir sey demiş olabilir

  143. hazar diyor ki:

    ABD ve AB ülkelerinde mezara kadar borçlu kalmak yok. Kişisel İflas

    ABD ve AB ülkelerinde kişilerin varlıkları ve gelirleri borçlarını karşılamıyorsa; kişiler kişisel iflas yoluna gidebilmekte ve 3-5 yıllık bir süreç sonunda borçları sıfırlanmakta, insanlar yeniden doğmuş gibi hayata sıfırdan başlayabilmektedirler.

  144. tolgaben55 diyor ki:

    samsun 7. icra müdürlüğü,oranın sayın müdiresi,bağlı bulunan icra müdürlükleri
    ve onların kahraman hakimelerini kutluyorum.
    evimizden ellerinde haciz kararı olmadan,tutanaklara gerekçe yazmadan
    çifter çifter alınan eşyalarımız 3 gün sonra satılıyor.(haciz yeni iik kanundan sonra yapıldı)
    Yaptığımız her şikayeti kılıfına uydurmayı beceren,
    emsal kararlarlarıda ilave ederek açtığımız her davayı reddeden,
    buna mukabil hakkında şikayetçi olduğumuz haciz memurlarına neredeyse
    bir ödül vermedikleri kalan yargıya minnetimi ve şükranlarımı sunuyorum.

    son olarak 1 hafta önce icra işleminin usülsüzlüğünü ilgili kanun maddeleri
    ilave edilerek şikayet yolu ile kaldırılması,3. kişiye ait anayasa mahkemesinde açılmış
    istihkak davası olduğunu belirtmemiz,alınan eşyalardan birinin mesleki ekipmanım olduğunu belirttiğim dilekçelerimizle ilgili bugün icra müdüryle yaptığım görüşmede,
    bildiğim kadarı ile kendi yetki alanındaki şikayetleri değerlendirmeye alıp gerekli halde,
    icra mahkemesine sevkini yapması gerekirken;
    siz dava masraflarınıda göze alıyorsanız gidin dava açın ben bu dilekçeleri
    dikkate almam satış kararı vermişim diyerek,
    kanunda açıkça istihkak iddiasının varlığı dahi satışı durdurur demesine rağmen,
    kahramanca alacaklıya haksız menfaat saglayan yüce adaletimizin kahraman
    neferlerine buradan tekrar ve tekrar saygılarımı sunuyorum…

    yılların birikimi projelerim müşteri hesaplarım alacaklarım işimle ilgili
    kullandığım son derece önemli programlarım ve dahi özel ve kişisel bilgilerim
    3 gün sonra haraç mezat satılıyor…
    tamir için eve getirdiğim darmadağın vaziyetteki müşterime ait seslendirme ekipmanları
    satılarak ayrıyeten bir borcum daha oldu gözüm aydın olsun,4300 tl takip çıkışlı borca
    5800 tl ödemişim buda buhar oldu..
    3. yargı paketiymiş pöhhh,bundan sonra kimse alacaklının memuru gibi davranamazmış,
    brehh brehh…hakkaten öyleymiş…değişen tek şey kagıt üzerindeki yazılar…
    kader ve yazgı aynı değişen bişey yok…
    artık davada acamıyoruz hakkını arama bile parayla oda bizde kalmadı…

    • Yeni ses diyor ki:

      Kardeşim mutlaka yolu olmalı diyorum bakanlığı telefon ve mail yoluyla sürekli ulaş usulsüzlüğü anlat. Muz cumhuriyeti değil bizim ülkemiz . İnanıyorum ben Kanunlar geciş süreci sorunları diyorum. Pes etme ki herkese örnek ol ….

      • tolgaben55 diyor ki:

        tüm itirazlarıma rağmen eşyalarımız bugün sabah satıldı…!

        Maalesef başvuru yapabileceğimiz tüm hukuk yolları
        böylece tükenmiş oldu…

        Önümde kalan tek yol AHİM …

        Yarım yamalak bilgimle şimdi başvurmaya hazırlanıyorum..

        Allah tan başkada ne bir desteğimiz var ne yardım edenimiz ..

        Şükürler olsun…

  145. cem diyor ki:

    selamlarr..

    sayın sargoz sayın ufuk:

    değerli arkadaslarım kamuda işçi statüsünde iş fırsatı olna kişinin bankalara olan borcundan dolayı ki:tamamına yakını varlık şirketlerine devir olmustur.burda çalişmaya baslıycak , hyata yeniden tutunmaya baslıycak kişinin maasına konan 4/1kesildiğini biliyoruz sorum söyle uc ayda bir alına ikramiyelerden ve emekliliğinde vericek toplu paradan da dörtte birmi kesilir acaba cok acil cevaplarsanız sevinirim.kamuda işe başlıyan kişinin maasına böle haciz tabligatlarının gelmesi işcinin sözlesmesini fesh edebilirlerlmi nasıl bir gözle bakılır acaba..ne kadar zaman sonra asıl kodraya gecer acaba sürec nasıl işler biledğim için ve gerekli bilgileri topluyamadıgım için cevaplarsanız sevinirim..saygılarımı sunuyorum..

    ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN..

  146. aleyna09 diyor ki:

    sargoz bey taahhütle ilgili bir gelişme varmı ltfn bilgi veriniz

  147. hakan soyvural diyor ki:

    MErhabalar;
    Benim %10 hisseli olduğum bir şirket var. şu anda bankalara 50 bin tlye yakın borcum var. Az evvel elime bir tebligat ulaştı. Kredi borcumdan dolayı banka maaşıma bloke konulmasını istemiş. Fakat ben şirketi temsile yetkili olduğum için herhangi bir maaşım yok. Zaten şirket mali tablolarda zararda gözüküyor herhangi bir hakedişimde yok. Bununla ilgili icra müdürlüğüne nasıl bir cevap yazmalıyım. Yardımcı olacak arkadaşların nazik ilgilerine şimdiden sonsuz teşekkürler.

    Saygılarımla
    Hakan Soyvural

  148. misafir diyor ki:

    Niye kimse taahhüdü ihlalden ve Kahramanmaraş hakiminin verdiği kahramanca bir karardan bahsetmiyor.Yoksa bu sitedemi birilerinin baskısı altında…

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn.Misafir,
      Taahhüt ıhlalı ıle ılgılı asagıda bırkarç yorum yapılmısdır.Taahhütün gecerlı olabılmsı ıcın gereklı sartlardan bahsedıldı,bu tarz bır uygulamının Avrupa ulkelerınde olmadıgı,Boyle bır uygulama ıle alacaklı alacagına kavusamıyacak ve borçlu hapıs ıle harsı karsıya gelecek gıbı konuları ıceren yorumlar yapıldı.Bunlarındasında ne gıbı bır bılgı paylasılabılır varsa bunlarındısında bır bılgınız bızımle paylaşınız. Bılındıgı Taahhüt ıhlalı şikayete baglı suçlar sınıfını gırmektedır.Şikayet söz konusu olmadıgında cezada olmaz.Ayrıca taahhütün gecerlı olabılmesı ıcın bellı sartların olması gerekır.Bununla ılgılı bu sartları gozden gecırmelı ve mahkemede savunmalısınız.
      Kahramanmaraşda yasanan durum aslında olması gerekendı.Bu guzel haber sonrası bır cok kısı oraya gıderek serbesdenetımlık yasasından faydalandı.Bu yada buna benzer konu ıle ılgılı soru yoneltılmedıgı için sitede yeralmamıs olabılır.
      Burada kısılerın sorularına cevap verılmektedır..
      Duüşcenız teşekkürederiz.Herzaman bılgı paylasımlarınızı beklerız

    • sargoz diyor ki:

      Baskı yok, olsa bile bu sitede etkisi olmaz.Ancak bilgi eksikliği olabilir.Onunda siz tamamlayın. Kararı paylaşın, fikirlerinizi yazın.

    • misafir diyor ki:

      Varlık Şirketi mağdurlarından biriyim.Kefil olmam nedeniyle canımdan bezdirilen bir süreç yaşadım.Borcumu ödeyeceğimi ama indirim yapmalarını istedim.İndirim yapıldı fakat anapara+faiz alındı.Bankalardan kredi çekildiğinde zaten çekilen tutar kadar sigorta yapılıp ödenmemesi durumunda bu paralar sigorta şirketlerinden tahsil edilmiyormu?Banka aslında sigorta fonundan tahsil ettiği alacağı düşük tutarlarla bu şirketlere satıp tekrar bir kazanç sağlamış olmuyormu?Varlık şirketleri çok cüzzi tutarlara aldıkları bu borçları bizlere yüksek faizle ödetip sebepsiz zenginleşmiş olmuyormu?Madem bu kadar cüzzi tutarlarla satılabiliyordu biz mağdurlar varlık şirketleri yerine borçlarımızı tekrar satınalsaydık.Bu yasal tefecilere karşı yapabileceğimiz hiçbirşey yok mu?

    • aleyna09 diyor ki:

      sayın sargoz
      daha önceleri bu site taahhüt suçundan mağdurlar için yorumlara yerverirdi ama malesef artık hiç söz etmez oldu lütfen yardımlarınızı esirgemeyin.

  149. Umut Ufuk diyor ki:

    ABD ve AB ülkelerinde kişilerin varlıkları ve gelirleri borçlarını karşılamıyorsa; kişiler kişisel iflas yoluna gidebilmekte ve 3-5 yıllık bir süreç sonunda borçları sıfırlanmakta, insanlar yeniden doğmuş gibi hayata sıfırdan başlayabilmektedirler
    Bizim ülkemizde borçlarını ödeyemeyen insanlara hayat zindan olmakta ve hayat boyu borçlu yaşamaya zorunlu kalmaktadırlar. Bu durum vahşi kapitalizmin izlerini taşıyan 2004 sayılı İİK’dan kaynaklanmaktadır. Ancak AB uyum yasaları doğrultusunda İİK yeniden yazılmaktadır. Yeni İİK ‘da kişisel iflas kurumunun yer alması beklenmektedir.

    Kişisel iflas, Amerika Birleşik Devletleri ve AB ülkelerinde uygulama alanı buluyor. Bu kurum iflas durumunda olan kişileri vahşi kapitalizmin çarklarında ezmek yerine, tabiri caizse yeniden doğmuş gibi düzlüğe çıkarıyor. Hatta bununla da kalmayıp alacaklıların da alacaklarına karşılık “hiçbir şey” ile yetinmek yerine alacağın tamamını veya en azından bir kısmını alabilmelerini sağlıyor. Türkiye’de özellikle 2008 krizinden sonra meydana gelen kaos ortamında mevcut kredi ve kredi kartı borçları nedeniyle bunları ödeyemez duruma gelen kişiler, kişisel iflas kurumundan yararlanabilselerdi, 2013 yılı itibarıyla borçları sıfırlanmış olacaktı. Ayrıca alacaklıları da alacaklarının bir kısmını veya tamamını tahsil etmişlerdi.

    Kişisel İflas Nedir?

    Borçlarınız ödeyebileceğinizden fazlaysa, kişisel iflas başvurusu borçlarınızı yönetmek, ödemelerinizi kazancınıza göre düzenlemek ve sizi düzlüğe çıkarmak için hukuki bir yoldur. Bu kişisel bir karardır ancak kişisel iflas hukuku ile düzenlenir.

    Kişisel iflasa çeşitli nedenlerle başvurulur. Genel anlamda borçları ödeme güçlüğüne düşenler, Bir hastalık veya kaza nedeniyle sağlık masraflarını karşılayamayanlar, işini kaybedenler ve dolayısıyla ev-araba kredisi gibi ödemelerini karşılamakta güçlüğe düşenler, aile bireyinin ölümü ile destekten yoksun kalma gibi durumlarda kişisel iflasa başvurulabilir.

    Kişisel iflasta başvurulabilecek iki yol vardır. Bunlardan ilki, büyük miktarlarda borcu olup kazancı az olan kişilerin başvurması gereken bir yoldur. Bu yolda mülkiyetinizin büyük kısmını kaybedersiniz ancak iflas süreci sona erdiğinde tamamen düzlüğe çıkmış olacaksınız.

    Diğer iflas yoluna ise borçlarınızın en azından bir kısmını ödeyebilecek durumdaysanız gidebilirsiniz. Bu iflas yolu ile 3 ila 5 yıl mahkeme tarafından organize edilen bir iflas sürecine sokulursunuz. Mülkiyetinizin tamamını korumanız mümkün olacaktır.

    1. Kişisel iflas yolu

    Bu iflas yolu varlıklarınızın tasfiyesini ve gelirinizi borçları ödemek için kullanır. Bu bağlamda atanan yediemin satılabilir, varlıklarınızı araştırır ve değer biçer. Bu durum sizi her şeyinizi kaybetme endişesine itebilir, ancak iflas hukuku buna izin vermez.

    Varlıkların Paraya Çevrilmesi

    Varlıklarınız paraya çevrilmek amaçlı yediemin tarafından satılır. Bu bağlamda elde edilen değer alacaklılarınıza önceliklerine göre dağıtılır. Bazı alacaklıların öncelikleri vardır. Örneğin birikmiş veya gecikmiş nafaka borcunuz varsa, yediemin önce bunları öder. Başkalarının maaş alacakları bundan sonraki öncelikli alacaklardır. Kredi kartı borçları ise son olarak ödenecektir.

    Tasfiye Muafiyetleri

    İflas hukuku size bazı muafiyetler tanır veya mahkeme yediemine dolarla ifade edilen bir satış sınırı koyabilir. Örneğin mobilyanızın veya beyaz eşyanızın bir kısmını koruyabilirsiniz. Ayrıca emeklilik hesaplarınızı koruyabilir, ev, araba gibi mal varlıklarınızı muhafaza edebilirsiniz. Bu arada dikkat edilen nokta varlıkların değeri ile borç miktarının karşılaştırılmasıdır.

    2. İflas yolu

    Eğer geliriniz aylık temel ihtiyaçlarınızı karşılıyor ve borçlarınız için az da olsa para ayırabiliyorsanız bu iflas planı ile iflas yoluna gitmeniz gerekir. Bu plan, ev ve araba sahiplerine onları muhafaza etme olanağı tanır.

    Yeniden Ödeme Planı

    Mahkeme ve yedieminin sizin geri ödeme planınızı onaylaması gerekir. Plan ödemeleri yeniden düzenler ve yönetilebilir hale getirip düzene koyar. Yediemin 3 ila 5 yıl için borçluya aylık ödemeler tayin eder. Her kredi borcu normalde olması gerekenden daha az ve ödenebilir bir seviyede olacaktır.

    Bu iflas yolunda ilkinde olduğu gibi mülkiyetiniz yediemin tarafından satışa çıkarılmaz. Bu planla ev araba gibi malvarlıklarınızı koruyabilirsiniz.

    Bu kişisel iflas yolu aynı zamanda eşinizi de söz konusu borçlardan korur, mağdur olmasını engeller. İflas yedieminine ödemeler yapıyorsanız, yediemin müşterek borçlulara da dayanarak sizden fazla ödeme yapmanızı talep edemez.

    2. Kişisel İflas Yolunda Muafiyet

    Bu plan ile uygulanan 3 ila 5 yıllık ödeme planı bittiğinde yediemine yaptığınız ödemeler tüm borçlarınızı karşılamamış olabilir. Bu durumda mahkeme tüm borçlarınızı siler. Alacaklılar bunu kabul etmek zorundadırlar. Çünkü iflas kurumu bu planı yapmasaydı alacağı hiç alamamak yerine bu planla bir miktarını almış olurlar.

    Kişisel İflas: Sizi tüm borçlardan kurtarır mı?

    Kişisel iflas kredi kartı borçları, kredi borçları gibi tüketici borçlarından kurtulmak ve gelirinize göre planlayarak ödeyebilmek için iyi bir yol olabilir. Fakat kişisel iflas sizi tüm borçlarınızdan kurtarmaz. Hükümete, belediyeye olan borçlarınız, vergi borçlarınız ve öğrenim kredisi ödemeleriniz devam eder.

    Nafaka, çocuk desteği ve boşanma nedeniyle meydana gelmiş borçlarınız silinmez. Bir suç veya kabahat nedeniyle ödemeye mahkûm edildiğiniz cezalar da ortadan kalkmaz.

    Eğer devlet veya belediyeye herhangi bir borcunuz varsa, iflas bu borçları silmez. Devlet borçları vergi, ek vergi cezaları ve öğrenci kredileri gibi borçlardır.

    Borçları Teyit Etme Yolu

    Bazı borçlular borçlarını sildirmek yerine “teyit” kararı aldırmak isteyebilir. Bu yolu izleyerek örneğin kredi ödemesi bulunan arabalarını koruyabilirler. Bu bağlamda bu borç silinmeyecek yalnızca “teyit” edilecektir. Ancak borçlu arabasını muhafaza edecektir.

  150. Umut Ufuk diyor ki:

    BANKALARA ILK DAVA ACILDI,
    Rekabet Kurulu’nun 1.1 milyar lira ceza verdiği bankalara yönelik olarak ilk kamu davasını Ankaralı işadamları açtı. Böylece Avrupa’da faizi ortak belirleyerek Libor skandalına karışan bankalara kesilen cezalar nedeniyle açılan kamu davalarının bir benzeri Türkiye’ye de gelmiş oldu.
    TAZMİNAT İSTİYORLAR

    Rekabet Kurumu’nun soruşturması sırasında dava açmak için Ankara Barosu’yla hazırlıklara başlayan Ankara Genç İşadamları Derneği (ANGİAD) Başkanı Abdullah Değer, dün dava dilekçesini mahkemeye verdiklerini söyledi. Dilekçede bankaların işadamlarını zarara uğrattıkları ve tazminat hakkının doğduğu belirtildi. Değer, açtıkları davanın bankalarla kredi ilişkisi içinde olmaları nedeniyle risk oluşturduğunu ancak süreci sonlandırmaya kararlı olduklarını ve geri adım a…tmayacaklarını söyledi.

    ZARAR TESPİT EDİLİYOR

    ANGİAD’ın avukatı Muzaffer Nerse, davanın Ankara 1. Tüketici Mahkemesi’ne açıldığını söyledi. Davanın Rekabet Kurumu’nun cezasında adı geçen tüm bankalara yönelik olarak açıldığını belirten Nerse, “Dava pilot olarak açıldı. Bireysel davalar da geliyor” dedi. Nerse, mahkemenin bilirkişi tespit edeceğini, işadamlarının faiz suiistimalerinde ne kadar zarar gördüğünün belirleneğini vurguladı.

    TÜKETİCİLER İTİBAR DAVASI AÇACAK

    Bankaların uyguladıkları yüksek faizler nedeniyle şirketi krize giren ve ticari itibarı zedelenenler sadece tazminat davası açmayacak. Bunun yanı sıra itibar davaları da gündemde. Tüketiciler Birliği Başkanı Nazım Kaya, bankalara dava açılmasıyla ilgili üyelerinden ve vatandaşlardan gelen yardım taleplerine teknik destek verdiklerini söyledi. Kaya “Dalganın asıl büyüğü itibar davalarıyla gelecek” diye konuştu

  151. mağdur diyor ki:

    1-Ödeme emrine 1 yıl geçen sürede hacize gelmediler,Gelebilirler denildi..
    2- Gelmezlerse dosyama nasıl bir işlem uygulanır? Bu soruma cevap rica ediyorum.

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn.Magdur,

      Sornuza Sn.Samyeli gerekli cevabı yazmış.Dosyanızın üzerinden 1 yada 2 yıl geçmesi sizin açınızdan birsey ıfade etmez.Heryıl gereklı harçlar yatırılarak dosyanız açık kalır.Haciz işlemi içinde 1 yıl sonrada gelebilirler.

      • samyeli2012 diyor ki:

        Sn Mağdur, ödeme emri kesinleşen bankalar menkul haczine gelebilirler veya bankalara ,tapulara,kişinin maaşına haciz gönderebilirler.Gelmezlerse ya borç ödenmiştir ya da dosyada tahsil kabiliyeti olmadığını düşünen alacaklı vekilleri dosyayı işlemden kaldırmak istemişlerdir ama bunun için menkul haczine gidilmesine ve diğer haciz işlemlerinin yapılması şarttır.

      • cem diyor ki:

        umut kardesim sana ulasamıyorum..facede yoksun..sana ulasmam lazım..facem burda var bana yazarsan sevinirim..saglıcakla kalın..

      • yorgunum diyor ki:

        5benım bı sorum olcak.bedn kredı ve k kartı aldıgım zaman %95 raporluydum.kredı ve k.kartı almadan once ve suanda ne sıgortam ne ısım nede gelırım ve uzerıme mal yok.ve ben%95 sureklılık agır ozurluyum.benden bu paraları alırlarmı.yada hacız gelırmı.yardımcı olursanız sevınırım

        • eser yavuz diyor ki:

          benım bı sorum olcak.bedn kredı ve k kartı aldıgım zaman %95 raporluydum.kredı ve k.kartı almadan once ve suanda ne sıgortam ne ısım nede gelırım ve uzerıme mal yok.ve ben%95 sureklılık agır ozurluyum.benden bu paraları alırlarmı.yada hacız gelırmı.yardımcı olursanız sevınırım
          arkadaşlar yardımcı olursanız sevınırım lutfen

  152. Misafir diyor ki:

    SAYIN Sargoz ve Umut Bey siteniz Çek kanunu ve 3.yargı paketleri görüşülmesi zamaında çok aktif bir rol oynadı ve sorunlar burada tek tek tartışıldı.3.Yargı paketi çıktıktan sonra sitede mağdur insanlara yarayacak çok fazla gündem konuları kalmadı.Şuanda ev icrasından kurtulan kurtuldu fakat icradan kurtulupta TAAHHÜT belasından kurtulamayan ve şuanda en büyük sorun olan bu olayla ilgili gördüğüm kadarıyla hiçbir çalışma ve mağdur olan insanlara yol gösterme durumu yoktur.Neden sizde maraştaki sayın hakimin kararını emsal karar olarak göstyermeyip sitede taahhüt mağdurları ile ilgili bir sayfa açmıyorsunuz.Bence en önemli konu bu dur .Bu konuda sizden sayfa açmanızı rica ediyorum.Saygılarımla.

  153. Umut Ufuk diyor ki:

    Sn.Samyeli2012,

    Aşagda bir yorumunuzu okudum ve eklmek istedim.İnsan önce kendi yetiştirebilmeli,bütün herşey saygı ile başlar.Kendıne saygı duyan herzaman karsısındakılerede saygı duyar.Edınılen bılgıler,kültürler,beceriler,başarılar sonradan kazanılır.İnsan iyibir hukukcuda olsa,iyibir marangozda olsa,iyibir işcide olsa önce kendıne saygı duymalı işte ozaman meslegıne ve dıgerlerıne saygı duyar.kendısının ne oldunu neyın dogru neyın yanlıs oldugunu ve kendı cıkarları ıcın baskalarının zaafını kullanmamayı bılır.Malesef ortalıgı dolandıran ınsanların rıskını calan kısıler mevcut ve bu kısılere bız dolandırıcı dıye tabır edıyoruz.Fakat bu kısıler o kadar uyanıkkı kendılerını borçluların yanında gosterıp kamufile edıyorlar.Budurumdada borçlulara kötügözle bakılmasına neden oluyorlar.Nasıl görevını duzgun kanunlar ıcersınde kendı menfeatlerı ıcın degıl borçlu ve alacaklı dengesını koruyarak yapan Avukat arkadaşlar varsa,malesef bu krıterden uzak olanlarda var.Kendımıze ve topluma saygı duymalıyızkı saygı duysunlar.netıcesınde ıse İNSAN ortaya çıksın.
    Ülkemizde bir çok kanun degısmekde yenılenmekte.Neden zamanın gerektırdıgı sartlar dogrultusunda.Örnegın dune gelene 6352 sayılı yasa cıkana kadar icrada 82 yıllık yasa hakımdı.Çagdısı ilkel sistemlerle borç tahsılatı yapılmaya çalısılmakta fakat bu durumda ne alacaklı alacagını alabıldı nede borçlu borcunu odeyebıldı.dagılan yuvalar,hapıshanede yatan ınsanlar,alacağını alamayıp zordurumda klan lar cogunlukda ıdı.Sistemin yanlış oldugu yıllar sonra farkedılebıldı.Avrupa ulkelerıne baktıgımızda olaın çözümü temelde başlıyor.Herzaman dıle getırdıgım sey, ınsanların gelırlerı dogrultusunda kredı ve kart verılmesı,bankanın bıle kredı vermedıgı ınsana bazı mazalar taksıtle esya verıyor kartsız ustelık.Bankadan çokmu zengınler neye guvenıyorlar.Dunyanın hıc bır yerınde çek maksadı dısında kullanılmaz ulkemızde vade aracı olarak kullanılır.Dunyanın hıcbır yerınde onunegelen cek karnesı alamaz ülkemızde bankalar yoldan gecene verır.Böylebir çarkın içersinde acaba yüzde kaç insan bu çarka takılmadan geçebılır.Şöyle ülkemize baktıgımızda her 4 kısıden 1kısı borçlu.Öncelık kartları,kredılerı,çek karnelerını sebıl gıbı dagıtılmasını onlemelı,bunları dagıtanlar taşın altına elıne koymalı.Ozaman gerıye çok az sayıda borçlu ve alacaklı kalacakdır.Bence kim suçlu kim insan değil HEPİMİZ SUÇLUYUZ…….
    Fikirleriniz ve görüşleriniz için face adresimden bana ulasabılırsınız.
    saygılarımla

  154. ismail diyor ki:

    Sadece banka alacakları mı varlık yönetim şirketlerince satın alınabiliniyor, mali kuruluş dışındaki şirketlerin tahsil edilemeyen alacakları da varlık yönetim şirketlerine satılabilinir mi?

  155. mağdur diyor ki:

    Sn,Sargoz
    1-İki banka ödeme emri 1 yılı geçmesine rağmen haciz işlemi yapmadı,Haciz için gelebilirlermi gelmezlerse nasıl bir işlem uyguluyabilirler?

    2- Yedieminlik sürem 1 yılı doldurdu eşyaları almadılar,Ne yapmalıyım?

    • samyeli2012 diyor ki:

      Sn Mağdur,hacze gelebilirler.

      • samyeli2012 diyor ki:

        Sn Mağdur,Öncelikle yedieminlik göreviniz satış isteme süresi dışında başka bir süreye bağlanıp bağlanmadığına bakmak lazım.Yedieminlik görevi cezai sorumluluk yönünden süresinde satış istenildiği müddetçe devam eder,ancak hukuki sorumluluğu ise malı teslim
        edinceye kadar devam eder.Hukuki sorumluluktan da kurtulmak için İlgili İcra dairesine başvurarak Talep açın ve Müdürlüğünüzce tarafıma teslim edilen mahcuz mallar için süresi içinde satış istenmediğinden Cezai sorumluluğum kalkmış olmakla birlikte 3 iş günü içinde söze konu Mahcuzları almanız aksi halde herhangi bir zarar vukuuunda Hukuken bir sorumluluk kabul etmeyeceğinize dair talepte bulunun ve ilgili evraktan onaylı bir suret de yanınızda bulundurunuz..

  156. yalçın diyor ki:

    Sn UMUT bizim aracımız icra falan değil zorla alıkonuldu zaten savcı yağma ve tehditten dava açtı ayrıca bu konuyla ilgili icra dosyasıda yok ve aracın nerede olduğunuda savcı beye söyledik ve sağolsun aracın orada olduğunuda polis tesbit etti ve tutanak tutuldu buna rağmen alamıyoruz aracı şu anda asliye ceza mahkemesinde görülüyor dava ama hakime hanım aracı almak için hukuk mahkemesine müracaat edeceksiniz benim aracı teslim etme yetkim yok diyor vede aynı hakime hanım bir önceki duruşmada aracınızı teslim edeceğim demişti buna bir anlam veremedik araç bizimde değil bir arkadaşımızın bugün avukatımızla görüştük kendiside bir anlam veremedi en son çare araç sahibi olan arkadaşınızdan bir senet alın aracı bulunduğu yerden haciz edip alalım dedi avukatımız görünen o ki başka çarede kalmadı gibi ben bu olaydan şunu çıkarıyorum yolda giderken bir aracı durdurup sahibini aşağı indirip binip gidebilirsiniz nasıl olsa bu gibi davalar bir yıl falan sürüyor şimdiden teşekkür ederim başınızı ağrıttım SAYGILAR

  157. Akın Ayaz diyor ki:

    Sayın site yöneticileri ve yardımsever bütün dostlardan elinizke meskeniyet davası ile ilgili sonuçlanmış yargıtay kararları var ise paylaşmanızı rica ediyorum..Bu ayın 14 dünde davam var.Hakim hanım emsal karar bulmamı istedi benden.Avukatım olmadığı için kendi çabalarımla bişeyler yapmaya çalışıyorum.Yardımlarınızı bekliyorum…Hepinize sevgiler saygılar…

    • vedat diyor ki:

      AKIN BEY BU YARGITAY İLAMI İŞİNİZE AYARAR MI BİLMİYORUM BİR BAKIN
      Esas :2010/30811
      Karar:2011/12818
      Tarih:21.06.2011

      -YARGITAY İLAMI-

      Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
      İİK.nun 82/12. maddesi gereğince borçlunun haline münasip evi haczedilemez. Borçlunun bir kısmına malik olduğu taşınmazın diğer payının alacaklıya ait olması meskeniyet şikayetinde bulunmasına engel değildir. Bu durumda borçlunun hisse değeri belirlenerek meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı tespit edilir.
      Ayrıca meskeniyet nedeniyle haczedilmezlik şikayetinde bulunulması için borçlunun taşınmazda ikamet etmesi de şart değildir.Somut olayda borçlunun hacizli taşınmazda olan 1/2 hisse değeri bilirkişi aracılığı ile tespit edilmiş ise de, borçlunun bulunduğu yerden daha mütevazi semtlerde haline münasip evi alabileceği miktarın ne olduğu değerlendirilmesi yapılmamıştır. Bu durumda bilirkişiden öncelikle borçlunun sosyal ve ekonomik durumuna göre haline uygun ev değeri tespit edilmeli, haczedilen evin kıymeti bu bedelden az ise haczedilmezlik şikayeti kabul olunmalı, fazla ise, taşınmazın satılmasına, satış bedelinden borçlunun haline uygun ev alması için gerekli miktarın borçluya bırakılmasına, artanın alacaklıya verilmesine, satışın hale uygun ev değerinden daha aşağıda yapılmamasına karar verilmesi gerekir.
      Açıklanan nedenlerle şikayete konu taşınmazın 1/2 hissesinin alacaklıya ait olması nedeniyle meskeniyet şikayetinin hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiğinden bahisle şikayetin reddine dair karar verilmesi isabetsizdir.

      SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 21.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi

    • samyeli2012 diyor ki:

      Sn Akın, davanın tam konusunu belirtirseniz, size yardımcı olmak isterim,esen kalın

      • samyeli2012 diyor ki:

        Bu geniş bir kavramdır talep edilen neden için emsal olması gerekir

        • Akın Ayaz diyor ki:

          Sayın Samyeli ilginiz için çok teşekkür ederim,Malum banka borçlarımdan dolayı eşya hacizlerin ardından şimdide yaklaşık 30 seneden beri oturduğumuz evede haciz geldi.Bu evi annem vefatından 1 sene öncede üzerime yapmıştı.Eve keşif için geldiler bilirkişiyle beraber.Ev 2 oda 1 salon ve evde 2 evladım eşim ve ben kalıyoruz.Hakim (avukatım olmadığı için) bana bu evin haline münasip evdir satılamaz diye olan yada anladığım kadarıyla buna benzer benim lehime emsal teşkil etmesi açısından biten yargıtay kararları istedi.Şimdiden çok teşekkürler…

          • samyeli2012 diyor ki:

            Sn Akın,sizin evinizin halinize müsait olduğuna dair yargıtay kararı olmaz.Her olay kendine özgüdür.Hakim sizin evin sizin halinize müsait olup olmadığına bakacaktır.Bu keşifte anlaşılır, bilirkişi raporundan anlaşılır.Adliyedeki dosyanızın ve icra dosyanızı ayrı ayrı fotokopi çektirip gönderirseniz dosyayı inceledikten sonra bir karar verebiliriz.Yüzbinlerce,binlerce yargıtay kararı var.Sizin davanız ile alakalı olanı bulmak gerekir…Ezbere yargıtay kararı gönderilmez ki…Haline münasip olayı her borçludan borçluya değişir.Borçlunun sosyal yapısı,ekonomik durumu,bakmakla mükellef olduğu kişiler ,evde kaç kişi kalıyor,yine evin bulunduğu mevkii,şehir merkezine uzaklığı,belediye hizmetlerinden yararlanması gibi bir sürü etken gerekiyor.Sizin evinizin özelliği ne ,sizin ekonomik durumunuz ne bunların hepsi birlikte değerlendirilecek.Yine sizin sosyal ekonomik durumunuzda olan aynı şartlarda olan kişiler o şehirde hangi özellikteki evde kalıyorlar,bu şartlarda değerlendirmek gerekir.Yargıtay içtihatları başkalarının haline müsait olup olmadığını değerlendirmişlerdir.Sizin durumunuz ne dosyayı ve bilirkişi raporlarını göndermeden evinin özelliklerini göndermeden yargıtay içtihatı hiç bir işe yaramaz takdir sizin…Yargıtay içtihadındaki borçlu ile sizin durumunuz aynı mı değil mi?Bakmadan buna cevap vermek mümkün değildir.Yarın şehir dışında olacağım,dosyanızın fotokopisini mail adresime yolayın,evinzin özellikleri önemli,sizin sosyal ekonomik durumunuz önemli,sizinle aynı durumda olan ,aynı şehirde yaşayan kişilerin hangi özellkte evde yaşadığı önemli…bunları bana yarın iletirseniz, size geri dönüş yapabilirim…

            • Akın Ayaz diyor ki:

              Sn. Samyeli.ilginiz için çok teşekkürler yazdıklarınıza tabiki katılıyorum.Durum böyle iken hakim benden henüz bilirkişi raporunu yayınlamadan neden emsal yargıtay kararları istediki? Bunda bir tutarsızlık var.Sayın samyeli henüz bilirkişi raporu çıkmadı Ayın 14 dünde duruşmam var o zamana kadar yetişirmi yetişmezmi bilemiyorum.Ama çıktığı anda mail adresinizi yazarsanız tabiki size gönderirim.

    • vedat diyor ki:

      akın bey elimde işinize yarayacak bir yazı var ınternet sitesini adresini yolluyorum işinize yararayacağına eminim.meskeniyetle ilgi geniş bir bilgi var.

      http://sites.khas.edu.tr/tez/SenemOnderOzbakir_izinli.pdf

  158. Merhaba , geçtiğimiz ya temmuz ayında evime icra memuru olduğunu söyleyen bir kişi ve bir bayan geldi avukat vekili imiş , evde hepsinden bir adet bulunan tv. b. dolabı ve çamaşır makinesini yazdılar. Ben bu hakkımı bilmediğim için icra mahkemesine gidip itiraz edemedim daha sonra babamın hastalığı derken ilgilenemedim. Dün evde kimse yokken 4,5 kişi ve polis gelmiş. Annemin komşumuz aracılığı ile telefonda yarın gelicem anlaşırız diye güzellikle ricasına rağmen eve polislerle girilmiş. Buzdolabında ki herşey yere atılmış. ve tv çam. makinesi ve buzdolabı görütürülmüş geriye ne bir tutanak bırakılmış ne kağıt. Dosya numaramı dahii bilmiyorum. Evime bir tutanak bırakılması gerekilmiyormuydu ? Bu durumda ailem gidip itiraz dilekçesi verebilir mi. Ve yeniden eve haciz gelebilir mi. Çok onu kırıcı bişey bu ya. Her yeri dağıtmışlar.

    • kayamert diyor ki:

      Geçmiş olsun.
      Bu eşyaları yazdıklarında siz her hangibir yedi eminlik imzalamışmıydınız.

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn.funda,
      Temmuz ayinda yapilan haciz esnasinda esyalarinizi yazarak size yediwmin birakmislar.daha sonra ise kendilerine ait olan esyalari almislar.siz yedieminlik esnsinda bir dilekce ile yedieminlikten vazgecmeniz gerekirdi.bilindigi gibi gecici 11. Maddenin yururluge girmesi ile depolardaki mevcur esyalar geri verilmekte.muracat edetek depo parasini odeyip esyalarinizi alabilirsiniz.

  159. mağdur anne diyor ki:

    sayın sargoz acil cevabınıza ihtiyacımız var benim kardeşime borcundan dolayı tahüt imzalatmışlar zorla. eve avukatlar geldikten sonra polisi çağırmışlar ama kardeşim evde yokmuş annem babam varmış kardeşimi eve çağirıp imzalatmışlar kardeşimin konuşması biraz bozuk ağır işitiyor yani askerlik bile yapamamış onları ne kadar duymuş bilmiyorum 8 milyar yerine 13. milyara imzalatmışlar ben bunu öğrendim ona dilekçe vermesini söyledim oda verdi ama bişey çıkmadı ne olur söyleyin napıcaz şimdi

    • samyeli2012 diyor ki:

      Sn Mağdur Anne ,kardeşinize imzalatılan haciz tutanağı için,eğer tutanakta okudum imzaladım yazmıyorsa ,eğer temyiz kudretine sahipse ama tutanağı okutmadan imzalatmışlarsa ,ya da tutanağın altında okudum ,imzaladım yazmıyorsa taahhüdün geçersiz olduğuna dair şikayette bulunulabilir.Bu gibi hallerde taahhüd düşer.İcra tutanağına bakmak lazım.Taahhüdü ihlalin cezası vardır .Eğer taahhüdde bulunulan zamanlarda ödeme yapmazsa cezai yaptırım sözkonusudur.BU nedenle kardeşinizin üzerindeki sorumluluğun kaldırılması için kardeşinizin temyiz kudretinin haiz olmadığı veya tutanağın kendisine okunmadan imzalattırıldığı veya okunmasına izin verilmedğini iddia ederek sorumluluktan kurtulunabilir.Borcun 8 milyardan 13 milyara çıkması bankanın faiz oranları ,icra masrafları ve avukatlık ücretinin eklenmesi ile ilgilidir.Bunun hesabını tam yapabilmek için banka sözleşmesini incelemek gerekir.

  160. yalçın diyor ki:

    Sn umut 17.05.2012 tarihinde alışveriş yaptığımız firma tarafından aracımız borcumuz bahane edilerek alıkonulmuştu resmi hiç bir belge olmadan işin ilginç tarafı araç bizim değil bir arkadaşımızın daha sonra avukat vasıtasıyla savcılığa suç duyurusunda bulunduk tehdit ve yağmadan dava açıldı karşı taraf hiçbir mahkemeye katılmadı daha sonra hakime hanım bizden araç sahibinin bilgilerini kime ait olduğunu belgeleyen resmi evrakları istedi biz bunlarıda resmi olarak ispat ettik ve iki gün önce yine mahkememiz vardı aracın sahibine iadesini taleb ettik hakime hanımın cevabı şu oldu benim aracı teslim etme yetkim yok burası asliye ceza mahkemesi size aracı teslim edecek makam hukuk mahkemesi diyor şaşırdık kaldık son duruşmaya bizim avukatımız gelememişti ne yapmamız gerekiyor bir yıla yaklaştı aracı alamadık ve aracımızı gasp eden firmada şu anda maddi olarak pek iyi durumda değilmiş yardımcı olursanız seviniriz teşekkürler

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn.yalcin,
      Borcunuz icin icra dairesinde dosyaniz acilmadan yada alacaklinin yaninda haciz memuru olmadan borc tahsilati yapmasi kanunen yasaktir.eger aracinizi gaspetti ise ve yerini biliyor iseniz arac sahibi sikayette bulunup calindigina dair,arac bulunarak sahobine teslim edilir.sizin dorumunuz neden boyle karmasik yazdiklarinizdan bu sonuc cikiyor.

  161. onur diyor ki:

    Sn umut bey iyi akşamlar bu konuda çok yazdınız esya hacziyle ilgili hep o güzel yorumlarınızı okudukça cesaret bulduk bunun için çok teşekkürler şimdi uygulamalar iyice yerine oturdumu. Takdir edersiniz ki ilk başlarda kanunu uygulayan ve kanun tanımaz memurlar ve avukatlar vardı artık onlarda kanunu içlerine sindirdimi acaba yoksa hâlâ devam ediyorlarmi

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Kanunlar herseyden ve herkezden ustundur.uymayanlar uymak zorunda kalir.

      • samyeli2012 diyor ki:

        Evvela insan olacağız sonra hukukçu…Rafta 18 milyon adet icra dosyası var.18 milyon adet takipte icra dosyası var.Bakın biz 70 milyonuz düşünün…18 milyon adet icra dosyamız var.4-5 milyon adet’te dava dosyamız var.Etti mi 23 milyon adet.Şimdi bir davacı ,bir davalı düşünün.23 milyon çarpı iki etti mi 46 milyon.Şimdi Türkiye’deki henüz aklı bluğ olmamış,reşit olmamış insanlarla ,delileri çıkarın demek ki herkes birbiriyle davalı :)) 46 milyon insan ihtilaflı ise bir hakim var objektif,tarafsız,bağımsız ihtilaflı çözecek,verdiği hüküm de kesin hüküm teşkil edecek.Her bir öyle daire var ki yargıtayda yılda 45 bin karar vermiş.Yani dakika’da iki karar :D Adil karar :D Bu da ayrı bir husus… Bu da ayrı bir dert…Neyi gözden geçirmemiz lazım.İnsan unsurunu ciddi gözden geçirmemiz lazım.Bir de ne var çok sıkıntımız olan devamlı değişen mevzuat.Ben çok okumayı seven bir insanım.Bir daha dünyaya gelsem bir meslek seçerim.Hiç mevzuatı değişmeyen bir meslek o da ne imamlık :D Gerçekten işimiz zor,nerden başlamamız lazım nerden kendimizden başlamamız lazım topu taca atmaya gerek yok.Kürsüden
        kendimizden başlamamız lazım…Nerden başlamamız lazım evvela İNSAN nasıl İNSAN olur ordan başlamamız lazım nasıl hukukçu olur değil…

  162. Umut Ufuk diyor ki:

    Borcunu ödeyemeyen borçlunun,alacaklının talebi üzerine icra dairesince verilen belgedir.
    Madde 143 – Alacaklı alacağının tamamını alamamış ve aciz vesikası düzenlenmesi için gerekli şartlar yerine gelmişse, icra dairesi kalan miktar için hemen bir aciz vesikası düzenleyip alacaklıya ve bir suretini de borçluya verir;bu belgeler hiçbir harç ve vergiye
    tabi değildir.. …aciz vesikası,birinci olarak, haczedilen mallar satılır ve alacaklı veya alacaklılara satış sonrası elde edilen bedel paylaştırılır ve bundan sonra alacağını tamamen alamamış olan alacaklıya kesin aciz vesikası düzenlenir (m.143/I). İkinci olarak haciz sırasında borçlunun haczi kabil hiçbir malı bulunmazsa, bu durumu tespit eden haciz tutanağı 143. Maddeye göre kesin aciz vesikası hükmündedir. Bu durumda alacaklıya ayrıca aciz vesikası düzenlenerek verilmez.

    KESİN ACİZ VESİKASININ HÜKÜMLERİ
    a) Elinde aciz vesikası bulunan alacaklı daha sonra borçluya takip yaptığında borçlu borca itiraz ederse, alacaklı aciz vesikasına dayanarak icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep edebilir. Çünkü 68. Maddeye göre belge niteliğinde olan bir belgedir. b) Alacaklı aciz vesikasını aldığı tarihten itibaren bir yıl içinde tekrar takip yapmak isterse borçluya yeniden ödeme emri göndertmesine gerek yoktur (m. 143/II). c) Alacaklı elindeki aciz vesikasına dayanarak iptal davası açabilir(m.143,277,b.1). Aciz vesikası iptal davasının özel dava koşuludur. Elinde aciz vesikası olmayan alacaklı iptal davası açamaz. Açarsa dava şartı eksikliğinden iptal davasının reddi gerekir. d) Alacaklıyı zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksiltmek (m.331), gerçeğe aykırı beyanda bulunma (m.338) gibi icra ceza hukuku açısından sonuçlar doğurabilmesi için alacaklının elinde aciz vesikası bulunması gerekmektedir. e) Aciz vesikası alacaklıya bir başka alacaklının koydurduğu hacze iştirak imkanı verir. (m.100,1,b.1) f) Her ilde Adalet Bakanlığı tarafından görevlendirilen icra dairesinde aciz vesikası sicili tutulur. Aciz vesikası düzenleyen icra dairesi bir nüshasını da bu sicili tutan icra dairesine gönderir. Bu sicil alenidir. Tüm ilgililer bu sicillere bakarak bilgi edinebilirler

  163. Umut Ufuk diyor ki:

    Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya.
    -“Borçlunun ‘mesleki eşyası’nın haczedilemeyeceği, bu bentte ‘ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya’ olarak öngörülmüştür. Örneğin; bir doktorun tansiyon ölçme aleti, birkimya gerin mikroskobu, bir ma-rangozun keser ve testeresi, bir bakkalın terazisi, terzinin dikiş makinesi ve ma-kası, avukatın hukuk kitapları ve yazı makinesi, bilgisayarı, tenekecinin havyası vs. meslek için gerekli olan tulum, önlük vb. elbiseler de haczedilemez.
    Bu bentte yani İİK. 82/I-2’de haczedilemeyeceği öngörülen meslek için gerekli olan eşyalar, daha ziyade el becerisine dayalı âletler olup, sermaye değeri yüksek olan alet ve edevatı kapsamaz…Maddeye ‘son fıkra’ olarak eklenen, “İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabu-lüne veya reddine karar verir” şek lindeki yeni hükümle, haczedilmek istenen bir malın gerek “İİK’nun 82. maddesi kapsamında kalıp kalmadığını”ve gerekse“haczedilmezlik konusunda diğer hükümler içeren kanunlar uyarınca haczedilip haczedilmeyeceğini” icra memurunun değerlendirebileceği esası kabul edilmiştir.Avukatın değil,icra memuru her işlemin gerekceli kararını haciz tutanağında belirtmek zorundadır

  164. Umut Ufuk diyor ki:

    İcra ve iflas hukukunda İİK. m. 19’a göre; resmi tatil günleri süreye dahildir. Yani, sürenin içinde kalan resmi tatil günleri de hesaba dahil edilir ve bu nedenle süre uzatılmaz.Ayrıca,öğledensonra tatil olan günler (Ramazan ve Kurban Bayramlarının arefe günleri) işgünüdür. Sürenin son günü böyle bir güne rastlarsa, süre o gün öğle saatinde sona erer.

  165. Umut Ufuk diyor ki:

    MADDE 86 – 5237 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
    “(1) Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmişolması halinde, icbarın varlığı kabul edilir

  166. Umut Ufuk diyor ki:

    MADDE 257 – (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir (Değişik ibare: 6086 – 8.12.2010 / m.1) “menfaat” sağlayan kamu görevlisi, (Değişik ibare: 6086 – 8.12.2010 / m.1) “altı aydan iki yıla kadar” hapis cezası ile cezalandırılır.

  167. Umut Ufuk diyor ki:

    5510 sayılı kanunun 93. maddesinde 5754 sayılı kanunla yapılan değişiklik Madde93.”Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” hükmü getirilmiştir.Borçlunun emekli maaşına ilişkin muvafakatinin alınabilmesi için takibin kesinleşmesi şarttır. takibin kesinleşmesinden önce verilen muvafakatler geçerli olmamakta ancak ; kesinleşmeden sonraki muvafakatler geçerli olmaktadır.Yani yasal işlemler başladığında icra müdürlüğünce vermiş olduğunuz muvafakat geçerlidir.

  168. Umut Ufuk diyor ki:

    Maaş hesabına konulan bloke ; maaşının tamamını bloke etmesi hernekadar hapis hakkı açısında mümkün isede hesabın maaş hesabı olması sebebiyle ancak ¼ nü kesebilir. tamamını bloke edemez.Çünkü hesaba gelen para maaştan gelen paradır. Dava açarak bloke kaldırılabilir. Banka, 89/1 Haciz İhbarnamesi Olmadan alacağına karşılık hesaptaki tutara bloke de KOYAMAZ, alacağı ile borcunu takas da EDEMEZ .oncelikle bankaya sikayet dilekcesi blokenin acilmasi icin muracat etmelesiniz yada hemen icra hakimligine .
    Maaşınızın 1/4’ünün kaynakta kesinti şeklinde haczedildiğini takip dosyasından anlaşılabilir-Bankadaki

  169. Umut Ufuk diyor ki:

    Bilindiği mal beyanı verme zorunluluğu kalktı fakat, mal beyanı beyanı bulunma cezası halen mevcut. (mal beyanında bulununcaya kadar hapsen tazyik ).Eğer alacaklı vekili icra ceza davası olarak dava açar ise hakkınızda ceza çıkartır.Polis veya Jandarma sizi aramak için kayıtlı adresınıze gelır.Eğer adresde osırada yoksanız bir pusula bırakarak gider.Bu pusula ile karakola giderek hakkınızda çıkan cezayı,mal beyanında bulunarak kaldırabılırsınız.Eğer umursamaz ve gitmez iseniz cezai işlem başlar.

  170. Umut Ufuk diyor ki:

    SORU: DÖNERSERMAYE,İKRAMİYE,TAZMİNAT HACİZLERİ NASIL OLUR?
    CEVAP:
    “EK MADDE 9- Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa göre almakta olan personele, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvele dahil pozisyonlarda istihdam edilen sözleşmeli personele, subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, sözleşmeli subay ve astsubay adayları ile uzman jandarma ve uzman erbaşlara, mali haklar kapsamında yapılan her türlü ödemeler dahil almakta oldukları toplam ödeme tutarı dikkate alınmak suretiyle aynı veya benzer kadro ve görevlerde bulunan personel arasındaki ücret dengesini sağlamak amacıyla, en yüksek Devlet memuru aylığına (ek gösterge dahil), ekli (I) sayılı Cetvelde yer alan kadro ve görev unvanlarına karşılık gelen oranların uygulanması suretiyle hesaplanan tutarda ek ödeme yapılır.
    Ek ödemeye hak kazanılmasında ve bu ödemenin yapılmasında aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Bu maddeye göre yapılacak ek ödeme damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve ilgili mevzuatı uyarınca ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, döner sermaye ödemesi, ikramiye, ücret ve her ne ad altında olursa olsun yapılan benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz

  171. Umut Ufuk diyor ki:

    T.C.
    YARGITAY
    12. HUKUK DAİRESİ
    Esas No.
    2004/17928
    Karar No.
    2004/22583
    Tarihi
    22.10.2004
    İLGİLİ MEVZUAT
    2004-İCRA VE İFLAS KANUNU ( İİK )/89
    KAVRAMLAR
    KURAL OLARAK İLERİDE DOĞMASI MUHTEMEL BİR HAKKIN HACZİ MÜMKÜN DEĞİLDİR
    ÖZET
    İLERİDE DOĞMASI MUHTEMEL ALACAKLARIN KURAL OLARAK HACZİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. BU NEDENLE BORÇLUNUN DOĞMUŞ VE İLERİDE DOĞACAK HAK VE ALACAKLARININ HACZİ İÇİN ÜÇÜNCÜ ŞAHSA HACİZ İHBARNAMESİ GÖNDERİLMİŞ OLMASI HALİNDE ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN SORUMLULUĞU HACİZ MÜZEKKERESİNİN ULAŞTIĞI TARİHTEKİ FİİLİ DURUMLA SINIRLIDIR. İLERİDE DOĞMASI MUHTEMEL ALACAKLAR YÖNÜNDEN SONUÇ DOĞURMAZ
    Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
    Kural olarak ileride doğacak muhtemel bir hakkın haczi mümkün değildir. Bu nedenle İİK’nun 89. maddesi gereğince 3. şahsa, borçlunun nezdinde doğmuş ve doğacak hak ve alacaklarının haczini şeklinde haciz ihbarnamesinin çıkarılması halinde 3. şahsın sorumluluğu haciz müzekkeresinin kendisine ulaştığı tarihteki mevcut durumla (fiili durumla) sınırlı olacağından ileride doğacak, doğması muhtemel bu hakkın bu aşamada 3. şahısça net olarak bilinmesi mümkün olmadığından bu şekilde çıkarılan haciz ihbarnamesi yukarıda açıklanan nedenle muhtemel alacaklar açısından sonuç doğurmaz. İcra mahkemesine başvuran borçlunun şikayetinin bu kurallar ışığında değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken istemin reddi isabetsizdir.
    SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK. 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 22.10.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi

  172. Umut Ufuk diyor ki:

    İİK 143. madde:

    (Değişik fıkra: 17/07/2003 – 4949 S.K./40. md.) Alacaklı alacağının tamamını alamamış ve aciz vesikası düzenlenmesi için gerekli şartlar yerine gelmişse, icra dairesi kalan miktar için hemen bir aciz vesikası düzenleyip alacaklıya ve bir suretini de borçluya verir; bu belgeler hiçbir harç ve vergiye tabi değildir. Aciz vesikasının bir nüshası da her il merkezinde Adalet Bakanlığınca tespit edilen icra dairesi tarafından tutulan özel sicile kaydedilmek üzere bu icra dairesine gönderilir. Aciz vesikası sicili aleni olup ne şekilde tutulacağı ve hangi hususları içereceği Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelikle belirlenir.

    Bu vesika ile 105 inci maddedeki vesika borcun ikrarını mutazammın senet mahiyetinde olup alacaklıya 277 nci maddede yazılı hakları verir.

    Alacaklı aciz vesikasını aldığı tarihten bir sene içinde takibe teşebbüs ederse yeniden ödeme emri tebliğine lüzum yoktur.

    Aciz vesikasında yazılı alacak miktarı için faiz istenemez.

    Kefiller, müşterek borçlular ve borcu tekeffül edenler bu miktar için vermeğe mecbur oldukları faizlerden dolayı borçluya rücu edemezler.

    (Değişik fıkra: 17/07/2003 – 4949 S.K./40. md.) Bu borç, borçluya karşı, aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Borçlunun mirasçıları, mirasın açılmasından itibaren bir sene içinde alacaklı hakkını aramamışsa, borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürebilirler.

    (Ek fıkra: 17/07/2003 – 4949 S.K./40. md.) Borçlu, aciz vesikasını düzenlemiş olan icra dairesine borcunu işlemiş faizleriyle birlikte her zaman ödeyebilir. İcra dairesi ödenen parayı alacaklıya verir veya gerektiğinde 9 uncu madde hükümleri dahilinde bir bankaya yatırır. Borcun bu şekilde tamamının ödenmesinden sonra aciz vesikası sicilden terkin edilir ve borçluya borcunu ödeyerek aciz vesikasını sicilden terkin ettirdiğine dair bir belge verilir. Aynı şekilde, icra takibi batıl ise veya iptal edilirse yahut borçlunun borçlu olmadığı mahkeme kararıyla sabit olursa ya da alacaklı icra takibini geri alırsa, aciz vesikası sicilden terkin edilir ve borçluya buna ilişkin bir belge verilir.

    Buna göre aciz vesikasına bağlanan alacak, aciz vesikasının alındığı tarihten itibaren yirmi yıl geçtikten sonra zamanaşımına uğrar. Aciz vesikasında yazılı alacak miktarı için faiz de istenemez, yani alacak, belgenin alındığı tarih itibariyle sabit kalır.

    • Umut Ufuk diyor ki:

      borçlu adına aciz vesikası alınmış ise ne bankaya nede varlık şirketlerine kişinin borçu kalmamıştır artık o kişinin borçu hazineyedir.
      aciz vesikası ile hazineden tahsil edilen borçlu için her yıl sonu hazinenin genelgesi var o kişinin hakkında araştırma yapılarak mal varlığının olup olmadığının hazineye bilgi verilmesi istenmektedir.
      aciz vesikası alınırken aciz vesikası alınmış olduğuna dair bir tutanak borçluya verilir.
      aciz vesikası alınıp bir nüshası borçluya verilmemişse borçlu gittip o ilgili alacaklıdan veya icra dairelerinden aciz vesikasının bir nüshasını talep edmelidir.
      Banka tarafından varlık sırktlerıne devredılen batık alacaklar,kapanmıs olan dosyalardır.Acızlık belgesı alınarak tahsılat yapılamadıgını beyan ederler ve bu dosyaları varlık sırketlerıne satarlar.Bun belgeden sonra borclunun edınmıs ve edınecegı mal varlıgı hazıne tarafından kontrol edılır.
      Bu acızlık belgesi sonrası Varlık sırketlerınce arandıgınızda gereklı acıklamada bulunuabılırsınız.

  173. Aytekin76 diyor ki:

    Merhaba sıkıntı olan bankanın avukatı aradı eve su saatte haciz yapıcaz diyor. Fakat icra dairesinde dosya daha yeni açıldı icra dairesi kağıt göndermeden mal beyanında bulunmadan süreç tamalanmadan eve haci getirtebilirlermi?

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn.Aytekin76,

      Öncelikle tarafınıza ödeme emri (tebligkat) gelecekdır.Buna ıtıraz etmenız ıcın 7 gun surenız mevcut.sonrasında yasal takıp baslar. Süreç basladıktan sonra alacaklı vekılı ıster 2 gun sonra hacız talebınde bulunur ıster 6 ay sonra.

  174. Akın Ayaz diyor ki:

    Sayın Umut Ufuk meskeniyet davası ile ilk celse mahkememiz görüldü.Hakim hanım şu an oturduğum evi ve apartımanı daha görmeden yeri itibarıyla (lüks yerler orası satılır daha aşağılardan yer alırsınız dedi) 1 Marttada keşif yapılacak.Şimdi Daha aşağılar dediği yerlerde öyle binalar yapılıyorki fiyatları anormal yüksek…mesela benim bir arka sokağımda yeni bina yapıldı ederi 500.000 tl 3 ay önce bizim apartmandan(35 senelik bir binadır) daire satıldı 140.000 tl.aşağı yukarı dairelerde zaten bu fiyatlardan başlıyor.Şimdi durum böyle olunca hakim hanım oraları lüks dediğine göre bilirkişi evin değerini biçerken neye göre değer biçecek?Lüks dendiğine göre fiyatlar en az 200veya 250.000 tl arası olmalımı…yani hem lüks yer deyip hemde çok az değer biçilemeyeceğini düşünmekteyim..Birde başka sorum ilk sırada vergi dairesi ve başka 2 banka daha var.Şayet ev satılırsa ilk sıraya girenler para alıcaksa bana ikamet edeceğim bir ev parası kalmıyor…sonuçta bana 2 evladım ve eşimin kalacağı bir ev parası kalması gerekiyor…Bu durumda daha öncede yazmıştım size avukatım olmadığına göre bu durumu izah edicek nasıl bir dilekçe yazmalıyım? Ekinede e devlet sayfasından o sıraya giren kurumlarıda kopya edip dilekçeme koymalımıyım?Şimdiden çok çok teşekkür ederim…

    • hakan diyor ki:

      s.a arkadaşlar benim bankalara borcum var eşim sıfır araç almak istiyor buna haciz işlemi uygulanırmı şimdiden teşekkürler

    • samsun Mağdurları diyor ki:

      Sn: UMut Ufuk ve Sn Sargoz: Evlenmeden önce sahşi olarak borcum olup icralık duruma düştüm . icralık işlemlerim evlendikten sonra da devam ediyor. 1 yıllık evliyim ve ve eşimin adına 20 bin tl lik bir araç alındı. benim borcumdan dolayı eşimin adına kayıtlı araba haczedilebilir mi?

      Cevabiniz için şimdiden teşekkürler……

      • sargoz diyor ki:

        Hayır, sizin şahsi borcunuzdan dolayı eşinize ait olan araç haczedilemez.

        • fatih diyor ki:

          sayın sargoz benim yedieminlik sürem 1 yılı geçti eşyaları almadılar yapmam gereken bişey varmı

          • Umut Ufuk diyor ki:

            Sn Fatih,
            yedieminlik göreviniz satış isteme süresi dışında başka bir süreye baglı değilseYedieminlik görevi cezai sorumluluk yönünden süresinde satış istenildiği müddetçe devam eder,ancak hukuki sorumluluğu ise malı teslim edinceye kadar devam eder.
            Hukuki sorumluluktan da kurtulmak için İlgili İcra dairesine başvurarak Talep açın ve Müdürlüğünüzce tarafıma teslim edilen mahcuz mallar için süresi içinde satış istenmediğinden Cezai sorumluluğum kalkmış olmakla birlikte 3 iş günü içinde söze konu Mahcuzları almanız aksi halde herhangi bir zarar vukuuunda Hukuken bir sorumluluk kabul etmeyeceğinize dair talepte bulunun ve ilgili evraktan onaylı bir suret de yanınızda bulundurunuz..

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn. Akın Ayaz,

      Baglı bulundugunuz beledıyede evınızın emlak degerı mevcuttur.Bankalardan nasıl emlak kredısı alırken bır ekspert tarafından deger bıcılıyor ıse,mahkemede belıredıgı ekspertın verdıgı bılgıye göre karar verır sz istersenızı evınızı 300.000Tl diye belırtın ıster 30.000Tl bu kayda alınmaz.

      • Akın Ayaz diyor ki:

        Sayın Umut Ufuk,
        Teşekkür ederim.Elinizde borçlu lehine sonuçlanan Yargıtay kararları varsa emsal açısından yayınlamanızı rica edebilirmiyim…

  175. mağdur anne diyor ki:

    syn sargoz eşimin 1.5 yıl önce bir kaç dosyadan tahüt
    ü var bildiğinizgibi bizim eşyalarımızıda götürmüşlerdi sonra yine eve geldiler evi boş görünce tehtit edip gittiler şimdi inanın çok korkuyorum eşim yakalanırsa ne yaparız bilmiyorum tahüt konusunda ne yapabiliriz

    • sargoz diyor ki:

      cezanın kesinleşmesinden itibaren hapis cezası infazının 2 yıl sonunda zamanaşımı var.

  176. ersin diyor ki:

    merhaba,

    bankalara olan borçlarım nedeniyle turkiye.org.tr adresinden takip ettiğim kadarıyla adıma olan arsalara haciz konmuştu. mevcut borçlar kısa zaman önce varlık yönetimine devredilmiş ancak arsaların üzerindeki hacizler hala bankaların üzerine görünmekte. bu mümkün müdür? haczi kaldırma şansımız var mıdır? hacizler de devredilmiş midir?

    teşekkürler.

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn. Ersın,
      Varlık sirketlerıne borcunuzun devredılmesı ıcın hakkınızda acızlık vesıkası cıkartılır. Konuyla ılgılı yukarıda kanun maddesı yazdım oradan yola cıkabılırsınız

  177. Umut Ufuk diyor ki:

    Borç Yüzünden İntihar Etmek İstedi

    Samsun’da sürekli bir işi olmayan ve bankalara yaklaşık 20 bin lira kredi borcu bulunduğu belirtilen 24 yaşındaki R.Ç. girdiği bunalım sonucu av tüfeğiyle başına bir el ateş etti. Ağır yaralanan R.Ç. tedavi altına alındı.

    Borç yüzünden eski ortağını öldürdü

    Kağıthane’de Hasan Hüseyin Yıldırım’ın (50) tabancayla öldürmesi olayında, Yıldırım’ın eski ortağı olduğu öğrenilen zanlı gözaltına alındı. Yıldırım’dan 17 bin lira alacağı bulunduğu öğrenilen Ahmet A., emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği mahkemece tutuklanıp cezaevine gönderildi.

    Bir çocuk babası Hasan Hüseyin Yıldırım, 1 Şubat günü 05:30’da Hamidiye Mahallesi Haliç Caddesi üzerindeki İdareliler Kıraathanesi önünde tabancayla öldürüldü. Cinayet soruşturmasını yürüten polis, piyasaya borcu olduğu öğrenilen Yıldırım’ın en son 17 bin lira borçlu olduğu Ahmet A., ile görüştüğünü belirledi. Tarafların telefonda tartıştıktan sonra yüz yüze görüşmek için sözleştikleri ve Yıldırım’ın eşofmanlarıyla gittiği olay yerinde öldürüldüğü belirlendi. Şüphelerin üzerinde yoğunlaştığı Ahmet A. saklandığı evinde olayda kullandığı silahla birlikte gözaltına alındı.

    Borç cinneti!

    Olay saat 09.30 sıralarında Reşatbey Mahallesi Adalet Caddesi Yıldız Sitesi 10’uncu katında meydana geldi. Sitenin 10’uncu katından oturan çiftçi Hasan Şahin, evinin balkonundan kendini boşluğa bıraktı. Beton zemine düşen Şahin olay yerinde hayatını kaybetti.

    Hasan Şahin’in Adana’nın İmamoğlu İlçesi’nde çiftçilik yaptığı, nar bahçesi ve nar işleme tesisinin bulunduğu ancak iflas ettiği, bu yüzden psikolojik sorunlar yaşadığı ileri sürüldü. Şahin’in son iki aydır apartman aidatını bile ödeyemediği de ileri sürülürken olayı duyarak eve gelen yakınları acı haberle sinir krizi geçirdi.

    • okan diyor ki:

      SN UMUT KARDEŞ SİTE YÖNETİMLERİ İLE İLGİLİ FİKRİN VARMI BİLMİYORUM VARSA YOL GÖSTEREBİLİRSEN SEİNİRİM TOKİ KONUTLARINDA İKAMET EDİYORUZ SİTE YÖNETİMİDE TOKİNİN YAN KURULUŞU BOĞAZİÇİ A.Ş DİYE BİR FİRMA BİZ BURADA NAZİ KAMPINDA GİBİYİZ ŞU PARALAR ÖDENECEK ÖDE AİDATLAR ARTIYOR FAKAT SİTE İLE İLGİGİLİ HİÇ BİR ÇALIŞMA YOK ÖDEDİĞİMİZ PARALARIN KİŞİ BAZI DEĞİLDE SİTE BAZINDA BAKARSAK YILDA 300 MİLYAR TOPLANIYOR VE SİTE İÇİN VE SAKİNLE R İÇİN SADECE KAPICILAR ÇÖP ALMANIN DIŞINDA BAŞKA BİR HİZMETİ YOK 5 SENEDEN BERİ BÖYLE 1 AY ÖNCE SAKNLER NOTER HUZURUNDA İMZA ATILDI YÖNETİMİ İSTEMİYORUZ DİYE TOKİ YE GÖNDERİLDİ CEVAP YOK İSTERSE RED EDEBİLİYORMUŞ ARTI TAPULARIMIZIDA VERMİYORLAR BİZİM İÇİN ÇALIŞMA YOK SADECE AİDATLRI GEÇİKTİRİSEK İCRAYA VERİCEZ DİYE ARIYORLAR SADECE BURASI OLARAK DEĞİLDE TÜRKİYE GENELİ BAKTIĞIMIZDA ÇOK BÜYÜK RANTLAR VAR ACABA SN BAŞBAKANIMIZIN BUNLARDAN HABERİ VARMI MİLLETİ EV SAHİBİ YAPIYORUZ DİYORLARDA BİZLER EV SAHİBİ OLURKEN BAŞKALRIDA FABRİKALR VİLLAR SAHİBİ OLUYOR YAZIK DEĞİLMİ TAKSİTLERİNİ EKMEK PARALARINDAN ÇOLĞUN COCUĞUN RIZKINDAN KISARAK BİR EV SAHİBİ OLMA UĞRUNA MÜCADELE EDEN BU İNSANLARI RANTCILARA PEŞKEH ÇEKMEK YAZIK GÜNAH DEĞİLMİ ? ASLINDA TÜRKİYENİN KANAYAN YARASI FAKAT KİMSE HAKKINI ARAMAYI BİLSEDE ARAMAYA CEBİ MÜSAİT DEĞİL BU SAYEDE BAZILARIDA PARSAYI GÖTÜRÜYOR SİZCE NE YAPILMALI TEŞEKKÜRLER

  178. Umut Ufuk diyor ki:

    Gümrük ve Ticaret Bakanlığı son günlerde bazı internet sitelerinde ve gazetelerde çıkan haberlere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bakanlık, bankaların vatandaşlardan aldıkları kredi kartı aidatı, kredi dosya masrafı vb. ücretlerin telefon veya internet yoluyla Başbakanlık BİMER sistemine şikayet kaydı yapılması halinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın kesilen bu ücretlerin ödenebileceği şeklinde birtakım yanlış yönlendirmelerin yapıldığının görüldüğüne dikkat çekti.

    Gerek bankalarla ilgili uyuşmazlıklarda gerekse tüketicinin taraf olduğu sözleşmelerle ilgili diğer uyuşmazlıkların çözümünde yetkili ve görevli mercilerin tüketici sorunları hakem heyetleri ve tüketici mahkemelerinin olduğunu vurgulayan Bakanlık, bu sebeple tüketici, satıcı ve sağlayıcı arasında yaşanacak uyuşmazlıklarda bu mercilere başvurulması ve bu merciler tarafından yapılan inceleme sonrası verilen karar doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Bankalar tarafından yapılan kesintilerin BİMER’e sistemine başvurulması halinde koşulsuz olarak iade edileceği şeklinde” basında yer alan haberlerin yanlış ve asılsız olduğunu bildiren Bakanlık, vatandaşların bankalar tarafından yapılan bu kesintiler ile ilgili haksız bir uygulamaya maruz kaldığını iddia etmesi durumunda 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un ilgili hükümlerine dayanarak yapacağı başvurularda izleyeceği yolu hatırlattı. Öncelikle kredi kartını düzenleyen veya kredi veren bankaya başvuruda bulunularak yapılan kesintilerin iade edilmesinin talep edilmesi gerektiğini vurgulayan Bakanlık, başvuru yapılan banka tarafından bu talebe olumsuz cevap verilmesi veya hiç cevap verilmemesi halinde ikamet edilen yerdeki veya söz konusu hizmeti sağlayan bankanın bulunduğu yerdeki, illerde Ticaret İl Müdürlüğü, ilçelerde ise Kaymakamlıklar bünyesinde faaliyet gösteren tüketici sorunları hakem heyetlerine mevcut belgeler ile birlikte başvuruda bulunulması gerektiğini dile getirdi.

    -TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETLERİNE BAŞVURU-

    2013 yılı için değeri bin 191 TL 52 kuruşa kadar olan uyuşmazlıklar için tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru yapılmasının zorunlu olduğunu belirten Bakanlık, şunları kaydetti:

    “Bu değere kadar olan uyuşmazlıklarda verilecek kararlar bağlayıcı olup, İcra İflas Kanunu’nun ilamların yerine getirilmesine dair hükümlerine göre yerine getirilir. Bu değer ve üzerindeki uyuşmazlıklara ilişkin verilen kararlar ise delil niteliği taşımaktadır. Yerine getirilmemesi halinde tüketici mahkemelerine veya bu sıfatla görev yapan asliye hukuk mahkemelerine başvuruda bulunulması gerekmektedir.

    Tüketici sorunları hakem heyetleri kendilerine yapılan başvuruları her sözleşme için ayrı ayrı inceleyerek mevcut duruma göre bir karar verecektir. Hakem heyetlerinin verdiği bu kararlara karşı taraflar kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde tüketici mahkemelerine itiraz edebilmektedirler. Hakem heyetlerince; kesilen bu bedellerin iade edilmesi yönünde bağlayıcı karar alması durumunda söz konusu kararın tebliğinden itibaren yerine getirilmemesi halinde yine Adliyelerde bulunan icra müdürlüklerine başvuruda bulunularak bu kararın yerine getirilmesinin talep edilmesi gerekecektir.”

  179. Umut Ufuk diyor ki:

    Bildiğiniz gibi yeni kanun ile eşin mufakatı olmadan kefil olunmuyor aksi halde kefillik geçersiz oluyor.
    01/07/2012 den önce alınmış kefilliklerde eşin rızası aranmaz..

    1-Kefili müteselsil kefil olarak almak gerekir.Bu nedenle md.583’teki şekle uygun olmalı.
    MADDE 583 – Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.

    … 2-Eşin rızası gereklidir.md.854.
    MADDE 584 – Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.

    ve,
    MADDE 581 – Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.
    MADDE 586 – Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir

  180. Umut Ufuk diyor ki:

    Madde 331, Madde 332, Madde 333,
    Madde 336, Madde 338, Madde 339,…….
    gibi maddelere uymayan borçlu hakkında
    açılan davalar şikayet ve delillere bağlı
    davalardır.
    Sanıkların hangi eylemleriyle alacaklısını
    zarara uğratmak kastıyla mal varlığından
    neleri eksilttiği somut olarak belirtilmelidir
    .Ayrıca Hakimin resen araştırma
    zorunluluğu yokdur.
    İİK. MADDE 351 :Şikayetçi dilekçe veya
    beyanında gösterilmiş olduğu delillerle
    bağlıdır.
    Örneğin;
    ALACAKLISINI ZARARA SOKMAK
    KASDİYLE MEVCUDUNU EKSİLTEN
    BORÇLULARIN CEZASI
    Madde 331 – Haciz yoliyle takip olunan
    borçlu alacaklısını zarara sokmak
    maksadiyle mallarını veya bunlardan bir
    kısmını, mülkünden çıkararak, telef ederek
    veya kıymetten düşürerek hakiki surette,
    yahut gizliyerek, muvazaa yoliyle
    başkasının uhdesine geçirerek veya aslı
    olmıyan borçlar ikrar ederek sun’i surette
    mevcudunu eksiltir ise aleyhinde aciz
    vesikası istihsal eden alacaklının vakı
    olacak şikayeti üzerine üç aydan üç seneye
    kadar hapis ile cezalandırılır ve zararın
    miktarına göre Türk Ceza Kanununun 522
    nci maddesi hükümleri dahi tatbik olunur.
    Borçlu lehine bu hareketlere bilerek yardım
    ve iştirak eden kimseler Türk Ceza
    Kanununun (65) inci maddesi delaletiyle bu
    maddeye göre cezalandırılır

  181. Umut Ufuk diyor ki:

    Borcundan dolayı kimse hapis cezası ile
    yargılanamaz.Yalnız borcun ödenmesi için
    alacaklı vekili ile icra müdürlüğünde verilen
    taahhütün ihlali sonucunda ceza vardır.
    (Bazen taaühhüter haciz sırasında
    evlerdede alınmaktadır.) Taahhüt İhlal
    Cezası – İİK M. 340.
    alacaklının muvafakati ile icra dairesinde
    kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul
    bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun,
    alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar
    tazyik hapsine karar verilir. Hapsin
    tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun
    tamamını veya o tarihe kadar icra
    veznesine yatırmak zorunda olduğu
    meblağı öderse tahliye edilir. bir borçtan
    dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı
    geçemez

  182. umUmut Ufuk diyor ki:

    CİTİBANK K.KARTI BORCUNUZDAN
    DOLAYI TESPİTLİ ADRESİNİZE HACİZ
    İŞLEM TALİMATI ALINMIŞTIR BİLGİNİZE.
    TEL:……… / …..HUKUK BÜROSU
    Bugün bir çok kişiye gelen mesaj,fakat
    sizler bunun sadece kendinize gediğini
    düşündüğünüz için telaşlanmaktasınız.Bu
    dosyası mevcut olan kısılee
    gıtmekde.Amaş sizinle irtibata
    geçebilmek.Zaten yasal işlem
    başlamış,adrs belli

  183. umUmut Ufuk diyor ki:

    Degerli arkadaslar,
    Bankaya olan borclarinizdan dolayi icra dosyasi acilir gerekli islemler sonraso dosyaniza acizlik vesikasi verilir ve dosya banka tarafindan geri cekilerek vergide dusulur yani zarar gosterilir.sonrasinda banka bu dosyayi cok uygun bir miktara varlik sirketlerine satar.lapili olan bu dosyanizdaki bor icin uygun bir odeme pilani ile borclu aranir ve borc odendiginde islem biter.
    Karaliste merkez bankasi tarafindan olusturulur.

  184. umUmut Ufuk diyor ki:

    Madde 110 – (DEĞİŞİK MADDE RGT: 05.07.2012 RG NO: 28344 KANUN NO: 6352/22) Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya icra müdürü tarafından verilecek karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Hacizli malın satılması yönündeki talep bir defa geri alınabilir. Haczedilen resmi sicile kayıtlı malların, icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda haczinin kalktığının tespit edilmesi hâlinde, sicili tutan idare tarafından haciz şerhi terkin edilir ve işlem ilgili icra dairesine bildirilir. Birinci fıkra gereğince haczin kalkmasına sebebiyet veren alacaklı o mala yönelik olarak, haczin konulması ve muhafazası gibi tüm giderlerden sorumlu olur.

  185. ERDAL diyor ki:

    Sn sargoz iyi akşamlar bankaların alacaklarını varlık şirketine devretmesiyle bankaya vardığımızda bize borçunuz yok deniliyor .peki bankaya borçumuz yoksa biz bu kara liste denen yerden zamanla ak listeye geçiyormuyuz yoksa varlık şirketi bankayla aynı statüdemi

  186. Raziye diyor ki:

    MERHABA EŞİMİN BANKAYA OLAN KREDİ BORCU BİR VARLIK YÖNETİM ŞİRKETİNE DEVREDİLMİŞ KALAN BORÇ 16 BİN LİRA İKEN FAİZLERİYLE BİRLİKTE 70 BİN LİRA OLDU VE DOSYA ŞİMDİ VARLIK YÖNETİM ŞİRKETİNDE. ŞİRKETLE İRTİBATA GEÇİP İNDİRİM SAĞLAMALARINI İSTEDİĞİMİZDE BUNUN MÜMKÜN OLMADIĞINI AYRICA BORCA VADE FARKI EKLEYİP BORCU 80 BİN LİRAYA ÇIKARTIYORLAR TAKSİT SEÇENEĞİ İSE AYDA 2.300 TL. BUNU ÖDEYEMEYECEĞİMİZİ BELİRTTİĞİMİZDE BAŞKA OLANAK SAĞLAYAMADIKLARINI BELİRTTİLER. UZLAŞMA SAĞLAYAMIYORUZ NE GİBİ BİR YOL İZLEMEMİZ GEREKİYOR BİLGİ VERİRMİSİNİZ LÜTFEN.

    • sargoz diyor ki:

      Sanırım bu borç 3-4 yıldır tahsil edilemiyor. Bu saatten sonrada ödeme imkanınız varmı bilmiyorum. Bekleyin, onlar size geri döndüklerinde anapara üzerinden pazarlık yapmaya çalışın, 8-10 bin arası biter bu işlem. Sonuçta anaparanın %10-15 oranına sizin dosyanızı satın aldılar.

  187. tolgaben55 diyor ki:

    tekrar selamlar,
    hacz edilip kaldırılan mallarımızın 6 ayı doldurmasına 3 gün kaldı,
    fakat bugün akşam üzeri uyaptan gelen mesajda,
    dosyanızdaki taşınırlara haciz işlemi uygulanmıştır diyor?
    bu ne demektir?
    satış istenmeden yediemin deposundaki mal yeniden mi hacz edilmiş?

    • sargoz diyor ki:

      Haciz işlemi yenilenmiş anlamına gelir.

      • tolgaben55 diyor ki:

        e bu amllar zaten hacizli,satış istebmesi gerekmiyormu?
        bu yaptıkları işlemin 6 ay olan satış isteme süresine bir etkisi varmı,
        şu an dava konusu olan yeni iik dan sonra hacz edilip götürülen
        haczi kabil olayan mallar olması nedeni ile bu yeni bir işlem değilmidir?
        ne yapmak lazım..

  188. mağdur anne diyor ki:

    merhaba sayın sargoz uzun zamandır yazamadım benim kardeşim 2007 yılında trafik kazası yapmıştı karşı tarafta ölü vardı 8.5 ay yattı ve çıkttı mahkeme devam ediyordu bu arada kardeşim evlendi belediyede işe başladı ve ansızın gece evden götürdüler ve ceza evine girdigini ögrendik 5 yıl 10 ay ceza almış dediler 4 yargı paketinde denetimli serbeslik varmış bizede yararlanırmıyız ne yapmalıyız lütfen sizden cevap bekliyorum şimdiden sağolun

    • sargoz diyor ki:

      Merhaba, öncelikle çok geçmiş olsun. Sanırım ceza onandı ve infaz başladı. Ben bir ceza hukukçusu değilim, 4.yargı paketinin içeriğinide tam olarak bilmiyorum ancak denetimli serbestlik yasası 5.4.2012 tarihinde yürürlüğe girdi.İncelemenizi tavsiye ederim. 4 yargı paketinde uygulamalarda bir değişiklik olurmu bilmiyorum. Cezaevi infaz savcısından infaz hükümleri konusunda hukuki destek almaya çalışın.

      http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/04/20120411-11.htm

      • okan diyor ki:

        sn sargoz yorumlarda azalma olması sevindici demekki çıkan yasalar uygulanmaya vatandaşta tacizcilerden kurtuldu allah herkesin yardımcısı olsun bu zamanda borçlu olmakta alacaklı olmakta zor fakat eminimki ben ve benim gibi borçlu insanlar borcunu ödemek için mücadele ediyor yeterki anlayışlı abartılı davranmasınlar allah herkesin yardımcısı olsun iyi akşamlar

        • sargoz diyor ki:

          Az yorum az sorun anlamına gelirki buda hepimizi rahatlatır.Ancak icra ve haciz dosyalarında aksine artış devam ediyor.

  189. Umut Ufuk diyor ki:

    AKFİKİR de yer alan bir haber;

    TAAHHÜDÜ İHLAL MAĞDURLARI MAİLLERİNİ GÖNDERSİN, YAYINLAYALIM
    İsa Değirmencioğlu Diyor ki: BAŞBAKANIMIZ SN.RECEP TAYYİP ERDOĞAN, BÜ ÜLKEDE HİÇ KİMSE BORCUNDAN DOLAYI CEZAEVİNE GİRMEYECEK DEMİŞTİ.ŞİMDİ,KİMSE BORCUNDAN DOLAYI CEZAEVİNDEN ÇIKAMIYOR.1932 DEN BUYANA BU UTANÇ YASASI TAAHHÜDÜ İHLAL YASASI KALKMALIDIR.BU TAZYİK HAPİS CEZALARI BU 4 YARGI PAKETİN EKLENMELİDİR..SUÇLU DEĞİL BORÇLUYUZ.BU SUÇTAN 20 BİN KİŞİ AÇIK CEZAEVLERİNDE KALDIĞINI,250 BİN KİŞİDE EVLERİNİ KÖYLERİNİ TERKETTİĞİNİ BİLİYORMUYDUNUZ CUMHURBAŞBAKANIMIZIN, BAŞBAKANIMIZIN,ADALET BAKANIMIZIN MERHAMETİNİZE SIĞINIYORUZ. EVLERİMİZE DÖNMEK,AÇIKCEZEVLERİNDEN ÇIKMAK VE DE BORCUMUZU ÖDEMEK İSTİYORUZ.BAŞKA ŞANSIMIZ KALMADIĞI İÇİN MECBUREN DERDİMİZİ ANLATMAK ZORUNDAYIZ. BİZLERİ LÜTFEN ANLAYIN. ,İLANEN DUYRULUR. TAAHHÜT MAĞDURLAR SAYFASI

    MAİLLERİNİZİ BEKLİYORUZ
    İlk Mail: Sayın Recep Tayyip ErdoğanBizler “Taahhüdü İhlal” mağdurlarıyız.Yani
    borcumuzu ödeyeceğimizi taahhüt edip ödeyememiş 270.000 T.C
    vatandaşıyız.Kimimiz cezaevindeyiz kimimiz ise cezaevine girmemek için
    kaçak durumundayız.Tek suçumuz borclu olmamız.Ama ne borcumuz inkar
    ediyor ne de ödememezlik yapıyoruz.Terörist değiliz,katil
    değiliz,kaçakçı yada dolandırıcı değiliz.Sadece borçluyuz ve borcunu
    ödeyemeyen ödeyemediği için malı mülkü evi işyeri haczedilen ya da
    haczedilmesin çoluk çocuk ortada kalmayalım diye avukatların baskısı
    sonucu taahhüt veren yüzbinlerce insanız.Siz de iyi bilmektesiniz ki
    3.yargı paketiyle birçok insan serbest kalmış ve yeni çıkacak 4.yargı
    paketiyle de başka mahkumlar serbest kalacaklardır.Bizler bu paketlerden
    yararlanacak insanlardan dahamı suçluyuz dahamı kötü eylem içinde
    oldukki bizlere yönelik bir düzenleme yapmamaktasınız.Oysa siz bu
    topluma aynen şu sözü verdiniz ve bu sözünüz taahhüt mağduru 270.000
    insanın(aileleri ile birlikte bir milyon T.C Vatandaşı demektir)daha dün
    söylenmiş gibi kulaklarındadır.”Benim vatandaşım borcundan dolayı hapis
    yatmayacak”sözünü bu topluma vermiş bir başbakan olarak bizler hep bu
    sözünüzün arkasında duracağınızı ve gerekli düznlemeyi yapacağınızı
    aylarca ve umutla bekledik.Ama o sözü bu topluma verdiğiniz günden beri
    gözlerimiz kulaklarımız gelecek olumlu haberleri beklemekten yoruldu ve
    umudumuzu yitirir hale geldik. Başbakan topluma bu sözü vermiş ise 3.
    pakette olmadı ise 4. pakette mutlaka bizlere verdiği sözün gereğini
    yerine getirecektir diye aylardır büyük bir ümitle beklemekteyiz.Sayın
    başbakanımız;bizler kaçak yaşamaktan çoluk çocuktan ayrı kalmaktan her
    an yakalanırmıyım korkusu ile günümüzü bir diğer güne bağlamaktan
    yorulduk yıprandık.Bizler için açan güneş güneş değil,uçan kuş kuş
    değil,çiçekler çiçek değil.Ailelerimizden ayrı kaldığımız günler
    inanınız yaşanmış değil.Bir milyon insan verdiğiniz sözün yerine
    getirlimesini bekliyor.Bir milyon insan sizden gelecek olumlu bir
    yaklaşım bir umut ışığı bekliyor.Bir milyon insan yeniden hayata
    tutunmak ailelerine kavuşmak ve yeniden iş güç sahibi olup borçlarını
    ödeyerek hayata yeniden tutunmak istiyor.4. yargı paketi ile birlikte
    bizleri sevindirecek bu değişikliği yapınız ve insan haklarına aykırı
    olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 340′ı tarihin kirli
    sayfalarına gömünüz.Bu madde kaldırılmalıdır,bu madde insan hakları
    sözleşmesine aykırıdır,bu madde son derece çağdışı ve sizin “Benim
    vatandaşım borcundan dolayı hapis yatmayacak”sözünüze kökten
    aykırıdır.Bizlere verdiğiniz sözü tutacağınızı umut ediyor ve “bir
    ülkenin başbakanına da topluma verdiği sözü tutmak yakışır”sözünüzü size
    hatırlatarak sözlerimizi sonlandırıyor ve saygılarımızı sunuyoruz.2004
    Sayılı İİK Madde 340 Mağdurları.

    * Adı Soyadı: magdur
    E-Posta :
    Telefon :
    Mesajı : sayın başbakanım saygılarımı sunuyorum ve derdimi 2 cümle ile anlatmak istiyorum taahhüd magduruyuz ya bizim özgürlügümüzü verin yatarak yada kaçarak diil çalışarak borç ödeyelim yada hayatımıza

    alıntı (akfikir)

  190. Umut Ufuk diyor ki:

    Bir çok yerde yayınlanmış olan haberi sizlere aktarıyorum,

    KAHRAMANMARAŞ İLİNDE YARI AÇIK CEZA EVİNDE YATAN TÜM TAAHHÜT İHLAL SUÇLULARI SELBESTTİR. GEREKÇE İSE

    kahraman maraş sulh ceza hakimi yarı açık ceza evinde bulundan tüm taahhüt ihlal suçlularını DENETİM SELBETLİK ilkesi doğrultusunda kalmak kaydı ile selbest bıraktı burda ne anlıyoruz derseniz her taahhüt ihlal ceza almış kişi bağlı bulunduğu karakola her gün gidip imza verecektir.

    buna itiraz eden kahraman maraş savcısı kahramanmaraş 1. nolu AĞIR CEZA MAHKEMESİ BU KARARI ONADI sayfanın bilğisine

    (alıntı)

  191. sonuç diyor ki:

    yedieminlik sürem bitti yapmam gereken bişey varmı

    • samyeli2012 diyor ki:

      Sn sonuç,

      Öncelikle yedieminlik göreviniz satış isteme süresi dışında başka bir süreye bağlanıp bağlanmadığına bakmak lazım.Yedieminlik görevi cezai sorumluluk yönünden süresinde satış istenildiği müddetçe devam eder,ancak hukuki sorumluluğu ise malı teslim
      edinceye kadar devam eder.Hukuki sorumluluktan da kurtulmak için İlgili İcra dairesine başvurarak Talep açın ve Müdürlüğünüzce tarafıma teslim edilen mahcuz mallar için süresi içinde satış istenmediğinden Cezai sorumluluğum kalkmış olmakla birlikte 3 iş günü içinde söze konu Mahcuzları almanız aksi halde herhangi bir zarar vukuuunda Hukuken bir sorumluluk kabul etmeyeceğinize dair talepte bulunun ve ilgili evraktan onaylı bir suret de yanınızda bulundurunuz..

  192. yasin diyor ki:

    4870 tl borcun altındakilere haciz yapilabiliyomu durumu anlayamadım umut bey

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn.Yasin,

      Ödenmeyen her borç için haciz işlemi gerçekleştirilebilir.Aşağıda belirtilen 4870TL farklı bir konu için geçerli gerekli açıklam mevcut.
      Örneğin 6ooTL alacagınız var alamadınız icradairesine müracat edebilir gerekli işlemleri başlatabilirsinz.

  193. kayamert diyor ki:

    Sayın umut bey;
    Aşağıda şöyle bir olay var.
    Bir arkadaşın itirazı reddedilmiş ve dava konusu 4.870,00 TL.yi geçmediği içinde itiraz yolu kapatılmış.Bu hacz edilen eşyalar 4870 tl’ yi geçmezse yapacak bir şey mu manasına geliyor.
    Aydınlatırsanız sevinirim.

    • alibitgi diyor ki:

      sayın yetkili arkadaslar
      benim bir kamyonum var evimin geçimini sagladıgım ve borç dert aldıgım bir süre önce işlerim bozuldu alacaklarımı alamadım ve haliylede borçlarımı ödeyemez hale geldim borçlarımı ödemek için çok ugraştım evimin geçimini dahi düşünmedim ancak kamyonum hacz edildi ve şuan ne çalışabiliyorum nede evime ekmek götürebiliyorum ev kiramı dahi ödeyemez durumdayım
      kanunda şöyle bişey okudum arabacı vs evinin geçimini sagladıgı malı hacz edilemez diyor bu kamyon benim geçim kaynagım ekmek paramdı şuan çocuklarım ve evim çok perişan durumda eşimle ayrılmak üzereyim evime gidecek çocuklarımın yüzüne bakacak durumum kalmadı ne yapabilirim ne olur bir çare varsa yardım edin tek derdim borçlarımı ödemek ve evimi geçindirmek

      • Umut Ufuk diyor ki:

        Sn. Alibitgi,

        Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya.
        -“Borçlunun ‘mesleki eşyası’nın haczedilemeyeceği, bu bentte ‘ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya’ olarak öngörülmüştür. Örneğin; bir doktorun tansiyon ölçme aleti, birkimya gerin mikroskobu, bir ma-rangozun keser ve testeresi, bir bakkalın terazisi, terzinin dikiş makinesi ve ma-kası, avukatın hukuk kitapları ve yazı makinesi, bilgisayarı, tenekecinin havyası vs. meslek için gerekli olan tulum, önlük vb. elbiseler de haczedilemez.
        Bu bentte yani İİK. 82/I-2’de haczedilemeyeceği öngörülen meslek için gerekli olan eşyalar, daha ziyade el becerisine dayalı âletler olup, sermaye değeri yüksek olan alet ve edevatı kapsamaz…Maddeye ‘son fıkra’ olarak eklenen, “İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabu-lüne veya reddine karar verir” şek lindeki yeni hükümle, haczedilmek istenen bir malın gerek “İİK’nun 82. maddesi kapsamında kalıp kalmadığını”ve gerekse“haczedilmezlik konusunda diğer hükümler içeren kanunlar uyarınca haczedilip haczedilmeyeceğini” icra memurunun değerlendirebileceği esası kabul edilmiştir.Avukatın değil,icra memuru her işlemin gerekceli kararını haciz tutanağında belirtmek zorundadır

        • alibitgi diyor ki:

          Peki ben şimdi nasil bir yolizleyeyim yada kime nereye muracat edeyim

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn. Kayamert,

      Usul Kanunlarında ( İİK) Parasal Sınırlar

      İcra Mahkemesi Kesinlik (Temyiz) Sınırı : (İİK m.363)
      2003 öncesi 100,00 YTL
      2003 – 2.000,00 YTL (4949 sayılı ve 30.07.2003 yürürlük tarihli yasa ile)
      2004 – 2.570,00 YTL
      2005 – 2.850,00 YTL
      2006 – 3.120,00 YTL
      2007 – 3.360,00 YTL
      2008 – 3.600,00 YTL
      2009 – 4.030,00 TL
      2010 – 4.110,00 TL
      2011 – 4.420,00 TL
      2012 – 4.870,00 TL
      2013 – 5.240,00 TL

      T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

      E. 2007/12-435 K. 2007/340 T. 13.6.2007

      • TEMYİZ ( Direnme Kararları da Dahil Olmak Üzere Yerel Mahkemelerce Kurulan Hükümlerin Temyizinin Mümkün Olup Olmadığı Belirlenirken Temyiz İstemi Hangi Karara Yönelik İse O Karara Konu Miktar ve Yine O Karar Tarihinde Yürürlükte Bulunan Kanun Hükmünün Esas Alınacağı )

      • TEMYİZ KESİNLİK SINIRI ( Direnme Kararları da Dahil Olmak Üzere Yerel Mahkemelerce Kurulan Hükümlerin Temyizinin Mümkün Olup Olmadığı Belirlenirken Temyiz İstemi Hangi Karara Yönelik İse O Karara Konu Miktar ve Yine O Karar Tarihinde Yürürlükte Bulunan Kanun Hükmünün Esas Alınacağı )

      • UYGULANACAK KANUN ( Yerel Mahkemelerce Kurulan Hükümlerin Temyizinin Mümkün Olup Olmadığı Belirlenirken Temyiz İstemi Hangi Karara Yönelik İse O Karara Konu Miktar ve Yine O Karar Tarihinde Yürürlükte Bulunan Kanun Hükmünün Esas Alınacağı )

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn. Kayamert,
      Usul Kanunlarında ( İİK) Parasal Sınırlar

      İcra Mahkemesi Kesinlik (Temyiz) Sınırı : (İİK m.363)
      2003 öncesi 100,00 YTL
      2003 – 2.000,00 YTL (4949 sayılı ve 30.07.2003 yürürlük tarihli yasa ile)
      2004 – 2.570,00 YTL
      2005 – 2.850,00 YTL
      2006 – 3.120,00 YTL
      2007 – 3.360,00 YTL
      2008 – 3.600,00 YTL
      2009 – 4.030,00 TL
      2010 – 4.110,00 TL
      2011 – 4.420,00 TL
      2012 – 4.870,00 TL
      2013 – 5.240,00 TL

      T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

      E. 2007/12-435 K. 2007/340 T. 13.6.2007

      • TEMYİZ ( Direnme Kararları da Dahil Olmak Üzere Yerel Mahkemelerce Kurulan Hükümlerin Temyizinin Mümkün Olup Olmadığı Belirlenirken Temyiz İstemi Hangi Karara Yönelik İse O Karara Konu Miktar ve Yine O Karar Tarihinde Yürürlükte Bulunan Kanun Hükmünün Esas Alınacağı )

      • TEMYİZ KESİNLİK SINIRI ( Direnme Kararları da Dahil Olmak Üzere Yerel Mahkemelerce Kurulan Hükümlerin Temyizinin Mümkün Olup Olmadığı Belirlenirken Temyiz İstemi Hangi Karara Yönelik İse O Karara Konu Miktar ve Yine O Karar Tarihinde Yürürlükte Bulunan Kanun Hükmünün Esas Alınacağı )

      • UYGULANACAK KANUN ( Yerel Mahkemelerce Kurulan Hükümlerin Temyizinin Mümkün Olup Olmadığı Belirlenirken Temyiz İstemi Hangi Karara Yönelik İse O Karara Konu Miktar ve Yine O Karar Tarihinde Yürürlükte Bulunan Kanun Hükmünün Esas Alınacağı )

    • adnan oğuz diyor ki:

      Sayın yetkili arkadaşlar emekli maaşımı aldığım banka binliaralık emekli maaşımın sekiz yüzlirasını kredi kartı borcuma iki aydır tahsil ediyor.icra hukuka acdığım dava icra işlemi olmadığı icin ret edildi.nereye dava acmam gerekiyor,kesilen maaşlarımı geri alabilirmiyim.şu anda cok mağdur olduğumdan maddi manevi tazminat davası nasıl acarım.teşekkürler.

  194. ahmetcan diyor ki:

    Varlık Şirketleri Vatandaşları Adeta Canından Bezdirdi (Alıntıdır)

    Bu ülkede, bankalara borcu olan ve ödemekte zorlanan vatandaşlar önce Bankaların hukuk tanımaz avukatlarının baskılarına ve tehditlerine maruz kalıyor. Yasada kesinlikle yasak olmasına, şahsi borçların sadece şahsı ilgilendirdiği ve diğer kişiler ile paylaşılamayacağı bilgisine rağmen banka avukatları, herkese vatandaşın borcunu açık açık anlatıyorlar.

    Maalesef bu ülkede Banka Avukatları, vatandaşlara açık açık tehditler yağdırarak, korkutmaya çalışarak milyonlarca kişinin yakasına yapışıyor. Tehditle, şantajla, hakaretlerle rağmen vatandaşın ödeyemediği alacakları bu seferde yüzde 10 gibi bir miktarla Varlık şirketleri gibi ucube bir yasanın ürünü olan Hukuk Bürolarına satıyorlar.

    Yasada kesinlikle yasak olmasına rağmen, şahsi borçların sadece şahsı ilgilendirdiği ve diğer kişiler ile paylaşılamayacağı kanun hükmü çok açık olmasına rağmen banka avukatları bu bilgileri Varlık şirketleriyle paylaşıyor Varlık şirketlerinin hukuk bilgisinden yoksun personeli aldıkları bu devirle birlikte “vatandaşları, vatandaşların ailesini, akrabalarını” arayarak tehditle, korkuyla vatandaşı sindirmeye baskı altına almaya çeşitli oyunlar yaparak ödeme yapmaya zorlamaya başlıyor. Ödeme yapana kadar, vatandaşa, vatandaşın akrabalarına her türlü baskıyı yapan varlık şirketi çalışanları, akrabaların bir araya getirerek denkleştirdiği bir miktar parayı banka hesaplarına yatırmalarını sağladıktan sonra vatandaşın telefonlarına yanıt vermiyor ve borç da devam ediyor. Vatandaş, elinde borcu olmadığına dair bir belge olmadığı için de ödeme yaptığını ispatlayamıyor.

    Türkiye’de milyonlarca kişi, kredi kartı ya da kredi borçlarından dolayı icralık oldu. Bir çok yuva yıkıldı. Bir çok aile dağıldı. Boşanmalarda rekor artışlar yaşandı. Bir çok kişi intihar etti veya etmeye başladı. Kredi kartı ve kredi borçları toplumsal bir sorun haline geldi.

    Borçlarını ödeyemeyen vatandaşlar ilk olarak bankaların hukuk tanımaz avukatlarının baskılarına ve tehditlerine maruz kaldılar. Yasada kesinlikle yasak olmasına rağmen, “şahsi borçların sadece şahsı ilgilendirdiği ve diğer kişiler ile paylaşılamayacağı” bilgisine rağmen banka avukatları, aileye, arkadaşa herkese borçları açık açık söylediler. Açık açık tehditler yağdırarak, korkutmaya çalışarak milyonlarca kişinin yakasına yapıştılar.

    Üstelik anapara borçları dünyanın hiçbir ülkesinde olmayacak oranlarda faiz ile şişirildikçe şişirildi. Vatandaşların evlerine, yatak odalarına, tüm eşyalarına birer birer el konuldu. Bankalar, bununla da yetinmedi. Borçlarını tüm baskılara rağmen vatandaştan tahsil edemeyen bankalar, bu borçları neredeyse yüzde 10’u karşılığında Varlık şirketlerine sattılar.

    Vatandaşlar, ceplerine gelen bir mesajla borçlarının varlık şirketlerine devrolduğunu öğrenmeye başladılar. Varlık şirketleri ise, vatandaşları adeta canından bezdirdi. Varlık şirketlerinde çalışan personel vatandaşları, tehditle, korkuyla çeşitli oyunlar yaparak ödeme yapmaya zorluyorlar.

    Vatandaşlara varlık şirketleri arıyor ve tehditle hakaretle ödeme yapmaları için baskı uyguluyor, canından bezen vatandaş ödeme yapacağını belirtirse vatandaşa hesap numarası gönderiliyor. Vatandaş, belkide tefeciden borçlanarak aldığı parayla ödemeyi yapıyor ve tekrardan varlık şirketini arayarak, borcunun olmadığına dair yazı istiyor. Ödeme yapana kadar, vatandaşa her türlü baskıyı yapan şirket çalışanları, ödeme yapıldıktan sonra kesinlikle vatandaşın telefonlarına yanıt vermiyor. Kalan borç aynı şekilde devam ediyor.

    Başbakan Erdoğan, hemen her düğün töreninde ve mitinginde Türkiye nüfusunun yaşlandığını söyleyerek herkesten en az 3 çocuk istediğini belirtiyor. Türkiye’de yaklaşık olarak 15 milyon kişi icralık. Vatandaş, geçim derdi ve tefeci zihniyetle çalışan varlık şirketleri ve bankaların tehdit ve korkuları yüzünden yaşamdan bezmiş durumda. Haliyle değil çocuk yapmak, kendilerini bile düşünemiyorlar.

    Türkiye’de Bankalar, kişilere zorla kredi kartı ve kredi vermeye çalışıyor ve vatandaşlar bankalara mahkum ediliyor. Vatandaşlar ödeyemedikleri bu borçlar için önce Banka avukatlarının tehditlerine daha sonrada Varlık şirketlerinin hukuk bilmez personellerinin tehdit ve hakaretlerine maruz kalmaktadır. Varlık şirketleri, derhal kapatılmalıdır, borç devri uygulaması sona erdirilmelidir. Maaşa haciz uygulamaları ortadan kaldırılmalıdır. Avukatların, Varlık şirketi çalışanlarının vatandaşlara hakaret yağdırmalarının ve vatandaşları korkutmalarının önüne geçecek çok ciddi yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

    Kredi kartı gecikme faizleri ve temerrüt faizleri, Afrika ülkelerinden bile yüksek bir durumdadır. Çok acil olarak kredi kartı ve kredi faizlerine yasal bir faiz belirlenmeli ya da borçlardan alınan faiz tamamen kaldırılmalı sadece enflasyon farkı borçlara ilave edilmelidir.

    Mevcut durumda Türkiye’de 15 milyon kişi icralık durumdadır. Cumhuriyet tarihinin en büyük affı çıkarılmalı, bankalara borcu olanların faizleri silinmeli, faizsiz bir şekilde uzun vadelerde kredi ve kredi kartı borçları taksitlendirilmelidir.

  195. ERDAL diyor ki:

    Sayın umut bey benim iş bankasına borcum vardı ben borçu taksitlendirip taahhüt de bulundum haliyle odeyemedim hakkımda açılan dava sonucu üç ay ceza aldım yalnız borç bundan 2 ay önce varlık şirketine devrolunmuş bu arada beni emniyet güçlerince arayan soranda yok e devlette o dava görünmüyor yani kaldırılmış siz bu konuda yorum yazmıştınız ama inanın ben anlayamadım bi daha aciklarsaniz sevineceğim şimdiden teşekkürler

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn.Erdal,
      Cezanız ne zaman kesınlestı bılmıyorum belkı zaman asımı suresı dolmus olabılır.Size dava Varlık şirketlerine satılmadan önce açılmış ve karar çıkmış.
      Bankacalık yasası 143/6 Varlık yönetim şirketi tarafından, bu borçların,taahhütlerin yüklenilmesi veya alacakların,varlıkların devralınması halinde, bu borç, taahhüt,…alacak ve varlıklarla ilgili olarak, takibi şikayete bağlı suçlar dahil olmak üzere açılmış veya açılacak her türlü ceza davalarında, alacağın devralındığı veya borcun, taahhüdün yüklenildiği tarihten
      itibaren, suçtan zarar gören olarak, varlık yönetim şirketi kendiliğinden müdahil sıfatını kazanır.Bu Kanunun yayımı tarihinden önce kurulmuş olan varlık yönetim şirketleri bu Kanun hükümlerine tabi olarak faaliyetlerini yürütürler. bu hak yasa ile yalnızca varlık yönetim şirketlerine verilmiş. Bunların dışında ceza hukukunun genel ilkeleri uyarınca şikayet hakkı devir ve temlik edilemez

      • ayşenaz diyor ki:

        umut bey taahhütte zaman aşımı süresi ne kadar cevap verirseniz çok sevinirim

        • sargoz diyor ki:

          infaz başlangıcından itibaren 2 yıl

          • ayşenaz diyor ki:

            bişey daha soracağım infaz olmadıysa ama icra ceza mahkemesinde karar düşme kesinleşme diye yazıyorsa bu ne anlama geliyor ve bunda zaman aşımı varmı lütfen cevaplarmısınız

      • sultan diyor ki:

        sn umut merhabalar benim emekli olmama az kaldı olası bir durumda eşim benim
        maaşımı alabiliyor fakat eşimin bankalara olan borcundan dolayı icra dosyaları açılmış hakkında yinede alabilirmi birde bu varlık şirketleri nasıl kolaylık sağlar bize zaten ödeyemediğimizden icralık durumlar onlar içinde 6352yasa çerçevesindemi işlem yapıyorlar

        • Umut Ufuk diyor ki:

          Sn. Sultan,
          Calismakda iken sizin adiniza acilmis olan maas hesaniniza yatan ayligimizi bankamatik karti ile esimiz alabilir
          Bu dur siz emekli oldultan sonrada gecerli cunku emekli aylihinizda sizim adimiza acilmis hesaba yatacakdir
          Ayrica borclunun emekli ayligi haczedilemez
          Varlik sirketlerine devredilen borclaroniz icin gorusme yaparal uygun bir odeme sekli ile odeyebilirsiniz
          Tum haciz dosyalari icin 6352 sayili kanun gecerlidir.

  196. vedat diyor ki:

    arkadaşlar iyi akşamlar,
    daha önce emekli maaşıma uygulanan bloke ille ilgili yazmıştım.banka tarafından emekli maaşımın tamamına koyulan bloke ilgilli olarak açmış olduğum dava bu gün sonuçlandı.Hakim blokenin kaldırılmasına ve kesinti yapılan günden itibaren yasal faizi ile bankadan alınmasına karar verdi .Bilgi olsun diye paylaşmak istedim.

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn. Vedat,
      Yasal haklarınızı aradınız ve hakkınız olanı aldınız. Sizin adınıza sevindim

  197. Umut Ufuk diyor ki:

    Denetimli Serbestlik Yasası Değişti

    6411 Sayılı yasa ile 5275 Sayılı Yasa’ya eklenen 4.Madde ile açık ceza evinde altı ay (6) kalma şartı 31.12.2015 tarihine kadar ertelendi.

    6411 sayılı yasa Cumhurbaşkanı’nın onayına sunuldu. Yasanın cumhurbaşkanlığınca onaylanıp resmi gazetede yayımlanmasından sonra sanıklar mahkemelerde anadilde savunma yapabilecekler.

    Aynı yasanın 13. Maddesi ile 5275 sayılı kanuna eklenen geçici 4.madde ile açık ceza evinde 6 ay kalma şartı 31.12.2015 tarihine kadar uygulamadan kaldırıldı.

    Buna göre meşruten tahliyesine bir yıldan az süre kalalar mahkumlar açık cezaevinde 6 ay kalma şartı aramaksızı tahliye edilecekler. Önümüzdeki günlerde yasa da yapıla bu değişiklik nedeni ile binlerce mahkumun tahliye edilmesi beklenmektedir.

  198. Akın Ayaz diyor ki:

    Sayın Umut Ufuk. tapu haczi yüzünden bir bankaya meskeniyet davası açtım.Mali durumum yerinde olmadığından arzuhalciye dilekçe yazdırıp o şekilde açtım.22 Şubattada duruşmam var.Bana söylenilen bu tip davaların yazışma ile devam ettiğidir.Benim sorum şu yönde tapuda ilk sırada vergi dairesi ve 5 banka daha var Bir ihtimal yargıtaydanda satış kararı onanırsa(evim 2 oda 1 salondur mahalle arasındadır ben eşim kızım ve oğlum kalmaktayız) sırada vergi dairesi lduğu için
    ilk olarak o kurum alıyor sonra diğer banka ve mahkemeye verdiğim banka.Fakat okuduğum kadarıyla banada satıştan bir ev parası kalmak zorunda.Bu durumda nasıl bir karar çıkar yada ne yapmam lazım?Şimdiden teşekkürler…

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn.Akın,
      icra iflas kanununun 82. maddesi yeni bir düzenleme getirmiştir.Borçlunun haline münasip evi haczedilip satışa konu edilemez…haline münasip evden kasıt borçlunun eğer tek evi varsa ve bu evi kendi yaşam standartları ,kendi aile ölçütleri içerisinde mesken ihtiyacını karşılamaya yönelik bir evse haczedilemez…Borçlunun lüks bir evi varsa haciz işlemi yapılır ve satıştan sonra arta kalan para yeni bir ev alması için borçluya verilir.Tapuda aile konutudur diye ibare olması gerekir.
      borçlunun ve ailesinin topluma muhtaç hâle düşmemesi, asgari bir yaşam standardını muhafaza etmesi, ekonomik varlığını devam ettirebilmesi gibi sosyal ve kamusal düşüncelerle, borçlunun bazı mal ve haklarının haczedilemeyeceği kabul edilmiştir.Haczi caiz olmayan mallar İcra ve İflâs Kanunu’nun 82. maddesinde 12 bent hâlinde, tahdidi şekilde ve ayrıca bazı özel kanunlarda düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler borçlunun tüm malvarlığının haczedilebileceği kuralına istisna olup, kıyas yoluyla genişletilemezler.İcra ve İflâs Kanunu’nun 82. maddesinin 12. bendinde belirtildiği üzere borçlunun hâline münasip evi haczedilemez.
      Burada, borçlu ve ailesi için asgari bir yaşamı mümkün kılacak evin haczedilememesinin altında yatan düşünce diğer haczedilmezlik hâllerinde olduğu gibi sosyal ve insanî niteliktedir. İnsanların en doğal hakkı olan yaşam hakkını zedelemek pahasına alacaklının şahsî menfaatlerinin gözetilmesi düşünülemez. Bu nedenle,sosyal ve ekonomik durumuna uygun evinin haczedilip, satılması sonucu borçlunun düşeceği olumsuz durum engellenmek istenmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, böyle bir olumsuz durumdan etkilenecek olan sadece borçlunun kendisi değil, o evde yaşayan herkes olacak ve bu nedenle borçlunun borcunu ödememesinin sonuçlarına sadece borçlu değil, onunla birlikte başkaları da katlanmak zorunda kalacaktır.borçluyla birlikte evde yaşamakta menfaati bulunan diğer kimseleri de korumaya hizmet eden ve sosyal amaçlarla kabul edilen borçlunun hâline münasip evinin haczedilmezliği kuralının çok dikkatli yorumlanması gerektiği açıktır.
      Borçluyu korumak amacıyla haciz aşamasından önce yapılan haczedilmezlikten feragahin geçersizliği açıkça hüküm altına alınmışken, borçlunun önceden yaptığı ve haczedilmezlikten feragat iradesini dahi içermeyen birtakım işlemleri sebebiyle haczedilmezlikten feragat edildiği sonucu çıkarılmamalıdır.Zira, evinin satılma riskini göze alan borçlunun, evinin satılıp satılmayacağı kesin olmamakla beraber, önceden yaptığı böyle bir işlemin,sonradan başlatılan bir takipte aleyhine sonuç doğuracağı ihtimalini de göze alması beklenemez. Zaten haczedilmezlikten ancak haciz aşamasında ve hacizden sonra feragat edilebileceği kuralı da borçluyu bu şekilde belirsiz riskler altına sokmamak amacıyla kabul edilmiştir.
      Türk Medenî Kanunu’nun 881-897. maddeleri arasında düzenlenen ipotek, mevcut ya da ileride doğması muhtemel kişisel bir alacağı güvence altına almak amacıyla, kıymetli evraka bağlanmaksızın, bir taşınmazın değerinden alacaklının alacağını elde etmesine imkân tanıyan sınırlı aynî hak olarak tanımlanabilir15. Medenî Kanun’un 881. maddesinde belirtildiği üzere ipoteğin borçluya ait bir taşınmaz üzerinde kurulması şart olmadığı gibi,borçluya ait bir taşınmaz üzerinde ipotek kurulmasından sonra borçlunun bu taşınmazın mülkiyetini devretmesine de engel yoktur16. Bu nedenle, borçtan şahsî sorumluluğu olan borçlunun mülkiyetinde olmayan bir taşınmaz üzerinde de ipotek kurulmuş olabilir.5582 sayılı Konut Finansmanı Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Türk Hukuku’na giren ve Sermaye Piyasası Kanunu’nun 38/A maddesinde tanımlanan konut finansmanı sistemi yoluyla kurulan ipotek hakkı ise, klasik ipotek hakkından bazı farklılıklara sahiptir. Bu sistemde, krediyi veren kuruluş tüketicinin seçimi doğrultusunda bir evi satın alıp mülkiyetini tüketiciye geçirmekte, tüketicinin borcunu teminat altına almak amacıyla da ilgili ev üzerinde lehine ipotek hakkı tesis etmektedir17. Konut finansmanının farklılığı sadece borçlunun mülkiyetinde bulunan ve konut finansmanı aracılığıyla edinilen ev üzerinde ipotek tesis edilmesinde ortaya çıkmaktadır. Konut finansmanı yoluyla kurulan ipotek hakkı, alacağın tahsilini kolaylaştırmak amacıyla İcra ve İflâs Kanunu’nda ve tüketicinin korunması amacıyla Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da getirilen istisnai düzenlemeler haricinde Türk Medenî Kanunu’nda düzenlenen ipotek hükümlerine tabi olacaktır

      • Umut Ufuk diyor ki:

        Sn.akın,
        gerekli dilekceleri verdiniz ise öncelikle sonuç beklenecek.Herzaman vergi dairesi banka alacaklılarının önüne geçer.Çıkan karar olumsuz olur ise yukardaki kanun açıklamasına göre karara itiraz edebilirsiniz.Ayrıca evın ederi fazla ve satış yapılır ıse ikamet edecek kadar bir ev parası sıze bırakılmak zorunda ve bu mıktarla aldıgınız evde bır baska alacaklı tarafından tekrar satısa konulamaz.

  199. ebru diyor ki:

    merhabalar umut bey.. benım 3 bankaya toplam kredı kartı borcum 5 mılyara yakın varlık şirketleri borcumu kapatabılır mı…işe yenı başladım ama bu borcu 2 ay ıcerısınde odenmezse icralık olucak ve bunu ıstemıyorum bana ne gıbı bır yardımınz olur .şimdiden teşekkurler.

    • umut ufuk diyor ki:

      Sn.Ebru,
      Yazinizdan anladigik kadari ile hakkinizda henuz icra dosyasi acilmamis ve yasal islem baslamamis..Budurumda varlik sirketlerine odeme yapamazssiniz.
      Oncelikle borcunuz olan bankalar ile konusup borcunuzu yapilandirmayi deneyi noylelikle hakkinizda icra dosyasi acilmadan borclarinizdan kurtulmus olursun.
      Aksi halde belirli suresonra odenmeyen borclariniz iciin yasal takip baslar
      Oncelikle alacakli vekili tarafindan aranirsiniz ,bu esnada uzerinize. Kayitli mal varligi arastirilir isyerinize maas haczi icin teb. Gonderilir.kayitli adresine haciz islemi icin gelinir.

  200. ebru diyor ki:

    merhabalar erol bey.. benım 3 bankaya toplam kredı kartı borcum 5 mılyara yakın varlık şirketleri borcumu kapatabılır mı…işe yenı başladım ama bu borcu 2 ay ıcerısınde odenmezse icralık olucak ve bunu ıstemıyorum bana ne gıbı bır yardımınz olur .şimdiden teşekkurler.

  201. Erol diyor ki:

    Merhaba;
    Özel bir şirkette çalışırken aldığım maaşıma 1/4 oranında icra dosyalarım nedeniyle kesinti oluyordu. Firma iş yerini başka bir şehire taşıması nedeniyle çıkış verecek. Kıdem ve ihbar tazminatlarını bu icra dosyası nedeniyle tamamının icra hesabına aktarılacağını bildirildi. Bu konuda ayrıntılı bilgilerinizi paylaşmanızı rica ederim. iyi günler.

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn. Erol,
      aşagıdaki karar sanırım size yardımcı olabilir.
      burada amaç maaşına haczi konulan kişinin ikramiyesinin tamamına değil 1/4 haczi konulur diye Yargıtay kararı

      T.C. YARGITAY 12.Hukuk Dairesi

      Esas: 2006/11847 Karar: 2006/13146 Karar Tarihi: 16.06.2006
      (4857 S. K. m. 28, 32, 35) 12.Hukuk Dairesi Esas: 2006/11847 Karar: 2006/13146 Karar Tarihi: 16.06.2006 (4857 S. K. m. 28, 32, 35)
      Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içerisinde temyizin incelenmesi borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü: Karar: Borçlu vekili müvekkili aleyhine yapılan icra takibi ile, müvekkilinin almakta olduğu maaşının 1/4’ü ile ikramiyesinin tamamına haciz konulduğunu, bunun kanuna aykırı olduğunu, ancak, 1/4’ü oranında kesinti yapılabileceğini bu sebeple şikayetinin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 4857 S. İş Yasasının 35. maddesinde; hükmü yer almaktadır. Ayrıca, Yasanın 32. maddesinde ücretin genel anlamda tanımlanması yapılmış olup, ikramiyenin de ücretten sayılacağı anlaşılmaktadır. Bu halde adı geçen Kanun maddesi uyarınca borçlu ikramiyesinin 1/4’ü haczedilebileceğine göre şikâyetin kabulüne karar verilmesi gerekirken aksine düşünce ile 4875 S. Kanunun 28. maddesine paralel olarak düzenleme yapıldığı göz ardı edilerek yazılı biçimde şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir. Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 16.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

      • Umut Ufuk diyor ki:

        Kıdem tazminatinın tümü haciz olunuyor,ikramiyenin ise 1/4 oranı, yukarıdakı karar belkı kıdem tazmınatındada gereklı olabılır dıye dusundum.

      • Erol diyor ki:

        Umut bey teşekkür ederim.
        Fakat işyerine gelen icra yazsında ” her türlü ikramiye,maaş ve hakedişin tamamının kesilmesi” ibaresi yer almakta. Tamamını kesecekleri söylenmekte.

        • Umut Ufuk diyor ki:

          Sn.Erol,

          Gelen teb.de belirtmekde.Zaten işyeriniz önce hakettıgınız tazmınatı ıcra dosyanıza yatıracak.Siz itirazınızı tamınatınız dosyaya ödendıkden sonra yapacaksınız tabı eğer isterseniz.İkramiyelerde yapılan işlemde yukarıdakı gıbı karar çıkmısdır.

  202. Umut Ufuk diyor ki:

    Haciz , borçlu kişinin borcu miktarınca menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına cebri icra suretiyle kısıtlama yapılması,el konulması durumudur. Haciz işlemi alacaklı lehine yapılan bir işlem olsada alacaklı, borçlu ve üçüncü kişilerin hakları gözetilerek uygulanır. Haciz işlemini talep edecek olan alacaklının bizzat kendisi yada vekilidir.

    1.İcra müdürlüklerine yapılan takip talebi neticesi borçluya ödeme emri düzenlenerek gönderilir. Söz konusu ödeme emrinde yapılması gerekenler belirtilmiştir.Ödeme emrinin itiraz süresi 7 gündür.Sonrasında borç kesinleşir.

    2.Borcun kesinleşmesi ile,borçlunun üzerine kayıtlı menkul ve gayremenkülleri kontrol edilir,Banka hesapları kontrol edılır.Varsa bunlar üzerine hacizkonulur.Borçlunun çalışdığı kurum sorgulanır ve çalışdıgı kuruma maaş haczi için tebliğkat gönderilir.Maaşın 1/4 oranı hacze gider.Başka bir alacaklıda varsa onlarda tebliğkat göndererek sıraya gırerler.

    3.Bu işlemlerin ardından, Dosyaya gerekli harçlar yatırılarak borçlunun varsa işyerine hacze gidilir sonrasında ikamet ettiği ev adresini gidilir.Burada 6352 sayılı yasa dogrultusunda işlem yapılarak dosyaya tutanak işlenir.

    4.Eğer ev haczine gelindiğinde borçlu evde değil ise kapıya pusula bırıkılır yada çilingirci çagrlarak kapı açılıp yıne 6352 sayılı yasa dogrultusunda işlem yapılır.

    5.Dosyalar alacaklı vekılı tarafından her yıl harç yatırılarak açık bırakılır.Yukarıdaki işlemler süresi değişebilir.Bu süreye bağlı olarak borçlu hakkında acizlik vesikası çıkarttırılabilir ve böylelikle alacaklı vekili heryıl dosyanın açık kalması için harç yatırmak zorunda kalmaz.

    6.Bu süreç içersinde alacaklı vekili tarafından borcun yapılandırılması ve ödenmesi için aramalar olacakdır.Bu gayet normal bir işlemdir yalnız. Hakaret içeren sözler kullanılarak tehtid edilerek yapılan konuşma yasal değildir.

    Bir çok arkadaşımız sormakda ” Bankaya kredı kartı borcum var ödeyemedim ne olu? hacze gelinirmi?aylıgıma elkonulurmu? gibi sorularına karşın kısaca işlemleri özetlemeye çalışdım

  203. Umut Ufuk diyor ki:

    SORU: KEFİLLİĞİN SÜRESİ VARMI NEZAMAN SONLARIN?
    CEVAP:
    Kanun gereğince
    Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur. Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır. Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir

  204. Umut Ufuk diyor ki:

    SORU: BORÇLUNUN TEK EVI VARSA HACZEDİLİRMİ?
    CEVAP:
    icra iflas kanununun 82. maddesi yeni bir düzenleme getirmiştir.Borçlunun haline münasip evi haczedilip satışa konu edilemez…haline münasip evden kasıt borçlunun eğer tek evi varsa ve bu evi kendi yaşam standartları ,kendi aile ölçütleri içerisinde mesken ihtiyacını karşılamaya yönelik bir evse haczedilemez…Borçlunun lüks bir evi varsa haciz işlemi yapılır ve satıştan sonra arta kalan para yeni bir ev alması için borçluya verilir

  205. Umut Ufuk diyor ki:

    SORU: TEBLİĞ EDİLEN MAHKEME KARARINA İTİRAZ SÜRESİNE TATİL GÜNLERİ DAHİLMİ?
    CEVAP:
    İcra ve iflas hukukunda İİK. m. 19’a göre; resmi tatil günleri süreye dahildir. Yani, sürenin içinde kalan resmi tatil günleri de hesaba dahil edilir ve bu nedenle süre uzatılmaz.Ayrıca,öğledensonra tatil olan günler (Ramazan ve Kurban Bayramlarının arefe günleri) işgünüdür. Sürenin son günü böyle bir güne rastlarsa, süre o gün öğle saatinde sona erer.

  206. Umut Ufuk diyor ki:

    EV EŞYASI HACZİNİN BİTTİĞİ ORTADADIR.

    YEDIEMIN DEPOSUNDA EŞYASI BULUNANLAR DİKKAT,
    GEÇİCİ 11.MADDE YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞDİR.
    Mevcut depolar sayıma başlamış olup ellerındeki listeleri dosya numarası ile icra müdürlüğüne bildireceklerdie.Böylelikle icra müdürlüğü zamanında muhafaza altına alınmış olan eşyaların sahibine teslimi için tebligkat gönderecekdir.Bununla birlikde depo parası ödenerek eşyalarınızı alabileceksiniz.
    … “ 2004 sayılı İİK yasasının 3. Yargı paketi kapsamında değiştirilen geçici 11. Maddesine göre mevcut yediemin depolarında muhafaza altında bulunan ancak hukuken muhafazasına gerek kalmayan malların yasanın yürürlüğe girdiği 5 Temmuz 2012 tarihinden itibaren bir ay içinde sahibine teslim edilmesi gerekiyor. Aksi halde “üç ay içinde, 88 inci maddenin altıncı fıkrası hükmü uyarınca satış işlemi yapılır. “denilmektedir.
    Eğer eşyalarınız zarar görmüş ise,Yedieminliği Suistimal,Muhafaza görevini kötüye kullanma
    Madde 289.
    (1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması hâlinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
    (2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması hâlinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
    (3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır.
    (4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    TCK 289/1′de “kendisine muhafaza edilmek üzere teslim edilen mahcuz üzerinde teslim amacı dışında bulunmak” suç olarak adledilmiştir. Daha önce yedieminliği suistimal için İİK 336/a maddesi uygulanmakta olup 31.05.2005 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır. İİK 336/a maddesinde de bazı şartlar vardı. Yediemine muhtıra çıkarılması ve 7 gün içinde mahcuzu/ları teslim etmesi , ayrıca teslim masrafları için gerekli avansın yediemine ödenmesi gerekmekteydi. TCK 289/1′de bu söz konusu olmamakla birlikte “teslim amacı dışında tasarrufta bulunmak” suç unsuru teşkil etmekte. Buna göre mahcuz mal yerinde bulunamaz ise suç unsuru oluşmuştur. Bu durumda savcılığa suç duyurusunda bulunulur. Savcılık soruşturma sonucu Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası açar

  207. Umut Ufuk diyor ki:

    SORU: ÜÇÜNCÜ ŞAHSA AİT EŞYALAR MUHAFAZA ALTINA ALINIRMI?
    CEVAP:
    Hayır, MADDE 99- Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. Bu süre içinde icra mahkemesine istihkak davası açılmaz ise üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır. Alacaklı tarafından süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar, haczedilen malın satışı yapılamaz. Haczin, üçüncü kişinin yokluğunda yapılması ve üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulması halinde de bu fıkra hükmü uygulanır.”

  208. Umut Ufuk diyor ki:

    SORU: EVDE YOKKEN KAPIYA BIRAKILAN PUSALA NEDİR?
    CEVAP:
    Borçlunun adresine gidilerek kimse o anda evde değilse,kapıya hangi icradan gelindiği,alacaklı bilgisininde belirtildiği pusula bırakılır.Üzerinde “ Bizimle 3 gün içinde irtibata geçiniz,tekrar gelindiğinde avde yoksanız polis eşliğinde çilingir ile kapınızı açıp haciz yapılacakdır” yazar.Daha sonra nezaman gelecekleri kesin değildir.Bazen 1 ay bazen 9 ay sonra.

  209. Umut Ufuk diyor ki:

    SORU: HACİZ TUTANAĞINA GEREKCE YAZILMALIMI?TUTANAĞI İMZALAMA ZORUNLULUĞU VARMIDIR?
    CEVAP:
    İcra memuru keyfı davranamaz hazırlanan tutanak mutlaka gerekceli olmak zorundadır.Yazılan gerekce kanun ıle örtüşmez ise haciz itarıza hızlı sonuç verir.Haciz tutanağını imzalam zorunluluğu bulunmamaktadır.

  210. Umut Ufuk diyor ki:

    SORU: İCRA MEMURU HACİZ SIRASINDA KEYFI DAVRANIRMI? MENFAAT SAĞLAMAMIŞSA CEZASI VARMIDIR?
    CEVAP:
    “MADDE 257 – (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir (Değişik ibare: 6086 – 8.12.2010 / m.1) “menfaat” sağlayan kamu görevlisi, (Değişik ibare: 6086 – 8.12.2010 / m.1) “altı aydan iki yıla kadar” hapis cezası ile cezalandırılır.
    MADDE 86 – 5237 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
    “(1) Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmişolması halinde, icbarın varlığı kabul edilir

  211. Umut Ufuk diyor ki:

    SORU: EV EŞYALARI MUHAFAZA ALTINA ALINABILIRMI?
    CEVAP:
    Hayır, 6352 sayılı yasa doğrultusunda yalnız ”Aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri,” ve “Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası” haczedilebilir.
    MADDE 16- 2004 sayılı Kanunun 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (2), (3) ve (12) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, fıkraya aşağıdaki (13) numaralı bent ile maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
    “2. Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya,
    3. Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya; aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri,”
    “12. Borçlunun haline münasip evi,”
    “13. Öğrenci bursları.”
    Eski yada yeni dosya fark etmeksizin yapalıcak haciz işlemi yeni yasa doğrultusunda olacakdır.

  212. Umut Ufuk diyor ki:

    SORU: BORCUMDAN DOLAYI HAPİS YATARMIYIM?
    CEVAP:
    Borcundan dolayı kimse hapis cezası ile yargılanamaz.Yalnız borcun ödenmesi için alacaklı vekili ile icra müdürlüğünde verilen taahhütün ihlali sonucunda ceza vardır.(Bazen taaühhüter haciz sırasında evlerdede alınmaktadır.) Taahhüt İhlal Cezası – İİK M. 340.
    alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir. bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez

  213. Umut Ufuk diyor ki:

    SORU: EMEKLİ AYLIĞI HACZEDİLİRMİ?
    CEVAP:
    5510 sayılı kanunun 93. maddesinde 5754 sayılı kanunla yapılan değişiklik Madde93.”Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” hükmü getirilmiştir.Borçlunun emekli maaşına ilişkin muvafakatinin alınabilmesi için takibin kesinleşmesi şarttır. takibin kesinleşmesinden önce verilen muvafakatler geçerli olmamakta ancak ; kesinleşmeden sonraki muvafakatler geçerli olmaktadır.Yani yasal işlemler başladığında icra müdürlüğünce vermiş olduğunuz muvafakat geçerlidir.

  214. Umut Ufuk diyor ki:

    SORU: MAAŞ HESABIMA BLOKE KONMUŞ, NASIL BİR YOL İZLEMELİYİM?
    CEVAP:
    Maaş hesabına konulan bloke ; maaşının tamamını bloke etmesi hernekadar hapis hakkı açısında mümkün isede hesabın maaş hesabı olması sebebiyle ancak ¼ nü kesebilir. tamamını bloke edemez.Çünkü hesaba gelen para maaştan gelen paradır. Dava açarak bloke kaldırılabilir. Banka, 89/1 Haciz İhbarnamesi Olmadan alacağına karşılık hesaptaki tutara bloke de KOYAMAZ, alacağı ile borcunu takas da EDEMEZ .oncelikle bankaya sikayet dilekcesi blokenin acilmasi icin muracat etmelesiniz yada hemen icra hakimligine .
    Maaşınızın 1/4’ünün kaynakta kesinti şeklinde haczedildiğini takip dosyasından anlaşılabilir-Bankadaki

  215. Umut Ufuk diyor ki:

    SORU: MAL BEYANI BULUNMAZ İSEK CEZASI VARMI?
    CEVAP:
    Bilindiği mal beyanı verme zorunluluğu kalktı fakat, mal beyanı beyanı bulunma cezası halen mevcut. (mal beyanında bulununcaya kadar hapsen tazyik ).Eğer alacaklı vekili icra ceza davası olarak dava açar ise hakkınızda ceza çıkartır.Polis veya Jandarma sizi aramak için kayıtlı adresınıze gelır.Eğer adresde osırada yoksanız bir pusula bırakarak gider.Bu pusula ile karakola giderek hakkınızda çıkan cezayı,mal beyanında bulunarak kaldırabılırsınız.Eğer umursamaz ve gitmez iseniz cezai işlem başlar.

  216. Umut Ufuk diyor ki:

    SORU: ÖDEME EMRİ NEDİR,SÜRESİ VARMIDIR?
    CEVAP:
    İcra dairesi tarafından adresinize gönderilen bu tebliğkat size borcunuzu bildirmekde ve ödeme yapmanız için yada itiraz etmeniz için size 7 gün süre tanımaktadır.Tarafınıza icra dairesinden gönderilen ödeme emri (tebliğkat) elinize ulaşmaz ise muhtatlıga bırakılması yeterli olmaktadır.Verilen süre dolduktan sonra borcunuz kesınlık kazanır ve haciz başlar.Bazı vekiller en kısa sürede hacze gelir bazı vekiller aylar sonra gelir.

  217. aybars ece diyor ki:

    haczedilen pc için yaptığım itirazın reddi üzerine temyize gitmiştim.karar red olarak geldi.gerekçeli kararı aldım fakat red sebebini tam olarak anlamadım.sizlerden ricam özellikle emin abinin aşağıda vereceğim kararla ilgili bilgi vermesi ve itiraz yoluyla neyi kastettiğini açıklamasını rica ediyorum.teşekkürler.Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hava Kandemir tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :İİK.nun 4949 Sayılı Kanunla değiştirilen 363/1.maddesinin son cümlesindeki kesinlik sınırının aynı kanunun ek 1.maddesinin 1.fıkrası uyarınca 01.01.2012 tarihinden itibaren artırılan miktarı dikkate alındığında uyuşmazlık konusu değerin 4.870,00 TL.yi geçmediği anlaşıldığından mahkeme kararının temyiz kabiliyeti yoktur.Temyiz dilekçesinin (REDDİNE) , ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,15/01/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
    açokcası bu kararı anlamadım.şimdi ne yapmam lazım.yardımcı olursanız müteşekkir olurum.

    • tolgaben diyor ki:

      bu icra hakimlerinin yeni numarası,
      aynı olay benimde başımda,
      yapılan uygulama haksız dahi olsa hakim 4.800 tl altındaki değerle ilgili verilen kararın kesinse temyiz yolu kapalı olduğundan başlarından bu şekilde savıyorlar…yani temyiz yolunuzu kapamış oluyorlar şimdi ya lanet olsun diye bırakacaksınız yada..
      benim yaptığım gibi anayasa mahkemesine dava açacaksınız aynı zamanda kararı veren hakimi hsyk ya şikayet edeceksiniz..

  218. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    Bankalar kredi borcunu geciktirenlerden gecikme faizi almakla yetinmedi bir de “kredi geç ödeme bildirimi ücreti” kesti. Kredisini erken ödeyen de geç ödeyende ek masraf ödeyecek.Bankalardan kredi kullananların şikayetleri doğrultusunda bankaların kredi kullanan müşterilerinden kestiği bir ücret daha ortaya çıktı.Kredi kullanırken bankanın verdiği ödeme planına uymayıp kredi borcunuzu erken ödeyenler erken ödeme cezası geç ödeyenler ise geç ödeme bildiri ücreti ödediler.İşte bankalara ateş püsküren tüketicilerin şikayetleri şöyle:

    “Bankadan tüketici kredisi kullandım. Ödemede 10 gün gecikince banka adresime bir bilgisayar çıktısı yolladı. Banka bunun için 42 TL masraf alıyor. Ayrıca gecikme faizi alıyorlar bunu hangi hakla alıyorlar. Bu masraf önceleri yoktu. 2008’den beri ödeme yapıyorum ilk defa bu ücreti ödedim.”

    “Bankadan kredi kullanırken bir ödeme planı verildi. Ödemeleri bazı sorunlardan dolayı geciktirdim. Banka faiz aldı hakkıdır fakat bir de gecikme bildiri ücreti aldığını öğrendim. Kredi taksitinizi 1 gün bile erken ödeseniz banka faiz kaybettiği için size erken ödeme cezası kesiyor. Geç ödeyince olanları zaten biliyorsunuz. Siz siz olun bankaya borcunuzu ne erken ne de geç ödeyin.”

  219. madur22 diyor ki:

    sn sargoz by iki adet karşılıksız çekim var bu çeklerin 6 ay icra 1 yıl sebebsiz zenginleşme süreleri domadsına ramen ilamsız takip gndrdiler itiraz ettim ve icra düştü şimdide mahkemeye vermişler nasıl bir savunma yapmalıyım avukat tutacak durumum yok acil cevap lütfen

  220. kenan diyor ki:

    arkadaşlar öncelikle merhaba

    benim 5-6 bankaya kredi kartı ve kredi borcum var, memurum, maaşıma icra gelecek ve emekli oluncaya kadar borcun ancak faizini ödeyebileceğim.

    emekli ikramiyeme haciz konulur mu ?
    evimde 116 ekran led tv ve masaüstü bilgisayarım var, başkada dikili ağacım yok
    bunları icra yolu ile alırlarmı ?

    yardımcı olan arkadaşlara teşekkür ederim.

  221. Umut Ufuk diyor ki:

    Degerli arkadaslar,
    Bir haftalik Çin ulkesine is icin seyehatim vardi bu nesenle siteye girwmedim.suan halen yoldayim.sizlere zamaninda veremedigim cevaplar icin ozurdilerim.umarim beni anlayisla karsilarsiniz.

    • madur22 diyor ki:

      umut bey sizin yardımınıza ihtiyacım var
      karşılıksız iki adet cekim var karsı taraf cekteki 6 ay sebebsiz zenginleşmedeki 1 yılık zamanı geçirdi ve bana ilamsız takip yaptı ben itiraz ettim icra düştü beni dava etmişler nasıl bir savunma yapmam lazım avukat tutacak durumum yok acil cevap lütfen

  222. socak diyor ki:

    merhabalar arkadaşlar benim aklımda bi soru var bu konuda yardımcı olursanız çok sevinirim, şimdi bikaç bankadan çekmiş olduğum bireysel tüketici kredisini malum işsizlik durumundan dolayı ödiyemedim ve icralık oldum icra dosyaları bu temmuzda çıkan yürürlüğe giren yeni kanundan önce icra dosyaları açılmış geçen gün evime geldiler evde ben olmadıgım için annem ve abim vardı abime birşey imzalatmışlar ne oldugunu bilmiyorum ama eve girmemişler şimdi benim merak ettiğim bu kanundan bizde faydalanabiliyormuyuz evimizdeki eşyalarımızı hacizleyebilirlermi bukonuda yardımcı olursanız sevinirim, tabikide borcumuzu ödicez annem çok üzülüyor buduruma ondan dolayı sormak istedim saygılarımla…..

  223. ahmetcan diyor ki:

    Yiğit BULUT’un Varlık Yönetim Şirketleri İle İlgili Yorumu(Alıntıdır)

    Yiğit Bulut’un söylediği şey: Bankalar bu batık kredi alacaklarını zarar yazıyorlar. Bunları vergiden düşüyorlar.

    Okurlarımız hatırlayacaktır. Libya lideri Kaddafi linç edildikten sonra bir analiz yazısı yazmıştık. Aynı günlerde sayın Yiğit Bulut’un halkımızın büyük ölçüde hislerine tercüman olduğuna inandığım ve bu yüzden tebrik ettiğim yazısını da hatırlatalım. O günden beri kendisini zaman buldukça takip etmeye çalışırım.
    Araştırdığım kadarıyla kendisi epey süredir para, faiz ve bankacılık sistemi gibi hassas konularda oldukça gayretli çalışmalar yürütmekte. Bu nedenle gündeme düşen “Yiğit Bulut kovuldu” haberleri benim için hiç sürpriz olmadı.
    ABD Doları merkezli mevcut küresel finans düzeninin en önemli aracı durumundaki Borca Dayalı Para Sistemi (BDPS) uygulamaları/sonuçları konusunda hem köşesindeki yazıları hem de TV kanalındaki ifadeleriyle bilgilendirici sosyal sorumluluk taşıyan mesajlarını takdirle karşıladığımızı ifade ederek isminin hakkını verdiğini söylemiştim.
    Hatta bir TV yayınında programın başından itibaren bankalar ve faiz sistemi hakkında önemli tespitler yapınca kendisini uyaran zavallı bir katılımcı “Bu işlerde dikkatli olmak lazım” diyerek rantiyecinin karşısında olanların nasıl perişan edildiğine dair tarihten örnekler vermişti.
    Yazıya devam etmeden önce mevcut bankacılık sistemindeki bir uygulama nedeniyle kendisinin son günlerde attığı twitleri aşağıda paylaşalım.
    “Türkiye’de yerleşik Finansal Ergenekon halkın kanını emiyor ve maalesef Türk Devleti attığı onca adıma rağmen hala seyrediyor…”
    “Bu düzen böyle gitmez… Ya Devlet başa… Ya kuzgun leşe…”
    “Bankalar batık kredi kartı alacaklarını zarar yazıp, batık sayarak vergiden düşüyor, sonra yüzde 20 ile tahsilat şirketine satıyor… Devlet?”
    “Aynı parayı hem vergiden düşüyor, hem tahsilata veriyor…aldığı yüzde 20 zaten vergiden zarar diye düşülmüş para…”
    “Tahsilat şirketleri de halkın vergisinden düşülmüş bu parayı halktan almak için boğazına sarılıyor… Böyle düzen, böyle Devlet olmaz…”
    “Halkın vergisinden düşülen batak diye sayılan ve Devlet tarafından karşılanan para bir kez daha halktan tahsil ediliyor…Uyan Türk Halkı !!”
    “Bu yapının adı Finansal Ergenekondur ve Devletin gözü önünde vergiden düşerek halkının boğazına sarılarak halkın kanını emmeye devam ediyor!”
    “Bu mu bankacılık sistemi ! Bu mu Devletin Halkına layık gördüğü !”
    Öncelikle twitlerine karşılık olarak şunları söyleyebiliriz.
    “Mevcut bankacılık sistemi Borca Dayalı Para Sistemidir. Bu değişmeden adalet olmaz. BDPS ile bankalar Kısmi Rezerv Bankacılığı yaptığı müddetçe istedikleri kadar para üretirler. Devlet de parayı bankalardan borçlanarak üretir. Para kimlerin arasında dolaşıyorsa, devlet odur. Mevcut devlet, devlet olma erkini bankalara kaptırmış/devretmiştir.”
    Yeri gelmişken; Yiğit Bulut bankacılık sistemi içerisinde bankaların her önüne gelene kredi kartı vermesinin ardındaki bir sırrı da açığa çıkarmaya vesile oldu. Bu yüzden kendisine teşekkür ediyoruz.
    Bu sırrı açıklamadan önce kredilerle ilgili bazı hususları açıklamakta yarar var.
    Bankalar neden/nasıl ödeyemeyecek olanlara bol kredi verir?
    Artık metastaz halini alan dünyadaki ekonomik sistemin kanseri durumundaki BDPS’nin ABD’deki konut kredileri kaynaklı 2008 kriz nöbetinde en önemli etken ödeyemeyecek durumda olanlara dahil olmak üzere bankalarca verilen bol kredilerdi. Konut kredilerinin kolaylaştırılması, hiç ödeyemeyecek durumda olanlara bile kredi verilmesi nedeniyle ev fiyatları adeta balon olup uçmuştu.
    Pek çok kredi kullananın bilmediği bir husus: Bankalar aldığınız borcun ödenmemiş kısmını da kendilerine ait varlık olarak gösterip bunun 10 katını borç verdiğinden balon artık şişirilemez hale gelmişti. Neticede balon patladığında 500 bin dolara satılan evler 20 bin dolara alıcı bulamamıştı.
    Burada anahtar soru şu;
    Soru: Pekiyi bankalar neden hiç ödeyemeyecek durumda olanlara kredi verir? Bu kadar parayı nasıl bulur?
    Cevap: Bankalar aslında size krediyle gerçekte para vermezler de ondan… Nasıl mı? Bankacılık sistemindeki kısmi rezerv uygulamaları sayesinde…
    Aslında insanlar kredi aldıklarını ya da bankaların kendilerine para verdiklerini zannederler. Ancak yazılarımızda zaman zaman anlatmaya çalıştığımız gibi bankalar aslında size gerçekte para filan vermezler. Bu sadece bir yanılsamadır (illüzyon). Diyeceksiniz ki “Ama bize gerçekten para veriyorlar”. Siz o parayı diyelim aldınız evini satın aldığınız kimseye verdiniz. O kişi de parayı götürüp bankaya yatırmayacak mı? Neticede götürüp bankaya yatırdığında para yine bankacılık sisteminde havuza geri dönecek. Yani A bankasından alanın B bankasına, B bankasından alanın A bankasına yatırması sonucu…
    O yüzden Türkiye’de fiziksel olarak 53 milyar lira para, bankalarda ise 700 milyar lira para gözükür. Bu paranın %90’ından fazlası hiç yoktur.
    O yüzden dünyanın tüm büyüklüğü 70 trilyondur. Küresel finans sisteminde ise 760 trilyon para var gözükür. Oysa 690 trilyon doları hiç yoktur. Bu sistemde insanlar borç para aldıklarını zannederek bankalara hayali para “yaratma” fırsatı, ödeyerek “yok etme” fırsatı verirler. Ama hayali olmayan bir şey vardır. O da bankalara ödedikleri faiz ya da kar payı… İkisi de bileşik faiz formülüne göre hesaplanır.
    Bizim kuşak bilir. Eskiden çizgi roman kahramanı Mandrake vardı. Hani şu meşhur sihirbaz Mandrake. Kendisine karşı gelenlerin elindeki silahı hipnotizma ile çiçek gibi gösterir ve “O elindeki çiçekle mi ateş edeceksin?” derdi. Durum aynen öyle. Size kredi diye verilen bankanın havadan “yarattığı” paradır. Siz anaparayı ödediğinizde para “yok edilir”. Ancak onların hiç yaratamadığı şey faiz ya da kar payı denen kısımdır. O kısmı da siz servetinizle ödersiniz.
    Bankalar aslında bu hayali borçların hemen ödenmesini de istemezler. Zira ödendiğinde hayali olarak “yarattıkları” parayı “yok ederler”. Ondan sonra faiz/kar payı gelirlerinden mahrum kalırlar.
    Kredi alan kişiler sürekli olarak faiz/kar payı öder dururlar. Gerçekte hiç almadıkları paranın faizini ya da kar payını…
    Soru: Peki kredi aldığını zannedenler değil ana parayı, faizini bile ödeyemeyecek durumda ise?
    Cevap: İşte Sayın Yiğit Bulut’un söylediği şey. Bankalar bu batık kredi alacaklarını zarar yazıyorlar. Bunları vergiden düşüyorlar. Yani devlete ödetiyorlar. Yiğit beyden öğrendiğimiz husus ise bankaların bir de bunu %20 komisyon karşılığı tahsilât şirketlerine verdiği…
    İlk durum vahim… İkincisi vahim ötesi… Zira devletçe (yani yine bizce) ödenmiş bir şeyi ikinci kez ödetmektir bu.
    Pek çok kişiye inanılmaz veya saçma gelecek. Bunu fiziksel bir şeyle (örneğin zeytinyağı) yapamazsınız ama artık paranın elektronik kayıttan ibaret olduğu mevcut kısmi rezerv bankacılık sisteminde hiçbir şey inanılmaz değil. Devletin para üretmek için bankalara faizli borçlandığı bir sistemden bahsediyoruz (bknz Issız Ada Hikayesi).
    Aynı sistem dünyanın her yerinde işliyor. O yüzden banka kurtarmaları adına zarar ziyan devlet adına tüm halka ödetiliyor.
    Velhasılı kelam… Bana kalırsa M. Ali Birand tartışmaları filan bahane. Yiğit Bulut’un görevden alınmasının gerçek sebebi, bankalar, faiz ve bankacılık sistemi hakkında söyledikleri nedeniyle Habertürk patronlarının Yiğit Bulut gibi bir ağırlığı artık taşıyamaması…
    Bu zor gününde kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletir, hile temelli BDPS uzantılarına karşı fikri mücadelesinde yalnız olmadığını bildiririm.
    Bu arada bir insanın zor gününde kendisine olmadık hakaretler edenleri hele bu hakareti kendisinin jöle kullandığı yönündeki kişisel tercihlerinden yola çıkarak gerçekleştirenleri şiddetle kınıyorum.
    Macaristan’a dikkat
    Parayı hala devlet basıyor zannedenlere Macaristan’ı iyi takip etmelerini öneriyorum. Macaristan para üretme mekanizması olan devlet tahvili yani bankalara borçlanma ihalesini faizler aşırı yüksek olunca iptal etti. Ardından Borca Dayalı Para Sistemini terk edecekleri yönünde izlenim veren Merkez Bankasının devlete bağlanması yönünde Anayasa çalışması yapıldı ve kabul edildi.
    IMF ve AB yetkilileri Merkez Bankasının devlete bağlanacak olması nedeniyle ülkeyi terk ettiler.
    Olayın farkında olmayanlar Macaristan’da diktatörlük geliyor diyerek küresel bankacıların değirmenine su taşıyorlar. Anayasada yargı kurumlarının bağımsızlığı gibi konular elbette ayrı olarak düşünülmelidir ama Macaristan Merkez Bankası konusunda işin sağcılık ve solculukla ilgisi yok. Desteklenmesi gerekir. Yeni anayasa konusunda koparılan fırtınanın gerçek sebebi de Merkez Bankasının devlete ait olma ve parayı bankalara borçlanmadan devletin basması ihtimalidir.
    Macaristan Merkez Bankası’nda devletin ağırlığının artırılması yönünde anayasa değişikliği çalışmalarına başlanmasından beri Macaristan’la ilgili ABD ve AB tarafından sürekli açıklamalar geliyor. Hatta bir ABD yetkilisi sanki AB’nin patronuymuş gibi Macaristan AB’den bile çıkarılabilir demiş.
    Macaristan’la ilgili son günlerdeki haberleri iyi değerlendirmek ve yanıltma haberlerine itibar etmemek lazım.
    Macaristan’ın Merkez Bankası konusunda yapmaya çalıştığı şey doğrudur ve gerçekleştirebilirlerse güzel bir örnek olurlar. Küresel bankerlerin elinden ve “öğretilmiş çaresizlik” açmazından kurtulurlar.
    Not: Macaristan’la ilgili haberler gözümden kaçmıştı. Hatırlattığı için Prof. Dr. Mete Gündoğan’a teşekkür ederim. Google alertinizi benim yaptığım gibi Macaristan Merkez Bankası ve “Hungary Central Bank” olarak kurmanızı tavsiye ederim.
    Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner / Haber 7

    • ahmetcan diyor ki:

      Gerçekten de cesur bir kalem ağzına,yüreğine sağlık Yiğit BULUT.

      • okan diyor ki:

        günaydın herkese ahmet can ın yorumuna tamamen katılıyorum daha önce bende böyle bir açıklama yapmıştım bankalrın zarar gösterip vergiden düşmesi ve tekrar tahsilatı okuyanlar bilir devletin hiç kontrol makanizması yokmu nasıl bir adalet diye yazmıştim bankanın 10 sene geçmiş alacağını varlık şrktleri leş cilik yapıyorlar ve devlette sokaklarda bedava kart dağıtan bankalara halkını peşkeh çekiyor birirleriniin dur demesi gerekiyor tşkrler

  224. Hakan Murat diyor ki:

    merhaba bilgisi olan arkadaslardan acıl cevap rica ediyorum. borcum olmadıgı halde tarafıma icra takıbı acıldı itiraz etmiştim karsı tarafta itiraz davası açmıştı hakim karsı tarafı haklı buldu davayı kaybettim şimdi ne yapabilirim? karara itiraz edebilirmiyim ne değişir?? lütfen bilgi bekliyorum.

    • Hakan Murat diyor ki:

      Sn Sargoz Sn. Celal Bey bilgilerinize dayanarak bir soru sormak istiyorum,
      Yukarıda bahsettiğim konu ile ilgli olarak herhangibir taahhüt vermedim ancak mahkemeyide kaybettim mahkeme alacaklıyı haklı buldu. Ödeme durumumda maalesef kı yok bu durumda hapis cezası alırmıyım??

      • tolgaben diyor ki:

        hapis cezası almaşsınız,
        ana borcun yüzde 20 si nispetinde
        icra inkar tazminatı ile cezalandırılıp
        icra işlemine devam kararı alınır,
        süresi içerisinde temyiz hakkınız var…

  225. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    Tüketiciler Birliği Genel Sekreteri Mehmet İmrek, bankaların, ”Şubeden para çekme masrafı, kredi kartı program ücreti, vadesiz mevduat hesabı cüzdan basım masrafı ve hesap hareket ekstresi ekstre masrafı” gibi yeni isimlerle tüketicilerden kesinti yaptıklarını belgelerle tespit ettiklerini söyledi.İmrek, yaptığı açıklamada, bankaların, komisyon ve çeşitli adlar altında tüketicilerden aldıkları ücretlerle ilgili şikayetlerde artış olduğunu söyledi.”Bankacılık sektörünün, müşterisinden para kazanmak için her yolu denediğini” ileri süren İmrek, zaman zaman tüketicilerin, ilgili kanunlarla korunmasına rağmen mağdur edildiğini belirtti.Bankaların, bilinenin aksine 31 kalemden daha fazla isim altında ücretler aldığını dile getiren İmrek, şöyle devam etti:

    ”Tüketicilerin artan banka şikayetleri üzerine Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nca hazırlanan yeni kanun taslağında bazı hizmet kalemlerinden ücret alınmasının önüne geçilmek için çalışmalar yapılacağı belirtildi. Bu konuda gerçekten de çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmalar sürerken bankalar, adeta hızını artırırcasına tüketicilerden hiç akla gelmedik kalemlerden ücret alıyor. Bankacılık hizmetlerinden alınan ücretlerin, artık sınırları zorladığı ve mağduriyetlerin artarak devam ettiği her platformda dile getiriliyor ancak halen tüketicilerin mağduriyeti önlenmiş değil.”

    Gelen şikayetlere bazen kendilerinin bile şaşırdığını belirten İmrek, şunları kaydetti:
    ”Bankaların, ‘Şubeden para çekme masrafı, kredi kartı program ücreti, vadesiz mevduat hesabı cüzdan basım masrafı ve hesap hareket ekstresi ekstre masrafı” gibi yeni uydurulmuş isimlerle tüketicilerden kesinti yaptıklarını belgelerle tespit ettik. Bu belgeleri, daha önce görüştüğümüzde bizden isteyen Gümrük ve Ticaret Bakanımıza vereceğiz. Neredeyse bankanın önünden geçen tüketiciler borçlu hale gelecek. Bankaya adımını atandan bir kalem uydurup ücret alıyorlar. Tüketicilere, ‘Bankanın önünden geçmeyin, borçlu çıkarsınız’ şeklinde uyarı yapma noktasına gelindi. Bu konuda ilgili kurumların harekete geçmesini bekliyoruz.”
    Bir tüketicinin sadece 45 lira bulunan hesabından 3 ayda bir 15′er liralık hesap kesim ücreti kesildiğine yönelik şikayete geldiğini belirten İmrek, ”Söz konusu bayan tüketici, pazara gidiyor. Bu parayla haftalık pazar alışverişi yapmayı planlıyor. 40 lira çekmek istiyor ancak hesapta 15 lira görüyor. Öğreniyor ki, 30 lira hesap kesim ücreti almışlar. Pazarı yapamadan evine dönüyor. Bankalar tutturabildiğine ücret kesiyor. Buna son verilmeli” dedi.

    • Erol diyor ki:

      Merhaba arkadaşlar;
      Babam bir arkadaşına 5 yıl önce ziraat kredisi nedeniyle tarlayı ipotek gösterip kefil olmuş. Kefil olduğu kişi bu kredi borcunu taksitlendirdiği için bir türlü tamamını kapatamıyor. Kefilliği sadece çekmiş olduğu o kredi için mi geçerli, yoksa o kişinin tüm borçlarından da mı sorumlu oluyor? Birde eski bir aracına da bu kefillikten dolayı ipotek konnulmuştu. Geçen ay 1 yıl geçtiği için bu ipotek kalkmıştı. Dün tekrar aynı ipoteğin konulduğunu öğrendik. İpotek kalktığı halda ikinci bir defa ipotek konulurmu? Bu kefilliğin iptali için neler yapabiliriz?
      Bu konuda yardımcı olursanız sevinirim. Çok teşekkürler..

      • sargoz diyor ki:

        Erol Bey Merhaba

        Kefil kefil olduğu miktar ile sorumludur. Ancak;

        Birçok kez sözleşmelerde imza açığa alınmakta ve kefalet rakamı sonradan girilmektedir. Sözleşmeyi isteyip inceleyin.

        İpotek senedinide incelemeniz gerekir. Son bölümüünde hangi krediler için ipoteğin verildiği yazılıdır. Banka ile ilişkili belli bir rakam üzerinden doğmuş doğacak tüm krediler için ipotek verilmiş olabilir.

        Araçlara ipotek konamaz, haciz konabiliyor. Haciz konmuş ise icra takibi yapılmış ve araca haciz konumulş demektir buda problemin ciddi demektir.

    • madur22 diyor ki:

      syn celal bey iki adet karşılıksız ödeyemedimğim iki adet çekim var cekler 6 aylık ve bir senelik sebebsiz zenginleşme sürelerinden sonra bana ilamsız takip yaptılar ben itiraz ettim ve icra düştü şimdide mahkemeye vermişler nasıl bir savummma yapmalıyım avukat tutacak durumda degilim

  226. M.Celal Toparlaklı diyor ki:

    Sizlere son dakika haberi.
    Bankaların karşılıksız çekten dolayı hamiline ödeme rakamı 1000 tl den 45 000 tl ye çıkartılmıştır.
    Herkesin kandili mübarek olsun.

    • sargoz diyor ki:

      Celal Bey Merhaba,

      Sanırım yeni rakam 1.045 T.L oldu. Dilerseniz yorumunuzu düzeltirim.

      • M.Celal Toparlaklı diyor ki:

        Olabilir ama bana telefondan neden böyle bir rakamın mesajı geldi anlayamadım.Yanlış bilgi için özür dilerim.

      • madur22 diyor ki:

        sn sargoz iki adet karşılıksız cekim var 6 aylık icra ve 1 yıllık sebebsiz zenginleşme süreleri geçtikten sonra icraya verdiler ilamsız takiple ben itiraz ettim ve icra düştü şimdi mahkmeye vermişler nasıl bir savunma yapmalıyım avukat tutacak durumda degilim
        acil cevvap lütfen 30 1 de mahkemem var

    • tolgaben diyor ki:

      haberde 1045 tl diyor Celal Bey…
      elimde sıra çeklerim var bir kısmı yazılmış bir kısmıda yazılacağı kesin maalesef,
      inşaat firması battı çünki…heyecan yaptım bir an..:)
      1000 tl den 1045 tl ye çıkarılmıştır deniyor haberde…durum nedir?

  227. Akın Ayaz diyor ki:

    Sayın Sargoz,dün çok kötü bir olay yaşadım…bir bankadan 15bin tl lik kefiili 36 ay vadeli kredi aldım…bu kredinin 5000tl sını kefil olan arkadaşım hatta akrabam aldı…birde banka bu hesaba yönelik kmh denilen 1000 tlik bir hesap daha açmış…heralde annemin vefatı dönemlerine geliyor ben 700 tl bankanın dediğine göre atm den para çekmişim…iddia etmiyorum çekmiş olabilirim..ana çekilen 15bin liralık kredinin bugüne kadar bütün taksit ödemelerini aksatmadan yaptık (bitmesinede 11 taksit kalmıştı)dekontları duruyor…fakat banka bu ödenmeyen kmh faizinden dolayı bizi avukata vermiş ve ana kredi aksamadan ödenmesine rağmen onuda devreye sokmuş…şimdi avukat 1000 tl olan kmh ın 1950 tl olduğunu ve diğer krediyle birlikte 8500 tlyi bu cuma gününe kadar ödememizi yoksa icra işlemleri başlatacağını böylece borcun 12bin lere çıkacağını söyledi…e devletten baktığımda zaten bu borcun icra dairesinde olduğunu gördüm.Ne yapmamı önerirsiniz saygılar teşekkürler…

    • sargoz diyor ki:

      İyibir avukata gidin

      • Akın Ayaz diyor ki:

        Sayın sargoz cevabınızdan anladığım kadarıyla beni hala başkasıyla karıştırmaya devam ediyorsunuz…bizler sizlerin cevaplarıyla moral buluyor ona göre strateji belirliyoruz…sizler geçen sene ki gerek sizin gerek celal beyin gerekse Umut beyin tüm yorumlarını okuyup hem ben hemde çevrem çok fazla yararlandık bunun için müteşekkiriz…bizlere umut veren yorumlarınızı bekliyoruz…saygılar…

  228. huseyin tezcan diyor ki:

    sayın yetkili,başıma gelen bir olayı sizinle paylaşmak isterim.aralık 2012 de bir borçtan dolayı evime ben yokken haciz gelmiş.birer adet olmasına rağmen televizyonum ve bulaşık makinem götürülmüştür.ben anında icra hukuk mahkemesine dava açtım ve icra memuru hakkında savcılık nezdinde şikayetçi oldum ve sonucu bekliyorum.işin ilginç tarafı karşı tarafın avukatı itiraz etmiş icra tutanağında açıkça belirtilmesine ve başka hacze değer mal yoktur demesine rağmen ikinci televizyon vardı biz bunu tutanağa geçirmeyi unuttuk icra memuru da buna şahittir gibi yalan ifadeye başvurmuştur.bu durumda tutanak mı esastır yoksa icra memuru yalan söyleyip hayır ben yazmayı unuttum yalan ifadesi mi geçerlidir.ayrıca avukat bey ukalaca gitsin her yerde 30 tl ye tv var onu alsın demeyi de ihmal etmemiştir.eskişehir icra daireleri de nedense bulaşık makinesini lüzumlu eşya olarak kabul etmemektedir.bilgilerinizi rica ediyorum….

    • M.Celal Toparlaklı diyor ki:

      Bunu yapanlar hukuku hiçe sayan bir avuç şarlatandır.Kraldan çok kralcı olan ve malesef Allah korkusu adalet korkusu olmayan icra memurları ve avukatlar var.Bence avukatı baroya icra memurunu adalet bakanlığına şikayet edin.Büyük bir ihtimal böyle söyleyen icra memuru rüşvet almıştır.Bakanlık gereğini yapıyor.Benim şikayetlerimin hepsinden bana olumlu dönüşler oldu ve o kişiler hakkında takipler ve hatta bulunduğu icra daireleri gözetime alındı.Unutmayın su testisi su yolunda kırılır.Bu icra memurlarıda zaten çatlamış durumdalar.Herkese sevgiler.

      • huseyin tezcan diyor ki:

        celal bey ilginize çok teşekkür ederim.böyle bir tutanağa rağmen icra hukuk mahkemesinde böyle bir beyan vermesi mahkeme sürecini etkilert mi yoksa icra tutanağımı esastır.bu konuda beni aydınlatırsanız sevinirim…

  229. tolgaben diyor ki:

    Altta kısaca özetlediğim haciz olayımızla ilgili,
    bugün itibari ile anayasa mahkemesine başvuru yaptım,
    ayrıca kararı veren hakim için yarın hsyk ya şikayette bulunacağım,
    şikayet konumuz:
    24,08,2012 tarihinde evimizde yapılan haciz ve muhafaza işleminde,
    evimizden çift olan eşyaların her ikisininde alınması ki çift olarak alınan eşya sayısı
    altı adettir,haciz zaptında gerekçe yazılmamış sadece haciz yapıldı ibaresi mevcuttur,
    süresi içerisinde icra dairesine itiraz etmiş olmamıza rağmen itirazımız red olunmuş,
    icra mahkemesine şikayet yolu ile iptal için açtığımız dava ise anayasanın kanuna muhalif durumlarda süresiz şikayet hakkı tanımasına rağmen süre aşılmış denilerek red olunmuştur,
    bahse konu kanun maddesine binaen yaptığımız itiraz ise önceki red kararının kesin karar olduğu gerekçesi ile itiraz hakkımızın olmayışı nedeni ile red olunmuştur,ayrıca icra işlemini gerçekleştirenler hakkında yaptığımız şikayet;disiplin kovuşturmasını gerektirecek bir durum görülmemiştir denilerek red olunmuştur…
    Ben bunları daha öncede her yazdığımda sanırım ben ifade edemediğimden dolayı değerli uzmanlarımız tarafından,kanuna muhalif bir durum yok gibi değerlendirilmiştir,
    tekrar kısaca ifade edeyim yukardaki bahsekonu haciz yeni yasadan 1 ay sonra yapılmış evimdeki çift olan eşyaların HER İKİSİDE muhafaza altına alınmış tutanaklara hiçbir gerekçe yazılmamıştır,

    Not olarak şunu belirteyim,takip çıkışı 4,300 tl olan bu borç için bugüne kadar 5800 TL ödeme yapmış bulunmaktayım,bu haciz işlemleri ben ödeme yapaya devam ettiğim halde gerçekleşmiştir.Bugün itibari ile benden istenen rakam 9750TL dir…

    Baştan sona kanunsuz hukuksuz adaletsizlik dolu bu işlemleri nereye kadar giderse kovalayacağım,
    onlara ödeyeceğim bedeli bu yola harcayacağım çıkan kararıda burada yayınlayacağım…

    • Umut Ufuk diyor ki:

      Sn. Tolgaben,
      Mücadele azminizi tebrik ediyorum. Kader deyip boyun egmeden hakkınız arıyorsunuz.
      saygılar

  230. Umut Ufuk diyor ki:

    TAAHHÜT CEZALARI VARKLIK ŞİRKETLERİNE DEVİR OLUNURMU?

    Bankacalık yasası 143/6 Varlık yönetim şirketi tarafından, bu borçların,taahhütlerin yüklenilmesi veya alacakların,varlıkların devralınması halinde, bu borç, taahhüt,…alacak ve varlıklarla ilgili olarak, takibi şikayete bağlı suçlar dahil olmak üzere açılmış veya açılacak her türlü ceza davalarında, alacağın devralındığı veya borcun, taahhüdün yüklenildiği tarihten
    itibaren, suçtan zarar gören olarak, varlık yönetim şirketi kendiliğinden müdahil sıfatını kazanır.Bu Kanunun yayımı tarihinden önce kurulmuş olan varlık yönetim şirketleri bu Kanun hükümlerine tabi olarak faaliyetlerini yürütürler. bu hak yasa ile yalnızca varlık yönetim şirketlerine verilmiş. Bunların dışında ceza hukukunun genel ilkeleri uyarınca şikayet hakkı devir ve temlik edilemez

    • sargoz diyor ki:

      Umut çok güzel bir konuya değinmişsin.

      Ceza hukukunda şikayetin temlik ve devrine imkan bulunmamaktadır. Bu nedenle, taahhüdü ihlal suçunun işlendiği bir icra dosyasını alacağın temliki hükümlerine göre alacaklı olan bankadan alan bir kurum veya bir başka kişi, özel hukuk alanından kaynaklanan hak ve yetkileri elde etmekle birlikte ceza hukuku ile ceza muhakemesinden kaynaklanan hak ve yetkilere sahip olmayacaktır. Aksinin kabulü, ceza hukukunun fonksiyonlarına ters düştüğü gibi suçun işlendiği anda doğrudan doğruya olumsuz etkisi altına giren mağdur sıfatınada uygun düşmeyecektir.

      Varlık yönetim şirketlerinin bankacılık yasası nezninde nasıl oluyorda hukuk üstünlüğüne sahip oluyor; anlamak mümkün değil. Bence yargıtaya yada ceza genel kuruluna gidecek bir dosya bu yönden incelendiğinde aksi yönde bir karar verilir. Sırf bankalar sorunlu alacakları satabilsinler diye ceza hukukunun temel kuralları farklı uygulanamaz.

      • Umut Ufuk diyor ki:

        Sn.Sargoz,
        Teşekkürler, aslında çok önemli bir konu fakat bir çok kişi bunu yaşamadığı için bilinmemekde ve mücadele edilmemektedir.

  231. okan diyor ki:

    celal bey geçmiş olsun

  232. Akın Ayaz diyor ki:

    Hepinize iyi günler dilerim…ilk defa soruma cevap alamadığımın üzüntüsü içerisindeyim…teşekkürler…

    • sargoz diyor ki:

      Sorduğunuz soruya 15.01.2012 tarihinde cevap verilmiş. Üzülmeyin lütfen.

      • Akın Ayaz diyor ki:

        Allah Allaaaahhh nasıl göremedim ben bunu…düşünün kafam ne kadar dalgın bakıyorum ama göremiyorum…çok teşekkürler….

        • sargoz diyor ki:

          Akın bey bu üslubunuz bana çok tanıdık birini hatırlatıyor ama neyse…

          • Akın Ayaz diyor ki:

            Sayın Sargoz, daha öncede sitenize mağdur olduğum onca konu yazdım ve çok değerli bilgiler aldım bunun için sizlere tekrar teşekkür ederim…inanın şuan içinde bulunduğum duru