Yargıtay İçtihad Kararı : ”Varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz.”

 12. Hukuk Dairesi, Esas: 2012/27279, Karar: 2013/11536 İçtihat

yargitayBorçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için “lüzumlu” olan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, koltuk takımı, ütü, fırın, halı, bulaşık makinesi gibi insan onuruna yakışan hayatın sürdürülmesi için varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz.”

T.C
YARGITAY
12.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2012/27279
KARAR NO: 2013/11536
KARAR TARİHİ: 26.03.2013

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr.Şanver Keleş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

İİK’nun 6352 Sayılı Kanun’un 16. maddesi ile değişik 82. maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu veya aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya; aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri haczedilemez.”

Aynı maddeye 6352 Sayılı Kanun’un 16. maddesi ile eklenen son fıkraya göre; “İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.” Bu hüküm icra memurunun mal ve hakların haczi konusunda değerlendirme ve takdir yetkisine sahip olduğunu belirtmektedir. İcra müdürü hangi malların haczedileceği konusunda takdir yetkisini kullanırken uyacağı ilkeler anılan maddenin gerekçesinde yazılmıştır. Gerekçede; “Maddeyle alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesinin sağlanması, temel hak ve özgürlüklerinin korunması, hacizde ekonomik yarar bulunmayan ya da muhafazasında ve satışında güçlük çekilen eşyaların hacizlerinin önlenmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeye göre, …. borçlu ile aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için gerekli her türlü eşyanın … haczedilemeyeceği hükme bağlanmaktadır” ifadesi yer almaktadır.

İcra müdürü yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde takip alacağına yetecek miktarda haciz yaparken yokluğu borçlunun günlük hayatını devam ettirmesinde en az sıkıntı verecek ve haczi muhafaza ve satışı en kolay olan mallara öncelik vermek zorundadır. Borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için “lüzumlu” olan buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, koltuk takımı, ütü, fırın, halı, bulaşık makinesi gibi insan onuruna yakışan hayatın sürdürülmesi için varlığı zorunlu olan ev eşyaları haciz konusu yapılamaz. Bu konuda, haciz konusu malın borçlunun haline uygun olup olmadığı ölçütü değerlendirmeye alınamaz. İİK’nun 6352 Sayılı Kanunla değişik 82. maddesinin üçüncü fıkrasında lüzumlu eşya da olsa aynı amaçla kullanılan birden fazla eşya olması halinde bunlardan biri dışında diğerlerinin haczedilebileceğini öngörmektedir. Bu halde diğerine oranla daha düşük değerli ve satılması ve paraya çevrilmesi zor olan mal, haciz dışında bırakılıp diğer malların haczi gereklidir.
Somut olayda 10.07.2012 tarihinde borçlunun evinde yapılan haciz sırasında bir kısım ev eşyaları haczedilmiş, borçlunun haczedilmezlik şikayeti üzerine haciz tarihi itibariyle uygulanması gereken 6352 Sayılı Kanunla değişik İİK’nun 82/3. fıkrasına göre; şikayetin kısmen kabul kısmen reddedilerek borçlu ve aile bireyleri için gerekli olan ütü ve fırın üzerindeki haczin kaldırılmasına, diğer mallara yönelik haczedilmezlik şikayetinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Haciz tutanağının incelenmesinde haczedilen ……. marka tüplü televizyonun borçluya bırakılıp aynı amaca hizmet eden değeri daha yüksek olup satışı kolay olacak olan “….” marka LCD televizyonun haczedilmesi, yine aynı gerekçe ile …… marka tüplü bilgisayarın ve kasasının borçluya bırakılıp “…..” marka bilgisayar kasası ve LCD bilgisayar monitörü ile …..marka tablet bilgisayarın ve …… marka dizüstü bilgisayarın haczi gereklidir. Ayrıca yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca lüzumlu eşya sayılmayan ….. marka koşu bandı, ….. marka yazıcı, ….. marka fotokopi makinesinin haczi isabetlidir.

Şu duruma göre mahkemece, lüzumlu eşyalardan olan …… marka tüplü televizyon ve …… marka tüplü bilgisayar ile kasasının haciz dışı bırakılması gerekirken haczedildiği için bu mahcuzlar üzerindeki hacizlerin de kaldırılması yerine, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.

KARAR : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Ülkemiz kaotik ve karamsar bir dönemden geçiyor olabilir. Toplumsal ayrılıklar ve gerginlikler artmış, siyasi hayatımız her geçen gün yeni bir boyut kazanan telefon ve ortam dinlemeleriyle daha karmaşık ve içinden çıkılamaz bir hale gelmiş, ekonomi eski büyüme hızını kaybetmiş, olumlu gelecek beklentileri yerini negatif bir algıya bırakmışta olabilir. Yasaklarla dolu bir sosyal medya içinde yaşıyor, bilgi paylaşımının engellendiği, baskılandığı hatta tamamen durdurulduğu bir ortama girmişte olabiliriz.

Ancak tüm bu olaylar  karımızın, kocamızın, çocuklarımızın hatta tüm bir mahallenin önünde bizlere yaşatılan hapis ve evde haciz baskısının yarattığı manevi sıkıntıları bizlere unutturamaz. O dönemde hükümetimizin aldığı kararlar ve çıkardığı kanunlar neticesinde birçoğumuz hapisten çıkıp çocuklarına tekrar kavuştu, kaçak yaşamaktan kurtuldu; bugün özgürce çalışabiliyor, borcunu ödüyor ve evinde huzurlu bir şekilde ailesi ile birlikte yaşayabiliyor.

İdeolojik görüşümüz ne olursa olsun bizler yapılan bu iyiliği unutmadık, asla unutmayacağız.  Bunun aksini iddia etmek bu sitenin kuruluş ve varoluş amacına terstir. 

Boynumuzun borcudur.

Çek Hapsi Kalkacak

 

 

 

 

2013 in review

Yayınlandı: 01/01/2014 / karşılıksız çek

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2013 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Louvre Müzesi, yıllık 8.5 milyon ziyaretçi ye sahip. Bu blog, 2013 içinde yaklaşık 350.000 kez görüntülendi. Eğer bu Louvre Müzesi’nde bir sergi olsaydı, bu kadar insanın bunu görmesi yaklaşık 15 gün sürerdi.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, Esas: 2013/3365, Karar: 2013/12821 İçtihat

(Karar Tarihi : 04.04.2013)
yargitayKoltuk takımı, buzdolabı, çamaşır makinası, bulaşık makinası, fırın, halı vb. gibi ev eşyaları lüzumlu eşya olup, haczedilmeleri mümkün değildir.
Yargıtay Kararının Tam Metni:
“Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Nezihe Deniz Güner tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:İİK’nun 82/3. (Değişik: 6352 Sayılı Kanun madde 16) maddesi gereğince para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya; aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri haczedilemez.Takip hukukunda, asıl olan borcun ödenmesi olup, alacaklının alacağına kavuşması için gerekli takip işlemleri yapılırken borçlunun ve birlikte yaşadığı diğer aile fertlerinin yaşamlarını sürdürebilmesi için zorunlu olan eşyaların haczedilmeyerek kendilerine bırakılması gerekir. Anılan madde ile amaçlanan; alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesinin sağlanarak, temel hak ve özgürlüklerin korunması, haczinde ekonomik yarar bulunmayan ya da muhafazasında ve satışında güçlük çekilen eşyaların hacizlerinin önlenmesidir. Bu bağlamda; borçlu ve aile bireyleri için gerekli olan eşyaların lüzumlu olup olmadığı tespit edilirken, alacaklının da alacağına fiilen kavuşmasını engelleyecek amacı aşan uygulamalardan kaçınılarak taraflar arasındaki menfaatler dengesini de hukuk düzeni içinde korumak gerekir.

Öte yandan her ne kadar İİK’nun 82. maddesine 6352 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile eklenen son fıkrasında, icra memuruna haczi talep edilen malların haczinin caiz olup olmadığı konusunda değerlendirme yapma yetkisi verilmiş ise de; verilen bu takdir yetkisi keyfiliğe de yol açmamalıdır.

Somut olayda; borçlunun evinde 06.12.2012 tarihinde yapılan haciz sırasında, 5 adet klima, 2 adet masaüstü bilgisayar, iki adet televizyon ve birer adet bulaşık makinası ve kurutma makinasının haczedilmesi istenilmiş, icra müdürünce talep reddedilmiştir. Koltuk takımı, buzdolabı, çamaşır makinası, bulaşık makinası, fırın, halı vb. gibi ev eşyaları lüzumlu eşya olup, haczedilmeleri mümkün değil ise de; fiyatı yüksek, muhafaza ve paraya çevrilmesi kolay, alıcısı bulunabilecek olan LCD, Plazma TV, kurutma makinası gibi eşyalar, maddede öngörülen amacın dışında borçlu ve ailesi için gerekli, zorunlu mallardan değildir. Ayrıca haczi istenen aynı nitelikte olan eşyalardan birden fazla bulunması durumunda bunlardan değeri daha düşük, satılması ve muhafazası zor olanın borçluya bırakılması, diğerlerinin haczedilmesi gerekir. Kaldı ki, borçlu vekili de haciz sırasında; diğer eşyaların haczine karşı çıkılsa da “…bir adet televizyonun dışındaki eşyaların haczedilebilirliği söz konusudur” şeklinde beyanda bulunmak suretiyle haciz yapılmasına karşı çıkmamıştır.

Diğer taraftan, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde “Hukuki dinlenilme hakkı” düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama yapma ve ispat hakkı bulunmaktadır. Şikayetin mahiyeti dikkate alındığında da borçlunun hukuki durumu etkileneceğinden öncelikle taraf teşkilinin sağlanması gerekir.

O halde mahkemece istemin kısmen kabulü ile yukarıda belirtilen esaslar dahilinde taraf teşkili ile değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin tümü ile reddine dair hüküm tesisi isabetsizdir.

KARAR : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 04.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

T.C İstanbul Anadolu 2.İcra mahkemesinin taahhüdü ihlal suçu için vermiş olduğu gerekçeli beraat kararı bu suçtan yargılanan tüm mağdurlar için umut ışığı oldu. Sn.Celal Toparlaklı’ya değerli paylaşımı için teşekkür ediyoruz.

T.C.

İSTANBUL ANADOLU 2. İCRA CEZA MAHKEMESİ

DAVA TARİHİ: 12/04/2012

KARAR TARİHİ: 22/05/2013

Müşteki vekili tarafından yukarıda açık kimliği ve atılı suçu yazılı sanık hakkında açılan davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Müşteki vekili, icra takibinin kesinleşmesinden sonra sanığın borcunu taksitle ödemeyi taahhüt etmesine karşın haklı bir neden olmaksızın bu taahhüdüne uymadığını belirterek İIK’nun 340. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Sanık meşruhatlı davetiye tebliğine karşın duruşmaya gelmemiş, savunma dilekçesi vermiştir. Savunma dilekçesinde taahhüdüne uymamasının makbul sebebe dayandığını, ekonomik durumunun bozuk olması nedeni ile acz içinde bulunduğunu, suç işleme kastının bulunmadığını, cezalandırmadan beklenen amacın gerçekleşmesinin mümkün olmadığını belirterek beraatine karar verilmesini istediğini bildirmiştir.

Yazının devamını oku »

19728587Kahramanmaraş’ta bir hakimin kredi ve senet gibi borçlara ilişkin ödeme taahhüdünü yerine getirmeyip hapis cezası alanları Denetimli Serbestlik Yasası’ndan yararlandırarak tahliye etmesi üzerine bu ile akın eden aynı durumdaki kişilerin sevinci yarıda kaldı. Kahramanmaraş’ın yanısıra diğer illerden de yaklaşık bin 800 kişinin 1.5 aylık sürede bu karardan yararlanmasının ardından Yargıtay yerel hakimin kararlarını bozdu. Tahliye edilenler ya da firardayken hapisten kurtulanların durumu, kararın gerekçesi açıklandıktan sonra netleşecek.

Kahramanmaraş’ın Türkoğlu İlçesi’ndeki Açık Cezaevi’nde ödeme taahhüdünü yerine getirmediği için mahkum olan bir borçlu, Denetimli Serbestlik Yasası’ndan yararlanmak için 14 Şubat 2013’de İnfaz Hakimliği’ne başvurdu. Kahramanmaraş İnfaz Hakimi Abdullah Özer, dosyayı inceleyip verdiği tahliye kararına, cinayet, gasp, hırsızlık ırza geçme gibi yüz kızartıcı suç işleyenler dahi Denetimli Serbestlik Yasası’ndan yararlanırken ’taahhüdü ihlal suçundan tazyik hapsi alanlarının bu haktan yararlandırılmamasının infazda eşitlik ve adalet kuralına aykırılık teşkil edeceğini’ gerekçe gösterdi.

BİN 800 KİŞİ YARARLANDI

Yazının devamını oku »

İZMİR’de ekonomik sıkıntılar yüzünden borçlarını ödeyemeyen binlerce kişiye ait icra dosyaları, adliyede İcra Müdürlüğü’nün bulunduğu koridorlarda geçecek yer bırakmadı, yediemin depoları hacizli mallarla dolup taştı. Takip dosyalarının başında, bankalardan alınan otomobil, tüketici kredileri, cep telefonu fatura borçları bulunuyor.

Bahri KARATAŞ/İZMİR, (DHA)
defaultEkonomik sıkıntılarla birlikte, İzmir Adliyesi’nde faaliyet gösteren 12 ayrı icra tetkik mercii hakimliği, başta taahhütü ihlal, nafaka ödememe, memur ve imza şikayetlerinden oluşan ceza ve hukuk davalarında 2010 yılında 19 bin 500, 2011 yılında 25 bin dosyaya bakarken, 2012yılında bu sayı 33 bin 766 dosyaya ulaştı.

İCRA MÜDÜRLÜĞÜ DE DOLDU TAŞTI

İzmir’deki 28 icra müdürlüğünün her birine 2012 yılında 32 bin ile 34′er bin arasında icra dosyası geldi. İzmir Adliyesi’ndeki 28 İcra Müdürlüğü’nde 2012 yılında icra takibi sayısı 932 bini buldu. Bu sayı önceki yıldan gelen devirlerle birlikte 1.3 milyonu aştı. Takip dosyalarının başında, bankalardan alınan otomobil, tüketici kredileri, cep telefonu fatura borçları bulunuyor. Cep telefonu davalarını kredi kartı borçarı, esnaf ve kefalete ödenmeyen borçlardan kaynaklanan davalar takip ediyor.

KORİDORA İSTİFLENİYOR

koridora-sigmiyor--2953761İcra müdürlüklerinin kalemlerine sığmayan 1 milyonu geçkin dosya çelik dolaplarda yer kalmayınca koridorlara istiflenerek yerleştirildi. İcra dosyaları ile boğuşan 28 İcra Müdürlüğü’nün bulunduğu koridorlarda geçecek yer kalmadı. Üzüm sergisi gibi yerlere serilen dosyaları gören vatandaşlar şaşkınlıklarını gizleyemedi. Sonuçlanan dosyalar, görevliler tarafından alışverişarabaları ile arşive taşınıyor.

BU SORUNA ÇARE BULUNMALI

İcra davalarının çokluğundan avukatlar da şikayetçi. İzmir Barosu Başkanı Sema Pekdaş, banka kredisi, cep telefonu ve kredi kartlarından kaynaklanan davalar sebebiyle avukatların diğer davalara bakamaz hale geldiğini söyledi. Pekdaş, Türk halkının kimlik bunalımı, sosyal patlama ve ruhsal sorunlarının temelinde ekonomik krizin yattığını belirterek, vatandaşların içinde bulunduğu durumla ilgili “Eskiden hacze gittiğimiz zaman esnafın komşusu, eşi, dostu, arkadaşı veya akrabası geliyor, borcu kapatıyordu. Artık kimsede para olmadığı için veya olduğu halde vermek istemediği iş in esnaf borcunu ödeyemiyor. Yediemin depoları hacizli otomobiller ve mallarla doldu taştı. Sokakta, vatandaşları yoldan zorla çevrilip kredi kartı veriyorlar. Burada bankalar da sorumlu. Kredi kartı verilen kişi buna uygun mu değil mi araştırılmalı. Maalesef bunlar yapılmıyor. Borç ödenmeyince de kriz yaşanıyor. Borçlarını ödeyemeyen birçok kişi canına kıydı” dedi.