Temmuz, 2012 için arşiv

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ‘Kazanmadan harcıyoruz. Kendi tasarruflarımız yetmiyor yabancıların tasarruflarıyla ülke ekonomisini büyütmeye çalışıyoruz’ dedi.

Babacan, Ankara Ticaret Odası Kongre Merkezi’nde düzenlenen Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin (MÜSİAD) Geleneksel İftarında yaptığı konuşmada, ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ekonominin önünde çalışılması gereken pek çok konu bulunduğuna işaret eden Babacan, tasarruf oranlarının az olduğunu ve yükseltilmesi gerektiğini belirtti. ‘Kazanmadan harcıyoruz. Kendi tasarruflarımız yetmiyor yabancıların tasarruflarıyla ülke ekonomisini büyütmeye çalışıyoruz’ diyen Babacan, Türkiye’de hane halkının yüzde 45’inin gelirinden daha fazla harcadığını dile getirdi.

2010 ve 2011 yılında kredi hacminin çok hızlı arttığını ifade eden Başbakan Yardımcısı, kredileri frenlemeye gittiklerini, bankaların kredi hacmi artışı üzerine sınırlar getirmeye başladıklarını hatırlattı. Babacan, ‘Önce kazanalım, sonra harcayalım’ dedik. Çünkü hakketmediği refahı yaşamaya çalışan ülkelerin başına er ya da geç kötü şeyler geliyor. Avrupa’da bunların örneği çok’ dedi.

İş adamlarına çağrı

Yeni Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu’nun aynı tarihte Meclis’ten geçtiğini, ancak uygulama tarihini 1 Temmuz 2012 olarak belirlediklerini hatırlatan Babacan, bu kanunların bir an önce Resmi Gazete’de yayımlanması, yürürlüğe girmeden önce problemlerin kendilerine iletilmesi ve bunların düzeltilmesi amacıyla böyle bir uygulamayı tercih ettiklerini söyledi.

Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda bunu yaptıklarını ve 70-80 maddeye yönelik önemli değişikliklerin düzeltme paketiyle gerçekleştirildiğini ifade eden Babacan, şunları kaydetti:

‘Ancak Türk Ticaret Kanunu üzerine öyle yoğunlaştık ki, iş dünyamız bize Borçlar Yasasıyla ilgili yeteri kadar problemleri, sıkıntıları anlatmadı, anlatamadı. Meclis’in kapanacağı günlerde 7-8 maddesinde değişiklikler yaptık, yani bize ulaşan kadar değişiklikler yaptık. Ama Meclis kapandıktan sonra da şimdi arka arkaya problemler geliyor. Aynı Türk Ticaret Kanunu’nda olduğu gibi Borçlar Kanunu’nda da bir değişiklik paketine ihtiyaç var. Çünkü bu iki kanun Meclis’ten geçerken, sosyal kesimlerin, ilgili tarafların, paydaşların, iş dünyasının görüşü tam yansıtılarak geçmedi. ‘Bir an önce hızlıca geçsin, daha sonra problemleri çözülür’ dedik. Toplam 3 bin maddelik bir paket vardı önümüzde. Şimdi sıra inşallah Borçlar Kanunu’nda. Borçlar Kanunuyla ilgili iş dünyasını olumsuz etkileyen, günlük işlemleri sıkıntıya sokan ne varsa bizlere bildirin. MÜSİAD başta olmak üzere iş dünyamızın tüm örgütlerinden biz bunları bekliyoruz. Bunlar ulaştıktan sonra aynı Türk Ticaret Kanunu’nda yaptığımız gibi ekonomi Koordinasyon Kurulu’nu toplarız, ilgili tarafların görüşlerini alırız, yasayı hazırlayanların görüşlerini alırız ve inşallah makul, uygun bir yol bularak problemleri ortadan kaldırırız.’

Geçici 10. madde eski dosyalar demiyor,” takip işlemleri” diyor

2004 sayılı İİK’da yapılan değişikliklerle icra işlemlerinin şekli ve içeriği değişmiştir. Yeni değişiklikler hem icra işlemlerinin şeklini  hem içeriğini hemde özünü değiştirmiştir.

Kararların gerekçeli olması

8. maddede yapılan değişiklikle icra ve iflas dairelerinin verecekleri kararların gerekçeli olması öngörülmüş. Gerekçesiz  verilen kararlar şikayet konusu olabilecek, ancak bu kararlar bu değişikliğin yürürlük tarihinden önce verilmiş ise geçerliliğini koruyacaktır.

UYAP VE ELEKTORONİK İMZA

8. maddeye eklenen 8/a maddesi bütün icra işlemlerinin UYAP sistemi üzerinden yapılmasını öngörmekte ve elektronik imza için yeni düzenlemeler getirmektedir.

Geçici 10. Madde uyarınca bu yasanın yürürlük tarihinden önce yapılan icra işlemleri için bu düzenlemeler geçerli olmayacaktır.

PARANIN ÖDENMESİ VE DEĞERLİ EŞYANIN MUHAFAZASI

İcra dairelerine yapılacak ödemeler ve değerli eşyanın muhafazası 9. Madde ile yeniden düzenlenmiştir. Değişik 9. Maddeye göre ödemeler Adalet Bakanlığının göstereceği bankaya yapılacaktır.

İcra dışında, hacizde borçlu veya 3. Kişiler tarafından yapılacak ödemeler takip eden iş günü mesai sonuna kadar bankaya yatırılmak zorundadır.

Avukata veya alacaklıya ödenecek paralar vekil veya alacaklının banka hesabına gönderilir.

Geçici 10. Madde ile bu madde birlikte değerlendirildiğinde varılacak sonuçlar:

Geçici 10. Maddeye göre  yürürlük tarihinden önce yapılan takipler için hangi yasa yürürlükte olacaktır?

Takip, kanunun yürürlük tarihinden önce yapılmış, ödeme ise bu kanunun yürürlük tarihinden sonra yapılmış ise icra memurluğu parayı alacaklı veya vekilinin banka hesabına mı gönderecek, doğrudan icrada alacaklı vekiline veya alacaklıya mı ödeyecektir?

Kanun dar yorumlandığında icra memurluğu parayı doğrudan alacaklı veya vekiline ödeyebilecektir. Bu durum ise yasa koyucunun amacına, yasanın özüne ve sözüne aykırıdır. Yasa koyucu bu düzenleme ile icra memurlarının para ile ilişkisini asgariye indirmek istemiştir.  Yasanın yürürlük tarihinden sonra paranın doğrudan alacaklı veya vekiline ödenmesi yasaya aykırı olacaktır.

58. ve 60. Madde, Takibin şekli, içeriği

58 ve 60. maddede yapılan değişiklikle takibin içeriği ve şekli değişmiştir. İcra takipleri icra memurluğuna sözlü veya yazılı başvuru ile yapılabileceği gibi elektronik ortamda da yapılabilecektir.

Değişiklik ile takip talebinin içeriği değiştirilmiş, icra memuruna takip talebinin geçerli olup olmadığına karar verme yetkisi verilmiştir.

Kanunun yürürlük tarihinden önce yapılan takipler ve ödeme emirleri için 58. Ve 60. Maddede yapılan değişiklikler geçerli değildir. Eski takiplerin şekli ve içeriği maddelerin eski haline tabi olacaktır.

82. Madde Haczedilmezdik

82. madde ile haczedilemeyen malların sınırı genişletilmiş, eski yasadaki haczedilmezlik tanımları daha net hale getirilmiştir.

Yeni düzenlemeye göre borçlu veya birlikte oturanlar için lüzumlu olan eşyaları haczedilemez.  Yasa koyucu burada uygulayıcıların dar yorumlarını engellemek için istisnaları saymış ve para, altın ve gümüş gibi şeyleri hariç tutmuştur. Burada yasa koyucu borçlunun yaşam hakkını garanti altına almayı hedeflemektedir.

Borçlunun ekonomik faaliyeti sermayesinden çok emeğine dayanıyorsa mesleğini devam ettirmesi için gerekli olan her türlü eşya haczedilemeyecek.

YASANIN YÜRÜRLÜK TARİHİNDEN ÖNCE YAPILAN TAKİP İŞLEMLERİ

Geçici 10. Madde yasanın yürürlük tarihinden önce yapılan takip işlemlerinin eski yasaya tabi olduğunu söylüyor.

TAKİP İŞLEMLERİ
Bir icra takibinde birden fazla işlem vardır; takip talebi farklı işlemdir, ödeme emri farklı işlemdir, ödeme farklı işlemdir, haciz farklı işlemdir. Şimdi takip eski diye icra memuru banka üzerinden ödeme yapma yerine icradan ödeme yapmaya devam edebilir mi? Bu yasanın amacına aykırıdır.
HACİZ İŞLEMİ
Haciz sözcüğünün sözlük anlamı zapt etmek, zorla almaktır. Haciz işlemi ya fiili olarak yapılır, yada kaydı olarak.. Takip talebi ve ödeme emri haciz işlemini kapsamaz. Haciz işlemlerinin başlaması için takibin kesinleşmesi gerekir. Haczin yapılması ise fiili veya kaydı bir işlemdir. Yasanın yürürlük tarihinden önce böyle fiili veya kaydı bir haciz yapılmamış ise bu işlem yeni bir işlem olacaktır ve yeni yasaya tabidir.

YASA KOYUCUNUN AMACI KİŞİNİ YAŞAM HAKKINI KORUMAKTIR

82. Maddede yapılan değişikliklerin amacı kişinin temel insan haklarından olan yaşam hakkını garanti altına almaktır.  Bu amaç Uluslararası sözleşmelerin ve Anayasanın buyurucu hükmüdür.
Bunun aksi, yani eski takip işlemleri için ev eşyalarının, mesleki eşyaların, borçlunun haline münasip evinin, öğrenci burslarının haczi yasa koyucunun amacına, yasanın özüne ve sözüne aykırıdır.

20 MİLYON HACİZ DOSYASI

Bugün işlemde 20 milyon haciz dosyası mevcuttur, bu dosyalar için haczin devam etmesi demek daha yıllarca kişilerin yaşamları için gerekli olan ev eşyalarının haczine devam edilmesi demektir, bu durum ise yasanın  özüne ve sözüne, yasa koyucunun amacına ters düşecektir.

YENİ BORÇLULAR İÇİN FARKLI ESKİ BORÇLULAR İÇİN FARKLI UYGULAMA

Yeni borçluların ev eşyaları, mesleki eşyaları, bursları v.s haczedilemezken eski borçluların haczedilmesi Anayasanın eşitlik ilkesine,  Uluslararası sözleşmelere ve hepsinden önemlisi adalet duygusuna aykırıdır.

ZAMAN AŞIMLARI

Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda eski işlemler eski, yenileri ise yeni yasaya tabi olacaktır. Burada ayırt edilmesi gereken işlem kavramıdır. Takip işlemleri ile dosya kavramını karıştırmamak gerekir. Yasa koyucu yasanın yürürlük tarihinden önceki dosyalar demiş olsaydı durum farklı olurdu.

Bu durumda eski haczedilen eşyaların muhafaza usulleri, satış usulleri yeni yasaya tabi olacaktır. Aksi halde yedieminler  eşya mezarlığı olmaya devam eder.

AÇIK ARTIRMAYA KATILMA

Dosya yasadan önce de açılmış olsa satış işlemleri yeni yasaya tabi olacaktır.

Takip eski de olsa haczedilen taşınır veya taşınmazların satışına online teklif vermek mümkün olacaktır.

Kısaca yeni düzenlemelerin uygulanmasında uygulanacak yasayı tayin etmek için dosyanın açılış tarihine değil yapılacak işleme bakmak gerekecektir.  Geçici 10. Madde yasanın yürürlük tarihinden önceki takipler veya dosyalar demiyor, “takip işlemleri diyor.

Yasa uygulanırken yasanın bütünü, gerekçesi ve sevk amacı gözönünde bulundurulmalı. Bazı işlemler için eski,  bazıları için yeni yasayı uygulamak yasanın bütünlüğüne ve amacına ters düşecektir.

Kaynak: adalet.biz, Av.Rahmi Ofluoğlu

 HACİZ MAHALLİNDE AVUKAT İŞLEVSİZ

6352 sayılı yasa icra ve haciz işlemlerinde reform sayılacak değişiklikler içeriyor. Bu değişikliklerden en önemlileri:

1-      Haczedilecek mala icra memurunun karar vermesi; ” İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.” 16.maddenin 3.fıkrasının son paragrafı

2-      İcra memurlarının yapacakları bütün işlemlerin gerekçeli olması zorunluluğu;” “İcra ve iflas dairelerince verilen kararlar gerekçeli olarak tutanaklara yazılır.” Madde 2

Bu iki düzenleme avukatı haciz işlemlerinde etkisiz duruma getirmiştir. Bu kanundan önceki uygulamada İİK’da böyle bir düzenleme olmamasına rağmen de facto olarak avukatlar bütün haciz işlemlerinde aktif olarak yer almaktaydı, hacze ve muhafazaya avukatlar karar vermekteydi. Yeni değişiklik bu uygulamayı yoruma yer bırakmayacak şekilde düzenlemiştir.

YENİ DÜZENLEMELER İCRA MEMURLARINA SINIRLAMALAR GETİRMEKTEDİR.

İcra memurlarına getirilen bu sınırlamalar aynı zamanda avukata getirilen sınırlamalardır. İİK 99.madde icra memuruna haczedilen malın muhafazası konusunda geniş yetki veriyordu. İİK’da yapılan yeni değişiklikle icra memurlarının bu takdir yetkisi kaldırıldı. Değişik 99. Maddeye göre artık haczedilen malın borçluya ya da üçüncü şahsa aidiyeti konusunda icra memuru karar veremeyecek. Maddenin yeni haline göre haczedilen şey üzerinde üçüncü şahıs hak iddiasında bulunduğunda mal muhafaza altına alınamayacak, alacaklıya istihkak davası açmak için yedi günlük süre verilecektir. Oysa maddenin eski halinde taşınır malın borçlunun veya üçüncü şahsın yedinde olup olmadığına icra memuru karar vermekteydi. Maddenin yeni halinde ise üçüncü şahsın her hangi bir hak iddiası yeterli görülmektedir.

AVUKAT HACİZDE GÖREVLİ DEĞİL

İİK’da yapılan bu köklü değişiklikler; eski, yanlış uygulamaların devamının engellenmesine yöneliktir. İİK’da bu değişiklikler yapılmadan önce, 14.03.2011 tarihinde Yargıtay 4. Ceza Dairesi avukatın hacizde görevli olmadığına karar vermişti (2009/3133esas,2011/3082karar,14.03.2011tarihli).

Düzenleme öncesi uygulamada haczedilmezliğe, muhafazaya de facto olarak avukatlar karar vermekteydi. Oysa bu uygulama 2004 sayılı İİK’nun özüne ve sözüne (lafzına ve ruhuna) aykırıydı. Yeni düzenlemeyle açık bir şekilde haczedilmezliğin sınırları çizildi ve bu yeni kurallar doğrultusunda hangi malların haczedileceği doğrudan icra memuruna bırakıldı. Bu konuda avukatın talebinin bir önemi  kalmadı. Bunun gibi hangi durumlarda muhafaza kararı verilebileceğine de yeni düzenlemelerle açıklık getirildi.

AVUKATLARIN HACİZ MAHALLİNDEKİ DURUMU

Değişiklik öncesi uygulamada yasanın özüne ve sözüne aykırı olarak avukatlar işyerlerinde, evlerde hiçbir kural tanımaksızın hareket edebilmekteydiler. Evlerin en mahrem yerlerine kadar girmekte, işyerlerinde işyerine ait evrakları alt üst etmekteydiler. Artık Yargıtay 4. Ceza Dairesinin kararı ve İİK’da yapılan yeni düzenlemelerden sonra avukatın haciz mahallin de dileği gibi hareket etmesi imkânsız hale gelmiştir. 4. Ceza Dairesinin kararı gözönünde bulundurulduğunda avukatın haciz mahalline alınmaması artık suç değildir. İİK’da yapılan yeni değişiklikler hacizde avukatı işlevsiz hale getirmiştir.

AÇIKLIK

6102 sayılı yeni TTK’nun genel gerekçesinde yasanın amacı;  açıklık (şeffaflık), denetlenebilirlik, hesap verilebilirlik, adillik olarak tanımlanmaktadır. Çağımızda demokratik toplumlarda açıklık büyük önem kazanmaktadır. Artık çağımızda kayıt dışına, mafyaya, çeteye tolerans gösterilmemektedir. Her türlü derin ilişki Uluslararası küresel yapı tarafından yakın takibe alınmıştır. Türkiye’de bu süreç kısmen 90’lı yıllarda Milli Güvenlik Kurulu kararlarıyla başladı. Etkin uygulama ise son yıllarda ivme kazandı. Bunun ilk uygulaması ünlü mafya liderlerinin tutuklanmasıyla başladı. Daha sonra Ergenekon ve Balyoz davaları ile de mafyanın derin devletle ilişkileri gündeme geldi. Türkiye’de yaşanan süreç büyük küresel güçlerin ve bölgesel düzeyde AB’nin iradesi doğrultusunda gelişmektedir. Yeni TTK ile birlikte iş dünyasına getirilen yeni düzenlemelere paralel olarak İİK’da da açıklık, denetlenebilirlik, kişinin yaşam hakkına saygı, insan onuruna saygı, adillik, hesap verilebilirlik yeni düzenlemelerin esasını oluşturmaktadır.

İCRA MEMURLARININ PARA İLİŞKİSİNİN SINIRLANDIRILMASI

Açıklık ve denetlenebilirliğin İİK daki yeni düzenlemelere yansıyan en önemli hali artık icra dairelerine nakit ödeme yapılamamasıdır. Yasanın yürürlük tarihinden itibaren ödemeler Adalet Bakanlığı tarafından gösterilecek bankalara yapılabilecektir. İcra memurları haciz sırasında haczettikleri veya borçlular tarafından yapılan ödemeleri en geç takip eden iş günü mesai saati sonuna kadar bankaya yatırmak zorundadırlar. Bu hesaplarda biriken paralar alacaklıların takip taleplerinde bildirdikleri veya daha sonra bildirecekleri banka hesaplarına aktarılacaktır.

Bu düzenleme diğer düzenlemelerle birlikte dosya arası, masa altı ilişkileri zorlaştırmaktadır.

BORÇLUYU KORKUTMAK, BORÇLUYU TACİZ ETMEK

İİK’daki yeni düzenlemelere rağmen sırf borçluyu korkutmak, borçluyu sıkıntıya sokmak, taciz etmek için haciz yapılması zorlaşmaktadır.

Bazı baro başkanlarının İİK’da yapılan değişiklikleri eleştirmek amacıyla kullandıkları “korkutma” gibi ifadeler bir hukukçuya yakışmayacak ifadelerdir. Hukuk kişilerin psikolojisini olumsuz etkilemeyi, korkutmayı kabul etmez. Bu ifadeler hukukçulara yakışmaz. Hukukçular herkesten daha çok kişinin vücut bütünlüğüne ve yaşama hakkına saygı göstermek zorundadırlar.

SATIŞ İSTEME SÜRESİ

Muhafazanın ilk koşulu alacaklının muhafaza masrafını peşinen karşılamasıdır.

Eğer alacaklı muhafaza masrafını peşin olarak depo etmezse muhafaza yapılamayacaktır, Madde 17.

Alacaklının satış isteme süresi taşınırlarda altı ay, taşınmazlarda bir yıldır. Bu süre içerisinde satış istenmez ise alacaklı yeniden muhafaza giderlerini yatırmak zorundadır. 6352 sayılı yasanın 22.maddesi ile 2004 sayılı yasanın 110.maddesinde yapılan değişikliğe göre bir malın yasal süresi içerisinde satışı istenmez veya icra müdürünün vereceği 15 günlük süre içerisinde gerekli gider alacaklı tarafından karşılanmaz ise mal üzerindeki haciz kalkar.

İCRA MAFYASI

Yeni düzenleme icralarda oluşan ihale mafyasına da ciddi bir darbe indirmiştir. Yeni düzenlemelere göre taşınır veya taşınmaz malların ihalelerine elektronik ortamda katılmak mümkün olacaktır. İhaleye girmek isteyenler elektronik ortamda teklif verebileceklerdir.

İİK’daki yeni düzenlemeler eksik olmasına rağmen reform niteliğindedirler.

Bundan sonraki uygulamalarda İİK’da yapılan bu değişiklikleri yeterince anlayamayan icra memurları veya avukatlar ceza davalarının muhatabı olabileceklerdir.

kaynak: adalet.biz, av.rahmi ofluoğlu

Hukukçu Gözüyle

Bir an için ev eşyalarının haczinin hukuka, adalete aykırı olduğunu bir tarafa bırakarak soralım:

Ev hacizleri cebri icranın başarılı olması için geçerli bir yöntemdi de neden yedi eminler ağzına kadar ev eşyaları ile dolu, neden yüzbinlerce dosyada tahsilat yok? Neden bu insanlar yaşamsal ev eşyalarının haczine rağmen borçlarını ödemezler?

Çünkü bu insanlar iflas etmişler, bitmişler…

Uygar ülkelerde bu ilkel uygulamalar yoktur..

Zaten hükümetin bu çağdışı uygulamalara karşı yasal düzenlemelere gitmesinin baş nedeni AB mevzuatına uyum ve sosyal barışı sağlamaktır. Bu düzenlemeler keyfi düzenlemeler değildir.

Borç, alacak bir haklılık, haksızlık sorunu değildir..Alacaklının alacağını borçlunun mal varlığından cebri icra ile almak yasal bir haktır.. Bu hakkı borçlunun haksızlığı ile karıştırmak bir kavram kargaşasıdır, çünkü bu zihniyetin devamı borçlular suçludur gibi bir sonuca varır.. Bugün işini kaybettiği için borcunu ödeyemeyen bir kişi neden haksız olsun, neden suçlu olsun? Ya da serbest rekabet düzeninin doğal bir sonucu olarak iflas eden firmaların sahipleri neden haksız olsunlar, neden suçlu olsunlar? Rekabet düzeni içerisinde batan insanlar veya küresel krizlerde iflas eden firma sahipleri haksız ve suçlu olabilirler mi? Bu anlayış bilgi toplumu ile trampa dönemini ayırt edememektedir. Hukukun temel görevi suçlu ile suçsuzu ayırt etmektedir.. Böylesine toptancı bir yaklaşımla bütün borçlulara suçlu gözü ile bakmak hukuk ve adalet anlayışı ile bağdaşmaz

Hiçbir Avrupa ülkesinde ev eşyaları, emekli maaşları haczedilemez, hiçbir Avrupa ülkesinde taahhüdü ihlal diye saçma sapan bir ceza yoktur..

Avukatlar değişimi görmeli ve kendilerini değişime hazırlamalı. Ya değişeceğiz, ya da değiştirileceğiz.. Tercih sizin..

Türkiye’nin istikameti ortaçağa dönük olamaz, buna küresel güçler izin vermeler..

Av.Rahmi OFLUOĞLU/ Hukukçu

9 Temmuz Pazartesi Star Gazetesi

Yasanın ilk günü haciz memurları eli boş döndü, borçlular nefes aldı

Hüseyin Özay / ANKARA

Haciz memurları, 3’üncü Yargı Paketi’nin yürürlüğe girmesinin ardından ilk mesai gününde neredeyse iş ya-pamadı. Ev eşyalarının haczini sınırlayan yeni yasa nedeniyle memurlar eli boş dönünce borçlular sevindi.

Kamuoyunda 3’üncü Yargı Paketi olarak bilinen Yargı Hizmetlerinin Etkinleştiril-mesine İlişkin Yasa’da yer alan, evlerde bulunan tek eşyaların haczedilememesine ilişkin hükümler, haciz kıskacındaki binlerce borçluyu sevindirdi. Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından 6 Temmuz tarihinde, evlere hacze giden memurlar,  konutlarda çift eşya aradı. Çift eşya bulamayan haciz memurları ise borçlulara ‘Borcunuzu en kısa sürede ödeyin’ diyerek, konutlardan eli boş ayrıldı.

Memurlar evlerde çift eşya aradı

Binlerce kişinin hapisten çıkmasını sağlayan 3. Yargı Paketi, borçlulara adeta bayram yaptırdı. ‘Çek Mağdurları’, ‘Haciz Mağdurları’, ‘Banka Mağdurları’ adları ile sanal alemde örgütlenen bir çok borçlu, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından, haciz işlemlerinde yaşananları üyeleriyle paylaştı. Mağdurların oluşturduğu sitelerde yer alan bilgilere göre, yasanın ilk günü olan 6 Temmuz’da haciz memurları evlerde sadece çift eşya aradı. Eğer, bir evde iki televizyon varsa bunun sadece birisi haczedildi. Evde bulunan tek eşyalarda ise haciz işlemi uygulanmadı. Yine işyerlerindeki haciz işlemleri ise yasada yer alan ‘Meslek ve işleri aksatacak makinelere haciz uygulanamaz’ hükmüne takıldı.

MEMUR ODALARI GEZDİ BİRŞEY ALMADAN ÇIKTI

3’üncü Yargı Paketi’nin yasalaşmasıyla birlikte, borç yüzünden eve haciz gelmesi ve ev eşyalarının haczedilmesi artık tarihe karıştı. Vatandaşlar için drama dönüşen ev eşyalarını haczetme olayına son verecek uygulama 6 Temmuz’da başladı. Buna göre icra memurları artık evlerden TV, koltuk, buzdolabı alamıyor. Eğer bu eşyaların herhangi birinden iki tane varsa birini haczedebiliyor. 6 Temmuz’da başlayan uygulamanın ilk gününde yaşananlar şöyle:

-E.Ş: “35 senelik icra takipçisiyim. Dün haciz günümüzdü. Borçlu kapıyı açtı. Durumu anlattık. Borçlu ‘buyurun’ dedi. Memur odaları gezdi. Çift eşya aradı, bulamadı. Borçluya, borcunu ne zaman ödeyeceksin, dedik. ‘Durumum yok’ dedi. Evden bir şey almadan çıktık.”

-M.T: “Müjde yasa yürürlüğe girmiş. Dün haciz için geldiler. Evde, çift eşya, antika eşya ve altın mücevher aradılar. Bir şey olmadığı için, tutanak tutup ayrıldılar.”

Adalet Bakanlığı, icra iflas kanununda değişiklik öngören kanun tasarısı üzerinde yeni bir çalışma başlattı, Türkiye’de “iflas” sistemin de köklü değişiklik öngören tasarıda, Tüketiciler için Bireysel iflas hakkı tanınmasının yanı sıra, şirketlerin iflas sürecinde, şirket tasfiyelerini kısıtlayıcı sürelerle, şirket varlıklarının belirli bilanço üzerinden kaybetme noktasına gelindiği zaman tasfiye edebilmesini sağlayacak düzenlemeler getiriliyor.

Tasarıda, mevcut durumda sadece şirketlere tanınmış olan iflasını isteme hakkı, bireylere de tanınıyor. Bireysel iflasını istemiş ve iflası mahkeme kararı ile kabul edilmiş kişi, çalışıyor ve aldığı maaş geçimini ancak sağlıyorsa hakkında her hangi bir icra takibi yapılamayacak. İflasını açıklamış kişi hakkında uyması gereken kurallar ve sonuçları gerekçeli olarak açıklanacak ve kişi hakkın da 10 yıl boyunca kara liste uygulanacak, iflas eden kişi bankalardan her hangi bir kredi alamayacak.

İflas eden kişi hakkında ki mahkeme kararı, Bankalar, finans kuruluşları ve İcra Müdürlüklerine elektronik ortamda duyurulacak. İflasını açıklamış kişi, farklı şekilde borçlanır ve bu borcunu ödemezse Türk Ceza Kanununun ilgili hükümlerince cezalandırılabilecek. İcra takipleri sürelerine de tahsil zaman aşımı süreleri getiriliyor. Üzerinden belirli süre geçmiş ve tahsil edilememiş alacaklar zaman aşımına uğrayacak ve takip yenilenmeyecek. Adalet Bakanlığı iflas kanununda ki bu değişiklikleri 2012 yılı sonunda hayata geçirmeyi planlıyor.

Bireylerin iflas etme hakkı, Avrupa ülkelerinde ve ABD’de farklı çeşitleri olan fakat ülkemiz de uygulanmayan bir yasal haktır. Türk hukuk sisteminde bireylerin iflası sadece borç ödemeden aciz belgesi alınması ve ona bağlı olarak bir kısım kısıntılar getirilmesi şeklinde oluyor. Amerika ve Avrupa “iflas” sisteminde, şirketlerin yanı sıra, bireylerin de iflas edebiliyor. ABD ve Avrupa’da 2011 yılı verilerinde, iflasların yüzde 97’sini sadece tüketicilere ait olan bireysel iflaslar oluşturuyor.

ABD ve Avrupa’da, bir vatandaş borcunu ödeyemiyor ise iflasını açıkladığı takdirde ondan para tahsil edilemiyor fakat hiç bir yerden kredi ya da borç ile bir şey de alamıyor.

(daha fazla…)

3.Yargı Paketi içersinde İcra İflas Kanunda değişiklik yapan ve 02.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı yasanın icra iflasla ilgili maddelerinin tam metni aşağıdadır.

Kanun No. 6352

Kabul Tarihi: 2/7/2012

MADDE 1- 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 1 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İcra daireleri:

MADDE 1- Her asliye mahkemesinin yargı çevresinde yeteri kadar icra dairesi bulunur.

Her icra dairesinde Adalet Bakanlığı tarafından atanacak bir icra müdürü, yeteri kadar icra müdür yardımcısı, icra katibi ile adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonları tarafından görevlendirilecek mübaşir ve hizmetli bulunur.

İcra müdür ve icra müdür yardımcıları, Adalet Bakanlığı tarafından yaptırılacak yazılı sınav ve Adalet Bakanlığı tarafından yapılacak sözlü sınav sonucuna göre atanırlar. İcra katipleri arasından Adalet Bakanlığı tarafından yaptırılacak yazılı sınav ve Adalet Bakanlığı tarafından yapılacak sözlü sınav sonucuna göre de icra müdür veya icra müdür yardımcılığı kadrolarına atama yapılabilir.

(daha fazla…)